Kullanıcı Adı:
Parola:
Üye Kayıt
Üye Aktivasyon
Parolamı Unuttum

Captcha image
Show another code

Giriş
Sam Adian
FINANSMAN MESELESI VE ZEKAT
8.11.2012
17710 Okunma, 45 Yorum


Kur’an Kızılay’ın tüzüğü değildir.

 

 

Sadaka ve Zekat iki ayrı kavram olarak Kur’an da zikredilir. Sadaka ile ilgili olarak elimizdeki bilgiler son derece açıktır. “guz min emvalikum” ifadesiyle kısaca özetlenebilecek olan sadaka, bu manada devlete ödenen vergidir ve nereye harcanacağı nasıl toplanacağı bellidir. Bu sebeple sadaka şimdilik bizim konumuz değildir. Burada konumuz olan şey Zekat’tır.

 

Genel olarak tarihsel süreçte “zekat” kavramı hiçbir şekilde bir finansman enstrümanı olarak zikredilmez. Hemen her yerde bunun fakirlere dağıtılan ve sahip olunan servetin küçük bir miktarını belli koşullara göre vermeyi gerektiren bir şey gibi algılanır ve böyle uygulanması istenir.

 

Kur’an ın ortaya koyduğu mülkiyet kavramını biliyoruz. Buna göre toprakta ve doğal kaynaklarda mülkiyet olmadığı gibi bunlarda miras da yoktur. Yani herkesin asgari koşullarda “insanca” yaşama hakkı garanti altına alınmıştır. Elbette bu Lafzın önerisidir. Beşerin uygulamasında böyle bir şeye rastlayamıyoruz. Geleneksel anlayışta da lafzın bu önerisini destekleyen bir uygulamaya rastlamak zor.

 

Biz beşerin uygulamalarını değil, Kur’an ın önerilerinden yola çıkarak bir sorgulama yapalım. Bir çocuk dünyaya geldi  ve varoluşu nedeniyle topraktan belli bir paya ve doğal kaynaklardan da asgari bir gelire sahip oldu. Peki bu yeterli midir? Bu sorunun mantıklı cevabı elbette “Hayır” olmalıdır. Zaten Kur’an da bunu yeterli bulmaz. Asgari yaşama hakkının sağlanmış olması gelişmek demek değildir. Oysa beşerin gelişmesi, ilerlemesi tekamül etmesi gerekir. Yani üretim olmalı, yatırım olmalı, istihdam olmalıdır. Peki bu nasıl sağlanacak, Lafzın bunun için bir önerisi var mı?

 

Zekat, RIBA konusu gündeme geldiğinde ve buna bağlı olarak “kamu finansmanı”  tartışmalar yapılırken finansman enstrümanları başlığı altında değindiğimiz bir konu idi. Aslında lafzın önerisi, hedeflenen müreffeh toplumu oluşturmak ve bireylerin refahını temin etmek için bir çeşit kollektif sermaye anlayışı önermektedir. Hep şikayet edilen, kapitalizmin sermaye tekelciliği karşısında zayıf kalınması veya onun karşısına çıkarılabilecek güçlü bir enstrümanın olmayışına, lafzın ciddi ve etkin bir çözümü vardır. Ne yazık ki bu çözüm, geleneksel anlayış içerisinde işlevsizleştirilmiş ve devreden çıkarılmıştır.

 

Şimdi, lafzın bu konudaki tanımlamalarına bakalım:

 

Zekat nedir?

“Menzellezî yukridullâhe kardan hasenen fe yudâifehu lehû ed’âfen kesîrah, vallâhu yakbidu ve yebsut ve ileyhi turceûn” (Bakara 245 ve diğer ayetler)

 

Ayete baktığımız zaman Bir borçtan söz edilmektedir. Bu borç Allah’a yani mutlak olana verilmelidir. Ancak bunun karşılığı vardır. Bu mutlaka borç verene fayda sağlayacak, artacak, çoğalacak olan bir borçtur. Ayette geçen kagramları, “ad’afe” ve “mudafee” veya “yudaifeRiba başlığı altındaki yazılarımızda tartışılmıştı. Bu kelimeler katlanarak çoğalmayı ifade eder. Çok ilginçtir ki, bu ifadeler aynı zamanda “riba” kavramı için de kullanılmaktadır. Zekat ile Riba’yı birbirine benzetemeyiz elbette ancak, mana itibariyle zekatta reel bir kazancın söz konusu olduğu, bir artışın meydana geleceğini ve bunun bir hak olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.

 

O halde, Zekat vermek demek, parayı veya malı verip unutmak demek değildir. Peki ya nedir? Verdiğiniz zekattan gelir elde etmektir. “ZEKAT : finansmandır. Topluluk finansmanıdır. SLT ile aynıdır. Zekat Yatırım, üretim, proje ve istihdamın kredi olarak desteklenmesi için kullanılır. Zekat vergi değildir. (Bkz. Bakara 43/110/277, Hac 41, Mü’minun 4, Nur 37/56, Neml 3 vd.),

 

Doğal olarak sürecin denetlenmesi ve uygulamanın sağlıklı yürütülmesi gerekir. Bunun için de devlet müdahil olmalıdır. Belli kurallar çerçevesinde olmalıdır. Bunlar tartışılabilir. Asgari geçim miktarının ne olacağı, refahın nerede başlayacağı gibi konular gayri safi hasılanın dağılımına gore belirlenebiilir ve buna gore uygulanabilir. Bunlar detaylardır.

 

Zekattan gelir nasıl olur? Genel olarak böyle bir itiraz olacaktır. Basitçe siz ihtiyacınız olmayan bir parayı götürüp bankaya yatırdınız. Banka da bu parayı aldı ve kredi olarak bir projeyi finance etti. Bu proje çalıştı, üretti ve kazandı, bir gelir elde etti, katma değer oluştu. Bu katma değerden aldığı kredi miktarı kadar da pay Verdi.  İşte bu zekat verene kat kat geri ödemek demektir.

 

Zekattan vazgeçilebilir mi? Kesinlikle evet. Ayet “borç” ifadesini kullandığına gore belli bir sınırlama söz konusudur ve zekatı veren bunu geri isteyebilir. Sadakanın aksine, Zekat bir hibe değildir. Sadaka verdiğiniz zaman onu geri isteme şansınız yoktur çünkü vergi vermiş olursunuz. Ancak zekat verdiğiniz mal veya para her zaman size aittir. Siz sadece o paranın kullanma hakkını devretmiş olursunuz. Ama yine geliri size aittir. Yani zekat verene aittir.

 

Böylece yatırım oluşur, istihdam oluşur, üretim oluşur ve topluluk gelişir. Refah olur. Sermaye sıkıntısı olmayacağı için de yatırım finansmanı açısından bir problem de yok demektir.

 

Zekatın miktarı nedir? Dileyen dilediği kadar mı vermelidir? “…ve yes’elûneke mâzâ yunfikûn kulil afve….” (bakara 219)

 

Afv, fazlalığı almak, kolaylaştırmak affedilen bağışlanan kısım anlamına gelen bir kelimedir. Demek ki ayette neyi infak edeceğiz diye sorulunca “Zorunlu temel ihtiyaç maddeleri dışında kalanı, asgari geçim sınırını aşan fazlalığı…” infak etmek gerektiği ortaya çıkar. Yani ihtiyacın fazlasını infak etmek gerekir.

 

Nereye infak edilecek? Fakirleri gözetme sorumluluğu bireylere ait değildir. Bu sorumluluk ayetle tanımlanmıştır. Bu topluluğun yani devletin görevidir. O halde infakdan kastedilen şeyin de tek tek fakirlere yardım etmek olamayacağı açıktır. Demek ki fazlalık olan “Zekat” olarak infak edilecektir. Yani sermaye olarak kullanılabilecek alanlarda toplanacak şekilde infak edilmelidir. Ekmeğini komşusuyla bölüşmek kimseyi sadakadan veya zekattan kurtarmaz. Fakirlere yardım etmek de öyle.

 

Kronolojik olarak da ilginçtir, önce tezkiye/zekat kavramı gündeme gelir, sonra afv ve infak kavramı zikredilir. Daha sonra ise “sadaka” kavramı ortaya çıkar.

 

Bunun sebebi basittir, zekat ile topluluk kendini finanse etmiştir, mala-mülke kavuşmuştur, sonra bunun çoğaltılması ve refahın yaygınlaştırılması söz konusu olur böylece afv ve infak ortaya çıkar. Bundan sonra topluluk belli bir düzen kurmuş ve yerleşmiştir. Yani bir devlet vardır. Burada da Sadaka gündeme gelir. Çünkü devletin de finanse edilmesi gerekir. Çünkü sermaye kişilere aittir, bireylere aittir, bir araya getirilmiş olması devletin malı yapmaz. Dolayısıyla devletin ayrı bir kanaldan finanse edilmesi zarureti vardır. Bunun için de “sadaka” emredilmiştir. Sadaka denince dilenciler akla gelmemelidir, bu bir vergidir ve zorunlu olarak ödenmesi gereken şeydir.

 

Birçeşit “arınma” olarak değerlendirilebilecek olan “zekat”, sahip olunan sermayenin topluluk ile paylaşılması, başkalarına da fayda sağlayacak hale getirilmesi ile bir çeşit bölüşüm anlamına gelir. Böylece sermayede herhangi bir haksızlık varsa bile, bu durum, sermayenin başkaları ile de paylaşılması ve faydanın yaygınlaştırılamsı ile ortadan kaldırılmış olur.

 

Netice itibariyle süslü söylemler, kırkda bir, onda bir gibi lafzi olmayan yaklaşımlar bir kenara bırakılmalıdır. Günümüz ihtiyaçlarına dinamik çözümler üretilmelidir. Kur’an bunun için yeterli imkanların var olduğunu söyler ve zaten bunları önerir.  Bin yıllık ictihatlarla avarelik etmeye gerek yoktur. Üstelik bu ictihatlar lafzi de değildir.  Zekat ve Sadaka yoksul için günü kurtarma, zengin için de ucundan azıcık vererek meşrulaştırma aracı değildir. Kenz yasaklanmıştır. Sermaye birkaç kişinin elinde oyuncak olmamalı, topluluğu, genele yayılarak fayda çoğaltılmalıdır. Birtakım yüzdeler veya limitler koymak, kenz’i meşrulaştırmaktan başka bir şey olmaz.

 

Tarım toplumuna göre yapılmış basit hesaplamalar, bugünkü güçlü sermaye karşısında hiçbir anlam taşımaz.

 

Vesselam.

 

 

 


Yorumcu 
Yorum 
Sam Adian
17.11.2012
22:46

Sayın Demirci

Birincisi Toprak kimseye ait değildir, Devlet sadece işletmeyi üstelebilir ve bunun karşılığında da topluluğa yaşama garantisi sağlar. Ikıncisi toprak mülkiyeti yoktur, dolayısıyla her bireyin toprakta doğal hakkı vardır ve doğduğunda bu hakkı kendisine teslim etmelisiniz. Devlet buna karışamaz.

Devletin para basması mümkün değildir. Devlet sadece bireyin üretitği değeri tescil eder hepsi bu. Kredi için kaynak olmalıdır, kaynak yoksa kredi de yoktur.

Sam Adian
17.11.2012
23:05

Elbette enerji maliyetlerinin artması, yetersiz kaynakların verimsiz kullanılması ve bu sebeple fiyatlar üzerinde baskı oluşması ve tabii bu kaynaklara bağlı olarak yapılan üretimlere etki etmesi ve fiyatların yükselmesine neden olması da enflasyon sebebiyledir muhakkak. Fiyatlar ınasıl sabit tutacaksınız? Mesela enerjiyi nereden sağlayacaksınız? Yeterli kaynaklarınız var mı?

Kriz algısı ve beklentisi, enflasyon canavarı vs. bir çeşit "canavar" masalı gibi. Evet bunlar vardır, ama bunları yapan yine insanlardır başkası değil, tıpkı bir oyun gibi. Tabii siyonizm ve kapitalizm söylemlerini geçiyorum. Bu ayrı bir canavarlaştırma politikasına benziyor. Herkesin dilinde bunlar var. Ne işe yaradığını anlamak zor.

Acılı mı daha az acılı mı? Politik söylemler bize göre değil. Populizm daha büyük canavardır.

Sam Adian
17.11.2012
23:09

Sayın Demirci

Acaba bilinçaltınızı okumak yerine, yazdıklarımı okusanız nasıl olur?

Siz enflasyon sebebiyle her gün fiyat artışından söz ettiniz. Bu oldukça abartılı bir yaklaşım ama olsun. Buna karşılık fiyat artışının sadece bu sebeple olmayacağını söyledim. Eşyanın tabiatı gereği.

Siz bunu enflasyon tarifi olarak aldınız. Elbette matematik.

Sam Adian
17.11.2012
23:59

Hayır konumuz "Mülkiiyet" ve "Zekat" idi, yaşama hakkı ve sermaye meselesi

Sam Adian
18.11.2012
00:41

Zekatın olmadığı yerde Riba vardır. Meşru kaynaklar yoksa tefeciler devreye girer. Çünkü finansman bir ihtiyaç olarak karşımıza çıkar ve bir şekilde karşılanması gerekir.

Devlet tasviriniz içerisinde bir husus dikkatimi çekti. Toprak mülkiyeti yoksa. doğal kaynaklar sadece işletmek içinse, devletin bunlar üzerindeki tasarruf hakkı nerededir? Devlet sadece emaneti sahibine teslim etmekle yükümlü değil midir? Bu açıdan da mülkiyet hakkı sorgulanmalıdır.

Sayfa: 5 / 5 (45 Yorum)Prev1234[5]Next


YorumYap

Çok Okunan Makaleler
Mete Firidin
Hz. Musa Ne Zaman Yaşadı?
12.5.2011 56271 Okunma
Mete Firidin
Hurufu Mukatta
9.4.2011 42242 Okunma
2 Yorum 05.08.2017 23:10
Mete Firidin
Kuran'da Kölelik
27.12.2013 41423 Okunma
86 Yorum 08.01.2014 17:16
Mete Firidin
Hz. İbrahim Ne Zaman Yaşadı?
28.2.2011 40957 Okunma
1 Yorum 19.02.2012 10:30
Mete Firidin
Hz. Nuh, İbrahim, Yusuf ve Musa Kronolojisi
5.4.2015 37266 Okunma
6 Yorum 07.04.2015 13:02
Mete Firidin
Salat Kelimesinin Kökeni
26.2.2012 35834 Okunma
4 Yorum 28.02.2012 07:15
Mete Firidin
Kudret Helvası Menne
13.11.2013 34833 Okunma
4 Yorum 15.11.2013 03:46
Sam Adian
HAMR ve HUMR
25.2.2012 33571 Okunma
17 Yorum 28.02.2012 11:26
Mete Firidin
Petra Yalanı
28.4.2015 32506 Okunma
9 Yorum 02.05.2015 13:07
Reşat Nuri Erol
M.Tekelioğlu; 15 Temmuz’a doğru: travmadan kurtulmak…
7.7.2017 29076 Okunma
Hikmet Güveloğlu
HİÇ
2.1.2017 28869 Okunma
2 Yorum 03.01.2017 11:37
Mete Firidin
Estetik Ameliyat ve Nisa Suresi 119. Ayet
3.10.2014 27400 Okunma
1 Yorum 03.10.2014 20:39
Hikmet Güveloğlu
Yetmedi, İlhami IŞIK'ı da Öldürdüler..!
29.12.2017 27046 Okunma
3 Yorum 29.12.2017 19:34
Mete Firidin
Bekke Ve Mekke
27.1.2011 26313 Okunma
8 Yorum 04.10.2018 10:04
Hikmet Güveloğlu
Musaddık'ın Kerameti, Zarrab'ın Laneti
30.11.2017 25973 Okunma
1 Yorum 30.11.2017 19:32
Lütfi Hocaoğlu
Fahişe ve Fahşâ
20.8.2015 24884 Okunma
81 Yorum 16.09.2015 00:08
Hikmet Güveloğlu
KAYIN BABA, DAMAT, İPSİZ VE SAPSIZLAR
18.12.2016 24140 Okunma
1 Yorum 20.12.2016 00:47
Reşat Nuri Erol
Süleyman Karagülle - Altın Ekonomisine Geçiş
2.11.2013 24079 Okunma
2 Yorum 30.01.2016 22:15
Mete Firidin
Amen ve Senetin
15.11.2012 22105 Okunma
31 Yorum 30.11.2012 13:47
Süleyman Karagülle
ABD Başkanlık Seçimi
19.11.2016 21784 Okunma
33 Yorum 19.12.2016 21:41
Mete Firidin
Lut Kavmi Homoseksüel Değildi!
3.8.2014 20836 Okunma
15 Yorum 03.12.2017 03:35
Mete Firidin
Hz. Lut’un Kızları
7.6.2011 20763 Okunma
2 Yorum 08.06.2011 17:14
Mete Firidin
Lâ mevcûde illâ Hû???
18.12.2010 20056 Okunma
1 Yorum 25.12.2010 15:11
Mete Firidin
El Tur ve Tur-i Sina?
24.3.2013 19925 Okunma
18 Yorum 06.04.2013 11:36
Mete Firidin
Nutfetin Emşâcin (99)
14.5.2013 17797 Okunma
24 Yorum 17.05.2013 15:16
Sam Adian
FINANSMAN MESELESI VE ZEKAT
8.11.2012 17710 Okunma
45 Yorum 18.11.2012 00:41
Hikmet Güveloğlu
ASKERLİK VATAN BORCU
25.1.2017 17135 Okunma
Mete Firidin
Homohabilis Havva ve Havvalar
20.4.2012 16849 Okunma
22 Yorum 25.04.2012 11:11
Süleyman Karagülle
KABİR AZABI
25.2.2014 16741 Okunma
8 Yorum 05.03.2014 21:24
Süleyman Karagülle
Görevimiz
22.2.2014 16683 Okunma
12 Yorum 05.02.2016 21:44
Mete Firidin
Adem'in ve Havva'nın Hatası
2.3.2014 16130 Okunma
34 Yorum 10.03.2014 00:48
Mete Firidin
Nuh’un Üvey Oğlu!
25.10.2015 15856 Okunma
24 Yorum 28.10.2015 06:25
Hikmet Güveloğlu
ÖNCE ANLAŞ, SONRA YOK ET (Vladivostok)
4.4.2017 15679 Okunma
Hikmet Güveloğlu
İNCİR'LİK KUŞU
8.1.2017 15316 Okunma
2 Yorum 12.01.2017 08:07
Sam Adian
BIR EYLEM OLARAK ZINA
14.7.2012 15228 Okunma
24 Yorum 24.07.2012 09:50
Hikmet Güveloğlu
KATİL'İN DE, KATİL'İ
12.12.2016 14907 Okunma
Hikmet Güveloğlu
ORGANİZASYON
27.12.2016 14839 Okunma
3 Yorum 29.12.2016 00:42
Mete Firidin
İbni Arabi ve Araf 175-176. Ayetler
16.11.2011 14718 Okunma
9 Yorum 19.11.2011 17:29
Cengiz Demirci
İlk karzı hasen kooperatifi
3.1.2013 14250 Okunma
25 Yorum 06.02.2013 20:31
Hikmet Güveloğlu
RUH
23.12.2016 14166 Okunma
Mete Firidin
Miras ve Kelale Ayetleri
13.2.2014 14141 Okunma
53 Yorum 28.02.2014 13:04
Hikmet Güveloğlu
OMUZDAN KESİLMİŞ KOLUMUZ BİZİM
11.4.2017 13387 Okunma
Mete Firidin
İçki Haram mı?
25.5.2015 13364 Okunma
7 Yorum 27.11.2016 20:31
Hikmet Güveloğlu
Oy
15.1.2017 13232 Okunma
Hikmet Güveloğlu
KILIÇ BOYNUMUZA İNMEDEN
16.12.2016 13204 Okunma
4 Yorum 18.12.2016 12:51
Hikmet Güveloğlu
JERUSALEM, GOLAN, ŞU FIRAT'IN SUYU...
10.11.2016 12941 Okunma
1 Yorum 12.11.2016 14:59
Hikmet Güveloğlu
"DÜNYANIN SONU-1"
22.4.2017 12774 Okunma
Mete Firidin
Hz. Yunus ve Ambergris
12.12.2012 12347 Okunma
2 Yorum 13.12.2012 13:23
Hikmet Güveloğlu
Devlet Erkanımıza Tarihi Bir Uyarıdır..!
10.12.2017 12322 Okunma
Hikmet Güveloğlu
MANİFESTO (OLMAK YADA OLMAMAK)
14.3.2017 12292 Okunma