Bahaeddin Sağlam
İbn Haldun ve Bilimler
2.01.2026
614 Okunma, 0 Yorum

 

İbn Haldun ve Bilimler

 

Çok değerli Hocam Prof. Dr. Niyazi Öktem, Yeni Arayış sitesinde bu konuda çok güzel ve çok gerekli bir yazı yazdı. Yazı hakkında kanaatimi sordu; ben, çok güzel fakat bilimsel eksiklikler var dedim. Evet, yazı çok güzel, İslam dünyasının sosyal değişimlerinin bir kısmını ve Müslümanların bilimlerdeki iflasını çok ustaca anlatmış. Bilimsel dayanağı da İbn Haldun’un bedevi-medeni diyalektiği ve bundan çıkan sosyal bir yasa.

Çok eski bilge alimler, bu diyalektiği, bedevi-medeni diyalektiği değil de vahşet-medeniyet diyalektiği olarak göstermişlerdir. Vahşet tarafına Yecüc-Mecüc (Gog-Magog) demişlerdir. Medeni tarafı da çift güçleri olan, yani soyut-somut, maddi-manevi gücü elinde tutan iki boynuzlu krallar olarak anlatmışlardır. Bu diyalektikten çıkan bilimsel yasaya da İbn Haldun gibi sosyal bir yasa değil de fiziki ve antropolojik bir afet demişlerdir.

İslam, diyalektiğe dayanır. İslam Peygamberi de benim çığırım, hayattaki sonsuz diyalektik yapılarda daima orta yol ve dengedir, demiş. Evet, bu denge gücü ile, sıfır imkanlarla kısa bir zamanda eski dünyanın çoğunu eline geçirdi. Peki neyi ve neleri dengeledi?

Cevap şudur: “İslam kelimesinin kökü, silm kelimesidir. Bu ise soyut mana ve deyim olarak, barış demektir. Somut manası da merdiven demektir. Çünkü merdiven, aşağı ile yukarıyı birleştirip barıştırıyor. İslam kelimesi, if’al kipinin altı farklı manasından en çok kullanılan, kök kelimeleri geçişli yapmaktan, barıştırma demek oluyor. Peki neyi barıştırıyor? En başta fakir ve zengini, soyut ile somutu, Doğu ile Batıyı, Musa ile İsa’yı, toplum ile bireyi, madde ile manayı, dünya ile ahireti, kadın ile erkeği ve en önemlisi de iman ile bilimleri barıştırıyor.

Tarihte birçok uç dinler, mezhepler ve siyasi akımlar hep var olmuştur. Semavi yani vahiy ile gelen dinlerin ise, (4/163; 42/13) Nuh’tan Muhammed’e kadar hepsinin ismi İslam’dır. Fakat şiddetli ihtiyaca binaen onlar da bazen uç olabiliyorlar. Şöyle ki:

Kur’an, İslamiyet’in, 4000 yıl öncesine dayanan Hz. İbrahim dininin aynısı olduğunu söylüyor. (22/78) Bu dinin ismi İslam’dır. İslam, bütün zıtları dengelemekle barıştırıp yaz ve kışı bahar yapmaktır. Hristiyanlığın, Budizmin ve daha sonra İslam Tasavvufunun ruhaniliği esas alması, Yahudiliğin ve İslam Fıkhının devlet ve şeriatı esas alması, tarihî mecburiyetten kaynaklanmış birer sapmadır. Yoksa onlar da aslında İslam idiler. (3/84) Evet, Yahudilik, özünde ve temelinde Musa ile Harun’un (şeriat ile velayetin) birliğidir. Hristiyanlık da özünde ve temelinde, Tevrat ile İncil’in (bilim, yasa ve ruhaniliğin) beraberliğidir. (Matta, 5)

İslam teslimiyet demektir, diye birçok yazar söylüyor. Ama bu, tam doğru değildir. İslam, irade-i külliye ile irade-i cüz’iyeyi barıştıran, tertemiz ekosistem ile kir üreten insan arasında temizliği birinci farz yapan; özellikle, sonsuz dosya olan Yaratan ile sınırlı dosyalar olan kullar arasındaki ahenk ve tevhidin ismidir.”

Devlet olarak değil de fikir ve inanç dünyası olarak Müslümanlar, ilk 300 sene bu dengeyi korudu. Aklı ve bilimleri esas alan Mutezile mezhebi, bunda çok etkindi. Sonra İmam Eş’ari çıktı, Sünniliği kurdu. Yani Mutezile ile ehl-i hadisin ortasını tutturmaya çalıştı. Ehl- hadis, aklı ve bilimleri tamamen reddediyordu. Dolayısıyla, Mutezile önderleri ya sürgün edildi. Veya öldürüldü. İşte o gün bugün bilimler, İslam dünyasında ölüdürler. Daha sonra İslam filozofları çıktıysa da Yunan felsefesinin özellikle Aristo’nun ötesine geçemediler. Çoğunlukla da Aristo’yu yanlış anladılar. Sonra 14. Asırda İbn Haldun sosyal bazı nedenleri yarı yarıya tespit edince, bilimlere aşık Avrupa ve bu çağdaki Müslümanlar onu baş tacı ediyorlar. Fakat bu konuda insanlık yine yanılıyor. İşte bu konuda insanlığı: Doğuyu da Batıyı uyandıracak şu dört kuralı burada yazacağız, ki Niyazi Hocamın yazısı da tamamlanmış olsun. Şöyle ki:

A- Bir kuralın bilimsel bir neden sayılması için, aynı nedenin her zaman aynı sonucu vermesi lazımdır. İbn Haldun diyor ki: Medeni insanlar rehavete kapılıyorlar. Ganimeti hedef yapan bedeviler her zaman onları yeniyorlar. Bu bir kanundur. İşte bu kanun, iki yönden yanlıştır.

1- Bunun bu şekilde sonuç verme oranı, yüzde ellidir. İlim olması için ise yüzde yüz aynı sonucu vermesi lazım. Mesela Türkler birçok sefer medeni Çin'e saldırdılar. Ama her seferinde Çinliler galip geldi. Mesela Türkler tekrarla Rusya’ya ve Avrupa’ya saldırdılar, ama daima yenildiler; yani ya Hristiyanlaştılar veya yok oldular. Mesela İran, Türk akımlarını daima kendi kültürü içinde eritmiştir.

2- Ayrıca bilimlerde hiçbir zaman, tek bir neden, sonucu doğurmak için yeterli değildir. Varlık ve hayat sibernetik ve yazılım olduğu için, genellikle en az üç veya beş sebep gerekir, bir bilimsel sonuç için. Mesela, yağmurun olması için denizler yeterli neden değildir. Bulutların aşılanması, hava basıncının uygun olması, iklimin çöl olmaması gibi başka nedenler de var.

Akadların Sümerleri ele geçirmesi, sadece bedevilik akını değildir. Din ve kültür de etkinlik göstermiş, ayrıca Sümerler tam devlet değillerdi. Her şehir özgür idi.

B- Marks ve Weber’in tespit ettiği gibi sosyal değişimlerde asıl faktör, bedevi-medeni değişimi değildir. Ekonomidir. O bile tek başına yeterli değildir. Nitekim Komünist dünya sadece bu nedene dayandığı için, sistem doğal olmadı, devam etmedi.

C- Arapların Orta Doğuyu ve Kuzey Afrika’yı fethetmesi, Selçukluların iktidarı Abbasilerden alması, Osmanlının Avrupa’nın içlerine kadar gitmesinin sebebi, bedevi-medeni diyalektiği değildir. Cihad denilen, İslam dinini yüceltme duygusudur. Dünyaya düzen verme sevdasıdır. Evet, ekonomik faktörler de var. Fakat asıl enerji imandan geliyor. Ayrıca Bizans o gün zaten çürümüştü. Yıkılması için bir bahane lazımdı.

D- Hegel zamanında yazılım bilinmiyorsa da o, zamanın ruhu dediği bir kavram ile sosyal sibernetiği yazmıştır. Mesela Amerika keşfi, Batı Aydınlanması, İslam’ın diyalektik ve bilimsel yapısından çıkıp hurafe dolu bir din haline gelmesi ve Teknoloji, bugünkü sosyal yapıyı doğurdu. Demek İbn Haldun’un bedevi-medeni diyalektiği ve buna dayanan sözde bilimsel tespiti, tam doğru değildir. Bilimsel kanun denebilecek kadar sağlam değildir.

Özetlersek: Batı, Kitab-ı Mukaddes'i tarih olarak değil de arketip ve soyut yasalar olarak okursa; İslam dünyası da dört elle Batının fen ve felsefesine sahip çıkarsa, dünya yeniden bir altın çağa girebilir.

31.12.2025/ Bahaeddin Sağlam

Yazı ile ilgili bir soru ve cevabı:

Değerli Hocam, yazı nasıl, olmuş mu? B. Sağlam

Eyvallah, yazı çok mükemmel, doğrusu tenkit edecek bir şey bulamadım. Sadece ben bazı Batılı kavramlardan hoşlanmıyorum. Mesela diyalektik kavramı Batılı bağlamdaki kullanımları hatırlatıyor. Onun için farklı bir kavramla ifade edilse daha iyi olur. Biz epeydir İslam bilim geleneğini kullanmadığımız için Arapça bir uygun kavram bulmakta zorlanıyoruz. Malum mantıkta diyalektik cedel diye ifade ediliyor ama metod olarak diyalektik cedel diye ifade edilse yanlış olur. Çok selam sevgiler.

Alpaslan Açıkgenç

Allah, başta insan olmak üzere varlığı zıtlarla geliştiriyor. Bir şeyin zıddı ve düşmanı ne kadar güçlü ve büyük ise o şeyi, kendi makamında, kendi boyutunda o kadar güçlü ve büyük yapıyor. Evet, Musa’yı Musa yapan Firavundur. Mehdiyi Mehdi eden, Deccaldır. Ve dindar, dinsiz bütün insanlar bu hakikati Diyalektik süreç deyimiyle ifade ediyorlar. Fakat yorumları farklı …

Bediüzzaman, 29. Söz de Remizli Nükte başlığı altında bu süreci şu beş kanun ile ifade ediyor: “Cem-i ezdad kanunu (Zıtların bir araya gelmesi yasası) → kanun-u mübareze (Diyalektik ve çatışma yasası) →kanun-u tagayyür → (Değişim yasası) kanun-u tekâmül → (Dönüşüm yasası) kanun-u imtiyaz. (Ayrışma yasası) …    B. Sağlam

Ne güzel ifadeler!

A. Açıkgenç

 

 






Son Eklenen Makaleler
Özer Ataç
Yeni (den) orta Çağ 4
3.03.2026 1100 Okunma
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 148
3.03.2026 627 Okunma
1 Yorum 03.03.2026 13:06
ZEKİ ALTUBOĞA
PEYMANA CIVAKÎ YA NÛ U RÊYA DERKETINA -VI-
2.03.2026 194 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
ABORİYA POLÎTÎK A NASNAME, MAF Û AŞTIYÊ: -V-
2.03.2026 395 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
REVEBERIYÊN XWE CIHÎ Û ABORIYA KRÎZÊ -IV-
2.03.2026 270 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
DEWLET DI KRÎZÊ DE: ZEXT AN JÎ EDALET? -III-
2.03.2026 227 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
GEL DI KRÎZÊ DE: YASAYÊN HEVKARÎ -II-
2.03.2026 181 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
XWEZAYA KRÎZÊ Û JÊNENIHTIYA WÊ -I-
2.03.2026 180 Okunma
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 147
2.03.2026 792 Okunma
1 Yorum 02.03.2026 07:21
Hüseyin Bağdatlı
RAHMET AYI RAMAZANDA BOMBA YAĞIYOR
1.03.2026 76 Okunma
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 146
1.03.2026 872 Okunma
1 Yorum 01.03.2026 08:08
Hüseyin Bağdatlı
İRAN, İSRAİL, ABD TİYATROSU.
28.02.2026 128 Okunma
Hüseyin Bağdatlı
ENFLASYON YALANI İLE SÖMÜRÜLÜYORUZ.
28.02.2026 119 Okunma
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 145
28.02.2026 966 Okunma
1 Yorum 28.02.2026 07:38
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 144
27.02.2026 855 Okunma
1 Yorum 27.02.2026 07:39
ZEKİ ALTUBOĞA
YEK SEET KÂR Û XEBAT JI KEDA MEJÎ BER BI ŞOBAKTIYÊ
26.02.2026 100 Okunma
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 143
26.02.2026 845 Okunma
1 Yorum 26.02.2026 06:55
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 142
25.02.2026 870 Okunma
1 Yorum 25.02.2026 07:41
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 141
24.02.2026 948 Okunma
1 Yorum 24.02.2026 07:25
Mete Firidin
Arzı Mevud
22.02.2026 590 Okunma
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 140
22.02.2026 1119 Okunma
1 Yorum 22.02.2026 07:50
ZEKİ ALTUBOĞA
DESTÛRA BINGEHÎ YA CIVAKÊ -VIII- Yasa û Qanûnên
21.02.2026 129 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
DESTÛRA CIVAKÎ -VII-Zagonên Bilindbûn û Hilweşîna
21.02.2026 162 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
DESTÛRA CIVAKÎ BEŞA VI: ŞÛRA, TEŞVÎK Û AVAKIRINA REWAYE
21.02.2026 154 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
DESTÛRA CIVAKÎ -V-Zagonên Bilindbûn
21.02.2026 149 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
DESTÛRA CIVAKÎ -IV- Zagônên Bilindbûn îna
21.02.2026 148 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
DESTÛRA CIVAKÎ-III- Zagônên Bilindbûn
21.02.2026 94 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
DESTÛRA CIVAKÎ -II-Zagonên Hilhatin
21.02.2026 102 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
DESTÛRA CIVAKÎ -I-Li Ser Yasayên
21.02.2026 95 Okunma
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 139
21.02.2026 1240 Okunma
1 Yorum 21.02.2026 07:59
ZEKİ ALTUBOĞA
DESTÛRA BINGEHÎN YA CIVAKÊ Li Ser Qanûnên Bilindbûn
20.02.2026 256 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
KESAYETIYA BAWERMENDÊN RASTÎN Bawermendên rastîn,
20.02.2026 229 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
Analîza Sosyolojîk a Sûreya Fîl Pêşgotin: Dîrok wekî
20.02.2026 306 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
Sûreya Kafirûn: Manifestoya Azadiya Pergalî û Rûmeta Ke
20.02.2026 347 Okunma
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 138
20.02.2026 1092 Okunma
1 Yorum 20.02.2026 09:54
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 137
19.02.2026 1026 Okunma
1 Yorum 19.02.2026 11:11
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 136
18.02.2026 1040 Okunma
1 Yorum 18.02.2026 11:51
ZEKİ ALTUBOĞA
PEYMANA LIHEVHATINÊ Şerên siyasî, aborî, olî û zanistî
17.02.2026 286 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
Mirov Dewletê Ava Dike: Ji Malbatê Heta Dewletê Dewlet
17.02.2026 207 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
ALİYÊ CIVAKÎ YÊ MIROV Û DEWLET Wekî ku em nêzî biyolojî
17.02.2026 195 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
DEWLET, ARTÊŞ Û ABORÎ Di Çarçoveya Sîstemeke Netewî ya
17.02.2026 143 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
RÊVEBERÎYA SERFIRAZAN Rêveberiya Cihî û Saziya Civakî
17.02.2026 151 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
ARTÊŞA NETEWÎ Nobetgirtin (Zêrevanî) di Malbatan
17.02.2026 120 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
PERWERDEHÎ DI PERGALA AŞÎTIYÊ DE XIZMETÊN GIŞTÎ HEVKA
17.02.2026 117 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
PERWERDEHÎ PERWERDEHÎ Di Pergala Aşitiyê
17.02.2026 113 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
SÎSTEMA AŞTIYÊ: MODELA AVAYIYA SIYASÎ Û CIVAKÎ
17.02.2026 153 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
S E R O K HILBIJARTINA SEROKAN
17.02.2026 124 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
Nîzama Aşitiyê Di Nîzama Aşitiyê
17.02.2026 125 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
Rêveberiya Herêman NAVÇE Peyvên Sereke:
17.02.2026 132 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
NÊRÎNEKE SOSYOLOJÎK LI SER SÛREYA ESRÊ
17.02.2026 144 Okunma


© 2026 - Akevler