Kullanıcı Adı:
Parola:
Üye Kayıt
Üye Aktivasyon
Parolamı Unuttum

Captcha image
Show another code

Giriş
Sam Adian
HAMR ve HUMR
25.2.2012
33549 Okunma, 17 Yorum

HAMR-HUMR ve ICKI

 

HAMR-İçki konusundaki kadim tartışma devam etmektedir. Aslında bu normaldir. Çünkü burada doğal olmayan bir şeyler vardır. Fıkıh kaynaklarında da bu konuda tam bir görüş birliği yoktur. Hanefi, üzümden yapılanı hariç tutmak şartıyla sarhoş edinceye kadar içilmesini haram görmemektedir. Şerahsi meseleyi biraz daha geniş tutmuştur. Vs. Bu konu zaten bilinen bir konudur. Fıkıh kaynakları incelenebilir.

Bu konudaki ayetlere göz atmak gerekirse, Hamr kelimesi zikredilmekle birlikte bunun “şarap” olabileceğine dair kesin bir delil yoktur.  Genişletecek olursak:

“Yes’elûneke anil hamri vel meysir, kul fîhimâ ismun kebîrun ve menâfiu lin nâsi, ve ismuhumâ ekberu min nef’ihimâ ve yes’elûneke mâzâ yunfikûne, kulil afve, kezâlike yubeyyinullâhu lekumul âyâti leallekum tetefekkerûn” (Bakara 219)

“Yâ eyyuhellezîne âmenû innemel hamru vel meysiru vel ensâbu vel ezlâmu ricsun min ameliş şeytâni fectenibûhu leallekum tuflihûn” (Maide 90)

“Yâ eyyuhâllezîne âmenû lâ takrabûs salâte ve entum sukârâ hattâ ta’lemû mâ tekûlûne ve lâ cunuben illâ âbirî sebîlin hattâ tagtesilû…” (Nisa 43)

“Hurrimet aleykumul meytetu veddemu ve lahmul hınzîri ve mâ uhılle li gayrillâhi bihî vel munhanikatu vel mevkûzetu vel mutereddiyetu ven natîhatu ve mâ ekeles sebuu illâ mâ zekkeytum ve mâ zubiha alen nusubi ve en testaksimû bil ezlâm(ezlâmi), zâlikum fisk(fiskun), elyevme yeisellezîne keferû min dînikum fe lâ tahşevhum vahşevn(vahşevni) el yevme ekmeltu lekum dînekum ve etmemtu aleykum ni’metî ve radîtu lekumul islâme dînâ(dînen) fe menidturra fî mahmasatin gayra mutecânifin li ismin fe innallâhe gafûrun rahîm” (Maide 3)

Yorumcular genellikle Kur’an da geçen HAMR kelimesini üzümden yapılmış şaraba yormakta (mayalı olması sebebiyle) bu sebeple de haram olduğunu söylemektedirler. Ancak üç tane temel problem vardır.

  1. Bakara 219 ve Maide 90. Ayetlerde geçen “bahis/kumar” Birlikte zikredilmektedir. Ancak “Hamr” kelimesinin “Haram” sınıfında telakki edilebilmesi için Maide 3. Ve 4. Ayetlere bakmak lazım. Maide 3. Ayette “Bahis/kumar” “HARAM” edilenler arasında sayılırken, burada Hamr yoktur.
  2. Eğer gerçekten yorumcuların iddia ettikleri gibi, Hamr kelimesinin kastı üzüm şarabı olsa idi نبيذ NEBZ kelimesi kullanılmalıydı. Çünkü bu kelime, meyvelerin sıkılarak mayalandırılması sonucu elde edilen içkiyi ifade eder. Buna üzüm şarabı da dahildir.   نبيذ العنب olduğu gibi
  3. Nisa 43. Ayette    سُكَارَ ى Kelimesi kullanılmaktadır. Bu kelimenin karşılığı İngilizcede DRUNK’tur. Yani Sarhoş. Şu halde iki soru sormak gerekir:

 

    1. Eğer şarap haram ise, niçin Maide 3. Ayette HARAM edilenler arasında sayılmamaktadır?
    2. Eğer Hamr haram ise, niçin “Sarhoşken Namazdan Uzak Durmak” gereklidir. Çünkü Bir şey Haram edilmiş ise, o şeyin bütün hayata şamil olduğu varsayılır ve bir daha ona atıf yapılmaz. Kur’an ın yöntemi budur. Yani Hamr Haram sayılmış ise, o halde mü’minler bundan uzak dururlar. Dolayısıyla Namaz kılacakları zaman da sarhoş olmaları beklenmez.

Demek ki “kasıt” başka bir şeydir.

HAMR kelimesinin İngilizce karşılığı DRUG’dur. Drug, iki manaya gelir

  1. DRUG = Uyuşturucu (esrar, eroin, afyon vs.
  2. DRUG = Medical Resin (ilaç hammaddesi)

Bakara 219 ve Maide 90. Ayetin detayına baktığımız zaman, mana’nın DRUG tanımlamasına tamamen uyduğunu görebiliriz. Ayet ne diyor, “onda faydalar da vardır zararlar da” DRUG tam olarak budur. Uyuşturucu olarak kullanıldığında insan hayatını perişan eden ve hatta sona erdiren bir zehirdir, ilaç olarak kullanıldığında ise tedavi edici bir malzemedir.

 Kanaatimizce HAMR konusunde meselenin illeti yanlış yerde aranmaktadır. Asıl hedef uyuşturucu olmalıdır.

Aynı şekilde üzeinde tartışılan bir başka konu da HUMR ile ilgilidir.

HUMUR kelimesine de buradan yola çıkarak “aklı örtmesi” gerekçesiyle anlam verilmeye çalışımlıktadır. Bu doğru değildir. Oysa ayette “vel yadribne bi humurihinne alâ cuyûbihinne” (nur 31) hedeflenen şey “Baş” değildir.

HUMR kelimesinin delili Arapça’da yoktur. Bu kelimenin Arapça lisanında geçmişi yoktur.  Problem de buradan çıkmaktadır. Kelimenin manası Arapçada bulunamadığı için yorum yapılmakta ve ona mana yüklenmektedir.

HUMR kelimesi HAMR kelimesinden farklıdır ve Sanskritçeden gelmektedir.

KHOMAR (HUMR) Saç demektir

BIHUMRA : Kel demektir.

Zaten ayetteki kastın CUYUB olması da bunu ispatlar. Lugatte ise HUMR kelimesi boyunluk olarak manalandırılır. (Sarık olmasının sebebi de sarılan şey olmasından ileri gelir) Kaldı ki hem erkek ve hem de kadın için ayetlerde (Nur 30 ve 31. Ayetler) “yahfazne furûcehunne” ifadesi ile muhafaza edilmesi gereken yeri de açıkça zikreder. (Nisa 30 erkekler için aynı ifadeyi kullanır), Devamında ise, “vel yadribne bi humurihinne alâ cuyûbihinne” demektedir. Yani üstü kapatılacak olan şeyin de ne olduğu açıkça ifade edilmektedir. Kısaca HUMR kelimesinin geleneksel manasının delili Kur’an da da Arapçada da yoktur.

Gerek HAMR ve gerekse HUMR İslam toplumunu başkalaştırmaya yönelten önemli meselelerdendirler. Bu iki mesele de yeniden ele alınmalı ve araştırılmalıdır. Yahudiler Time’ın mektuplarını bahane ederek Pavlus ile Incil’i tahrif ettiler. Aynı şekilde çeşitli bahanelerle Kur’an ı da tahrif etmek için ellerinden geleni yaptılar. Kitaba müdahale edemedikleri için de farklı yollarla bunu yaptılar.

Kur’an anlaşılmaya çalışılırken ISTILAH’tan uzak durulmalıdır. Çünkü ISTILAH da bir nevi tahriften başka bir şey değildir.

 

 

 


Yorumcu 
Yorum 
Sam Adian
27.02.2012
06:15

Sayın Demirci

Eleştirileriniz haksız ve yersiz.

Herşeyden önce, bizim hedefimiz bir tartışma ortamı yaratmak ve anlaşılan şey her ne olursa olsun makul bir zeminde paylaşmaktır. Önemli olan kimin yanıldığı değil, birilerinin çıkıp düşünmesi, araştırmaya yönelmesi ve ortaya koyduğumuz “fikir” (biz buna fikir demiyoruz, kur’an dan anladığımız şey diyoruz) yanlış ise, düzelmesini sağlamaktır.

Bugüne kadar gerek Kur’an’dan anladığımız şeyi ortaya koyarken ve gerekse bunları delillendirirken dikkat ettiğimiz en temel husus budur. En başından bizim delilimizin ayetler olduğunu ve buradan yola çıktığımızı söyledik. Siz eğer bu kabulu yapamıyorsanız, o halde bizim burada bulunmamızın da gereği kalmaz. Bir kere bu noktayı açıklığa kavuşturmak lazım.

İki temel hata yapıyorsunuz

1. Biz bugüne kadar yazdığımız yazılarda bir “HÜKÜM” ihdas etmedik. Bunun sebebi basittir. Biz ne anlıyorsak ona göre zaten hareket ediyoruz. Ancak bizim anladığımız şey kimseyi bağlamaz. Fakat üzerinde düşünülebilir. Böylece bizim anladığımız şey test edilmiş olur. Sonuçlarına göre de hareket etmiş oluruz.

2. Eleştirileriniz manada değil yöntemdedir. Biz en başından bu yana, klasik yöntemlerle hareket etmediğimizi de söyledik. Yani, kimseyi kandırmak veya demogoji yapmak amacında olmadığımızı açıkça ifade ettik. Buna rağmen eleştirilerinizi manada değil yöntemde sürdürmeye devam ettiniz.

Şimdi 1. Biz FIKIH yazmak hevesinde veya arzusunda değiliz. Anladığımızı zaten uyguluyoruz. Beğenen araştırır ve kendi ulaştığı neticelere göre de hareket eder. Bizi bağlamaz. Beğenmeyen de bir kere daha oturup üzerinde düşünür belki.

2. Biz iddialarımızı veya Kur’an dan anladıklarımızı elbette delillendirmek ve savunmak durumundayız. Emin olduğumuz bir şeyi anlatmaktan veya söylemekten geri durmamızı bekleyemezsiniz. Sizin beklentiniz bu yöndedir. “Usul budur, buna uymalısınız” şeklinde bir yaklaşım serigiliyorsunuz Bu yanlıştır.

3. Biz yeni bir din, yeni bir kitap, yeni bir düzen peşinde de değiliz. Kur’an ı anlama gayretindeyiz. Ne kadar anlayabilirsek. Ancak sizin uslubunuz konusunda endişelerimiz var. Siz eğer Ayet varken “E sünnet” derseniz, sizin önünüze yine ayet koyarız. Böyle yaptığımızda da şimdi yaptığınız gibi rahatsız olur, belki de sınırları zorlayan ifadelerle itham peşine düşersiniz. Bu da doğru değildir. Öncelikle ortak bir noktada anlaşmamız gerekir. Siz bizi, bu şekilde anlamalısınız, biz de sizi yöntemlerinizle anlarız. Zaten öyle yapıyoruz. Elbette yöntemlerinizi eleştirme hakkımız vardır. Bunlar yani yöntemleriniz Ayet değildir.

4. Çelişkilerimiz varsa bunları ispatlarsınız. Önümüze koyarsınız, biz de ona göre varsa çelişkimiz anlarız ve düzeltiriz. Bu yazımızda yani HAMR ile ilgili yazımızda da herhangi bir “hüküm” beyan etmekten kaçındık. Anladıklarımızı ifade ettik. Bilimsel yöntem, bunları araştırmayı gerektirir. İçtihat veya başka argümanlarla bunları yok varsayamazsınız. Kaldı ki bu argümanların içerisindeki tutarsızlıkları da yazdık. Kimseye dayattığımız bir şey yoktur. Zaten böyle bir şey yapmamızın imkanı da yoktur. Biz ne iddia edersek edelim, siz dilediğiniz gibi davranırsınız. Size ne yapıp ne yapmayacağınızı söylemek gibi abes bir işimiz yok.

5. “Biz kur’an böyle diyor” derken, “bu bizim anladığımız şeydir” demek istiyoruz. Cümlenin gelişine göre kullandığımız ifadeleri bu şekilde anlamalısınız. Yazıyı yazan biziz, o halde yazıdaki iddialar –sizin ifadenizle- bize aittir. Dolayısıyla bizim anladığımız şeydir. Haklısınız biz Kur’an ı zerre kadar anlamadık. Anlamak için elimizden geleni yapıyoruz. En azından üzerinde düşünüyoruz, hayat ile mukayese ediyoruz, realize ediyoruz, kendimize göre sonuçlara ulaşmaya çalışıyoruz. Ama Siz anladınız. İctihatlarınız anladı.

6. Hadislere sığınıyorsunuz, hadislerin ortaya koyduğu şeyi önünüze getirdiğimiz zaman da hiddetle saldırıyorsunuz. Hadisleri biz yazmadık, biz rivayet etmedik, biz ortaya koymadık. İctihatlarınıza delil yaptığınız hadisleri önünüze koyduğumuz zaman niçin rahatsız oluyorsunuz?

7. İşinize geldiği zaman Fıkıh diyorsunuz, gelmediği zaman “Öyle ictihat etmeleri bizi bağlamaz” diyorsunuz. Hangisi doğru? Ben size uygulamanın sonuçlarından bir tanesini söyleyeyim: Bugün dünya üzerinde Müslüman nüfusun yaklaşık % 30 u uyuşturucu müptelası. Endonezyadan keşmire kadar, somaliden arap dünyasına kadar, her yerde bunu bulabilirsiniz. Bunun en vahim sonuçlarını da Afganistan, Pakistan ve Keşmirde görürsünüz. Gidin ve bu ictihatlarınızın sonuçlarını görün. Insanların orada bu illet yüzünden ne hale geldiklerini görmeden oturduğunuz yerden ahkam kesemezsiniz. Dünyanın gerçeklerini, ictihatlarınızın realitesini görmeden yapacağınız şey, sadece atmak olur. Mesnetsiz olur. Islam dünyasında uyuşturucu kullanımını yaygınlaştıran da biz değiliz. İctihatlardır. Oturup düşünmeniz için daha neye ihtiyacınız var? Kaç insan daha bu sebeple hayatını kaybetmeli birilerinin düşünmesi için, birilerinin yanlışı anlayabilmesi için? Bu sadece onların akılsızlığı mıdır? O insanlar, Kur'an dediğiniz zaman gözlerini kırpmadan ölüme gidebiliyorlar, ama akılsızlar öyle mi?

8. “atalar dini” değil de ne demeliydik? Bu kur’anın dini değil. Olmadığını siz bizden daha iyi biliyorsunuz. Ne söylemeliydik? Siz hiçbir şey söylemiyorsunuz. Gerçeklerden bi haber konuşuyorsunuz. Hala ısrarla HAMR içkidir diyorsunuz, niçin Ayet’i dikkate almıyorsunuz? Ayetler sizin için ne anlam ifade ediyor? Biz konularımızı seçerken, sonuçlarını gördüğümüz meseleleri öncelikle önümüze alıyoruz. Oları değerlendirip araştırıyoruz, anlamaya çalışıyoruz.

9. Biz ortaya bir “Hüküm” koymadık ki isabet söz konusu olsun. Size göre her şey havada ve temelsiz. Bu anlaşılıyor. Temelli olan şey, İcmalardır. İcmalardan oluşan Kitabınızdır. Bu mudur? Manada itirazınız varsa delillendirin dedik, hala aynı şeyi söylüyoruz. “Doğruluk” iddiasında da değiliz. Biz anladıklarımızı ortaya koyuyoruz. İşinize gelir veya gelmez. Hata yaptığımızı anladığımızda da düzeltiriz.

10. “Biz bizimkinin varsayımlara dayandığını kabul ediyoruz. Bu kurandır demiyoruz ama biz kuranı böyle anladık diyoruz.” “Kuran bizim icmalarımızdır” Hangisi doğru? Siz ne söylüyorsunuz? Biz anladıklarımızı koyarken en başından bu yana, “biz böyle anlıyoruz” dedik. Bunu kaç kez tekrar etmemiz gerek sizin anlamanız için? Biz Her konuda, her kelimenin emarının çekilmesi gerektiğini söylerken, siz kalkıp nasıl bize “bu kur’an dır” iddiasında olduğumuz ithamında bulunabilirsiniz? Sizin ilminiz bu mu? Biz ifadelerimizde “haddi” aşarsak döner özür dileriz. Yazdığımız yazılarda kimseyi hedef alarak suçlamadık. Bize göre yanlışlıkları ortaya koyduk. Tartışmak, meseleleri ve bilgiyi paylaşmak bir kültürdür. “sen bilmiyorsun” cümlesinin karşılığı “ben biliyorum”dur. Böyle tartışma olmaz. Onca şey söylediniz. Ben o söyledikleriniz arasında sizin yaptığınız bir şeyi göremedim. Bana söyler misiniz “Hamr” konusunda ne yaptınız? Biz çıkıp “burada doğal olmayan bir şeyler var” dedik diye bize saldırıyorsunuz. Yaptığınızı gösterin. Sonuçlarını gösterin. Geçmişin ictihatlarının sonuçları ortada. Gözlerinizi açıp dünyaya bakarsanız bunu görebilirsiniz. Peki sizin yaptıklarınızın sonuçları nerede? Manaya mazeret bulamıyorsunuz, saldırıyorsunuz. Bugüne kadar yapılan “ictihat”ların sonuçlarını gördünüz mü? “Hamr” kelimesini “üzüm şarabı”na sıkıştırmanın sonuçlarını değerlendirdiniz mi? İnsanların bu sebeple kapıldıkları illeti gördünüz mü? Görmedi iseniz, oturduğunuz yerden konuşmaya hakkınız yok. Gerçeği görün artık. Gerçek kitaplarınızda yazıldığı gibi değil.

Şu ana kadar tartışmalardan edindiğimiz sonuç şudur: Biz önemli bir iş yaptık. En azından arı kovanına çomak soktuğumuzu anlıyoruz. Bu bile bir şeydir. Sizi çokça rahatsız ettiğimiz anlaşılıyor. Demek ki doğru yoldayız.

Saygılar

Lütfi Hocaoğlu
27.02.2012
11:24

Sayın Adian

Yorumlarınızı dikkatle ve titizlikle okudum. Yeni bir şey söylemediniz. Geleneksel anlayışı anlattınız. Bu anlayışın Fıkıh’taki karşılığını da biz aktardık. Siz de araştırabilir ve bunları görebilirsiniz. Bu açıdan delillerinizin sağlam olmadığını söylemiş olduk.

Deliller size göre sağlam olmayabilir. Delillerim gayet sağlamdır. Ayetlerin gramersel yorumları da, verilen sözlük ifadeleri de sağlam delillerdir. Ben onları delil kabul ederim. Siz ise Sanskritçeyi delil kabul edersiniz. Bana göre onlar sağlam delil değildir. Şarabı helal etmek gibi bir derdimiz yok. Sadece böyle bir ihtimalden sözettim. Şarab’ın haram olması için delil yok. Hamr’ın anlaşılması gereklidir. Eğer Hamr şarabı da kapsıyorsa o da aynıdır. Bu açıdan bir problem yok.

Allah razı olsun. Hamr’ın anlaşılması gerekir dediğiniz için de Allah razı olsun. Fakat sorun şurada. Siz hamr’a bir anlam verebilirsiniz. Gayet normaldir. Ancak Kuran indiği sırada bilinmeyen bir kelime dediğiniz zaman sıkıntı ortaya çıkar. Hamr o zaman şu anlamdadır ama bugün bu anlama da geliyor diyebilirsiniz. Bu da çok güzel. Ama o zaman ayetlerde verdiğiniz anlamları yerine koyduğunuz zaman tutarlı olması gerekir. Bu durumda o günkü Arapların anlamını bilmediği bir kelime olarak ele alalım: Bakara 219: Sana X’i ve meysiri soruyorlar. Deki: İkisinde de büyük bir kötülük ve insanlar için faydalar vardır. İkisinin de kötülüğü faydalarından büyüktür. Maide 90: Ey iman edenler X, meysir, ensab ve ezlam şeytanın amelinden ricsdir. Öyleyse ondan kaçının. Maide 91: Şeytan X ve meysir içinde aranıza adavet ve bağdayı koymayı irade eder. Yusuf 36: Ben kendimi X’i sıkıyor gördüm. Yusuf 41: İkinizden birine gelince, efendisini X ile sulayacak. Görüldüğü gibi o zaman şu sıkıntı çıkar. Nedir bu X? Bu X ne, bilmiyoruz ki ondan kaçınalım. Bir de bugün verdiğiniz anlamla bakalım: Bakara 219: Sana uyuşturucuyu ve meysiri soruyorlar. Deki: İkisinde de büyük bir kötülük ve insanlar için faydalar vardır. İkisinin de kötülüğü faydalarından büyüktür. Maide 90: Ey iman edenler uyuşturucu, meysir, ensab ve ezlam şeytanın amelinden ricsdir. Öyleyse ondan kaçının. Maide 91: Şeytan uyuşturucu ve meysir içinde aranıza adavet ve bağdayı koymayı irade eder. Yusuf 36: Ben kendimi uyuşturucuyu sıkıyor gördüm. Yusuf 41: İkinizden birine gelince, efendisini uyuşturucu ile sulayacak. Burada son iki ayete kadar bir sıkıntı yok. Son iki ayette sıkıntı ortaya çıkar. Verdiğiniz anlam düşer. Görüldüğü gibi bizim sıkıntımız burada ortaya çıkan tutarsızlıktır. Yoksa bugün için bir kelimeye anlam verebilirsiniz. Verdiğiniz anlam için elinizde deliller var ve Kuran’a da uyduğu sürece bir sorun yok. Allah geçmişi de bilir, geleceği de. Bu nedenle Kuran içinde bugün kullanacağımız anlamları da içeren bir kitaptır. Ancak indiği zaman kelimelere verilen anlamlar o gün için anlamlıdır. Bugün o kelimeye bir başka anlam verilmesi de (o zamanki anlamını da kapsayacak şekilde) bu nedenle gayet doğrudur. Ancak eğer o kelimeyi ayetlere uyguladığınız zaman tutarsızlık olmamalıdır. Şu ana kadar tartışmalardan edindiğimiz sonuç şudur: Biz önemli bir iş yaptık. En azından arı kovanına çomak soktuğumuzu anlıyoruz. Bu bile bir şeydir. Sizi çokça rahatsız ettiğimiz anlaşılıyor. Demek ki doğru yoldayız. Ben de burada gülümsedim. Rahatsız olmadık. Çok memnunuz. Tam tersine benim içim rahatladı. Doğru yolda olmanın rahatlığını yaşadım. Allah razı olsun.

Sam Adian
27.02.2012
12:00

Sayın Hocaoğlu

Deliller size göre sağlam olmayabilir. Delillerim gayet sağlamdır. Ayetlerin gramersel yorumları da, verilen sözlük ifadeleri de sağlam delillerdir. Ben onları delil kabul ederim. Siz ise Sanskritçeyi delil kabul edersiniz. Bana göre onlar sağlam delil değildir.

Yanlış anlamayı düzeltmek adına, Biz kelimenin etimolojik manasını delil kabul etmiyoruz. Sadece bir kontrol aracı. Bizi anladığımız manayı destekleyip desteklemediği açısından bakarız. Yoksa delil olarak bakmayız. Ancak kelimelerin etimolojik anlamları manayı anlamak için de önemlidir. Bu noktanın da altını çizmek gerekir.

Bizim HAMR ile ilgili delillerimiz temelde ayetlerdir. Bunun dışında bir delilimiz daha vardır.

Önce ayetler: Sizin X koyduğunuz ayetleri aynen delil olarak alıyoruz. Ilave olarak “Ve min semerâtin nahîli vel a’nâbi tettehîzûne minhu sekeren ve rızkan hasenâ(hasenen), inne fî zâlike le âyeten li kavmin ya’kılûn” (Nahl 67) Bu ayetin önemi şuradadır: Üzümden sarhoş edici içki, …… Bu yüzden HMR kelimesinin üzümden yapılı şarap olamayacağını söyledik.

Sonra döndük, eğer bu kelimeye DRUG dersek sonuç ne olur diye, sizin de işaret ettiğiniz Yusuf suresini gördük. Sonra döndük biraz araştırdık. Şu sonuca ulaştık: Bazı uyuşturucu bitkileri tıpkı şarap gibi sıkılarak ve kaynatılarak sıvı hale getiriliyor. Bir çeşit zehir. (esrar yağı bir örnektir veya sıvı esrar, başka maddeler de vardır. Bunlar su ile karıştırılarak kullanılmakta veya bazı içkilere katılarak kullanılmakta az miktarda.)

Hal böyle olunca, HMR kelimesinden kastın başka bir şey olabileceği hususu ağırlık kazandı. Ancak yine de illa da şudur demek istemedik. Bunu tartışmak ve incelemek gerekir. Fakat kanaatimiz şudur ki, şarap HMR listesinin en sonlarında yer alabilecek bir şeydir. Bu husus ayrıca tartışılailir şimdiki meselemiz değil.

HMR ile ilgili uygulamaları da değerlendirdiğiniz zaman, meseleyi alkole indirgemenin mümkün olmayacağını, olmaması gerektiğini düşündük. Hala da böyle düşünüyoruz.

Bizim yöntemimiz şudur: Mevcut manada bir sıkıntı hissettiğimiz zaman kelimeleri inceliyoruz. Bununla sınırlı kalmıyoruz, uygulamalarına dünyadaki sonuçlarına bakıyoruz. Uygulamada problem yoksa sesimizi çıkarmıyoruz. Uygulamada problemler varsa ve örtüşüyor ise o zaman dönüp diyoruz ki, burada doğal olmayan bir şeyler var.

Gülümseme kısmı sizinle ilgili değildi, yine de gülümsemekte yarar var, daha sağlıklı sonuçlar verir

Saygılar

Sam Adian
27.02.2012
12:09

NOT OLARAK

Biz kimyager değiliz, hekim de değiliz. Bu sebeple bu konunun bundan sonraki kısmı bizim işimiz değil. Bundan sonrası hekimlerin ve kimyagerlerin veya konu ile ilgili biyologların, uzmanların işidir. Onlar araştırıp doğruyu bulmalıdırlar. Teknik analizleri onlar yaparlar, bu bizim yapabileceğimiz bir şey değildir.

Mete Firidin
28.02.2012
07:10

Sayın Sam :temel bilimsel gerçekleri dahi bilmeden birtakım yorumlar yapıyorsunuz.

1) Bugün bilinen enyaygın uyuşturucu içkidir(yüksek konsantrasyonda alkol içeren bitkidir.

2)Alkol kelimesi kuranın indirilmesinden çok yıllar sonra keşfedilmiştir.

3) Üzüm gibi meyvelerin suyundan sadece şarap elde edilmez. pekmez, şıra, şerbet, peksimet...elde edilir ve kullanılır.

4)Eğer alkol konsantrasyonu %5 altında ise Ne kadar içerseniz için sarhoş olamassınız. Çünkü Alkol vucuda girince yıkılmaya başlar. barsaklardan alınma oranı ,vucuttaki yıkılma oranından fazla olmadığı sürece ,kandaki alkol konsantrasyonu sarhoşluk yapacak düzeye asla ulaşamaz. ancak yüksek konsantrasyonda bir alkollü içki alınırsa ozaman sarhoş olabilirsiniz. Bu nedenle konsantrasyonu çok olanı , az miktarda bile içmek haramdır.

5) örtünme ile ilgili olan ayetlerin genel kapsamını düşünürseniz aslında "teşhircilik" yapılmasını yasakladığını anlarsınız.

Kadın saçı ve göğüs dekolteside da erotik bir unsur olarak kullanılmaktadır.

Sam Adian
28.02.2012
09:42

Sayın Fridin

Bilimsel derinliğinize saygımız vardır. Bir önceki notumuzu okudu iseniz, ALKOL konusunda herhangi bir hükme varmaktan kaçındığımızı ifade ettik. Bu konunun uzmanı olmadığımızı da söyledik. Zaten olmamız da gerekmiyor. Heyecan güzel bir şeydir ama biraz da dikkatli olsa insanlar çok daha güzel olacak.

Pekin’in kuzeyinde Çin Seddi üzerinde kışın ortalama sıcaklık -30 derece civarındadır. Veya Nepal'de, hialayalar daki köylerde. Daha düşük seviyelere de ulaşır (-55 derece gibi) Burada yaşıyorsanız, ısınmak için ilave ısıtıcılara ihtiyacınız vardır. Evlerinizi ısıtabilirsiniz, ama dışarı çıktığınızda ne giyerseniz giyin her an donma tehlikesi ile karşı karşıyasınız. Kanın donma noktası -0,56 derecedir. Bu sıcaklıktan sonra eğer vücudunuzu yeterince ısıtamıyorsanız donmaya başlarsınız.

-38 dereceye ulaştığınız zaman artık dışarıda kalmanız mümkün olmaz. Giydiğiniz elbiseler sizi sıcak tutmaya yetmez. Hareket etmekten vazgeçtiğiniz anda donmaya da başlamış olursunuz.

ALkolun donma derecesi -56 ile -117 derece arasındadır. Saflık oranına göre. ALkolun bir başka etkisi daha vardır, vücudunuzun sıcak kalmasına yardımcı olur. Kana karıştığında donma seviyesini düşürür. Eğer böyle bir yerde yaşıyorsanız, hayatta kalmak için buna ihtiyacınız vardır. “Hayatta kalmak için cevaz verilir” demek bir anlam ifade etmez.

罗汉果 – Mangosten sanırım adı. Böyle bir meyve biliyor musunuz? Veya bir başka meyve olan CIKU ? Her ikisi de hemen hemen aynı özelliklerdedir. Çok lezzetlidir. Fazla değil, kabuğu soyulmuş olarak yarım kilo yemeniz yeterlidir. Sarhoş olursunuz. Bu haram mıdır şimdi? Sarhoş olmak istiyorsanız bunun için şarap içmenize gerek yok.

“West Pacific Islands” (Micronesia)’da sıcaklık ortalama 30 derecedir. (Veya kuzey filipinlerde de benzer sıcaklıklar vardır.) Nemin etkisiyle hissedilen sıcaklık 60-70 dereceleri bulur. Orada insanlar (erkekler ve kadınlar) sadece şort bölgelerini kapatarak günlük hayatlarını sürdürürler. Gelenekleri böyledir. Kadınlar evli iseler bazı işaretler taşırlar. Böyle olmalarına rağmen ahlaki bir problem de yoktur. Fuhuş yoktur.

Size göre en yaygın uyuşturucu içkidir. Kimilerine göre ise hayati bir şeydir. Biz alkol konusunda bir hükme varmaktan kaçındık. Siz de çok iyi biliyorsunuz ki, bu konu geçmişte de tartışmalıydı. Biz alkol uzmanı değiliz, kimyager falan da değiliz. Ama gözümüzün önünde dünyanın real koşulları var.

İki seçenek vardır, ya dünyanın doğasını değiştireceğiz ya da kendimize oluşturduğumuz kuralları gözden geçireceğiz. Elbette Kur’an ışığında. Tercihi siz yapın hangisi yanlış?

Mete Firidin
28.02.2012
11:26

Sn Sam bey

Soğuk ortamda ısınmak için veya donmaktan korunmak için alkol veya alkollü bir içki kullanmak çok büyük bir hatadır.

Bu bilimsel bir gerçektir. Alkol Vazodilatasyon yani deri damarlarında genişleme yapar . Kişi kendini başlangıçta ısınmış gibi hisseder fakat ısı kaybı arttığından donup ölmesi kolaylaşır. Eğer soğuk bölgelerde donmaktan korunmak istiyorsanız. özellikle hayvansal gıdalar özellikle et yemeniz gerekir . Et yemek metabolizmayı yani vucudun ısı üretme yeteneğini%40 oranında artırır.

Alkol içeren meyveyi yemek haramdır yaklaşık olarak bu meyve %17 civarında alkol içerir ve sarhoş eder. Meyve olması onun haram olmasına engel değildir. Esrar bir bitkidir. Afyon bir bitkidir, koka bir bitkidir, Ve bir çok halusinojen mantar da vardır.

Arabistan da çok sıcaktır fakat giğinmek insanı güneşin zararlı ultraviole ışınlarından korur. Bu konuda toplumsal kabuller daha ağır basar. yani rölatiftir. asıl amaç karşıdaki insanlara teşhircilik yapmamaktır. Gösteriş ve nisbet yapmamaktır. Çinselliği bir araç olarak kullanmamaktır.

Sayfa: 2 / 2 (17 Yorum)Prev1[2]Next


YorumYap

Çok Okunan Makaleler
Mete Firidin
Hz. Musa Ne Zaman Yaşadı?
12.5.2011 55969 Okunma
Mete Firidin
Hurufu Mukatta
9.4.2011 42113 Okunma
2 Yorum 05.08.2017 23:10
Mete Firidin
Kuran'da Kölelik
27.12.2013 41400 Okunma
86 Yorum 08.01.2014 17:16
Mete Firidin
Hz. İbrahim Ne Zaman Yaşadı?
28.2.2011 40783 Okunma
1 Yorum 19.02.2012 10:30
Mete Firidin
Hz. Nuh, İbrahim, Yusuf ve Musa Kronolojisi
5.4.2015 37030 Okunma
6 Yorum 07.04.2015 13:02
Mete Firidin
Salat Kelimesinin Kökeni
26.2.2012 35746 Okunma
4 Yorum 28.02.2012 07:15
Mete Firidin
Kudret Helvası Menne
13.11.2013 34775 Okunma
4 Yorum 15.11.2013 03:46
Sam Adian
HAMR ve HUMR
25.2.2012 33549 Okunma
17 Yorum 28.02.2012 11:26
Mete Firidin
Petra Yalanı
28.4.2015 32189 Okunma
9 Yorum 02.05.2015 13:07
Reşat Nuri Erol
M.Tekelioğlu; 15 Temmuz’a doğru: travmadan kurtulmak…
7.7.2017 28960 Okunma
Hikmet Güveloğlu
HİÇ
2.1.2017 28864 Okunma
2 Yorum 03.01.2017 11:37
Mete Firidin
Estetik Ameliyat ve Nisa Suresi 119. Ayet
3.10.2014 27332 Okunma
1 Yorum 03.10.2014 20:39
Hikmet Güveloğlu
Yetmedi, İlhami IŞIK'ı da Öldürdüler..!
29.12.2017 27037 Okunma
3 Yorum 29.12.2017 19:34
Mete Firidin
Bekke Ve Mekke
27.1.2011 26226 Okunma
8 Yorum 04.10.2018 10:04
Hikmet Güveloğlu
Musaddık'ın Kerameti, Zarrab'ın Laneti
30.11.2017 25971 Okunma
1 Yorum 30.11.2017 19:32
Lütfi Hocaoğlu
Fahişe ve Fahşâ
20.8.2015 24868 Okunma
81 Yorum 16.09.2015 00:08
Hikmet Güveloğlu
KAYIN BABA, DAMAT, İPSİZ VE SAPSIZLAR
18.12.2016 24135 Okunma
1 Yorum 20.12.2016 00:47
Reşat Nuri Erol
Süleyman Karagülle - Altın Ekonomisine Geçiş
2.11.2013 24072 Okunma
2 Yorum 30.01.2016 22:15
Mete Firidin
Amen ve Senetin
15.11.2012 22085 Okunma
31 Yorum 30.11.2012 13:47
Süleyman Karagülle
ABD Başkanlık Seçimi
19.11.2016 21752 Okunma
33 Yorum 19.12.2016 21:41
Mete Firidin
Lut Kavmi Homoseksüel Değildi!
3.8.2014 20817 Okunma
15 Yorum 03.12.2017 03:35
Mete Firidin
Hz. Lut’un Kızları
7.6.2011 20725 Okunma
2 Yorum 08.06.2011 17:14
Mete Firidin
Lâ mevcûde illâ Hû???
18.12.2010 20035 Okunma
1 Yorum 25.12.2010 15:11
Mete Firidin
El Tur ve Tur-i Sina?
24.3.2013 19870 Okunma
18 Yorum 06.04.2013 11:36
Mete Firidin
Nutfetin Emşâcin (99)
14.5.2013 17776 Okunma
24 Yorum 17.05.2013 15:16
Sam Adian
FINANSMAN MESELESI VE ZEKAT
8.11.2012 17686 Okunma
45 Yorum 18.11.2012 00:41
Hikmet Güveloğlu
ASKERLİK VATAN BORCU
25.1.2017 17133 Okunma
Mete Firidin
Homohabilis Havva ve Havvalar
20.4.2012 16837 Okunma
22 Yorum 25.04.2012 11:11
Süleyman Karagülle
KABİR AZABI
25.2.2014 16735 Okunma
8 Yorum 05.03.2014 21:24
Süleyman Karagülle
Görevimiz
22.2.2014 16677 Okunma
12 Yorum 05.02.2016 21:44
Mete Firidin
Adem'in ve Havva'nın Hatası
2.3.2014 16116 Okunma
34 Yorum 10.03.2014 00:48
Mete Firidin
Nuh’un Üvey Oğlu!
25.10.2015 15846 Okunma
24 Yorum 28.10.2015 06:25
Hikmet Güveloğlu
ÖNCE ANLAŞ, SONRA YOK ET (Vladivostok)
4.4.2017 15677 Okunma
Hikmet Güveloğlu
İNCİR'LİK KUŞU
8.1.2017 15308 Okunma
2 Yorum 12.01.2017 08:07
Sam Adian
BIR EYLEM OLARAK ZINA
14.7.2012 15195 Okunma
24 Yorum 24.07.2012 09:50
Hikmet Güveloğlu
KATİL'İN DE, KATİL'İ
12.12.2016 14903 Okunma
Hikmet Güveloğlu
ORGANİZASYON
27.12.2016 14833 Okunma
3 Yorum 29.12.2016 00:42
Mete Firidin
İbni Arabi ve Araf 175-176. Ayetler
16.11.2011 14693 Okunma
9 Yorum 19.11.2011 17:29
Cengiz Demirci
İlk karzı hasen kooperatifi
3.1.2013 14240 Okunma
25 Yorum 06.02.2013 20:31
Hikmet Güveloğlu
RUH
23.12.2016 14164 Okunma
Mete Firidin
Miras ve Kelale Ayetleri
13.2.2014 14117 Okunma
53 Yorum 28.02.2014 13:04
Hikmet Güveloğlu
OMUZDAN KESİLMİŞ KOLUMUZ BİZİM
11.4.2017 13379 Okunma
Mete Firidin
İçki Haram mı?
25.5.2015 13328 Okunma
7 Yorum 27.11.2016 20:31
Hikmet Güveloğlu
Oy
15.1.2017 13231 Okunma
Hikmet Güveloğlu
KILIÇ BOYNUMUZA İNMEDEN
16.12.2016 13200 Okunma
4 Yorum 18.12.2016 12:51
Hikmet Güveloğlu
JERUSALEM, GOLAN, ŞU FIRAT'IN SUYU...
10.11.2016 12937 Okunma
1 Yorum 12.11.2016 14:59
Hikmet Güveloğlu
"DÜNYANIN SONU-1"
22.4.2017 12767 Okunma
Hikmet Güveloğlu
Devlet Erkanımıza Tarihi Bir Uyarıdır..!
10.12.2017 12321 Okunma
Mete Firidin
Hz. Yunus ve Ambergris
12.12.2012 12320 Okunma
2 Yorum 13.12.2012 13:23
Hikmet Güveloğlu
MANİFESTO (OLMAK YADA OLMAMAK)
14.3.2017 12287 Okunma