3 Kasım 2009
Türkiye siyasetçilerle bürokratlar arsındaki farklılık ve çatışmaları yaşayarak günümüze geldi. Bugün bu durumun değiştiği söylenemez. Çünkü ya siyasetçiler bürokrasiyi ya da bürokratlar siyasetçiyi etkisiz hale getirdiler. Oysa bu iki kurum arasında tam bir uyum sağlanmadan ülkeyi yönetmek mümkün değildir. Bürokrasi bir binanın betonundaki demir gibidir ve yönetimin sağlamlığını onun vasfı belirler. Gerçekte bu iki kurumun birbirine karşıt olması anlamsızdır çünkü birbirinden farklı misyonları vardır.
Siyasetçilerin en önemli zaafı kendilerini her şeyin üstünde görmeleri ve bürokrasinin görevlerini de üstlenmek istemeleridir. Ya da ideolojik açıdan kendilerine yakın saydıklarını, ehliyetlerini sorgulamadan, bürokrasinin üst yönetimine getirmeleridir. Oysa bürokrat bir teknisyendir ve onun tek ve en önemli vasfı görevini yapabilmesidir. Mesela dindar bir iktidar döneminde böyle olmayan ama görevini iyi yapan bir kişi istihbaratı, maliyeyi yönetebilmelidir.
Bürokrasinin yanlışı kendisini siyasetten de sorumlu görmesidir. Ya da devletin varlığını korumak yerine ideolojisinin bekçiliğine soyunmasıdır. Büyük ülkelerde çok önemli ideolojik değişikler yaşansa bile bürokrat buna müdahale etmez. Mesela SSCB komünizmi terk ettiği zaman adını bile rejimden alan Kızıl Ordu sessiz kalabilmiştir. Obama’nın gelişiyle dünyaya bakış ve yönelişi önemli ölçüde değişen ABD’de bürokrasinin mukavemetinden söz edilemez. Çünkü bu değişimlerin planlanmasında bürokrasi, kendi yetkileri içinde, önemli bir rol oynamıştır.
Bürokrasi yapısı gereği belli kurallar içinde hareket eder ve göreve başladığı günden itibaren bu kurallara göre davranır. Her kural içinde bir miktar dünya görüşü içerir. Bunda köklü bir değişiklik olur ve kendisini yönetecek kişiler siyasi iktidar tarafından ehliyetleri sorgulanmadan atanırsa mukavemet eder. Çünkü o güne kadar yaptıkları inkar edilmiş ve kişiliği ile oynanmıştır. Büyük değişikler yaşandığında yöneticilerin aynı kalmasını bir güvence olarak görür. Böyle zamanlarda değişikliklerin var olan bürokrasiye anlatılması doğru olur.
Günümüzde dünya görüşümüzde, dış politikada, ekonomide büyük değişiklikler yaşıyoruz. Bugüne kadar farklı bir ortamda görev yapan bürokratlar tedirgin ve yapılanların yanlışlığını ileri sürenlerin düşüncelerine çok açık. Ayrıca değişiklikler önce düşünce düzeyinde sonra uygulamada olmazsa sürpriz etkisi yaratır ve yadırganabilir. Eğer dünya üzerindeki yeni yapılanma ve bunun içinde ülkemizin yeri tartılışsa ve ne yapılacağının ana hatları bilinseydi insanlar çok kısa süre önce bize tehditler savuran Kuzey Irak’taki yönetimle ilişkilerimizi, Ermeni açılımını, geçmişte mayın döşediğimiz Suriye sınırını neredeyse anlamsız hale getirecek girişimlerimizi anlar ve tereddüt yaşamazdı.
Ben ülkeyi yöneten biri olsaydım sadece iş adamları, sanatçılar, medya mensuplarını ön plana çıkarmakla yetinmez başarılı bürokratları da önemsediğimi ve en az diğerleri kadar ülke için faydalı olduklarını gösteren bir tavır sergilerdim.
Yazının Özeti: Bürokratlar siyasetçilerin siyasetçiler de bürokratların işine karışıyorlar. Bürokrat iktidarın siyasi görüşü ne olursa olsun görevini yapmalıdır. Bürokrasi gelenekçidir. Gelişmeler var. Yönetici bürokratlardan yararlanmalıdır.
Yorumun Özeti: Mahir Kaynak sorunu ortaya koyuyor ama hiç mi hiç çözüm getiremiyor. Yuvarlak temennilerle sorunu geçiştiriyor.
Yorum:
Adil Düzene göre çağımızın en büyük sorunu bürokrasidir. İlk dönemlerde devleti hanedanın akrabaları yönetiyordu. Sonra kölelik dönemi başladı, devleti kölelerden oluşan bir örgüt yönetti. Şimdi de kadrolu bürokrat sınıfı yönetiyor. Hanedanlık bürokrasisi son derece uyum içinde bir yönetim şeklidir. Orda bile bürokrasi arasında çatışmalar olmuştur. İsyanlarla krallar değişmiş, hatta hanedan bile değişmiştir.
Demokrasi ile bürokrasi taban tabana zıt birer kuruluştur. Seçimle iktidara gelenler köklü mazisi olan geleneği olan sistemi ve uygulamaları olan bürokratlara emretmekte halkın isteklerini yerine getirmesi istenmektedir. Oysa halkın isteği her zaman devletin çıkarına değildir. Sonra bilmeyen bilene emretmektedir. Sosyal yapı değişmek ister. Bürokrasi ise geleneklere bağlıdır. Değişemez. Bu sebepledir ki Adil Düzen bürokrasisi de değişiklik önermektedir. Hanedan yakınları, köleler, bürokrattan sonra serbest meslek erbabı gelecektir. Maaşlı memur kalkacaktır. Yerine serbest hizmetli gelecektir. Hizmetliler halkın kendilerini hizmetli olarak seçmekle görev yapacaklardır. Maaşlarını devlet verecek ama hizmetliyi vatandaş kendisi seçecektir. Kamu görevlileri olmayacak, kamu görevleri hizmetlilerle verilecektir.
Geçiş döneminde ise yeni memur tayin edilmeyecektir. Hizmetliler yerlerini almaya başlayacaktır. Eski memurlar emekli oluncaya kadar hakkı, müktesep olarak memurluklarına devam edeceklerdir.
Memurlardan istemeyenler hizmetliler arsına geçebilecek böylece tasfiye hızlanacaktır.
Memurlardan emekli olmak isteyenlere senelerini doldurmuş gibi emekli edileceklerdir. Tasfiye hızlanacaktır.
Memurlardan isteyenlere kredi verilerek maşsız izin verilecek. Piyasada iş yapmaları sağlanacaktır. Primsiz genel sigorta getirileceğinden emekli olayım diye memur kalmak istemeyeceklerdir.
Sorun genel hizmetlilerle siyasiler arsında kurulacak sorundur. Bu şöyle kuruluyor.
a) Genel hizmet verenler bu gün olduğu gibi ehliyetli olacaklardır. Bu ehliyeti ilmi dayanışma ortaklıları ortak ehliyet vereceklerdir.
b) Genel hizmet verecekler bir ilmi dayanışmaya ortak olup bilgisizlikten doğacak zararlara karşı kendilerini sigorta edeceklerdir. İhmalden doğan zararlara karşı dini dayanışmaya ortak olup sigorta yaptıracaklar. Mesleki dayanışma ortaklığında beceriksizlik sigorta edilecektir. Kasten yapılan zararlar mesleki dayanışmalardan birinde sigorta ettirilecektir.
c) Bir ilçede serbest meslek icra etmek için ilçenin bağlı olduğu il şurası üyelerince sıralama uslu ile atanmaları gerekir.
d) Göreve devam edebilmek için o ilçe halkından en az yirmide birinin hizmetini, kabul etmesi gerekir.
Böylece işe başlayan kimse siyasiler tarafından atanmış ama halk tarafından kabullenilmişse göreve devam eder. Sonra da yargı denetimindedir. Hasılı siyasilerin görevleri ve hizmetlilerin görevleri ayrılmıştır. Birbirine emretmezler ama hakemler önünde hesaplaşırlar.
Adil düzene kulak vermek zorundasınız.