Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 113
Önceki yazılarla birlikte okunmasını tavsiye ederek kaldığımız yerden devam…
“Femen kefera ba’de zalike minküm / Bundan sonra sizden kim küfrederse” (Maide 12)
“Küfretmek” demek nankörlük etmek demektir.
Allah İsrail oğullarına büyük nimetler vermiştir. Bugün dünyanın bütün sermayeleri onların elindedir. Beş yüz yıldır yüksele yüksele buraya kadar gelmişlerdir. Bundan sonra Allah’a şükür babında müminlere yardım edeceklerdir. Görevlerini yapmış olmanın huzuru ile yeni görevlerine döneceklerdir. Kendilerinin nüfusu insanlığı yönetmeye yetmez.
Artık insanlar kendi kendilerini yönetecekler; gönüllüler yani müminler yönetecektir. Bir baba çocuklarını büyütür, evlendirir ve artık onları kendi hallerine bırakır. İsrail oğulları da insanlığa dört bin senedir hizmet ettiler ve bu hâle getirdiler. Allah onlara bu görevi verdi, onlar da yaptılar. Şimdi sıra Allah’ın emrine uyarak uygarlığın güvenliğini müminlere devretmektir. Bu müminler içine elbette isterlerse kendileri de katılabilirler.
Osmanlılar 600 yıl Türkiye’ye, bölgeye ve üç kıtaya hükmettiler, Avrupa’ya uygarlığı götürdüler; şimdi diğer insanlar gibi yaşıyorlar.
İsrail oğulları için de yeni durum budur, artık sadece diğer insanlar gibi yaşayacaklardır, bugüne kadar var olan özel durumları sona ermiştir. Bununla beraber yine de ekonomide ve ilimde insanlık içinde önde olabileceklerdir.
Kur’an ayetinde apaçık ifade edildiği üzere; işte bunun şükrünü yapmaz, nankörlük yaparlarsa, küfrederlerse, o zaman yollarını şaşırmış olurlar.
“Fekad dalle sevâe es-sebiyli / Yolun sevaını da kaybetmiştir.” (Maide 12)
Kur’an’ın bu ayeti Allah’a vermiş oldukları sözleri unutarak, İlâhi vaade karşı çıkmış olanların yollarını kaybettiklerini bildirmektedir. Yolu değil de yolun ortasını kaybettiklerini ifade etmektedir. Yani onlar da yine varlıklarını sürdüreceklerdir. Batı uygarlığının batış döneminde bile daha beş yüz senelik ömrü vardır. Bu beş yüz sene içinde demek ki İsrail oğullarının da yeri olacaktır.
Bugün İsrail oğullarının iki merkezi vardır.
Biri Amerika’dadır, New York Manhattan’da bir sokağa yerleşmişlerdir. Dünyanın aslında karşılığı olmayan bütün kâğıt paralarına onlar hükmetmektedir. Amerikan Merkez Bankası (FED) ABD devletinin yani halkın değil, onlarındır, özel bankadır. Dünyadaki bütün Merkez Bankaları da işte o bankanın şubeleri gibi çalışmaktadır.
Bu tekel sömürü sermayesi bir müddet daha varlığını sürdürecektir. Batı’nın kuvvet ve zulüm uygarlığı içinde görevlerini yapacaklardır. Bunun için burada ‘yoldan dalâlet etmişlerdir (sapmışlardır)’ değil de ‘orta yolu bırakmışlardır’ denmektedir.
Bugünkü İsrail oğullarının ikinci merkezi İsrail’dedir.
Türkiye merkez ülke olduğu için III. bin yıl uygarlığı Ortadoğu’da gelişecek ve bütün dünyaya rahmet olacaktır. İsrail Yahudileri bunların yanında yer alacaktır. Mümin ordular oraya yani İsrail’e girecek ve orada huzuru, saadeti, barışı tesis edeceklerdir.
İsteyen Yahudiler oradan göç edip ABD’ye gidebilecekler, isteyenler de oraya geleceklerdir.
Bugün, sömürü sermayesi sahibi Amerikan Yahudileri İsrail’e silah ve dolar transfer ediyor, onları savaştırıyor ve geri bırakıyor. Oysa “Adil (Ekonomik) Düzen, Adil Dünya Barış Düzeni” geldiğinde onları savaştan uzak tutarak uygarlaşmalarını sağlayacaktır. Savaşmak ve insanlığı sömürmek isteyenler ABD’ye gideceklerdir.
İnsanlık iki bloğa ayrılacak; “kuvvet ve zulüm uygarlığı”nı sürdürmek isteyenler ve “hak adalet ve barış medeniyeti”ni kurmak isteyenler. Yahudiler de ikiye ayrılacak; kimileri “kuvvet uygarlığı” içinde kalacaklar, kimileri de “hak medeniyeti”nde yerlerini alacaklardır.
Bundan sonraki ayet bu dalalette olanların durumlarını anlatacaktır.
(Devamı var)