Özer Ataç
Yeni(den) Orta Çağ 2
1.02.2026
806 Okunma, 2 Yorum

Kadim “Hamili Kart” :  Senyoraj

 

Önceki yazımda bozulan dünya düzeni için ‘Yeni/den Orta Çağ’ tanımlamasını yaptım. Süreç yeni başladığı için makalelerim de öyle süreceğimi umuyorum.   Kazım Erten arkadaşın sosyal etkileşimlerinden ve küresel alt-üst oluşların ülkemizin  hava sirkülasyonunu tıkadığı keder gamından olacak; tıkacın mahiyetini çözümleyen yazıyı iletmişti.   Onca uğraşla ortaya çıkan insani yönetişim değerlerini etkisiz kılmak için onlara yüklenen yüklerden söz ediyor. “Umut vaat eden bütün birikimler,  artırılmış yerçekimiyle (gravitasyondan)  yere çakılıyor. Daha iyi Dünya için ilerleyen milyonlar yere kapaklanıyor; adeta  sürüngen genlerimizle oynuyorlar.”   yollu uyarılar yapmış.

Evrensel değerlerin  “dengeli ilerlemesi”  yalanıyla,  içlerine  safralar  eklenmesi, uzaydaki yer çekimsel etki değil tabi.  Uzay boşluğunda  gerilmiş çarşafa atılan bilyenin ağırlığı ile meydana gelen eğimin yörüngeler oluşturup,  ışığı   bükmesi  söz konusu küresel  safracılara ilham verdi mi bilmiyorum.  Bildiğim,   ışığı büken ağırlığın,  evrensel değerlerimize yüklenerek  insanlığı ilerlemeden alıkoyacağı gerçeğidir. Bu safralama, değerler gemisini dengelemek  için değil, batırmak için konduğu  çok açık.(1)

 

 

Gel gör ki gemi azıya almış, eline geçirdiği gücü  benliğine tasma yapmış; hukuk- insaf tanımaz, kendi türüne vampir hükümranlar;  evrensel değerlere  yükledikleri ağırlıklarla kendileri de batacak. Bu yüzden insanlık, ortak vicdanda toplanmalı; değerleri işlemez hale getiren  safracılara, onlara yükler ihdas edenlere, para artırıcı  faizcilere engel olmalı.   

 

***

 

Negatif  Gravitasyon (2)

 

Modernizm ve pozitivizmin ontolojik yükü ve yeni bir meşruiyet arayışı! Ağırlaştırılmış ideolojiler , rejimler! Ağırlaştırılmış inanç, itikad; ağırlaştırılmış dindarlık!” (KE)

 

Küresel meşruiyetin kaynağı olan evrensel insan ideali  zehirlenince; meşruiyet, Orta Çağın iflas etmiş Avrupa krallarının  kamu yetkilerini para karşılığı devretmelerine dönüştü. Küresel zorbalık,  BM’lerin sözleşmelerini  Trump’ın  pano belgelere attığı duvar yazısına benzer(graffiti) imzalarıyla geçersiz kılıyor. Buna karşın hangi ülkede neyi yapacağını doğrudan duyuruyor. Egemenlik  daha önce parti , seçim  süreleri  dolayımda sahibine  unutulurken; şimdi itaat dönüştü. Dolaylı itaat, dolaysız talimat oldu.      

 

Küresel kumarbazlar  el koyduğu Dünya ve insanlık değerleriyle yetinmiyor;  ne yapsalar tatmin olmuyor, olmayacaklar. İnsanlığın binlerce yıllık uğraşı, keder dolu fedakârlığı  ile    inşa edilen her tür “medeniyet”, yerel senyorajlarca   her aşamada istismar edildi; alışmayalım, direnelim.   Biliyorsunuz zorbalar, insanların lehine olan her şeyi kendilerine yük görüyor. Oysa insanlığın vicdani birliği, yardımlaşması, paylaşması  yük değil, evrensel tabiatına uyumlu hedefidir.  Bunu istemiyorlar.

 

İnsanık  aklını çelen yönetim, makam ve  inançlardan özgürleşmeli.  Gücün, yetkinin tekelini kıracak nitelikli seviyeye erişmiş ortak akıldır.  Böylece yaşam verimli, adil sürdürülebilir.  “Tövbekar” medeniyet, bu yüzden  Dünya yaşamını “mahkumiyet” olmaktan çıkarmayı vaat etti.  Bu yüzden   sosyal düzenle   inançlar ile arasına mesafe koydu.

 

Egemenlerin milletleri istismarı şimdilerde  sofistike cihazlara devredildi.   Eşitsizlik yine yeniden devam ediyor;  bin bir sahtelikle kalıcı hale geldi. İlla piramitleri yıkılacak.   Bunun aksine düşünenler, alternatif yol arayanlar,  içlerine sokulan ajanlarla “terörist”,  milletler ambargolarla perişan  oldu. Yetmeyince,  dolaylı dolaysız  silahla bastırıldı.   

 

Yani hazcı geriliğin (ki hazcılık geriliğin yakıtıdır), payandası  silah  kullanımı  yerli yerinde!  Onlar kendilerini özne sanıyor; gücün, paranın nesnesi olduklarını da  bilmiyor.  Bu yüzden talana koşullular.  Tersini düşünmüyorlar; asıl gücün  yardımlaşmanın inşa edeceği ruhsal (vicdani) birlik olmayı istemiyorlar.   Güvenli (ilkeli)  ortaklıklar, insanlığın ufkundan hiçbir zaman  düşmeyecek.  Ufku ne kadar karartsalar da  sisin dağılmasıyla yine görülecek.  Azimle bekliyoruz.

*      

Bizi biz yapan ne varsa  yaşamımızda neden işe yaramıyor?   Onlar gerçekten yararsız mı?  Bu değerler işe yaramazsa “bu saate “, bu aşamada hangi değerlerle yaşayacağız?

 

Değerli olanı işe yaramaz hale getirmek tam bir sahtekarlık!  Düşünün, bunu bütün dünyada yapıyorlar;

“Hukuk devleti” , “Anayasal Devlet” inşa ediliyor…yine de hukuksuzluk, istismar,  güvensizlik, belirsizlik ortadan kalkmıyor?!  

 

Bunun sebebi yasalar mı; yönetim şekli mi; yönetim yetkisini verdiğimiz siyasiler mi; yoksa yönetimde devamlılığı sağlayan bürokratlar mı?  Belki, sorumlu hiç bakılmayan yerde;  meşruiyetin kaynağı vatandaşta! Eğer öyleyse,  vatandaş  gerçeği göremeyecek, doğruyu seçemeyecek kadar aciz durumdadır.

 

Sormalıyım: sorun giderici yasalar, alt yasalarla neden bağlanıyor ? Bir tek bunun cevabı bile, hukuka çelme/dolayım tuzağını gösteriyor.   Bu doğal değil!   Hukukun işlevsiz kılınması ve buna seyirci kalan toplumlar,  Musa nebinin kavmiyle çöle duçar olmasını yaşayacaklar. İlahi uyarıların dili  doğadır.

 

*

Aydınlanma devriminden bu güne,  insanın sırtındaki yükü alması gerekirken, ağırlaştırılmış ekonomik senyoraj !” (KE)

 

Eriştiğimiz düzey aydınlanma gibi mi görünüyor!?   Ortalığın “aydınlanmasından” söz etmiyorum. Kafanın, aklın aydınlanmasından söz ediyorum. Gece uçak yolculuğu yaparken,  yeryüzündeki  karanlığın ne kadar yaygın olduğunu, yerleşim yerlerinin  azlığını; yukarıya ulaşan ışıkların tıpkı işlevsel  beyin hücrelerimizi andırdığını hatırladım;  çoğunuz izlemiştir.  İnsan beyninin işlevsiz karanlık kısımları,  yeryüzünün karanlık coğrafyalarına ne kadar çok benziyor.    

 

Çoğulculuğu bütün dünya egemenleri  haz etmez.  Yerel hükümranlar daha fazla  rahatsız  olurlar. Bu aralar yerellik küreselliğin kopmuş taşkınlığı sebebiyle göze daha ılımlı görülüyor. Siz bakmayın devletlerin teritoryal(sınırlara saygı) bağlık sözlerine.  

 

Özünde devlet, yola çıkmış güç demektir. Yolu, güçlenmek, hükümranlık, yetkinlik, büyümektir. Onu var eden insanlar doğup ölürken o güçlenir. Her nesilden diğeri için fedakârlık ister. Nesillerin vicdanı var; peki devletlerin vicdanı var mı; varsa nedir?

 

 Devletlerin yerel hükümranlığı düşünsel planda hiçbir zaman “çocuk” olarak kalmaz. Büyümek fethetmek , yetkinliklerini, iç tekel gücünü  küresel tekeliyete dönüştürmek  ister. Tabi bu “arzuyu” küresel patronaj devler de biliyor. Bu yüzden uyduluk, pakt , birlik gibi ortaklıklar inşa ettiler. BM ler böyle doğdu.

 

Yerel devletler egemenliği halkından alır. Bu alış yedi emin hukukudur. Sonra devredilmiş egemenlik, belirli ilkeler doğrultusunda otomatiğe bağlanır.Nesiller değişir; “egemenlik” artık,  tıpkı ilkeler gibi halktan uzaklaşır; halk egemenliğine yabancılaşır. Çünkü halk, yaşamın türlü zorluklarına karşı değişik uğraşıya kapılmıştır. Egemenlik halka verilse de  onu istemez. Kendi evini geçindirmenin yüküyle kıyaslandığında egemenlik onun için taşıyamayacağı yüktür. Çünkü bütünlüğün, ortaklığın, birliğin,  bereketinden  kolaylığını unutmuştur.  Vatandaş onca kalabalık içinde yalnızlaşmış, atomize olmuştur. İşte size  modern insan.   

 

 

Egemenliğin  “hamili kartı”  senyorajdır. Bu güç yetkisini hükümdarlar, kamusal otorite kullandığı gibi büyük sermaye de kullanıyor.  İstediği  şeyin değerini artırır , düşürür;  artandan pay alır, düşeni yükseltmek için ucuza kapatır. Senyoraj  kapsamında  güç,  devletlerden küresel sermayenin eline  geçiyor.   Heyhat!.. Devlet veya sermayenin egemenliği yine yetinmez;   emek hırsızlığının  en sinsi olanını,  her an işlenen  hırsızlığı, enflasyon canavarına dokunulmazlık verir.   

 

Alın teri, kafa emeği, emeğin çileli halleri… bütün dürüstlük ve hak edişlerin düşmanı  enflasyon  Orta Çağ’dan buyana  emek ve üretimin  paylaşılmasını engelleyen  en  ağır  ve vicdansız çapadır. Rahmetli Necmettin Erbakan, “Bütün yollar Roma’ya çıkar” (1175) yollu,  “her kötülüğün faili,  faiz lobisidir” sözünü her vesile ile ısrarla duyurmuştu.  Benzer deyişi Süleyman Karagülle’den işitmiştim: “ “Şeytanı görmek isteyen abd  dolarına baksın; şeytan ile yapılacak en tesirli mücadele,  abd dolarının hükümranlığına alternatif değişim değer kullanmaktır.” Bunun için Akevler Kooperatifi üyelerinin katılımlarını rayiç  demir çimonto hesabıyla kaydedip  işletiyordu. Buna öykünen organizasyonlara   ya demir-çimento  ya da kendi ürettikleri ürünleri değişim ücret belgesine dönüştürmelerini önermişti.  Akevler Kooperatifi bu hak esaslı uygulamasını hala sürdürüyor.

 

İnsanlığın uç aklının ürünü olan keşiflerin kazanımları insanlığa eşit dağılmıyor.  Sermaye bunu, yatırım maliyeti,  lobilerin bürokratik lisans manipülasyonlarıyla engelliyor.  Kolaylığın halka ucuz güvenli ulaşmasını engellemek sermayenin  senyorajıdir. Bilimsel keşifler tarihinde,  kaşifler çalışmalarını  önceki araştırmaları temel alarak,   farklı yollarla  sürdürdüğünü;  denemelerinin bitip tükenmezliğini,  çoğu keşiflerin  en son raddede “sezgisel ikram” suretiyle oluştuğunu,  beyan ediyorlar. Bunu,  büyük buluşların tüm disiplinli arayış çabalarının takdiri olarak  çoğunlukla sezgi kanalıyla sunulmasının altını çizmek için naklettim. Sezgi, her ne kadar birimsel görülse de    insanlık ailesinin ortak bilinç altının   kılcal kanalıdır. Bu yüzden buluşlar insalığı sömürme nesnesi değil, insanlığın ortak değeridir. (3)

*   

Özgürleştirme iddiası ile cumhuriyet, demokrasi formlarından; bireyi yapıp ettiklerinden, fiillerinden öte, bilinçaltını dahi köleleştiren siyasal kısıtlamalar! Mahreç, çıkış mümkün mü?”(KE)

 

İflah olmayan yaygın  siyasal sorunların  mahrecini,   yaratılışımızın  ilk düğmenin iliğine,  en yüksüz halimize ya da “aşağıların aşağısı dünya’ya” indiriliş testimize  ve ya  Prometeus’un malum “suçu” işlemeden önceki halimize kadar indirmeyelim.   

 

Başlangıçtaki hatayı düzeltmek için tüm örgüyü söksek mi?  Evişlerinde öyle yapılır.  8,5 milyar insan için bu mümkün değil. Sorunların köklerine dönsek te onlar artık orada değil; her şey gibi başkalaştılar. Var oluşumuzun doğal eğilimi (ontolojik yönseme), geçmişi yada geçmişin etkilerini  bugünkü farkındalığımız ve yapacağımız tercihlerimizle değiştirebileceğimizi söylüyor.

 

Kölelikten, ilkel senyoraj esarete  karşı aralıksız  savaşarak yiterek  özgürleşen  insanlık,  soluklanmak için cumhuriyet, demokrasi  aşamasına ulaştı. Çok eski çağlarda bu aşamalar seçkinler için geçerliydi. Şimdi bütün insanlığın ortalığına dönüştü. Bu aşamaların imkanlarıyla  kendini,  bilgisini,  işini ilerletmek istiyor. Fakat olmuyor. Bu değerler insanlığı geliştirmiyor, özgürleştirmiyor. Aksine yine eski hastalıklar düşmanlıklar, cepheleşmeler, ayrılıklar, korku seansları ürüyor. Ne oldu; bu değerler neden artık yolumuzu zihnimizi, vicdan ortaklığımızı sağlayamıyor? Çünkü çöl yolculuğumuzun su matarasına zehir damlattılar. Cumhuriyet ve demokrasi, danışma, paylaşma, ortaklık değerlerini türlü kolaylık standart bahaneleriyle işlevsiz kısır yaptılar. Yukarıda değindim, yasalar kendi içinde iki türlü felç edilir. Birincisi aynı temada çoğaltılır. İkincisi, alt yasalarla boğulur. Madem insan toplumsaldır, madem yetki devri süreli ve kaçınılmazıdır, madem kurallar olmalıdır. O halde yasaları ucu açık özgürlüklere bulaştırmayalım. Ucu açık özgürlüklerin sürmesi için evrensel  varlığın bütünlüğünü esas alan yasakları  tarif eden yasalar yapalım.  

 

Umutluyuz, hala fırsat var sanıyorum. Dünya bizden vazgeçme emareleri gösterse de.  Günümüzün trendi  “cumhuriyet”, “demokrasi”, “eşitlik”, “özgürlük”  değerlerine hastalık bulaştı tanısıdır. Bu yüzden   otokratik aşı zorunluğu yaşıyoruz. Artık  otokratlar trendindeyiz ve hepimiz aşılandık.(4)    

 

 

Açıklamalar :

 

(1)Safra:  gemicilikte, geçici ya da kalıcı olabilecek şekilde gemi su çekimlerini, baş-kıç,sancak-istkele eğimlerini düzenlemek amacıyla gemilerde özel bölümlere yerleştirilen ağırlık suyu. Tıbta, Karaciğerin salgıladığı sindirim sıvısı.Konumuz bağlamında evrensel değerleri  varlığına tehdit gören  Küresel Sermaye’nin  onları  sindirilme işlevi.

 

(2) Adil Düzen Çalışanlarından Kazım Erten (KE) özlü çözümlemelerini yorumlamamı istemişti. Yeni/den Orta Çağ başlıklı makalelerimle örtüşüyor. Yorumluyorum. Umberte Eko’nun Cambridge’de verdiği 1990 Tanner Konferasları’na dayanak kitabında değindiği  kutsal metinlerin amacını  aşan yorumların felsefeye kaynaklık ettiğini, kaynağın niteliğine eş akış ve yataklar oluşturadurmasını inceliyordu. Yorumlarımda böyle bir artırma-akış  var mı okuyucu karar verecektir.

Gravitasyon: Tüm cisimlerin kütleleriyle doğru uzaklıklarının karesiyle ters  orantılı birbirlerini çekme gücü. Fransızca (evrensel çekim). Gravite, yer çekimi; gravitare (Lat./ ağırlık , çekmek); gravis (Lat., ağır);gır (kürtçe/iri ,büyük); grand (kocaman, iri).

Meşruiyet , “siyasi rejimlerin devamlığını sürdürebilmesi için en önemli faktör.” (Max Weber)Yasaya, dine veya kamu vicdanına uygun olan.Kamusal otorite eylem ve kararlarında meşru olmak için toplum katında “paylaşılan” bir dizi değere uygunluğu gözetir.  

 

3) Patent,  kaşifin hakkı;  ilkesi haklı görülüyor. Fakat çok getirisi olacak buluşlar sermaye çekim alanından çıkamıyor. Bilim insanı ile keşfi arasına her zaman sermaye giriyor. Bunu bilim insanın ödülüne bağlamak aldatmacadır. Bilim insanlarının performans güvencesi tüm toplumun uhdesine borçtur.  

Senyoraj: Ekonomik kavram. Yazılı (hukuki) değeri yükselten erk baskısının değişim kazancı. abd dolarının, diğer ülke paralarına üstünlüğü ya da ülke merkez bankalarının kontrolündeki bankalara üstünlüğü gibi hakimiyet /hükmetme etkilerdir.  

 

4) Aşı, yeni-yabancı ortakçıya,  sirayet  ile intibak sağlıyor.Frekans olanları sınır zaman tanıyor; sürekli her görüntü ve mesajda muhatapları  kodluyorlar.

Otokrasi: Bir hükümdar; küçük bir küme ya da tek bir siyasal partinin siyasal erkin yönetim biçimi. Çoğulcu yönetimlerin karşıtı. Günümüzde siyasal sistemler otokratik ve demokratik unsurları bir araya getirerek literatürde anokrasi, melez rejim, seçimli otokrasi  gibi adlarla anılan hibrit yönetim biçimleri ortaya çıkıyor. Orta Çağda yaygındı. Şimdi yeniden sahne alıyor. Çünkü güvensizlik, kaygı ve kitlesel bezginliğin getirdiği atalet,  kuvvetli merkezlerin toparlayıcı olacağına inandı. Oysa tüm olumsuzluklar, piramit hiyerarşik yapılanmadan kaynaklanıyor. İnsan disiplinli nitelikli gelişimden mahrum bırakılıyor.  

 

 

 

 

 


YorumcuYorum
Reşat Nuri Erol
02.02.2026
15:10


KUR’AN SÜNNET İCMA KIYASİÇTİHAD NİZAMI ADİL DÜZEN ÇALIŞMALARI

Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 122

Önceki yazılarla birlikte okunmasını tavsiye ederek kaldığımız yerden devam…

Başkanların affetmediği kimselerin durumları ne olacaktır?

Savaşta başkan re’sen ceza verecektir.

Ama düzen değişikliklerinde başkan re’sen ceza veremez.

Yeniden muhakeme edilirler ve adil mahkeme tarafından ceza verilir.

Demek ki Ergenekoncular askerler tarafından affedilebilir.

Ama Genelkurmay affetmemişse, o zaman muhakeme edilir ve mahkûm edilebilirler.

Nitekim bugün de buna benzer uygulama söz konusudur, Genelkurmay’ın izniyle askerler muhakeme edilmektedir.

***

“Fa’fu anhüm / Onlardan affet” (Maide 13)

Buradaki “Fa”yı “illâ kalilen”e değil de “lâ tezalü haineten”e atfedebiliriz. O zaman onların hepsini affet demektir; genel kanun çıkar, suçlarını sil demektir. Düzen değişince her şey sıfırdan başlar. Ondan sonra işlenmiş suçlar cezalandırılır. Daha önceki suçlar affedilir.

“Adil Düzen” geldiğinde ne olacaktır?

İsrail oğulları var olacak. Onların dış güvenliğini biz sağlayacağız. İç yönetimlerinde serbest olacaklar, birkaç vilayete ayrılacak ve kendi aralarında 12 sıbt olacaklardır.

-Dünyada gümrükler ve vizeler kalkacak.

-Burası onlara merkez olmak üzere dünyada ticarete devam edeceklerdir.

-Faizlerine ve faizciliklerine müsaade etmeyeceğiz.

-Tekel oluşturmalarını önleyeceğiz.

Ama onun dışında diğer insanların sahip oldukları hukuka sahip olacaklar, sermayeleri ve bilgileri olduğu için de yine dünya ekonomisine sömürü olmaksızın hizmet edeceklerdir.

İlmî çalışmalar yapmayı sürdüreceklerdir.

Arapça olarak eserler vereceklerdir.

***

“Vasfah / Ve safh et” (Maide 13)

Safha” kelimesi Kur’an’da 8 defa geçmektedir.

Dördünde affet ve safh et denmektedir.

“Safha safha” adım adım demektir.

“Musafaha etmek” kucaklaşmak veya tokalaşmak demektir.

Burada anlam ve sonuç olarak onları affet, onlardan uzak dur demektir.

Bu kelimede denge kanunu vardır.

Yer/Dünya Güneş’e yaklaştığı zaman sıcaktan yeryüzü kavrulur ve hayat olmaz. Yer Güneş’ten uzaklaştığı zaman da yeryüzü donar yine hayat kalmaz. Bu sebepledir ki on gezegenin içinde yalnız Yer’de yani Dünya’da hayat vardır. Diğer gezegenler ya daha sıcaktırlar hayat yoktur ya da daha soğukturlar yine hayat yoktur.

Her şey böyledir.

Dünya düzeninde denge olmalıdır.

Evler çok uzak olsa hayat zorlaşır, evler bir olsa yine hayat olmaz.

O halde bizim İsrail oğulları ile ilişkilerimiz dengede olmalıdır. Onlarla kopmamalıyız ve onları dışlamamalıyız ama onlarla tamamen iç içe de olmamalıyız.

Yalnız İsrail oğulları değil, tüm insanlar birbirleri ile safha safha durumunda olmalıdır.

Ocak/aşiret, bucak/kabile, il/vilayet/şa’b ve ülke/kavim olarak gruplanmamız ve merkez bucakların oluşması buna dayanır.

“Adil Düzen” yapılanmasında yani yerinden yönetim sisteminde taşralar dışarıda olmayı, merkezler ise uzaklaşmamayı sağlar.

Uzlaşma ve barış içinde insanlar safha safha ayrı olmalıdırlar.

(Devamı var)

(İlmî-İktisadî-İdarî/Siyasî-Dinî/Ahlâkî ADİL DÜZEN Çalışanı Reşat Nuri EROL - 30.01.2026)

 

*UYARI VE DAVET*

*Ülkemizde ve bütün dünyada hayatımızın ilmî-iktisadî-idarî/siyasî-dinî/ahlâkî 4 ana alanında da “SOSYAL TUFAN” seviyesinde sorunlar var (TEŞHİS).*

*Bu sorunların çare ve çözümü de var (TEDAVİ): “KUR’AN NİZAMI ADİL DÜZEN”*

Kur’an Nizamı Adil Düzen Çalışanı Reşat Nuri EROL

 

https://akevler.org/AkevlerTumKitaplar

 

https://akevler.org/AkevlerMakaleYazarlar

 

https://www.milligazete.com.tr/resat-nuri-erol

 

https://www.youtube.com/@islamedeniyetivakfi

 

https://www.youtube.com/@adilduzen ve diğer çalışmalar…



Reşat Nuri Erol
02.02.2026
15:19


ÇARE VE ÇÖZÜM "KUR'AN VE İLİM" MERKEZLİ BU YAZILARIMDA, VESSELAM... 





Son Yorumlanan Makaleler
Özer Ataç
Yeni(den) Orta Çağ 2
1.02.2026 806 Okunma
2 Yorum 02.02.2026 15:19
Özer Ataç
Yeni(den) Orta Çağ 1
18.01.2026 634 Okunma
2 Yorum 02.02.2026 15:18
Mete Firidin
İki Kez Ölmek
23.08.2020 4807 Okunma
10 Yorum 01.02.2026 12:33
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 123
1.02.2026 641 Okunma
1 Yorum 01.02.2026 11:12
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 122
30.01.2026 718 Okunma
1 Yorum 30.01.2026 11:40
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 121
29.01.2026 785 Okunma
1 Yorum 29.01.2026 10:21
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 120
28.01.2026 809 Okunma
1 Yorum 28.01.2026 11:45
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 119
27.01.2026 808 Okunma
1 Yorum 27.01.2026 10:14
Mete Firidin
Reenkarnasyon
20.08.2011 5970 Okunma
4 Yorum 26.01.2026 23:11
Mete Firidin
Zülkarneyn
26.08.2011 21356 Okunma
16 Yorum 25.01.2026 19:47
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 118
25.01.2026 858 Okunma
1 Yorum 25.01.2026 13:16
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 117
24.01.2026 861 Okunma
1 Yorum 24.01.2026 19:01
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 116
23.01.2026 947 Okunma
1 Yorum 23.01.2026 12:37
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 115
22.01.2026 895 Okunma
1 Yorum 22.01.2026 11:15
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 114
21.01.2026 893 Okunma
1 Yorum 21.01.2026 12:37
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 113
20.01.2026 905 Okunma
1 Yorum 20.01.2026 09:38
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 112
19.01.2026 873 Okunma
1 Yorum 19.01.2026 11:39
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 111
14.01.2026 985 Okunma
1 Yorum 14.01.2026 12:28
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 110
13.01.2026 1040 Okunma
1 Yorum 13.01.2026 08:47
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 109
11.01.2026 1011 Okunma
1 Yorum 11.01.2026 11:14
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 108
10.01.2026 999 Okunma
1 Yorum 10.01.2026 11:59
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 107
9.01.2026 956 Okunma
1 Yorum 09.01.2026 12:59
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 106
8.01.2026 1115 Okunma
2 Yorum 09.01.2026 12:58
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 105
7.01.2026 1073 Okunma
1 Yorum 07.01.2026 10:08
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 104
6.01.2026 1083 Okunma
1 Yorum 06.01.2026 11:43
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 103
4.01.2026 1226 Okunma
1 Yorum 04.01.2026 05:50
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 102
3.01.2026 1234 Okunma
1 Yorum 03.01.2026 08:51
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 101
2.01.2026 1137 Okunma
1 Yorum 02.01.2026 06:17
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 100
1.01.2026 1061 Okunma
1 Yorum 01.01.2026 08:54
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 99
30.12.2025 1142 Okunma
1 Yorum 30.12.2025 12:03
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 98
29.12.2025 1110 Okunma
1 Yorum 29.12.2025 11:48
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 97
28.12.2025 1045 Okunma
1 Yorum 28.12.2025 08:03
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 96
27.12.2025 1276 Okunma
1 Yorum 27.12.2025 11:52
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 95
24.12.2025 1324 Okunma
1 Yorum 24.12.2025 12:18
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 94
21.12.2025 1225 Okunma
1 Yorum 21.12.2025 11:44
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 93
20.12.2025 1359 Okunma
1 Yorum 20.12.2025 07:49
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 92
19.12.2025 1319 Okunma
1 Yorum 19.12.2025 09:28
Lütfi Hocaoğlu
Bilgisayardan Kuran Öğrenmek. Ruhu-l Kuran Projesi
1.08.2009 19058 Okunma
41 Yorum 18.12.2025 10:46
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 91
18.12.2025 1305 Okunma
1 Yorum 18.12.2025 08:00
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre yeni düzen ve yeni medeniyet-90
16.12.2025 1262 Okunma
1 Yorum 16.12.2025 11:46
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre yeni düzen ve yeni medeniyet-89
15.12.2025 1295 Okunma
1 Yorum 15.12.2025 09:40
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre yeni düzen ve yeni medeniyet-88
14.12.2025 1402 Okunma
1 Yorum 14.12.2025 08:23
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre yeni düzen ve yeni medeniyet-87
13.12.2025 1367 Okunma
1 Yorum 13.12.2025 09:21
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre yeni düzen ve yeni medeniyet-86
12.12.2025 1315 Okunma
1 Yorum 12.12.2025 10:21
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre yeni düzen ve yeni medeniyet-85
11.12.2025 1319 Okunma
1 Yorum 11.12.2025 12:04
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre yeni düzen ve yeni medeniyet-84
10.12.2025 1440 Okunma
1 Yorum 10.12.2025 09:42
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre yeni düzen ve yeni medeniyet-83
9.12.2025 1490 Okunma
1 Yorum 09.12.2025 10:27
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre yeni düzen ve yeni medeniyet-82
7.12.2025 1665 Okunma
1 Yorum 07.12.2025 11:44
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre yeni düzen ve yeni medeniyet-81
6.12.2025 1469 Okunma
1 Yorum 06.12.2025 08:22
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre yeni düzen ve yeni medeniyet-80
5.12.2025 1701 Okunma
1 Yorum 05.12.2025 14:37


© 2026 - Akevler