KUR’AN SÜNNET İCMA KIYAS NİZAMI ADİL DÜZEN ÇALIŞMALARI
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 116
Önceki yazılarla birlikte okunmasını tavsiye ederek kaldığımız yerden devam…
İnsan için ideal olan kendi iradesi ile yaşamasıdır, günahı ile sevabı ile Allah’ın huzuruna çıkmasıdır. Başkalarına zarar vermemek şartı ile kimseye zor kullanılmamasıdır. Bunun için kabul edilen temel araç ayrılıktır. Eğer yönetime onlar hakimse biz oraları terk eder gideriz. Yönetime biz hâkim isek, o zaman da onları dışlar ve onların gitmelerini sağlarız. Savaş, hicret etmemize izin vermezlerse veya gitmezlerse o zaman başlar. Özlük haklarını da koruruz. İsrail oğullarının sürgünden sürgüne gitmeleri, hâlâ doğru dürüst vatan ittihaz edememelerinin sebebi, verdikleri sözlerde durmamalarıdır. Verilen sözler tutulmalıdır. Müminler zarar da etseler mutlaka sözlerinde durmalıdırlar.
“Ve cealnâ kulubehüm kasiyeten / Ve kalblerini kasiye yaptık” (Maide 13)
Lanet ettik ve kalblerine kasiye doyduk.
“Kalb” demek merkez demek, santral demektir. İnsanda iki ana merkez vardır. Biri göğüste kan dolaşımını sağlayan merkezdir. Diğeri de insanın başında, sadrında olan sinir sisteminin merkezidir. İnsanın tüm düşünceleri buralarda oluşur. Beyin bilgisayardır.
İnsanlarda tuhaf bir olay vardır. İnsan eğer tarafsızsa, saplantı içinde değilse, devreler normal çalışmaktadır. İnsan eğer kötü bir şey yapmaya karar vermişse, artık onun elektrikî devreleri kilitlenir ve bir türlü değiştiremezsin. İnsanın doğru düşünebilmesi için önce beyninde olan her şeyi silmek ve yeniden kurgulamak gerekir. Bilgisayar bazen takılır ve her seferinde yanlış yapar. Bunun tedavisi için bilgisayarı kapatmak ve yeniden açmak gerekir. Geçmişte İmamı Gazali ve Dekart (Descartes) aynı metodu uygulamışlardır. Her şeyi baştan denetlemiş, o sayede doğru düşünme imkanına ulaşmışlardır. Marx ve ateistlerin görevi vardır. Allah bunun için yeryüzüne Marksistleri ve ateistleri göndermiştir, ateizmle insanlığın beyinlerini temizlemişlerdir. İnsanlık şimdi ateizmden yeniden teizme geçmektedir.
“Kasv” kelimesi “kavs” kelimesi ile akrabadır. “Kavs” yay demektir. Eğersiniz, bıraktınız mı tekrar eski yerine döner, bir türlü yeni şekil almaz.
“Kasvet” ise hiç eğilmez, katı kalır demektir. Yaş bir sopayı eğersiniz ama kuruduğu zaman artık eğilmez. İşte, “kasvet” demek, kurumuş, odun olmuş demektir. İnkılabın olması için beynin yeniliğe açık olması gerekir; eski bilgileri ve anlayışları beyinlerinden atmalıdırlar.
Hazreti Muhammed’in ölümünden sonra İslâmiyet’e hatalı anlayışlar yerleşmeye başlamış, bundan 400 sene evvel bu anlayışlar had safhaya ulaşmaya başlamıştır. İslâm âlemi bunun için gerileme sürecine girmiştir. Yalnız İslâmiyet değil, dünyadaki tüm insanların beyinleri katılaşmış idi. İşte sosyalizm/komünizm bu katılaşmış düşünceyi yıkma faaliyetidir. Şimdi tekrar Asr-ı Saadet’teki İslâmî anlayışa, Kur’an anlayışına dönülecektir.
“Yuharrifûne el-kelime an mevadiihi / Kelimeleri mevzilerinden tahrif ediyorlar” (Maide 13) “Harf” bir şeyin bir parçası, bir yanıdır. Dağın harfi dağın bir yamacıdır. Kur’an’ın değişik kıraatlerine “harf” denmektedir. Kelimede bulunan sesleri gösteren işaretlere ve onların delalet ettiği kısımlara “harf” denir. “Kelime” cümlenin harfi değildir. Bir makinanın parçaları harf değildir. Çünkü parçalar ayrı ayrı elde edilir ve satılır. Harf ise bir varlığın ayrılmayan ve sökülmeyen kısımlarıdır.
“Tahrif etmek” parçalar eklemektir. Örnek verelim. Kur’an’da “Ey Muhammed” diye bir ifade yoktur. “Sen” vardır. Kişi ona “Ey Muhammed” diye kelime eklerse, bu tahriftir; “Habibim Muhammed” derse, bu tahriftir. Parçaların yerlerini değiştirirsen bu da tahriftir. “Harb” kelimesi buna akrabadır. “Harb etme” manasındaki kelime buna akrabadır.
“Kelim” “kelime”nin çoğuludur. Kelimeleri tahrif ediyorlar. “Kelime” cümledeki sözdür. Kelime de harf gibidir. Yani bir varlığı elde ettiğimizde onu istediğimiz şekilde parçalayabiliriz. Mesela arabayı alıp sökmeye başlarsınız, vidaları gevşetirsiniz, söker dağıtırsınız, sonra onları bir araya toplarsınız. İşte bu parçaların adı “kelime”dir. Oysa bir kelimeyi alır da onun harflerini ayırırsanız kelimeyi parçalamış olursunuz, ayrı ayrı manaları olmaz.
(Bu önemli konuların ve detayların devamı var.)
(İlmî-İktisadî-İdarî/Siyasî-Dinî/Ahlâkî ADİL DÜZEN Çalışanı Reşat Nuri EROL - 23.01.2026)
*UYARI VE DAVET*
*Ülkemizde ve bütün dünyada hayatımızın ilmî-iktisadî-idarî/siyasî-dinî/ahlâkî 4 ana alanında da “SOSYAL TUFAN” seviyesinde sorunlar var (TEŞHİS).*
*Bu sorunların çare ve çözümü de var (TEDAVİ): “KUR’AN NİZAMI ADİL DÜZEN”*
Kur’an Nizamı Adil Düzen Çalışanı Reşat Nuri EROL
https://akevler.org/AkevlerTumKitaplar
https://akevler.org/AkevlerMakaleYazarlar
https://www.milligazete.com.tr/resat-nuri-erol
https://www.youtube.com/@islamedeniyetivakfi
https://www.youtube.com/@adilduzen ve diğer çalışmalar…