Provokasyon sarmış dört bir yanımı...
2432 Okunma, 23 Yorum
Nihal Bengisu Karaca - HaberTürk
Hakan Kandal

05.03.2010 18:25:40

CHP Grup Başkanvekili Kemal Kılıçdaroğlu da Mersin'deki CHP'li kadınların "çarşaf yırtma" eylemi için, "Bu CHP'ye karşı yapılan bir provokasyondur" demiş. Bu cümle beni güldürdü.
CHP'ye provokasyon düzenleyen kim? Mersin'deki CHP'li kadınlar. CHP'li olup olmadığı su götürür bir grup kadın değil, basbayağı, bildiğin CHP'li kadınlar. Hatta eylemin başını çeken CHP İl Kadın Kolları Başkanı Havva Ongunsel. Aynı zamanda halife sayılan son dönem Osmanlı padişahlarından hiçbirinin eşinin çarşaf giymediğine filan da aldırmadan, "hilafet eşittir çarşaf" diye tutturulmuş bir zihinsel kısa devre eşliğinde, kutlamayı kumaş yırtarak taçlandırmışlar.

http://www.haberturk.com/HTYazi.aspx?ID=8656

Yorum:

Provokasyon veya Dinozor çığlıkları

Chp’nin oy kazanmak için çarşafa bile sarıldığı bir dönemde Mersin’deki çarşaf yırtma eyleminin CHP’nin zararına olduğu aşikârdır. Bu büyük olasılıkla CHP içindeki ajanların provokasyonu veya Chp’nin çarşaf açılımını hazmedemeyen bağnaz cumhuriyet kadını artıklarının son çığlıkları olarak algılanabilir. KARACA’nın “ne provokasyonu bu bariz CHP refleksi” kolaycılığına kaçması kasıtlı yüzeyselliğinin ve hedef şaşırtma çabasının bir sonucudur.

Cumhuriyet kadını OUT Türbanlı muhafazakâr kadın IN / Bürokrasi OUT Fetokrasi IN

Cumhuriyet Bürokrasisinin yerini fetokrasinin almaya başladığı süreçte senaryo değişmiyor ama aktörler değişiyor. Vahşi kapitalizmin aktörleri yerini vampir kapitalizmin yeni figürlerine bırakıyor. Artık Protestan İslam’ın distribütörlüğünü almış olan cemaat-tarikatların küresel sermaye adına ‘Salih ameller’ işlediği ahir dönemdeyiz! Bu yeni dönemde yaşamın farklı alanlarında Türkiye Cumhuriyeti’nin ve İslamiyet’in genetiği üzerinde yapılan mutasyon çalışmalarının sonucunda güya İslamiyet güçlenmiş, zenginleşmiş illüzyonu sergilenmeye başlanmıştır. Bilakis Müslümanlar ahiretlerini satıp yerine dünyayı satın alarak zenginleşmiş, güçlenmiş ve kibirlere bürünmüşlerdir. Cemaat-tarikat asabiyesi bırakın İslam ümmetini(Tüm insanlık) ulusal asabiyeyi-ulusal çıkarları bile görmezden gelmiştir. Çarşaf-sakal tarikatı olan İsmailağa cemaatinin bile sırf AKP’ye oy verdikleri için iktidar partisinden kollanma, koruma hizmeti istemesi buna iyi bir örnektir. Dünya mahvolmuş, insanlık vampir kapitalizm tarafından kanı emilmiş hiç önemli değil, önemli olan tarikatlarının çıkarları! En küçük bir tarikatın hali böyle iken pastadan çok daha büyük paylar alan diğerlerini takdirlere bırakıyorum. Nasıl oluyor da insanlık daha da karanlık zamanlara giriyorken, insanlar daha da fakirleşirken, ahlak daha da dejenere oluyorken, cemaat-tarikatlar bu kadar güçleniyor, maddi açıdan zenginleşiyor ve kalabalıklaşıyorlar? Sermayenin uysal müttefikleri olduklarını anlamayacak kadar aptal mıyız?

CHP Adil Düzen ve Milli Görüş’ün Müttefiki Olacaktır.

Kader Müslümanımsıların enternasyonal solcularla ve Avrupa Birlikçi liboşlarla birlikte peygamber ocağına-Türk ordusuna ortak saldırı düzenlemesinden sonra CHP’yi İslamiyet’e ve Müslümanlara daha da yaklaştırmıştır. Türk ordusu da sağ ve solun kendisine cephe almasından sonra gözleri daha da açılmış, Türk ordusunun asıl samimi destekçisinin milli görüş olduğu gerçeğine kalben ve aklen daha da yaklaşmıştır. Yakın gelecekte Milli Görüş ve Adil Düzen’i Baykal’ın liderliğindeki CHP destekleyecektir. Ülkesine ihanet etmeyen solcular İslamiyet’e ısınacaklardır. Küresel sermaye CHP’nin başına kendi kontrollerindeki birisini getiremedikleri için Baykal’ı hedef almış durumdadır. Mersindeki çarşaf eylemini bu bağlamda anlamak gerekir.

Çakma Sütçü İmamlar

Çarşaf’ın İslam hukuku açısından hangi noktada olduğu ayrı bir tartışma noktasıdır. Burada asıl tartışılması gereken, İslamiyet’i Protestanlaştıran, içini boşaltan ve kapitalizme boyun eğen kandil simidi Müslümanlarının hangi yüzle Sütçü imam refleksi ile çarşaf yırtma eylemine karşı beyanlarda bulunmalarıdır. Akıllara ziyan bir hem suçlu hem güçlü psikolojisi… Sütçü imam, Müslüman kadının iffetini korumak için İslamiyet’e saldıran haçlı zihniyetine karşı kurşun sıktı. Ya Müslümanımsılar? Dünyayı iffetsizliğe boğan, ahlaksızlığa esir eden kapitalizmin kucağında utanmadan sütçü imam rolleri kesiyorlar!

 

 

Hakan Kandal


YorumcuYorum
Lütfi Hocaoğlu
07.03.2010
14:41

[ Müslümanlar ahiretlerini satıp yerine dünyayı satın alarak zenginleşmiş, güçlenmiş ve kibirlere bürünmüşlerdir. Cemaat-tarikat asabiyesi bırakın İslam ümmetini(Tüm insanlık) ulusal asabiyeyi-ulusal çıkarları bile görmezden gelmiştir. ]

Bozuk düzenin doğal sonucu budur. Sermaye kendi işine gelen grup hangisi olursa ona destek vermektedir. Çünkü bir grubun diğer gruplara hakim olması gerekmektedir ki sermaye tek bir grupla uğraşsın. Herkesi kontrol edemez ki. Bunun için Müslümanların yükselişini gören sermaye onların içinden kontrolü altına girme şartı ile bir grubu seçer, destekler ve istediklerini yaptırır.

[Nasıl oluyor da insanlık daha da karanlık zamanlara giriyorken, insanlar daha da fakirleşirken, ahlak daha da dejenere oluyorken, cemaat-tarikatlar bu kadar güçleniyor, maddi açıdan zenginleşiyor ve kalabalıklaşıyorlar? Sermayenin uysal müttefikleri olduklarını anlamayacak kadar aptal mıyız?]

Kuran’da “hak gelir, batıl siner” diyor. Eğer ki bu cemaat ve tarikatlar hak olsaydı batılın gitmesi gerekirdi. Ama Hakan beyin de belirttiği gibi batıl daha da güçlenmektedir. O zaman bu cemaat ve tarikatların hak olduğunu söyleyebilir miyiz?

[Yakın gelecekte Milli Görüş ve Adil Düzen’i Baykal’ın liderliğindeki CHP destekleyecektir.]

Bunun delili nedir? Neye dayanarak bunu düşünmektesiniz? Anlayamadım.

Süleyman Karagülle
07.03.2010
15:55

İslamiyet’te kıyafet zorunluluğu yoktur. Örtünme farzdır. Hatta şeffaf olsa bile örtünmüş sayanlar vardır. Kıyafet simgedir. Kişiler kimliklerini kıyafetleriyle gösterirler. Kişilerin kıyafetlerine müdahale insanlık haklarına saldırı anlamını taşır.

CHP’nin kendi toplantılarında çarşafı yırtarak çarşafa karşı olduklarını iktidar olduklarında eskiden yaptıkları gibi çarşafları yırtacaklarını ifade etmektedirler. Haklarıdır. Saygılı olmalıyız. İktidar olurlarsa çarşafları yırtma haklarıdır. Başka bir parti ise çarşafsız bir kadını toplantıdan çıkarma hakkı vardır. Bunlar iktidar olurlarsa da herkese çarşaf giydirebilirler. Batının ekseriyet demokrasisinin mantığı budur.

Fetokrasi demek memurun rüşvet almaması, kanunlara uyması, vatandaşa zorluk çıkarmaması, bugün git yarın gel dememesi demektir. Sen de bürokratsın. Böyle bürokrattan hoşlanmıyor musun? Dayak atan, işkence eden bürokrat mı istiyorsun. CHP’lilere sempatin buradan mı geliyor?

Biz Halk Partisi ile koalisyon yaptık. Başarılı olduk. Sonunda herkes Adil Düzen’e gelecek. Halk Partisi önce gelebilir. İlk Müslümanlar müşriklerden oluşmuştur.

Çarşafı savunanlar herkesi çarşaf giymeye zorluyorlarsa buna hakları yoktur. Çarşaf giyenlerin çarşafını yırtanların da buna hakları yoktur. Biz kıyafet özgürlüğünü savunuyoruz. Kendi sitemizde kendi kıyafetimizle yaşayalım diyoruz. Bizim sitemizde tesettür olacak ama kıyafet özgür olacak. Kıyafetle mesaj verme insanın tabii hakkıdır.

Tayibet Erzen
07.03.2010
18:25

Süleyman Hocam,

Burada ilk kez duyduğum "Fetokrasi" kavramından nasıl

"rüşvet almaması, kanunlara uyması, vatandaşa zorluk çıkarmaması, bugün git yarın gel dememesi" sonucuna ulaştınız? Açıklarsanız memnun olurum.

zkafkas
07.03.2010
20:03

AKP sermayenin hakimiyeti altında mıdır diyorsunuz, Bunu neye dayandırıyorsunuz? Bu cemaat ve tarikatlerin batıl olduğunu neye dayandıryorsunuz? Adil düzende batılı sindirememiş durumda oda mı batıl?

Lütfi Hocaoğlu
07.03.2010
21:00

Zafer Bey’e

[AKP sermayenin hakimiyeti altında mıdır diyorsunuz, Bunu neye dayandırıyorsunuz?]

Sermaye dediğimiz güç dünyayı ateşe veren, her yeri sömüren Ebu Leheb adıyla simgeleştirdiğimiz güçtür. Bu gücün uzantıları tüm dünyada yönetimlere müdahale ederler ve kendi istedikleri yönde hareket etmesi için çabalarlar. Bugün bunu başaramadıkları nadir yerlerden biri olan İran’a nasıl da saldırı planları düzenliyorlar, görüyorsunuz. Yani sözünü dinlemeyeni değişik metotlarla (renkli devrimler, ihtilaller, postmodern darbeler) indirmeye çalışır. Başaramazsa son çare savaştırır ve indirir. Bu güç ile baş etmenin yolu hak düzen ile gelmektir. Hak düzen ile gelmeyenler, batıl düzen içinde yerlerinde kalabilmek için bu sermayeye boyun eğmek zorundadırlar. Boyun eğmezlerse inerler aşağı.

[Bu cemaat ve tarikatlerin batıl olduğunu neye dayandıryorsunuz?]

Ben bu cemaatler batıldır demedim. Hakkı getirmemişlerdir dedim. Hakkı getirselerdi batıl yerinde duramazdı. Mesela adam diyor ki ben faizsiz banka kurdum diyor. Ama faizli bankalar en yüksek kar oranları açıklıyor. O zaman faizsiz banka adıyla kurulanlar ya hak değil ya da banka değil. Hak olsalardı batıl olan faizli bankalar sinmeliydi.

[Adil düzende batılı sindirememiş durumda oda mı batıl?]

Adil düzen henüz hiç uygulanmadı ki batılın sinip sinmediğini görelim. Eğer biz Adil Düzeni uygular ve batıl da hala sapasağlam duruyorsa o zaman hata bizdedir. Uyguladığımız düzen hak değildir. Yanlışlar vardır. Bu da bizim yanlışımızı anlamamız için bir yoldur.

zkafkas
07.03.2010
22:02

Yani AKP sermayeye boyun eğdiği ve işbirliği yaptığı için bu kadar süre iktidarda kalabildi diyorsunuz.

Cemaatlerin Hakkı getirmesinin zamanı gelmemiş olamaz mı?

Faizsiz bankacılık yaptığını söyleyenlerin hem teknik hem de zihniyet olarak hak olmadıklarını söyleyebilirim.

Lütfi Hocaoğlu
08.03.2010
10:30

Bunların hepsi bir süreçtir ve Allah’ın (rızasıyla değil) iradesinde gerçekleşmektedir.

Hakkı getirme zamanı gelmiştir diye bekliyoruz. Ama hala bir şey olmuyor. Bunun için çalışmak lazım. Ne zaman gelir, Allah bilir.

Yapılan her iyi çalışma bunun için bir adımdır. Bize düşen bu yolda çalışmaktır. Gücümüz neye yetiyorsa odur. Allah kime nasip eder onu bilemeyiz, belki de torunlarımıza nasip eder :)

zkafkas
08.03.2010
23:26

İnşallah dediğiniz gibi olur. Ama bana çok olabilecek birşeymiş gibi gelmiyor.

zkafkas
09.03.2010
15:41

Adil düzen kurulsun da isimler , partiler çok önemli değil.

Lütfi Hocaoğlu
09.03.2010
18:51

Hakan beyin rüyası şöyle de yorumlanabilir:

Karagülle ekolü ve Mustafa Kemal ekolü sahnede olacak. Ancak bu iki ekolden gelen Baykal ve Erbakan seyredip alkışlayacaklar. Burada Baykal CHP’yi temsil ediyor, Erbakan ise Saadet Partisini. Bu iki parti aktif rol almayacak, olayı seyredip uzaktan destekleyecek demektir. Ama bu iki ekolden gelenler sahnede olacaklar.

Lütfi Hocaoğlu
09.03.2010
19:54

İyi de o zaman Erbakan ve Baykal niye seyirci tarafındalar da sahne de değiller.

Süleyman Karagülle
09.03.2010
20:02

Benim bu rüyayı yorumum:

Mustafa Kemal orduyu temsil eder. Karagülle’de Adil Düzeni temsil eder. Baykal solu, Erbakan sağı temsil eder. Ortadakiler yok veya ortadakilerin lideri yok.

Olay gerçekleşmiştir. Ak partinin iktidarı Adil Düzenle ordunun ittifakıdır. Erbakan ve baykal dışardadır. Renksizler ise ortada yoktur.

Süleyman Karagülle
09.03.2010
20:04

Alkış ters yorumlanmalıdır. Baykal ve Erbakan Ak Partiye saldırmaktadır.

Süleyman Karagülle
09.03.2010
21:55

Rüya yorumumda bir hata vardır. Ak Parti Adil Düzeni temsil etmiyor. O zaman Hakan kancdal yalnız beni tanyor. Ora da Adil Düzeni değil Akevleri temsil ediyorum. Ak Partinin iki etkin elemanı Akevlerden çıkmıştır. Parti Ak ismini Akevlerden mülhem olarak almıştır. Ak Parti halkı temsil etmektedir. Ordu Ak Parti yoluyla Mustafa Kemalin ilkalerini gerçekleştirmeyi kabul etmiştir.Bana göre rüyanın yorumu geçmişte olanlarla yorumluyoru. Okuyucular da kendi yorumlarını yapabilirler. Bu durumdan Baykal da Erbakan da

Reşat Nuri Erol
11.03.2010
06:59

HAYIRDIR İNŞAALLAH...

Rüya anlatmaya ve rüyalar üzerinde durmaya başlamışken, bir müddet önce üst üste ve birbiri ardı sıra üç gece Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Başbakan R. Tayyip Erdoğan’ı gördüğüm rüyaları çok kısa anlatayım...

Bu üç rüyadan önce gördüğüm ve o rüyalarla ilgisi olduğunu zannettiğim başka bir rüya ile başlayayım:

Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, görevinin sona ermek üzere olduğu günlerde veda ziyaretleri yapıyor, ben de onun veda ziyaretlerine refakat ediyorum...

Ziyaretlerin son gününde, Cumhurbaşkanı’nı tam da Babam’la tanıştırıp görüştüreceğim sırada uyandım...

***

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün seçildiği ilk aylarda, üç gece arayla üç rüya gördüm...

1. Gece 1. Rüya:

Abdullah Gül’ün cumhurbaşkanı seçildiği ilk günlerde rüyamda gördüm... Geniş bir arazide ikimiz memleket meselelerini konuşarak yürüyoruz... Görüşmemizin sonunda o anda hiç de aklımdan geçmeyen bir cümle söyledi: "Sizin birikim ve çalışmalarınızdan (Akevler ADİL DÜZEN Çalışmalarını kastediyor) istifade etmemiz gerekiyor!" O anda hiç de beklemediğim bu cümle karşısında dedim ki: "Şu anda hiç de aklımdan geçmeyen bir şey söylediniz. Ama düşünüyorum da, doğru söylüyorsunuz; bu kadar yıllık çalışmalardan sizin de istifade etmeniz gerekiyor..."

2. Gece 2. Rüya:

İkinci gece Başbakan R. Tayyip Erdoğan’ı rüyamda gördüm. Uzunca bir rüyaydı. Geçmişte Refah Partisi zamanında il yönetiminde birkaç yıl birlikte çalıştığımızdan dolayı, rüyalarda da olsa samimiyetimiz devam ediyor!..

Başbakan’ın ‘Beraber yürüdük bu yollarda…’ diye ifade ettiği gibisinden uzunca bir rüyaydı, yollarda ve caddelerde beraber yürüdük, yürüdük VE gezdik ama detaylarını burada anlatmamı gerektiren bir rüya değildi; geçiyorum...

3. Gece 3. Rüya:

Üçüncü gece gördüğüm rüyada, geniş bir arazide, 15-20 kişiden oluşan bir "HEYET" hâlinde SABAH YÜRÜYÜŞÜ yapıyor, kahvaltı yapmak üzere bir mekâna doğru yürüyor ve konuşuyoruz... Heyette Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan da var. Ben, Başbakan ile ön tarafta el ele yürürken, bir önceki gece gördüğüm rüyayı kendisine anlatıyorum (rüya içinde rüya) ve diyorum ki: “Reis! Önceki gece Abdullah Bey’i rüyamda gördüm. ‘Sizin birikim ve çalışmalarınızdan istifade etmemiz gerekiyor!’ dedi.”

Başbakan da cevaben, "Abdullah Bey doğru söylemiş!" dedi...

Yürümeye devam ettik…

Ben bir ara kıyafet değiştirmek için eve gitmek üzere izin itedim ve kahvaltıya yetişeceğimi söyledim...

Ve uyandım!..

Hayırdır inşaallah…

NOT: Önceki ay, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün davetlisi olarak Balkan ülkeleri (Arnavutluk ve Karadağ) ziyaretlerinde üş gün birlikte olduk...

Önceki hafta sonu, Başbakan R.T. Erdoğan’ın elinden ASKON ödülü aldım ve kısaca bir şey söyledim, not verdim... Bu hafta sonu da bir gelişme olacak...

Vahap Alma
11.03.2010
12:54

Yazdıklarınızdan hiç bir anlam çıkaramadım Hakan Bey. Günümüz CHP’si ile Adil Düzen’i nasıl oluyorda bir çerçevede sundunuz. Bunu da CHP’ye duyduğunuz antipatinin gördüğünüz rüya ile birlikte sempatiye dönüştüğünü ve rüyanıza dayanarak Adil Düzen’e tam destek olacağını söylüyorsunuz.

İnsanların çeşitli rüyalar görebilir ve bu rüyalar saçma da olabilir. Rüyalara göre davranmak çok doğru bir vaziyet değil.

CHP’ye bakıldığında Adil Düzen veya Kur’an adına hiçbir emare yok. Hatta zıtlık var. Tutarsız davranışları, dengesiz muhalefeti ve bu haftaki yazımda da belirttiğim gibi ileri görünüp tutucu saçma davranışlarıyla bu CHP ve Adil Düzen... Pek bağdaşacak gibi görünmüyor...

Süleyman Karagülle
11.03.2010
14:26

Rüyada görülen üçtakım elbise üç seçimde kazanılacak iktidardır. İkisini kazanmıştır.Demek bundansonra da kazanacaktır. Elbisenin gri olması iktidarın ordu ile uyumlu olduğunu veya iktidarın ne iyi ne de kötü olacağına, ayni renkte olmaları üç devrenin de birbirine benzeyeceğini ifade eder Erbakanın Haka’ı kontrolle görevlendirmesi bizim Ak Partiyi uyaracağımızı ifade eder. Daha ilerisi için yeni rüyalar…

zkafkas
11.03.2010
18:18

Helal olsun Erbakanı mehdi yaptınız. Daha fazla kötülük etmeyin adama. Şahıslara bu bağımlılık nerden geliyor anlamıyorum. Allah davasını ortaya koyuş bize bildirmiş önemli olan bu dava ,şahısların hiç mi hiç önemi yok. Erbakan yarın ölürse bu dava size göre bitecek anladığım kadarıyla yoksa o ölümsüz mü?

Vahap Alma
11.03.2010
23:00

Zafer Kaskas’a katılıyorum... Bu ne ya? Adam’a bir vahiy gelmediği kaldı. O’na az buçuk bir saygısı olan adamı da O’ndan nefret ettireceksiniz. Baykal’ı da ne çabuk unuttunuz? İki rüya ile dava adamı yaptınız. Biraz ölçülü atın yaw!

Süleyman Karagülle
12.03.2010
14:31

Uğur Tanış’ın söylediklerini ciddiye almıyor ve cevaplamıyorum.

Vahap Alma
12.03.2010
16:01

Seni yaratan Allah’a kurban olayım Süleyman Hocam... İlim yorgunu ellerin dert görmesin...

Süleyman Karagülle
12.03.2010
20:05

Seni ciddiye aldığıma şükret.

Lütfi Hocaoğlu
12.03.2010
20:08

[Hz İmâm Muhammed Mehdî Resûl Erbakan (‘as)]

"Muhammed" nereden geldi. Cengiz Bey’in eşitlemesinden mi?





Sayı: 39 | Tarih: 7.03.2010
Nihal Bengisu Karaca
Provokasyon sarmış dört bir yanımı...
2432 Okunma
23 Yorum
Hakan Kandal
Yılmaz Özdil
Her şey vatan için!
1000 Okunma
Leyla Okta
Mahir Kaynak
Tescilli cahil
912 Okunma
Süleyman Karagülle
Ahmet Hakan
Olası referandum oyumu açıklıyorum
896 Okunma
5 Yorum
Lütfi Hocaoğlu
Ruşen Çakır
Bu yasak bitsin artık!
882 Okunma
Tayibet Erzen
Mehmet Şevket Eygi
Kimliğim ve medeniyetim
882 Okunma
Emine Hocaoğlu
Zülfü Livaneli
Ermeni oylaması
877 Okunma
Ali Bülent Dilek
Dücane Cündioğlu
Sanat ve Devlet
876 Okunma
1 Yorum
Abdülkadir Altınhan
Hayrettin Karaman
Kadınlara şiddet
875 Okunma
Hilmi Altın
Toktamış Ateş
Oybirliği...
873 Okunma
1 Yorum
Osman Eskicioğlu
Ebubekir Sifil
Mescid-i Aksa ve Dinler Bahçesi
850 Okunma
4 Yorum
Zafer Kafkas
Can Ataklı
Eşitlik biri düşünce aklımıza geliyor
815 Okunma
Mesut Karaaytu
Nazlı Ilıcak
CHP ve kara çarşaf
812 Okunma
1 Yorum
Fatma Karuç
Fehmi Koru
Model ortaklık sınanırken
805 Okunma
Ahmet Kirtekin
Mehmet Altan
Otoriter ve totaliter ruh her yanda
795 Okunma
Mehmet Hikmetumut
Bekir Berat Özipek
Ahlaksız bir teklifin yıldönümü
788 Okunma
1 Yorum
Bünyamin Demir
Mehmet Niyazi
Leylak Mevsimi'nin hatırlattıkları
783 Okunma
Abdurrahman Erol
Ali Bulaç
CHP Korkusu
747 Okunma
Ahmet Yasir Erol
Reşat Nuri Erol
Kapitalizmin dini imanı para
709 Okunma
Ilker Ardic
Oktay Ekşi
Demokratlarımız
652 Okunma
Vahap Alma