Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 126
Önceki yazılarla birlikte okunmasını tavsiye ederek kaldığımız yerden devam…
“Fenesû hazza mimmâ zukkirû bihi/Onlara zikredilenden payı unuttular” (Maide 14)
Evet, Biz söz aldık, onlar ise unuttular. Paylarını değil de verdikleri sözün bazısını unuttular. Verdikleri sözün bazısını yerine getirdiler, bazılarını yapmadılar.
Hıristiyanlar çocuk oyuncağı gibi oldular, ne söylenirse onu yaptılar. Önce kilise mensupları müsbet ilmin verilerine karşı çıktılar. Dünya yuvarlaktır diyenleri asmaya kalkıştılar. Faiz ve zina gibi haramları helal hâle getirdiler. İnsan hakları kavramını kendi çıkarlarına yorumladılar. Onlara bütün bu fenalıkları yaptıranlar İsrail oğulları olmuştur. Haçlı Seferlerini tezgahlayan hep Sermaye (Siyonist Sömürü Sermayesi) olmuştur. Oysa onlara her şey anlatılmıştı, hep doğru şeyleri benimsemişlerdi.
Hıristiyanlık tarihte üç safha geçirmiştir.
İlk safhada üç yüz yıl en ağır şartlar içinde ezildiler. İnsanlık tarihinde Sovyetler de büyük zulümler yapmışlardır, ancak Hıristiyanlara yapılan zulümler onun kat kat üstünde olmuştur. Bu birinci dönem baskı dönemi, sabrın bittiği dönemdir.
Sonra ikinci dönem başlamış, Pavlus’un oluşturduğu İncil dışındaki öğretilere göre bozulan Hıristiyanlık rağbet görmeye başlamıştır. Sonunda Hıristiyanlık Roma/Bizans İmparatorluğu’nun dini olmuş, o zaman da Hıristiyanlık zulüm aracı olmuştur.
Daha sonra Hıristiyanlığa karşı cephe alınmış, parçalanmış ve güçlü Hıristiyan devletler birbirlerini yemişlerdir. İşte, şimdi bu ayet onların bu durumlarını anlatmaktadır.
Benzer tarihî gelişme Risale-i Nur şakirtlerince yapılmıştır. Said-i Nursi Hazreti İsa gibi evlenmemiştir. O da birkaç havari bırakmıştır. Hazreti İsa gibi onun da mezarı yoktur. Hazreti İsa gibi şeriatla değil imanla meşgul olmuştur, şeriat değil tarikat üzerinde durmuştur. Nur şakirtleri de Hazreti İsa’nın müntesipleri gibi çok ağır zulümler görmüşlerdir. Sonra Pavlus gibi Fethullah Gülen ortaya çıktı, küresel düzenle anlaştı, bugünün Bizanslılarıyla anlaştı, İslâmiyet ılımlı İslâmiyet olmaya başladı...
İşte, bu ayette geçen ve unutulan ahz buydu.
Yani Hıristiyanlar Hazreti İsa’yı bırakıp takiyeci Pavlus tarafı oldular.
“Fe egraynâ beynehüm el-adâvete ve’l-bagdâe / Onların aralarında bağdaı ve adaveti iğra ettik.” (Maide 14)
Buradaki “Fa” sebep-sonuç “fa”sıdır. Yani kendilerine anlatılanları unuttuklarından dolayı biz de aralarında düşmanlıkları iğra ettik. Yani insanlar eğer kendilerine verilen görevi unuturlarsa aralarında bağda’ iğra olunur.
Cumhuriyet hükümetleri İslâmiyet’i unutarak, savaş esnasında verdikleri sözleri unutarak, “laik düzen” adı altında dinsizlik yapmaya başlamışlardır.
Aralarında ne olmuştur?
Bağdâ’ ve kin başlamıştır. Önce Kazım Karabekir ile Mustafa Kemal’in arası açılmış, sonra İsmet İnönü ile Mustafa Kemal’in arası açılmış, sonra Celal Bayar ile İnönü, sonra Celal Bayar ile Mareşal Fevzi Çakmak, sonra Demokrat Parti ve CHP, sonra Kürt-Türk gibi gruplanmalar meydana gelmiştir.
Benzer çatışma Ak Partililer ile bazı Millî Görüşçüler arasında olmuştur; çünkü onlar verdikleri sözleri unuttular, “Adil Düzen” sözünü unuttular.
Hıristiyanlar arasında da işte böyle beş yüz yıllık kanlı savaş devam etmektedir.
“Ğera” veya “Ğıra” yapılan zamk demektir. Zamkın özelliği şudur. Moleküller arasına girer ve onlar arasında çözülmez bağlar oluşturur. Birbirlerini de çektikleri için yapışır kalırlar. Buradaki iğradan maksat kişilerde doğan duygulardır.
Evet, birçok Millî Görüşçüler ve özellikle -henüz yolun en başında- ‘Millî Görüş gömleğini çıkararak’ yola çıkan AK Partililer, kendilerine verilen görevi, başka bir ifade ile Erbakan Hocanın huzurunda onlarca defa verdikleri “Adil Düzen” sözünü unuttular...
(Devamı var)