BİR HASATTAN FAZLASI
2026 Tarım Çalışmasının Teavün, Tesanüt ve Ortaklık Açısından Değerlendirilmesi
Osman Aydın
Bir Yılın Ardından
2026 yılı tarım çalışmalarımızı tamamladık. Ektik, diktik, suladık, çapalandık, topladık ve yetiştirdiğimiz ürünleri ortaklarımızla paylaştık.
Beklediğimiz kadar ürün alabildik mi? Hayır.
Çalışmamızın karşılığını aldık mı? Bu soruya vereceğimiz cevap, karşılıktan ne anladığımıza bağlı.
Yalnızca elde edilen ürünün parasal değerine bakarsak beklediğimiz sonuca ulaşamadığımızı söyleyebiliriz. Fakat bir yıl boyunca yapılan çalışmaları, kurulan ortaklıkları, uygulanan usulleri ve kazanılan tecrübeleri de hesaba katarsak karşımıza başka bir sonuç çıkıyor.
Biz 2026 yılında yalnızca tarım yapmadık. Bir ortaklık sistemini sahada uygulamaya çalıştık.
Toprağı, sermayeyi, emeği, bilgiyi ve teşkilatlanma imkânlarını bir araya getirdik. Bunların birbirleriyle nasıl çalışacağını, meydana gelen hasılanın nasıl paylaşılacağını, hakların nasıl korunacağını ve karşılaşılan meselelerin hangi usullerle çözüleceğini yaşayarak öğrenmeye çalıştık.
Bu bakımdan 2026 tarım çalışmasını yalnızca kaç kilogram ürün aldığımızla değerlendirmek eksik olur.
Kavilden Amele
Bir işe başlamadan önce onun hakkında konuşmak, düşünmek ve kararlar almak gerekir. Fakat sözün kıymeti, uygulamaya geçildiğinde ortaya çıkar.
2026 tarımına başlamadan önce ortaklık sözleşmemizi hazırladık. Sermaye, emek ve genel hizmet sorumlularını belirledik. Kurullar oluşturduk, temsilciler seçtik. Emek ortaklarımızla ayrıca sözleşmeler yaptık. Yapılacak işleri ve kayıt usullerini belirledik.
Bunların hepsi kavil safhasıydı.
Ardından sahaya çıktık.
Toprak hazırlandı, fideler dikildi, sulama yapıldı, otlarla mücadele edildi, ürünler toplandı ve dağıtıldı. Çalışılan saatler kaydedildi. Yapılan harcamalar muhasebeleştirildi. Ortaya çıkan meseleler ilgili sorumluların önüne geldi.
Böylece sözleşmede yazılan hükümler yalnızca kâğıt üzerinde kalmadı. Fiilî bir çalışma içerisinde sınandı.
Elbette her şey planladığımız gibi gitmedi. Aksaklıklar oldu, eksiklerimiz görüldü. Fakat zaten uygulamanın kıymeti biraz da burada ortaya çıkıyor.
Kâğıt üzerinde doğru görünen bir usulün sahada nasıl işlediğini, hangi noktada yetersiz kaldığını ve nasıl geliştirilmesi gerektiğini ancak uygulayarak öğrenebiliriz.
2026 yılı bize bu imkânı verdi.
Teavünün Tarım Çalışmasındaki Görünümü
Teavün geniş bir kavramdır. Onu yalnızca yardımlaşmak veya birkaç kişinin bir işi birlikte yapması şeklinde tarif etmek yeterli değildir.
İnsanların birbirlerine ihtiyaç duymaları, farklı imkânlara sahip olmaları, bu imkânları değerlendirmeleri ve birbirlerinin eksiklerini tamamlamaları teavünün farklı görünümleridir.
Bizim tarım çalışmamız da bunlardan biridir.
Birimizin toprağı vardır, diğerimizin sermayesi. Birimiz çalışacak zamana ve güce sahibizdir, diğerimiz bilgiye veya teşkilatlanma imkânına. Bunların her biri tek başına bir imkândır. Fakat her imkân kendi başına aynı sonucu meydana getiremez.
Toprak ekilmediğinde ürün vermez. Sermaye kullanılmadığında üretime dönüşmez. Emek ise üzerinde çalışacağı yer, araç ve imkân bulunmadığında karşılığını ortaya koyamaz.
Biz bu farklı imkânları bir araya getirmeye çalıştık.
Üstelik bunu birinin diğerini ücretle çalıştırdığı bir düzen içerisinde değil, meydana gelecek hasılaya birlikte ortak olarak yaptık.
Emek, sermaye, tesis, genel hizmet ve mesul ortaklık unsurlarının her biri hasıladan pay almak üzere çalışmaya katıldı.
Bu, teavünün tarım sahasında uyguladığımız bir şeklidir. Teavünün tamamı değildir; fakat onun nasıl fiilî bir ortaklığa dönüşebileceğini göstermesi bakımından önemlidir.
Tesanüt ve Birlikte Üstlenilen Mesuliyet
Birlikte çalışmak yalnızca işlerin paylaşılması değildir. İşin iyi veya kötü giden taraflarını da birlikte karşılayabilmektir.
Tarımda bunu daha açık görüyoruz.
Tohumun ekilmesiyle ürünün toplanması arasında birçok hadise meydana gelir. Hava şartları değişir, yağmur gecikir, sulama aksar, bitkiler hastalanır. Bazen zamanında yapılan bir iş beklenen sonucu vermez. Bazen de az bir gayretle umulandan fazla ürün alınır.
Bu yıl bunların bir kısmını yaşadık.
Yazlık tarım için düşündüğümüz ekim zamanına uyamadık. Önceki dönemin bezelye hasadı beklenenden geç tamamlandığı için yazlık fideleri mayıs başında değil, haziran başında dikebildik. Yaklaşık bir aylık gecikme, ürünlerin yetişme ve hasat zamanını da etkiledi.
Sulama motorunda yaşanan arıza, düzenli sulama yapmamızı zorlaştırdı.
İlaçsız üretim tercihimiz sebebiyle hastalıklarla mücadelede de güçlükler yaşadık. Özellikle aronya ve kavunda önemli ürün kayıpları meydana geldi.
Bunlar yaşandı diye çalışmayı bırakamazdık. Yapılması gereken işleri yapmaya devam ettik.
Tesanütü biraz da burada aramak gerekir. İyi sonuçların sevincini paylaşmak kolaydır. Asıl mesele, beklenmeyen sonuçlar karşısında da ortaklık hukukunu ve birbirimize karşı mesuliyetimizi koruyabilmektir.
Her yıl aynı şartlarla karşılaşacağımızın bir kaidesi yoktur. Gelecek yıl daha iyi ürün alacağımızın da garantisi bulunmuyor.
Bize düşen, bu yılın sebeplerini doğru tespit etmek, gerekli tedbirleri almak ve çalışmaya devam etmektir. Sonrası Allah'ın takdiridir.
Emeğin Görünür Hale Gelmesi
2026 tarımında 17 emek ortağımız çalıştı. Kayıtlara geçen toplam emek 423 saattir.
Bu saatlerin her biri yapılan bir işe karşılık geliyor.
Toprak hazırlayan, fide diken, sulama yapan, ot temizleyen, ürün toplayan ve dağıtan arkadaşlarımız oldu.
Bu çalışmaları yalnızca ücret karşılığı yapılan işler olarak görmedik. Emek ortaklarımız, meydana gelecek hasıladan pay almak üzere çalıştılar.
Ürün az olduğunda emek payı da az olacaktı. Çok olduğunda ise artacaktı.
Böyle bir ortaklıkta emeğin hakkını korumak için kayıt tutulması önemlidir. Kim ne kadar çalıştı, hangi işler yapıldı, hangi ürünler toplandı ve kimlere dağıtıldı? Bunların bilinmesi gerekir.
Kayıt tutmak, birbirimize güvenmediğimiz için değil, birbirimizin hakkını korumak içindir.
Çalışma saatlerinin kaydedilmesi, ürünlerin tartılması ve dağıtımların takip edilmesi bu bakımdan önemli bir tecrübe oldu.
Ayrıca ürün toplamada uyguladığımız sıra usulüyle emek ortaklarının yetiştirdikleri ürünlerden faydalanmasını sağlamaya çalıştık.
Bir insanın kendi emeğiyle yetiştirdiği domatesi, biberi veya bamyayı sofrasına götürmesinin ayrı bir karşılığı vardır.
Bunu yalnızca piyasa fiyatıyla ölçmek mümkün değildir.
Sermaye, Maliyet ve Hasıla
2026 tarım çalışmasını 50 sermaye payı üzerinden yürüttük. İlave harcamalarla birlikte sermayenin tamamı üretim giderlerinde kullanıldı.
Elde ettiğimiz yeni ürünlerin hesaplanan parasal değeri, nakdî giderlerin yaklaşık %55'ine karşılık geldi.
Emeğin hesaplanan parasal değerini de maliyete eklediğimizde cari maliyet muhasebesi açısından çok daha büyük bir fark ortaya çıkıyor.
Bu tabloya yalnızca cari muhasebe gözlüğüyle bakıldığında, giderlerin karşılanamadığı ve ciddi bir zarar meydana geldiği söylenebilir.
Peki ortaklık muhasebesiyle baktığımızda ne görüyoruz?
Bizim ortaklığımızda emek ücret karşılığında istihdam edilmedi. Sermaye de önceden belirlenmiş bir kazanç elde etmek üzere konulmadı. Tesis, genel hizmet ve mesul ortaklık da aynı şekilde hasılaya ortak oldu.
Bütün ortaklık unsurları meydana gelecek üründen pay almak üzere bir araya geldi.
Dolayısıyla emek için hesaplanan parasal değer, ortaklığın ödemek zorunda olduğu bir ücret borcu değildir. Sermaye ortağının da önceden garanti edilmiş bir kazancı yoktur.
Ürün çok olursa pay çok, az olursa pay az olur.
Bu sebeple az hasıla ile zarar kavramlarını birbirine karıştırmamak gerekir.
Elbette harcanan sermayeyi ve elde edilen ürünü hesaplayacağız. Hangi imkânın ne kadar kullanıldığını, neyin elde edildiğini ve neyin eksik kaldığını bileceğiz. Fakat cari muhasebenin verdiği hükmü, ortaklık muhasebesinin tek hükmü hâline getirmeyeceğiz.
2026 tarımı bu farkı görmemiz bakımından açık bir örnek oldu.
Aronya Bize Ne Gösterdi?
Önceki yıl yaklaşık 300 kilogram aronya elde etmiştik.
Bu yıl ise hastalık sebebiyle beklediğimiz aronya hasadını alamadık. Oysa diğer tarım ürünlerinden elde ettiğimiz miktarlar aynı kalsa, yalnızca aronyadan önceki yılki kadar ürün alabilseydik, parasal değerlendirmemiz tamamen değişecekti.
Hatta önceki yılın yaklaşık üçte biri kadar, yani 100 kilogram aronya elde etmiş olsaydık, hesaplanan ürün değeri nakdî giderlerimizi karşılayabilecek seviyeye ulaşacaktı.
Demek ki 2026 tarımının parasal sonucunu büyük ölçüde etkileyen hususlardan biri, aronyada meydana gelen hasıla kaybıdır.
Burada dikkat edilmesi gereken bir başka mesele daha var.
Aronyadaki hastalık, emek ortaklarının az çalışmasından veya ortaklık usullerinin işlememesinden kaynaklanmış değildir. İlaçsız yetiştirme tercihimizin getirdiği mücadele güçlükleriyle karşılaştık. Bu konuda eksiklerimizi gördük.
Elbette üretim tercihimizin sonuçlarından da mesulüz. Fakat bunları doğru değerlendirmek gerekir.
Geçen yıl ürün aldığımız bir bahçeden bu yıl aynı miktarda ürün alamamamız, ortaklık sisteminin işlemediğini göstermez.
Tarımda ürün miktarı her yıl değişebilir.
Önemli olan, bu değişimin sebeplerini öğrenmek ve bir sonraki çalışmada gereken tedbirleri almaktır.
Stok Malın Değerlendirilmesi
Aronya konusunda yaşadığımız bir başka tecrübe de önceki yıldan kalan stokun değerlendirilmesi oldu.
Geçen yıl elde ettiğimiz aronyanın bir kısmını stok olarak ayırmıştık. Bu yıl yeni hasat beklediğimizin çok altında kalınca, önceki yıldan kalan yaklaşık 90 kilogram aronya sermaye ortaklarına paylaştırıldı.
Böylece daha önce üretilmiş olan mal hak sahiplerine ulaştırılmış oldu.
Ayrıca stokun saklanması için yapılabilecek sonraki harcamalardan ve elde tutulmasından doğabilecek bozulma riskinden de kurtulduk.
Burada 2025 yılında üretilmiş olan ürünle 2026 yılının yeni hasılasını birbirine karıştırmıyoruz. Bunlar ayrı dönemlerin ürünleridir.
Fakat ortaklığın yalnızca o yıl ürettiği mallardan ibaret olmadığını da görüyoruz. Önceki dönemden kalan varlıkların korunması ve gerektiğinde değerlendirilmesi de ortaklık çalışmasının bir parçasıdır.
Hasıla Yalnızca Mahsul müdür?
Şimdi baştaki sorumuza yeniden dönelim.
2026 tarım çalışmasının karşılığını aldık mı?
Ürün bakımından beklediğimiz karşılığı alamadık. Bunu açıkça söylemeliyiz.
Fakat meydana gelen fayda yalnızca ürün miktarından ibaret değildir.
Bu yıl bir ortaklık sözleşmesini uyguladık. Kurullar oluşturduk. Sorumluluklar üstlendik. Emek kayıtları tuttuk. Sermaye kullandık. Ürün topladık ve paylaştırdık. Karşılaştığımız aksaklıkları gördük.
Bütün bunların yanında bilgi, tecrübe ve deneyim kazandık.
Bunlar parayla kolayca satın alınabilecek şeyler değildir.
Birlikte çalışırken birbirimizi daha iyi tanıdık. Kimin hangi işi yapabildiğini, hangi işlerde zorlandığımızı, hangi usullerin işe yaradığını gördük.
Çalışma sırasında yaptığımız konuşmalar, hoş sohbetler, paylaştığımız yiyecekler, yaşadığımız sevinçler ve sıkıntılar da bu yılın hatıraları arasında yerini aldı.
Kendi elimizle yetiştirdiğimiz ürünleri tüketmenin lezzetini yaşadık.
Birlikte iş yapmanın yalnızca iş bölümünden ibaret olmadığını gördük.
Bunların hepsini kilogram veya lira cinsinden ifade edemeyiz.
Fakat ifade edemiyor olmamız, bunların meydana gelmediği anlamına gelmez.
İşte bu sebeple 2026 tarımının hasılasını değerlendirirken yalnızca pazara götürülebilecek ürünlere bakmayı yeterli bulmuyorum.
Muhasebe, Emanet ve Hakların Korunması
Ortaklıkta muhasebenin önemli bir yeri vardır.
Çünkü bir araya getirdiğimiz imkânların her biri bir hakka dayanır. Sermaye koyanın, emek verenin, tesisini kullandıranın, genel hizmeti yürütenin ve mesuliyet üstlenenin hakkı vardır.
Bu hakların korunması için neyin alındığının, neyin harcandığının, neyin üretildiğinin ve neyin paylaştırıldığının bilinmesi gerekir.
Muhasebe bu bakımdan yalnızca para hesabı değildir. Aynı zamanda bir emanetin hesabıdır.
Bizim için önemli olan, hesabın yalnızca doğru toplanması değil, doğru yorumlanmasıdır.
Cari muhasebe ile ortaklık muhasebesi aynı faaliyet hakkında farklı sorular sorabilir. Bu sebeple aynı rakamlardan hareketle farklı değerlendirmelere ulaşılabilir.
Biri maliyetle ürün değerini karşılaştırır. Diğeri ortakların katılımını, meydana gelen hasılayı, doğan hakları ve bunların paylaşılmasını da dikkate alır.
Bunlardan birini bütünüyle reddetmek gerekmiyor.
Fakat hasıla ortaklığını, ücretli işçi çalıştırılan ve sermayeye önceden kazanç vaat edilen bir işletmeymiş gibi değerlendirmek de doğru değildir.
Bizim kurduğumuz ortaklıkta her unsur hasılaya katılıyor. Hasıla azaldığında paylar da azalıyor.
Bu yıl ürünümüz az oldu. Fakat ürün aldık ve tamamını ortaklarımıza dağıttık. Ortaklık dışarıdan borçlanmadan yürütüldü.
Bunun yanında üretimdeki eksiklikleri, kullanılan sermayeyi ve meydana gelen kayıpları da kayda geçirmek zorundayız.
Çünkü emanet, yalnızca elde edilenleri paylaşmak değil, eksikleri de doğru bilmektir.
Başarıyı Nasıl Ölçeceğiz?
Bir çalışmaya başarılı veya başarısız demek kolaydır. Fakat neye göre karar vereceğiz?
Yalnızca ürün miktarına göre değerlendirirsek 2026 yılı beklentilerimizin altında kaldı.
Yalnızca ortaklık usullerinin uygulanmasına bakarsak önemli bir mesafe aldık.
Bence bunların ikisini de görmeliyiz.
Çünkü biz bu çalışmaya yalnızca bir yıllık ürün elde etmek için başlamadık. Yıllar boyunca uygulanabilecek bir ortaklık düzeninin usullerini de öğrenmek istedik.
Bu yıl uyguladığımız sistemin her yönüyle doğru olduğunu söyleyemeyiz. Eksiklerimiz var. Bazı usulleri geliştirmemiz, bazı kararları yeniden değerlendirmemiz gerekiyor.
Üstelik bir sistemin gerçekten işlediğini söylemek için onu bir defa uygulamak yeterli değildir.
Asıl sınav, gelecek yıl aynı usullerle veya geliştirilmiş usullerle yeniden çalışabilmektir.
Bu yıl öğrendiklerimizi gelecek yıla taşıyabilirsek, karşılaştığımız meseleleri çözebilirsek ve ortaklık hukukunu koruyarak üretime devam edebilirsek, o zaman 2026 yılının gerçek karşılığını daha iyi anlayacağız.
Bir yıllık çalışma bize kesin bir başarı hükmü vermiyor. Fakat devam edebileceğimiz bir yol gösteriyor.
Sonuç: Toprağa Yalnızca Fide Dikmedik
2026 tarım çalışmasında beklediğimiz kadar ürün alamadık.
Geç ekim yaptık. Sulamada aksaklıklar yaşadık. Hastalıklarla mücadelede yetersiz kaldığımız yerler oldu. Özellikle aronya hasadında önemli kayıplar meydana geldi.
Bunları saklamıyoruz. Çünkü eksiklerimizi bilmeden ilerleyemeyiz.
Fakat bütün bunların yanında bir ortaklık kurduk ve çalıştırdık.
Farklı imkânları bir araya getirdik. Emek verdik. Sermaye kullandık. Sorumluluklar üstlendik. Ürün yetiştirdik. Elde ettiğimiz ürünleri ortaklarımızla paylaştık.
Daha önemlisi, sözleşmelerde yazdığımız usulleri sahada sınadık.
Bu çalışma bize teavünün, tesanüdün, ortaklığın ve emanetin uygulamada karşılaştığımız bazı yönlerini gösterdi.
Bunların tamamını öğrendiğimizi söyleyemeyiz. Fakat artık yalnızca konuşmuyoruz. Yaşadığımız ve üzerinde düşünebildiğimiz bir tecrübemiz var.
Ben 2026 tarımını değerlendirirken yalnızca eksik kalan ürünü görmüyorum.
O ürünleri yetiştirmek için harcanan emeği, bir araya gelen imkânları, kurulan usulleri, kazanılan bilgileri ve birlikte geçirilen zamanı da görüyorum.
Elbette bunlar ürünün yerini tutmaz. Karnımızı doyurmak için mahsule de ihtiyacımız var.
Fakat mahsulün az olması, yapılan bütün çalışmanın boşa gittiği anlamına gelmez.
Bu yıl toprağa yalnızca fide dikmedik.
Birlikte çalışma iradesini, ortaklık hukukunu ve gelecekte daha iyisini yapabilme imkânını da geliştirmeye çalıştık.
Şimdi önümüzde yeni bir yıl var.
Bu yılın eksiklerini gidermek, öğrendiklerimizi uygulamak ve çalışmaya devam etmek bizim elimizde.
Ne kadar ürün alacağımızı bugünden bilemeyiz.
Fakat gayret göstermek, tedbir almak, hakkı korumak ve birlikte çalışmak bizim mesuliyetimizdir.
2026 yılında beklediğimiz hasadı alamadık. Ama bir hasattan fazlasını elde ettik.