Kullanıcı Adı:
Parola:
Üye Kayıt
Üye Aktivasyon
Parolamı Unuttum

Captcha image
Show another code

Giriş
Mete Firidin
Hz. Nuh, İbrahim, Yusuf ve Musa Kronolojisi
5.4.2015
40852 Okunma, 6 Yorum

Hz. Nuh, İbrahim, Yusuf ve Musa Kronolojisi

İslam dünyasında Hz. İbrahim’in hangi tarihler arasında yaşamış olduğuna dair ciddi bir çalışma yoktur. İslam âlimleri muharref Tevrat’a göre çıkarılmış kronolojiyi kabul etmiştir. Bu kronolojiye göre Hz. İbrahim M.Ö. 2000 yıllarında yaşamıştır. Tevrat’ta ise İbrahim Peygamberin Hititler ile görüşmeler yaptığı yazmaktadır:

Tevrat Yaradılış 23 :Sonra karısının ölüsünün başından kalkıp Hititler’e, Hititler, “Efendim, bizi dinle” diye yanıtladılar, “Sen aramızda önemli bir beysin. Ölünü mezarlarımızın en iyisine göm. Ölünü gömmen için kimse senden mezarını esirgemez.”
İbrahim, ülke halkı olan Hititler’in önünde eğilerek,

Hititli Efron halkının arasında oturuyordu. Kent kapısında toplanan herkesin duyacağı biçimde, İbrahim Efron’un önerisini kabul etti. Efron’un Hititler’in önünde sözünü ettiği dört yüz şekel gümüşü tüccarların ağırlık ölçülerine göre tarttı. Böylece Efron’un Mamre yakınında Makpela’daki tarlası, çevresindeki bütün ağaçlarla ve içindeki mağarayla birlikte, kent kapısında toplanan Hititler’in huzurunda İbrahim’in mülkü kabul edildi.
Hititler tarlayı içindeki mağarayla birlikte İbrahim’in mezarlık yeri olarak onayladılar.

Oysa Hititlerin tarih meydanına çıkışı M.Ö. 1700’lü yıllardır. Filistin yöresine inmeleri ise M.Ö.1600’lerdir. Hititlerden önce Anadolu’da bulunan Hattiler ise Filistin yöresine hiç gelmemişlerdir. Bu durumda Tevrat’ta Hz. İbrahim ile ilgili anlatılan kıssalar yanlıştır. Aslında Kuran bu bilgiyi düzeltmektedir. Yani Hititlerle ilgili bir diyalog ancak Musa zamanında olmuştur. Bunu Kuran’daki iki ayetten anlıyoruz. Bu ayetler:

 Bakara 58:

وَإِذْ قُلْنَا ادْخُلُوا هَذِهِ الْقَرْيَةَ فَكُلُوا مِنْهَا حَيْثُ شِئْتُمْ رَغَدًا وَادْخُلُوا الْبَابَ سُجَّدًا وَقُولُوا حِطَّةٌ نَغْفِرْ لَكُمْ خَطَايَاكُمْ وَسَنَزِيدُ الْمُحْسِنِينَ (58)

«Şu şehre girin, orada dilediğiniz gibi, bol bol yiyin, secde ederek kapısından girin, «hıttatün!» deyin, Biz de yanılmalarınızı bağışlarız, iyilere daha da artırırız» demiştik [58].

 

Araf 161:

وَإِذْ قِيلَ لَهُمُ اسْكُنُوا هَذِهِ الْقَرْيَةَ وَكُلُوا مِنْهَا حَيْثُ شِئْتُمْ وَقُولُوا حِطَّةٌ وَادْخُلُوا الْبَابَ سُجَّدًا نَغْفِرْ لَكُمْ خَطِيئَاتِكُمْ سَنَزِيدُ الْمُحْسِنِينَ (161)

Onlara: «Şu şehirde oturun, dilediğiniz gibi yiyip için, «hıttatün!» deyin ve secde ederek kapısından girin; Biz de yanılmalarınızı bağışlarız. İyi davrananlara daha da artıracağız» denmişti [161].

“Hittatün” kelimesi İbranice ve Arapça Hititli demektir. Bunun delillerini M.Ö.1274 yılında yapılan Kadeş Antlaşma metinlerinde bulabilirsiniz (www.reshafim.org.il/ad/egypt/ramses-hattusili-treaty.htm). Ayrıca Thera patlamasının yarattığı mevsim değişikliği Hitit tahıl üretimini azalttığı için Hitit kralı 1. Mürşili M.Ö. 1595 yılında Babil’e saldırmış ve Filistin’e kadar ilerlemiştir (Broad, William J. "It Swallowed a Civilization. " New York Times, D1. 21 October 2003).

Yukarıdaki iki ayette Musa peygamberin İsrailoğullarını Mısır’dan çıkardıktan sonra Filistin yöresine getirmesini Kudüs veya Kadeş şehrine girip Hititlerle özerklik antlaşması yapmasını anlatmaktadır. Fakat İsrailoğulları bun antlaşmaya yanaşmamışlardır. Bu nedenle başlarına toz yağması sağlanmıştır.

Araf 162:

فَبَدَّلَ الَّذِينَ ظَلَمُوا مِنْهُمْ قَوْلًا غَيْرَ الَّذِي قِيلَ لَهُمْ فَأَرْسَلْنَا عَلَيْهِمْ رِجْزًا مِنَ السَّمَاءِ بِمَا كَانُوا يَظْلِمُونَ (162)

Onların zulmedenleri, kendilerine söylenen sözü başkası ile değiştirdiler. Biz de, o zalimlere, zulümlerinden ötürü gökten toz gönderdik [162].

 

Bakara 59:

فَبَدَّلَ الَّذِينَ ظَلَمُوا قَوْلًا غَيْرَ الَّذِي قِيلَ لَهُمْ فَأَنْزَلْنَا عَلَى الَّذِينَ ظَلَمُوا رِجْزًا مِنَ السَّمَاءِ بِمَا كَانُوا يَفْسُقُونَ (59)

Ama zulmedenler, kendilerine söylenmiş olan sözü başka sözle değiştirdiler. Biz de, zalimlere, yoldan çıkmalarından dolayı gökten toz gönderdik [59].

 

Açıkça da anlaşıldığı gibi Hititler ile görüşme yapıldığı zaman Musa peygamberin zamanıdır. Toz yağması da Thera patlamasınının son dönemlerini (M.Ö. 1645-1600’ler) göstermektedir.

 

Tarihi bilgiler arasında bulunan ilginç bir bilgi de Vezir İmhotep’tir. Antik Mısır kaynaklarından elde edilen bilgiler ile şunlar elde edilmiştir: İmhotep M.Ö.2700’ler de yaşamış Eski Mısırlı bir vezirdir. İlk basamaklı piramidin mimarıdır. Filozof, din adamı ve hekimdir. Bilinenin aksine Hipokrat’tan binlerce yıl önce, bugünkü anlamda modern tıbbın ilk uygulayıcısıdır. Mısır belgelerine göre rüya tabircisidir. Yedi yıl sürecek kıtlığı önceden bilmiş ve tedbir alarak halkının kıtlıktan zarar görmesini engellemiştir. On bir kardeşi vardır. Yüz on yaşında ölmüştür. Bir rivayete göre ise öldürülmüş ve diri diri mumyalanmıştır.

Bu bilgiler bize Yusuf Peygamberi hatırlatmıştır.

Hz. Yusuf aynı zamanda bir peygamberdir. Hz. İbrahim’in oğlu olan Hz. İshak’ın torunudur. Yani Hz. Yakup (İsrail)’un oğludur. Onbir kardeşi vardır. Mısırlılara satılmış, köle olmuş ve rüyaları doğru yorumlayarak yedi yılık kuraklığı önceden bilmiş ve melikin (Kral) veziri olmuştur. Hz. Yusuf da hekim, astronom ve mimardır. O da 110 yaşında ölmüştür. Fakat muharref Tevrat’ta sanki yatağında ölmüş gibi anlatılır. Oysa Kuranda helak olduğundan bahsedilir. Bu kadar benzerlik olması İmhotep’in Yusuf olduğu kanaatini pekiştirmektedir.

Mümin suresi 34. Ayet meali: «Ant olsun ki, Yusuf da, daha önce, size belgelerle gelmişti. Size getirdiği şeylerden şüphelenip durmuştunuz. Sonunda Yusuf helak olunca, Allah onun ardından hiçbir peygamber göndermeyecek demiştiniz. Allah, aşırı şüpheciyi işte böylece saptırır ».

Bu ayette bu cümleyi söyleyen firavun ailesinden iman eden birisidir. Ve Hz. Musa’yı desteklemektedir.

Bu ayetin bütün meallerinde “helak” kelimesi hep “vefat” şeklinde verilmiştir.

Mümin süresi 34. Ayeti tetkik ettiğimizde Hz. Yusuf’un sadece İsrailoğulları’nın değil aynı zamanda Eski Mısırlılara da gönderilmiş bir peygamber olduğunu anlıyoruz. Ayrıca bu ayetten Hz. Yusuf’un normal olarak ölmediğini anlıyoruz. Hz. Yusuf’un helak olduğunu; yani kaza sonucu öldüğü veya öldürüldüğü anlaşılmaktadır.

Kuran’da Hz. Yusuf dönemindeki devlet başkanına “melik” denmektedir. Melik kral demektir. Antik Mısır'da ise Musa'dan önceki zamanlarda "nesu" yani kral kelimesi kullanılmıştır. Oysa Musa zamanındaki Mısır devlet başkanına firavun denmektedir. Firavun kelimesi bu yani ikinci geçiş döneminden sonra kullanılmaya başlanmıştır.

Firavun kelimesi Arapça “f,r,ayn” kelimelerinden türemiştir. Fra kelimesi, en asil, en yüksek, en tepede olan ağacın dalları, en önce olan, birinci anlamlarına gelmektedir.  İbranicede ise forah; dal, süsleme anlamlarına gelmektedir. Sanırım kafaya uygulanan dallar ile yapılan bir süslemedir. Firavun kelimesi ise “iki dallı, iki zirveli, iki öncelikli, iki yönlü asil gibi anlamlara gelmektedir. Daha sonra Arap toplumunda firavun kelimesi kendini çok beğenmiş anlamında kullanılır olmuştur. Mısır dininde yalnızca Yaratıcı Tanrı’nın tepesinde iki adet devekuşu tüyü vardır. Bu tüyler ezel ve ebedi olmayı ifade etmektedir.

 Tanrı Atum iki tüylü başlığı ile resmedilmiştir.

Musa peygamberin döneminde Kral Sekhemre Seusertawy Sobekhotep VIII kendini Yaratıcı Tanrı ile eşit görmüş ve Firavun ismini kullanmıştır. Daha sonraki krallar Sobekhotep Sekizin akıbetini bildiklerinden bu ismi Tanrı’nın yeryüzündeki oğlu olarak tevil edip anlamlandırmışlardır.

Firavun kelimesinin antik Mısırdaki karşılığı P(f)RAA sesleri ile ifade edilmektedir. Anlamının ise “Büyük Saray, Yer, Zemin ve Kolon” anlamında olduğun ileri sürülmektedir. Bu kelimenin Akadça “parşu” kelimesi ile aynı anlamda olduğunu düşünüyorum. Çünkü Akatça “parşu” kolon ve parsau kozmos, kozmik yönetici anlamlarına gelmektedir.

Kısacası Sobekhotep Sekiz kendini kozmosun yaratıcısı ve yöneticisi olan Yaratıcı Tanrı Amun ile bir tutmuş fakat gazaba uğramış, Mısır mitolojisinde olduğu gibi sudan çıktığını iddia ettiği için suda boğularak can vermiştir. Bu firavundan sonraki firavunlar bu olayı ibret alarak kendilerini Yaratıcı tanrı değil onun manevi oğlu gibi olduklarını ifade etmişlerdir.

Eğer İmhotep Yusuf ise Hz. İbrahim onun dedesinin babası olduğuna göre ve İmhotep M.Ö.2700’ lü yıllarda yaşamış ise Hz. İbrahim’de aşağı yukarı M.Ö. 2900-3000’lerde yaşamış olmalıdır.

Hz. İbrahim bir Mezopotamyalıdır. Arabistan’daki Mekke şehrini kurmadan önce Sümer ve Akad ülkesi olan Dicle ve Fırat arasındaki Basra körfezi bölgesinde yaşamıştır. Kuran ayetleri ve bilimsel veriler bir araya getirilince bazı olaylar ve tarihleri saptamak daha kolay olmaktadır. Mesela İbrahim peygamber ile ilgili iki ayette ilginç bilgiler verilmektedir. Bunlar

Enbiya 70:

وَأَرَادُوا بِهِ كَيْدًا فَجَعَلْنَاهُمُ الْأَخْسَرِينَ (70)

Ona tuzak kurmak istediler, fakat biz onları en çok hasara uğrayanlar kıldık [70].

Saffat 98:

فَأَرَادُوا بِهِ كَيْدًا فَجَعَلْنَاهُمُ الْأَسْفَلِينَ (98)

Ona tuzak kurmak istediler, ama biz onları en sefillere çevirdik [98].

 

Kuran’da İbrahim peygambere haksızlık yapan bu kavim için bundan başka dünyevi bir ceza verildiği yazmaz. Peki, verilen bu ceza nedir? İbrahim’in yaşadığı dönem olarak hesapladığımız M.Ö. 2900 yılında Mezopotamya’da toplumu etkileyecek bir felaket kaydı var mıdır?

Evet!

M.Ö. 3200 ve 2900 yılları arasında Mezopotamya’da Piora Oscillation denen ani soğuk hava ve yağışlı dönem oluşmuştur. M.Ö. 2900 yılında ise büyük bir sel baskını oluşmuş, şehirler büyük zarara uğramıştır. Bu baskının bulguları Shuruppak (Tell Fara) şehrinde saptanmıştır. Bazıları bunun Nuh Tufanı olduğunu iddia etmişlerdir. Oysa Sümer krallar listesinde Nuh Tufanının yaşandığı yıllarda Ubar-Tutu’nun 18600 yıl hüküm sürdüğü yazmaktadır. Gılgamış Destanında ise Utnapiştim (Nuh) Ubar-Tutu’nun oğludur ve Ubar-Tutu, Shuruppak kralı değildir. Yani Tevrat’ta olduğu gibi zamanlarda bir karıştırma söz konusudur.

Sümer krallar listesinde sadece Ubar-Tutu’nun 18600 yıl hüküm sürdüğü yazması olayın efsane olduğunun anlaşılmasını sağlar. Ubar-Tutu’dan kral Enmebaragesi ye kadar toplam 14165 yıl gibi bir süre olduğu saptanmaktadır. Oysa gösterilen kronolojide Ubar- Tutu ile Enmebaragesi arasında 400 yıl görünmektedir. Hükümranlık yılları temel alınırsa, Enmebaragesi M.Ö. 2500’lerde yaşamış olduğuna göre Nuh tufanı 2500 + 14165 =  M.Ö. 16665 yılında olmalıdır. Yani Sümerler de M.Ö. 2900 deki sel baskını ile çok daha eski olan Nuh tufanını karıştırmışlardır. Kuran’da Nuh’un 1000 yıl yaşadığı ve kendinden sonra halifeler bıraktığı düşünüldüğünde Sümer Kish hanedanlığının tarih bildirimleri doğrudur denebilir. Yalnızca M.Ö. 16665 yılında olan Tufan M.Ö. 2900 de olan sel baskını ile karıştırılmış ve yanlış yazılmıştır. Fakat tufandan sonraki halifelerin Nuh gibi bin yıl gibi yaşamış olması muhtemeldir. Çünkü buzul çağı döneminde parsiyel oksijen basıncı bugünkü gibi %21 değildir. Çok daha düşüktür.

Zaten Kuran’da Nuh suresi 11. Ayet: “Üzerinize semayı bol yağmurlar ile göndersin”, denmektedir. Bu ifadede Nuh tufanından önce kuraklık vardı demektir. Oysa M.Ö. 2900 yılındaki selden önce 300 yıl süren yağışlı ve soğuk dönem mevcuttur. Nuh dönemi kuraklığın hüküm sürdüğü son buzul çağının sonları olmalıdır (M.Ö 26000-14000). Ayrıca Nuh döneminde bahsedilen Vedd, Süva, Yağüs, Yauk ve Nesr isimli putlar Sümer şehirlerinde yoktur. Fakat Ay’a Güneş’e ve Yıldızlara tapmak ise Sümer inancında yaygındır. Bu bulguda bize M.Ö. 2900 de olan ve Sümer şehirlerini büyük zarara uğratan sel baskını İbrahim’den hemen sonra meydana gelmiş olduğu göstermektedir.

Enbiya 71. Ayette :

وَنَجَّيْنَاهُ وَلُوطًا إِلَى الْأَرْضِ الَّتِي بَارَكْنَا فِيهَا لِلْعَالَمِينَ (71)

Onu da, Lut’u da, âlemler için potansiyel kıldığımız yere ayırarak kurtardık [71].

Burada “ayırarak kurtardık” denmektedir. Yani bu sel baskını ve sonraki sefillikten orayı terk ederek kurtulmuşlardır.

Sonuç olarak Hz. İbrahim Sümer uygarlığının Jemdet Nasr Periodu döneminde yani M.Ö. 3000 yılında yaşamıştır.

Doğrusunu Allah bilir.

 

 


Yorumcu 
Yorum 
Tayibet Erzen
05.04.2015
19:50

Helak ifadesi Yusuf suresi 85. ayette de Mümin suresindeki anlamıyla geçmektedir. Telef olmak gibi bir manaya yakındır diyebilirim. Yusuf’taki geçişte Hz. Yakup için “Yusuf anarak bitkin düşeceksin veya helak olanlardan olacaksın.” deniyor. Evet, helak olmak burada da ölmek manasındadır ama normal ölümden farklıdır. Mümin suresindeki geçişte Yusuf için “helak oldu” dendiğine göre eziyetli bir ölüm olmuş olmalı ama helak edildi denmediğinden ben öldürüldü manasına varamıyorum ama diğer ayetleri de incelemek gerek ben sadece bu ayeti bildiğim için yazdım detaylı baktıktan sonra fikrim değişebilir.

Mete Bey, Allah sizden razı olsun. Gerçekten düşünmemizi sağlıyorsunuz.

Mete Firidin
06.04.2015
05:43

Amin. Dilerim bütün insanlar için düşünme vesilesi olur.

Reşat Nuri Erol
07.04.2015
07:32

HİKMET...

KISSALARDAKİ DERİN HİKMETLER...

PEYGAMBER KISSALARININ ANLATILMASINDAKİ HİKMETLER...

YILLARDIR HER GÜN KUR'AN ÜZERİNDE ÇALIŞTIKÇA DAHA AÇIK ANLAŞILIYOR...

BU KRONOLOJİ AYNI ZAMANDA İNSANLIĞIN KRONOLOJİSİ...

VE GELECEĞİMİZİ YAPILANDIRMANIN YOL HARİTASI...

VAHYİN KESİLMESİNİN BİR SEBEBİ DE BUDUR...

AMA İNSANLIK TARİHİ ORADADIR..

ANLAYANA.. ANLAYABİLENE...

"TİLKE EYYAMÜN NÜDAVİLÜHA BEYBE'N-NÂS..."

ÂYET GAYET AÇIK VE NET...

ANLAYANA...

ALLAH CÜMLEMİZİ ANLAYAN VE GEREĞİNİ YAPANLARDAN EYLESİN...

METE KARDEŞ;

HER ÇALIŞMANI HEYECAN VE HASRETLE BEKLİYORUZ...

BU ÇALIŞMALARA AYRI BİR UFUK KAZANDIRDIN...

NE İYİ ETTİN DE GELİP ARAMIZA KATILDIN...

CENAB-I ALLAH RAZI OLSUN...

SELAM VE DUA..

REŞAD

Mete Firidin
07.04.2015
09:42

Eğer bir şey başarmışsak sizlerin katkıları ile dir. Allah sizden de razı olsun.

bünyamin demir
07.04.2015
12:22

71 Ayetteki "potansiyel" kelimesini hangi mealden/lügatten buldunuz? Bulmadıysanız siz mi uydurdunuz.

Mete Firidin
07.04.2015
13:02

Bünyamin bey bereket ve mubarek kelimelerinin anlamı potansiyel ve potansiyel kılınan demektir. Bunun için

http://www.akevler.org/#Makaleler/1/3/10153/2007/0 ilgili bölüme bakınız.



YorumYap

Çok Okunan Makaleler
Mete Firidin
Hz. Musa Ne Zaman Yaşadı?
12.5.2011 61049 Okunma
8 Yorum 18.11.2019 21:46
Mete Firidin
Hurufu Mukatta
9.4.2011 45438 Okunma
2 Yorum 05.08.2017 23:10
Mete Firidin
Hz. İbrahim Ne Zaman Yaşadı?
28.2.2011 43782 Okunma
3 Yorum 05.11.2019 07:57
Mete Firidin
Kuran'da Kölelik
27.12.2013 42472 Okunma
86 Yorum 08.01.2014 17:16
Mete Firidin
Hz. Nuh, İbrahim, Yusuf ve Musa Kronolojisi
5.4.2015 40852 Okunma
6 Yorum 07.04.2015 13:02
Mete Firidin
Salat Kelimesinin Kökeni
26.2.2012 38218 Okunma
4 Yorum 28.02.2012 07:15
Mete Firidin
Petra Yalanı
28.4.2015 36754 Okunma
9 Yorum 02.05.2015 13:07
Mete Firidin
Kudret Helvası Menne
13.11.2013 36689 Okunma
4 Yorum 15.11.2013 03:46
Sam Adian
HAMR ve HUMR
25.2.2012 34818 Okunma
17 Yorum 28.02.2012 11:26
Reşat Nuri Erol
M.Tekelioğlu; 15 Temmuz’a doğru: travmadan kurtulmak…
7.7.2017 31321 Okunma
Mete Firidin
Estetik Ameliyat ve Nisa Suresi 119. Ayet
3.10.2014 29329 Okunma
1 Yorum 03.10.2014 20:39
Hikmet Güveloğlu
HİÇ
2.1.2017 29055 Okunma
2 Yorum 03.01.2017 11:37
Mete Firidin
Bekke Ve Mekke
27.1.2011 27984 Okunma
8 Yorum 04.10.2018 10:04
Hikmet Güveloğlu
Yetmedi, İlhami IŞIK'ı da Öldürdüler..!
29.12.2017 27272 Okunma
3 Yorum 29.12.2017 19:34
Hikmet Güveloğlu
Musaddık'ın Kerameti, Zarrab'ın Laneti
30.11.2017 26195 Okunma
1 Yorum 30.11.2017 19:32
Lütfi Hocaoğlu
Fahişe ve Fahşâ
20.8.2015 25367 Okunma
81 Yorum 16.09.2015 00:08
Reşat Nuri Erol
Süleyman Karagülle - Altın Ekonomisine Geçiş
2.11.2013 24367 Okunma
2 Yorum 30.01.2016 22:15
Hikmet Güveloğlu
KAYIN BABA, DAMAT, İPSİZ VE SAPSIZLAR
18.12.2016 24315 Okunma
1 Yorum 20.12.2016 00:47
Mete Firidin
Amen ve Senetin
15.11.2012 22765 Okunma
31 Yorum 30.11.2012 13:47
Süleyman Karagülle
ABD Başkanlık Seçimi
19.11.2016 22318 Okunma
33 Yorum 19.12.2016 21:41
Mete Firidin
Hz. Lut’un Kızları
7.6.2011 21759 Okunma
2 Yorum 08.06.2011 17:14
Mete Firidin
Lut Kavmi Homoseksüel Değildi!
3.8.2014 21423 Okunma
15 Yorum 03.12.2017 03:35
Mete Firidin
El Tur ve Tur-i Sina?
24.3.2013 21217 Okunma
18 Yorum 06.04.2013 11:36
Mete Firidin
Lâ mevcûde illâ Hû???
18.12.2010 20713 Okunma
1 Yorum 25.12.2010 15:11
Mete Firidin
Nutfetin Emşâcin (99)
14.5.2013 18294 Okunma
24 Yorum 17.05.2013 15:16
Sam Adian
FINANSMAN MESELESI VE ZEKAT
8.11.2012 18199 Okunma
45 Yorum 18.11.2012 00:41
Mete Firidin
Homohabilis Havva ve Havvalar
20.4.2012 17405 Okunma
22 Yorum 25.04.2012 11:11
Hikmet Güveloğlu
ASKERLİK VATAN BORCU
25.1.2017 17280 Okunma
Süleyman Karagülle
KABİR AZABI
25.2.2014 16957 Okunma
8 Yorum 05.03.2014 21:24
Süleyman Karagülle
Görevimiz
22.2.2014 16881 Okunma
12 Yorum 05.02.2016 21:44
Mete Firidin
Adem'in ve Havva'nın Hatası
2.3.2014 16685 Okunma
34 Yorum 10.03.2014 00:48
Mete Firidin
Nuh’un Üvey Oğlu!
25.10.2015 16604 Okunma
24 Yorum 28.10.2015 06:25
Sam Adian
BIR EYLEM OLARAK ZINA
14.7.2012 15914 Okunma
24 Yorum 24.07.2012 09:50
Hikmet Güveloğlu
ÖNCE ANLAŞ, SONRA YOK ET (Vladivostok)
4.4.2017 15807 Okunma
Hikmet Güveloğlu
İNCİR'LİK KUŞU
8.1.2017 15510 Okunma
2 Yorum 12.01.2017 08:07
Mete Firidin
İbni Arabi ve Araf 175-176. Ayetler
16.11.2011 15479 Okunma
9 Yorum 19.11.2011 17:29
Hikmet Güveloğlu
KATİL'İN DE, KATİL'İ
12.12.2016 15037 Okunma
Hikmet Güveloğlu
ORGANİZASYON
27.12.2016 15011 Okunma
3 Yorum 29.12.2016 00:42
Mete Firidin
Miras ve Kelale Ayetleri
13.2.2014 14883 Okunma
53 Yorum 28.02.2014 13:04
Cengiz Demirci
İlk karzı hasen kooperatifi
3.1.2013 14542 Okunma
25 Yorum 06.02.2013 20:31
Hikmet Güveloğlu
RUH
23.12.2016 14333 Okunma
Mete Firidin
İçki Haram mı?
25.5.2015 14274 Okunma
7 Yorum 27.11.2016 20:31
Hikmet Güveloğlu
OMUZDAN KESİLMİŞ KOLUMUZ BİZİM
11.4.2017 13556 Okunma
Hikmet Güveloğlu
KILIÇ BOYNUMUZA İNMEDEN
16.12.2016 13368 Okunma
4 Yorum 18.12.2016 12:51
Hikmet Güveloğlu
Oy
15.1.2017 13366 Okunma
Hikmet Güveloğlu
JERUSALEM, GOLAN, ŞU FIRAT'IN SUYU...
10.11.2016 13096 Okunma
1 Yorum 12.11.2016 14:59
Mete Firidin
Hz. Yunus ve Ambergris
12.12.2012 12943 Okunma
2 Yorum 13.12.2012 13:23
Hikmet Güveloğlu
"DÜNYANIN SONU-1"
22.4.2017 12877 Okunma
Hikmet Güveloğlu
Devlet Erkanımıza Tarihi Bir Uyarıdır..!
10.12.2017 12440 Okunma
Hikmet Güveloğlu
MANİFESTO (OLMAK YADA OLMAMAK)
14.3.2017 12412 Okunma