Kur’an ve ilim yani yeni medeniyet çalışmalarımız-3
Önceki yazılarla birlikte okunmasını tavsiye ederek kaldığımız yerden devam…
Nitekim biz de 1967 yılında Akevler’i (Akevler Kooperatifi’ni) kurduğumuz zaman piyasadaki insanlara iş yaptıramayınca kendimiz derslere başladık, Akevler öyle oluştu.
Kur’an ayetinde, hazırlık tamam olduktan sonra artık “sen ve kardeşin git” diyor. ‘İzheba’ diyebilirdi. Çünkü kardeşini o istedi, o da kabul edilmiştir. Emir tekrar edilmiştir.
Başkan meclise başbakanı teklif eder, meclis de onu kabul ederse artık ikisi birden meclise muhataptırlar. Başbakan emirleri başkandan almaz, meclise doğrudan muhataptır. Sorumluluk bakımından eşit hale gelmişlerdir.
Ortak sorumluluk nasıl yürütülür?
Akevler’de (kuruluş döneminde) ben başkan olmadım ama bütün işleri ben yürüttüm. Tek başıma bir iş yapmadım. İlk olarak Ahmet Bülbül ile çalıştım. Partide M. Gündüz Sevilgen ile çalıştım, M. Adil Aktuğ ve Reşat Nuri Erol da bize katıldı. İstanbul’da Reşat Nuri Erol ve Dr. M. Lütfi Hocaoğlu ile çalıştım, onların olurunu almadan hiçbir şey yapmadım.
İkili çalışmada ittifak şarttır. Değişik işlerde değişik kimse/ler ile ittifak yaparsınız. Ama her işi mutlaka birisi ile birlikte yapacaksınız. Biri sorumlu olur. Diğeri onu destekler. Onun olurunu almadan bir iş yapılmaz.
***
“Bi âyâtî / Ayetlerimle”
Hz. Musa’ya iki ayet gösterilmiş ama çok ayet verilmiştir.
Peki…
O kimsenin görevli olduğu nasıl anlaşılacaktır?
Biri ile başladığınız işi onunla bitireceksiniz. Artık azletme yetkiniz yoktur.
Hz. Musa’ya “Sen ve kardeşin” denmesinin hikmeti budur.
Eskiden bu zordu. Şimdi ise imzalı belge verilir. Hemen imzanın kime ait olduğu tespit edilebilir. Sonra hutbede irat eder, herkes dinler. Görevlilerin listesi yayınlanır. İnternette başka birisi giremez. Oradan okunabilir. Ayrıca merkezde taşranın gönderdiği temsilciler vardır, onlara sorulur. Telefonla sorulur. Sesi tanıdığı için teyit olur.
İşte, burada “Bi âyâtî / Ayetlerimle” (yani mucizelerimle) demekle görevli görevli olduğunu ispat etmek değil, kanıtlar sunmak zorundadır.
Mucize de Allah’ın fermanıdır. Allah tarafından görevli kılındığına dair belgedir. Hz. Musa da Firavuna mucizelerle gitmiştir.
***
Bizim de Kur’an’ın Allah sözü olduğunu göstermemiz ve kanıtlamamız gerekir. Bunun için ar-ge çalışmaları yapıp Kur’an’ın mucizelerini insanlığa sunmamız gerekir.
Bizim yazdığımız 250 Kur’an Mucizesi (Kur’an Mucizeleri) kitabı son tashihlerin yapılmasını beklemektedir. Bu kitap günü gelince tashih edilerek basılacaktır.
(Yıllar öncesinde yazılan bu satırların sonucu olarak 250 Kur’an mucizesini anlattığımız söz konusu 664 sayfalık “Kur’an Mucizeleri” kitabımız yaklaşık olarak bir aydır matbaada basılmaktadır ve bir hafta içinde bize teslim edilecektir, elhamdülillah… RNE)
Sonra bu kitapta yazılan Kur’an mucizeleri senaryo şeklinde filmler haline getirilecek ve halk televizyonda bunları seyredecektir.
Semt Kooperatifleri kurulacak.
a) Ahşap villalar yapılacak…
b) Sağlıklı ürün seralar yapılacak…
c) Yüz lojmanlı sanayi semtleri kurulacak…
d) Çağımızdaki insanların ihtiyacı tarım kentleri oluşacak.
O zaman genel hizmete, basın yayın fonuna gelirler gelecek ve sizler böylece ayetin her kelimesini bir filim yapacaksınız. Bürokrasi (sistemi) son bulacak ama onlar yine de istihdam edileceklerdir. Öğretmenler ve din adamları Kur’an’a hizmet edeceklerdir.