Vicdansızlar Kim?
1278 Okunma, 0 Yorum
Gülay Göktürk - Bugün
Adem Çevik

Vicdansızlar kim?
Cumhuriyet tarihimizin en zor durumdaki genelkurmay başkanı, İlker Başbuğ sanırım.

Savaş yönetmekten daha zor olmalı bu durum. Bazen gerçekten üzülüyorum onun için. Ne söyleyeceğini bilemiyor. Açıklama yapmak üzere kürsüye çıktığında yüzünün aldığı ifadeden de anlaşılıyor içinde bulunduğu güç durum. 

Gün aşırı bir darbe planı, bir katliam belgesi düşüyor ortaya. Hadi açıkla açıklayabilirsen.

O iyi bir insana benziyor. Böyle şeyleri duydukça, öğrendikçe kahrolduğunu tahmin ediyorum. Ama çıkıp da açıkça lanetleyemiyor darbeci çetecileri. Malum, "Kol kırılır yen içinde kalır" geleneği var ya ordumuzun... Ama öte yandan kolay kolay inkâr da edemiyor.

Ne yapacağını şaşırıyor.

Önceki gün yine böyle zor bir gündü Genelkurmay Başkanımız için. Balyoz'la ilgili kameraların karşısına geçti ve kıvrana kıvrana bir konuşma yaptı.

"Hicap duyuyorum. 'Allah Allah' diye askerine hücum ettiren bir ordu nasıl Allah'ın evi camiye bomba attırmayı düşünür. Vicdansızlıktır, lanetliyorum bunları. Bu kadar vicdansızlık olur mu" cümlesi mesela...

Aslında biz de günlerdir aynı soruyu soruyoruz: Bu kadar vicdansızlık olur mu?

Peki, Başbuğ neye vicdansızlık diyor; kimi lanetliyor? Bu katliam planlarını yapanları mı yoksa bu planları ortaya dökenleri mi?

Bana kalırsa Başbuğ "vicdansızlık" dediği şeyin adresini bilinçli olarak flu bırakmış. Cümlenin dikkatle kurulduğu belli. Dikkatle okuduğunuzda neye vicdansızlık dediğini, kimi lanetlediğini iki türlü de okuyabilirsiniz.

Zaten hemen arkasından da şöyle diyor:

"... Bu iddiaların basında yer alması üzerine seminerle ilgili elimizdeki bilgileri toplamaya başladık. Şimdi bu plan semineri ve buna bağlı plan konusunda çeşitli şeyler söyleniyor. Biz ciddi kurumuz, her iddiayı incelemek zorundayız. İnceleniyor olması bunun kabulü anlamına gelmiyor. Kara Kuvvetleri Komutanlığı'nda detaylı inceleme devam ediyor. Sonucu bu hafta içinde sizinle paylaşırız."

Hadi bakalım çıkın işin içinden.

Eğer bu iddiaları akıl almaz derecede inanılmaz buluyor ve "Vicdansızlık bu, böyle iddialar orduya nasıl yakıştırılır" diye isyan ediyorsanız, o zaman neyi inceliyorsunuz? Eğer incelemeye değer buluyorsanız, o zaman da inceleme sonucunu almadan neden ortaya çıkıp "vicdansızlık, ahlaksızlık" diye suçlamalarda bulunuyorsunuz? Yoksa incelemenin sonucuna göre, "Zaten ben daha baştan böyle şeyler planlayanlara vicdansız dedim" demeyi mi hesap ediyorsunuz?

Bir başka cümle: "Elbette Türkiye'de bazı olaylar yaşandı. Ama biz diyoruz ki Türk Silahlı Kuvvetleri olarak bugün artık bu olayların geride kaldığını değerlendiriyoruz. Ayrıca bu süreçte yaşanan olaylardan kendi payına düşen bölümlerinden gerekli dersleri çıkardığını düşünüyoruz."

Doğrusu bu cümleye inanmayı çok isterdik. Eğer Mart 2009 tarihine ait Kafes planları ortaya çıkmasaydı, Çiçek imzalı İrticayla Mücadele Eylem Planı deşifre olmamış olsaydı;  2002-2003'te olanları,  ordunun yenmeye çalıştığı eski bir hastalığı olarak değerlendirmeye yatkın olurduk. Belki yine affetmezdik ama bu kadar öfkeli de olmazdık. Daha da önemlisi, o zaman şu anda, evet şu anda Genelkurmay Karargâhı'nda birtakım darbeci generallerin baş başa vermiş yeni birtakım katliam ve darbe planları hazırlamakta olduklarından şüphelenmezdik.

Yeni listelerde kimlerin kurban seçildiğini, yeni kabinede kimlerin yer aldığını endişeyle düşünmezdik.

Ve eğer bütün bunlar geçmişte kalmış acı olaylar olsaydı, bugün Başbuğ'un ağzından "Ordunun da bir sabrı var" türü yeni bir tehditle karşılaşmazdık.

Evet, Başbuğ farkında mı, değil mi ama son konuşmasını yine bir tehditle bitiriyor: Ordunun da bir sabrı varmış!

Peki, sabrınız tükendiğinde ne yapacaksınız? Keşke konuşmanızın sonunda bunu da söyleyiverseydiniz de biz de boşuna spekülasyon yapmasaydık.

yorum:beni ademde taksim istiklal meydanında hud113 ve maide33. ayet tebliği EMASYA+AYM+HSYK ve Darbeci anayasa acilen kalkması için çuvala yazdığım yazıyla gezdim ve aynı mesajı tüm yetkililere gönderdim.

Başbuğ'un karmakarışık konuşması

Genelkurmay Başkan İlker Başbuğ, "Balyoz Darbe Planı" iddiaları hakkında bir konuşma yaptı.

Karmakarışık bir konuşma.

Bir yandan, 'Tüm iddiaları ciddiye almak durumundayız. Gerçeği bütün açıklığıyla ortaya çıkarıp, zamanı geldiğinde bunu kamuoyuyla paylaşmak durumundayız. Kara Kuvvetleri'nde devam eden incelemenin bu hafta içinde sonuçlanmasını bekliyoruz' diyen Başbuğ, öbür yandan, "Allah Allah diye taarruz eden bir ordu Allah'ın evi olan camiye nasıl bomba koyar? Vicdansızlara sesleniyorum: TSK'nın da bir sabrı var… İddiaları lanetliyorum" diye gürledi.

Dikkat buyurun:

"Tüm iddiaları ciddiye almak durumundayız"la başlayan söz, "İddiaları lanetliyorum"la bitiyıor.

Enteresan, değil mi?

"Balyoz Darbe Planı" iddialarıyla ilgili inceleme henüz sonuçlanmadan iddiaları peşinen lanetleyen Başbuğ, bize Kara Kuvvetleri'ndeki incelemenin sıhhati (daha doğrusu sıhhatsizliği) hakkında esaslı bir fikir vermiş oldu, kendisine teşekkür ederiz.

***

Başbuğ'un konuşmasının en güzel bölümü:

"1960'lardan beri, elbette Türkiye'de bazı olaylar yaşandı. Ama TSK olarak bugün bu olayların geride kaldığını değerlendiriyoruz. Bu süreçte yaşanan olaylardan, herkesin kendi payına düşen bölümden gerekli dersleri çıkardığını düşünüyoruz. Bugün artık 2010 yılındayız; TSK olarak toplumumuzun huzura, barışa ihtiyacı olduğunu düşünüyoruz. Toplumumuzun yürekten inanması gereken şu olmalı: Demokrasilerde en önemli olan husus iktidarların seçimlerle, demokratik yöntemlerle el değiştirmesidir. Bu düşünceye herkesin de yürekten inanması gerektiğini değerlendiriyoruz."

Millete güvenceden ziyade cuntalara veyahut cunta heveslilerine nasihat olarak okuduğum bu güzel sözler, ne yazık ki, "TSK'nın da bir sabrı var" cümlesinin gölgesi altında kaldı.

TSK'nın sabrının taşması, askeri darbeden başka ne anlama gelir?

Darbe geleneğinin sona erdiğini / ermesi gerektiğini savunan bir genelkurmay başkanı, nasıl böyle 'darbeci' bir refleks gösterebiliyor?

Dediğim gibi; karmakarışık bir konuşma oldu.

 Yenişafakdaki HakanAlbayrak 26.1.2010 değerlendirmeye katılıyorum

http://taraf.com.tr/makale/9707.htm HilalKAPLAN Taksim’de Darbelere Karşı 70 Milyon Adım Koalisyonu’nun organize ettiği yürüyüş vardı. Darbecilere karşı duyulan öfkenin ateşi, sadece kışın değil aklın ve vicdanın ademiyetinin o ölümcül soğuğuna da galip geldi; şeytani ‘harekât planları’nı yakıp kavuracak bir çığlık oldu.

Sıfırın altında seyreden hava sıcaklığından ötürü ayaklarımı hissetmesem de şevkle “Darbelere Karşı Omuz Omuza!” diye slogan atarak ilerlerken baştan ayağa tüm vücudunu kaplayan bir çuval giydiği için kalabalıkta dikkat çeken bir amcaya (Geredeli Ademe) rast geldim. Çuvalın üstünde ne yazıyordu dersiniz: “Darbecilik beyinsizliktir. Zulme sessizlik imansızlıktır. Hud 113.” Anlayacağınız bu amcayı harekete geçiren esas şey okuduğumda heybeti ile beni de titreten bir ayeti kerimeydi: “Zulmedenlere meyletmeyin. Yoksa size de ateş dokunur. Sizin Allah’tan başka dostunuz yoktur. Sonra size yardım da edilmez.”

Ardından sevgili Zeynep Tanbay ile beraber okuduğumuz basın açıklamasında darbecilerin sebep olduğu ‘marifetleri’ sıralarken “Başörtülü öğrencileri okul kapılarında coplayan” maddesini okuduğumuzda kalabalıktan bir adam yüksek sesle “Tankların üzerine çıkarız” diye feryat etti.

 

Adem Çevik






Sayı: 33 | Tarih: 24.01.2010
Gülay Göktürk
Vicdansızlar Kim?
1278 Okunma
Adem Çevik
Mümtazer Türköne
Vatana ihanet planı' nasıl engellenir?
1178 Okunma
2 Yorum
Arif Ersoy
Zülfü Livaneli
İnsanoğlu insankızı
1174 Okunma
Ali Bülent Dilek
Mehmet Altan
Ağca için Alpaslan Türkeş ne demişti?
1124 Okunma
Mehmet Hikmetumut
Hayrettin Karaman
Kardeşlik uygulaması
1105 Okunma
2 Yorum
Hilmi Altın
Yılmaz Özdil
Deveyi diken...
1073 Okunma
Leyla Okta
Bekir Berat Özipek
Batman tenha değil
1061 Okunma
Bünyamin Demir
Ruşen Çakır
Adalet istiyoruz
1060 Okunma
Tayibet Erzen
Can Ataklı
Sarıgül’ün Cevapları-4
1058 Okunma
Mesut Karaaytu
Ebubekir Sifil
Gerçek diyalog ve hoşgörüye doğru
1049 Okunma
Zafer Kafkas
Oktay Ekşi
İyimser Olalım mı?
1031 Okunma
Vahap Alma
Toktamış Ateş
Bir başka açıdan
1029 Okunma
Osman Eskicioğlu
Mahir Kaynak
Önce karar, sonra delil
1029 Okunma
1 Yorum
Süleyman Karagülle
Mehmet Niyazi
Bu yazıyı saklayınız
1021 Okunma
Abdurrahman Erol
Nihal Bengisu Karaca
Gönlü bol Gazze, pinti vicdan Kanada
1006 Okunma
Hakan Kandal
Fikret Bila
Semineri hangi komutan izledi
1001 Okunma
1 Yorum
Harun Özdemir
Fehmi Koru
Kimlerin ayıbıysa onlar düşünsün
999 Okunma
Ahmet Kirtekin
Ahmet Hakan
Mustafa hakkında birkaç önemli şey
996 Okunma
5 Yorum
Lütfi Hocaoğlu
Abdülkadir Özkan
Tam güne karşı çıkış tamamen duygusal!..
994 Okunma
Özgül Ertuğrul
Mehmet Şevket Eygi
Niçin Durgun, Sönük, Sessiz, Hareketsiz?
981 Okunma
Emine Hocaoğlu
Ahmet Altan
Görevleri Suç
969 Okunma
Özer Ataç
Reşat Nuri Erol
Yeni krizler geliyor hep gelecek
939 Okunma
Ilker Ardic