KUR’AN SÜNNET İCMA KIYAS NİZAMI ADİL DÜZEN ÇALIŞMALARI
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 114
Önceki yazılarla birlikte okunmasını tavsiye ederek kaldığımız yerden devam…
“FeBiMâ NaKDiHiM / Nakzetmelerinden dolayı” (Maide 12)
Bundan önceki ayette İsrail oğullarından misak alındığından bahsetmiş, o misakta konan müeyyidelerden söz edilmişti. Her sözleşme yapıldığında sözde durulmadığı zaman ne müeyyide uygulanacağı anlatılmış, uymayanların ‘yolun sevaını idlal ettikleri’ bildirilmişti.
Şimdi “Fe” harfi getirilerek yolun sevaından (ortasından) ayrıldıkları ve o sebeple onların bugünkü hallere düştükleri anlatılmaktadır. Burada isim cümlesi fiil cümlesine “Fe” harfi ile atfedilmektedir. Bundan önceki cümlede, ‘kim bundan sonra küfrederse o yolun sevaından dalalet etmiş olur’ denmiştir.
Bu cümleyi iki şekilde anlarız.
1. Oradaki “Men” ismi mevsuldür, küfreden kimse demektir. O takdirde onların içinden dalalet edenler olduğu anlatılmış olur. Burada “Fe” harfinden sonra bir cümlenin takdirine gerek kalmaz.
2. Oradaki “Men” şart anlamındadır. Genel kural anlatılmaktadır. O takdirde kim küfrederse dalalet etmiştir denmiş olur. Umumi olarak dalalet edip etmediğinden bahsedilmiş olur. O zaman “Fe” harfinden önce mahzuf bir cümle takdir ederiz, “minhum men kefera” hazfedilmiş olur, yani “onlardan küfredenler oldu”. O zaman burada “Fe” harfi mahzuf olan cümlenin tafsili olur. Dolayısıyla dalalet ettiler, o dalaletleri de şöyledir denmiş olur. Sonuç olarak ister hazf kabul edelim ister etmeyelim, “Fe” harfi onların dalaletlerini anlatmaktadır.
“Nakz” kelimesi ism-i mef’ul almış bir mastardır. Cümle fiil cümlesi kabul edilebilir. Fiil fiile atfedilmiş olur. “Mâ” harfi getirilmeden de cümle söylenebilirdi.
O halde burada neden “Mâ” harfi gelmiştir?
Alusi’ye bakalım:
{ فَبِمَا نَقْضِهِم مّيثَـٰقَهُمْ } أي بسبب نقضهم ميثاقهم المؤكد لا بشيء آخر استقلالاً وانضماماً، فالباء سببية، و (ما) مزيدة لتوكيد الكلام وتمكينه في النفس، أو بمعنى شيء كما قال أبو البقاء، والجار متعلق بقوله تعالى: { لَّعَنَّٰهُم }
(Misakları nakz ettiklerinden dolayı) yani başka bir şey olmaksızın müstakil ve munzam olarak müekked olan misaklarını nakzetmeleri sebebiyle ve (Mâ) kelamın tekidi nefsinde temkini içine ziyade kılınmıştır. Yahut şey anlamınadır. Ebu’l-Beka böyle diyor. Câr (leannahum)a mütealliktir.
Yani burada “Mâ”nın anlamı, nakzdan doğan sonuçlar sebebiyle denmiş olur. Sadece sözlerinde durmadıkları için ceza verilmiş olmuyor, sözlerinde durmamaları nedeniyle öyle sonuçlar ortaya çıkar ki, nakzedenler lanetlenmiş olurlar.
Allah kâinatı yaratmış, kurallar içinde yaratmıştır. Örnek olarak ateş ısıtır ve yakar. Taş düşer. Kendiliğinden olan şeylerde oluş böyle değildir. Bazen düşer, bazen düşmez; kimi düşer kimi düşmez. Oysa kâinatta her şey kurallara tâbidir. Canlılar bu sayede varlıklarını sürdürmektedirler. Yoksa ot bazen zehir bazen besin olsaydı, canlılar var olabilirler miydi?
Doğa kanunları (sünnetullah) sayesinde tüm canlılar varlıklarını sürdürüyorlar.
İnsanlar da sosyal kanunlar (sünnetullah) içinde yaşarlarsa, o zaman kurallar içinde yaşamış olurlar ve kurallar sayesinde varlıklarını sürdürürler. Sosyal kuralların temeli sözleşmelerle ortaya çıkar. Sözleşme yaparsınız, sonra ona uyarsınız. Bunlar sosyal kanunlar olur ve insanlar o suretle yaşarlar.
Kur’an insanlardan bir şey istemektedir; insanlar verdikleri sözlerinde dursunlar.
Münafığın alametleri anlatılırken, “sözünde durmaz ve emanete ihanet eder” denmiştir.
Buradaki “Mâ” harfi bunu ifade etmiştir.
Bir toplulukta halk konuştukları zaman yalan söylerse, bizim basın/medya gibi yaparsa, söz verip yerine getirmezse, emanetlere ihanet ederse, kamu mallarını yağmalarsa; o topluluk varlığını sürdüremez. İmanın temel şartı; söylerken doğru söylersin, sözünde durursun ve emanetlere ihanet etmezsin. İşte o zaman sen müminsin.
(Devamı var)
(İlmî-İktisadî-İdarî/Siyasî-Dinî/Ahlâkî ADİL DÜZEN Çalışanı Reşat Nuri EROL - 21.01.2026)
*UYARI VE DAVET*
*Ülkemizde ve bütün dünyada hayatımızın ilmî-iktisadî-idarî/siyasî-dinî/ahlâkî 4 ana alanında da “SOSYAL TUFAN” seviyesinde sorunlar var (TEŞHİS).*
*Bu sorunların çare ve çözümü de var (TEDAVİ): “KUR’AN NİZAMI ADİL DÜZEN”*
Kur’an Nizamı Adil Düzen Çalışanı Reşat Nuri EROL
https://akevler.org/AkevlerTumKitaplar
https://akevler.org/AkevlerMakaleYazarlar
https://www.milligazete.com.tr/resat-nuri-erol
https://www.youtube.com/@islamedeniyetivakfi
https://www.youtube.com/@adilduzen ve diğer çalışmalar…