KUR’AN AYI RAMAZAN'DA KUR'AN NİZAMI ADİL DÜZEN ÇALIŞMALARINA DEVAM...
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 137
Önceki yazılarla birlikte okunmasını tavsiye ederek kaldığımız yerden devam…
“Men ittebea rıdvânehu / O’nun rızasına tâbi olan kimseye” (Maide 16)
“Hu” zamiri Allah’a yani topluluğa gitmekte, İslâm cemaatine gitmektedir. Onların rızası alınmalıdır. “Men” tekil veya çoğul olabilir. Yani O’nun rızası yahut onların rızası manasına gelir. Zamir tekil olsa da çoğul kastedilmiş olabilir. Herkesin ayrı ayrı rızası manasına gelir. Bununla beraber topluluğun ortak rızası manasını da içerir.
Bugün Batıda savunulan ve seçimle ortaya çıkan rıza budur. Yani seçim demek halkın hangi hükümetten razı olduğunu ortaya koyması demektir. Bu ayet bizi demokrasiye zorlamaktadır. Biz halkın rızasına tâbi olacağız. Halkın rızası da ancak seçimle ortaya çıkar.
Bize göre ise bu seçimin gerçek anlamda topluluğun rızasını aksettirmesi için:
-Ekseriyet yerine uzlaşmalı sistem olmalıdır. Herkesin temsilcisi mecliste bulunmalıdır. Oylar birbirine aktarılabilmelidir.
-En az her sene seçim yenilenebilmelidir.
-Kararlar ya ittifakla alınmalı ya da ortak vekil karar almalıdır.
-Hicret demokrasisi olmalıdır. Hoşlanmayan yer değiştirmelidir.
Böyle seçimle oluşmuş meclisin oluşturduğu kitap ve yöneticiler hidayetin kaynağıdır.
Üçüncü bin yılın tek ayırımcı özelliği “demokratik düzen” olacak olmasıdır. Artık silah zoru ile ülkeleri yönetmek mümkün olmayacaktır. Eskiden iktidarların hiçbir üstün silahı yoktu. Daha çok halka hâkim idiler. Oysa şimdi halkın elinde hiçbir silah yoktur. Ama halka hâkim olunamamaktadır. Gelecekte halkın rızasına dayanan iktidarlar aynı zamanda zorla yönetilen halklara da yardımcı olacaklardır. Hicret demokrasisi bu sorunları çözecektir.
“Sübüle’s-selami / Selamın yollarını” (Maide 16)
Evet, barışın yollarını “Adil Düzen Anayasası” gösterecektir. Kur’an’a dayanarak çağımızın ilimleri ile oluşturduğumuz 19” ve geliştireceğimiz “çağımızın fıkhı” insanları selamete ve barışa götürecektir.
“Sübül” burada çoğuldur ama marifedir. Yani şeriat belli olacak ama farklı farklı olacaktır. İçtihat da böyledir. İçtihatlar farklı olacaktır ama bunları bilmemiz gerekir. Biz bunun için diyoruz ki; içtihadını değiştiren başkana bildirecek, başkan da yayınlayacak, içtihat o zaman değişmiş olacaktır. Devletler değişik kanunlar yapabilirler ama bunları yayınlamalı ve malum hâle getirmelidirler. Ondan sonra vatandaşlar kanunlara uymak zorunda olurlar.
Batı’nın benimsediği demokrasinin karşılığı “şeriat”, sosyalliğin karşılığı “hak”, liberalliğin karşılığı “adil”, laikliğin karşılığı ise “İslâm”dır, “selâm”dır.
Laikliğin temeli hakemliktir. Hakemlerden oluşan yargı barışın temel dayanağıdır. Bunun anlamı laiklik yani başkasına zarar vermemek şartı ile kişinin istediği gibi yaşamasıdır. Kişi bir toplulukta yaşamak istemezse topluluğunu değiştirmesidir. Topluluğunu değiştirenin taşınmazlarını devletin değeri ile satın almasıdır.
Devletler şimdiye kadar hep savaşlarla oluştu, bundan sonra barış yoluyla da oluşacaktır. “Adil Düzene Göre İnsanlık Anayasası”nda bu mesele şöyle anlatılır:
Eğer birileri devlet kurmak isterlerse; 1) En az on kurucu ortaya çıkar ve kendilerine bir başkan seçerler. 2) Sonra anayasalarını hazırlarlar. 3) Bir de devlet merkezlerini seçerler. 4) Ondan sonra o kıtadaki halka sorulur:
-Kurulacak bu devlet dışında kalırsanız o devlete göç eder misiniz?
-Kurulacak devletin içinde kalırsanız oradan hicret eder misiniz?
Cevaplar geldikten sonra kuruculara devletinizin sınırlarını çiziniz denir. Çizilen bu sınır içinde 50 milyondan fazla insan kalmamalıdır. Gideceklerin sayısı çıkarılır, geleceklerin sayısı eklenir. O sınır içinde kalan nüfus en az 30 milyon olursa devletlerini kurmuş olurlar. Bunun dışında komşulara hicret serbesttir. Karşılıklı hicretten sonra bir taraftan öbür tarafa yüzde on kadar hicret eden olursa onlara toprakları verilmelidir. Ayrıca nüfusu seyrek olan ülke kalabalık olan ülkeden muhacir kabul etmek veya toprak vermek zorundadır. (Devamı var)
(İlmî-İktisadî-İdarî/Siyasî-Dinî/Ahlâkî ADİL DÜZEN Çalışanı Reşat Nuri EROL - 19.02.2026)
*KU'AN AYI RAMAZAN'DA DA UYARI VE DAVET*
*Hayatımızın ilmî-iktisadî-idarî/siyasî-dinî/ahlâkî 4 ana alanında da “SOSYAL TUFAN” seviyesinde sorunlar var (TEŞHİS).*
*Bu sorunların çare ve çözümü de var (TEDAVİ): “KUR’AN NİZAMI ADİL DÜZEN”*
Kur’an Nizamı Adil Düzen Çalışanı Reşat Nuri EROL
https://akevler.org/AkevlerTumKitaplar
https://akevler.org/AkevlerMakaleYazarlar
https://www.milligazete.com.tr/resat-nuri-erol
https://www.youtube.com/@islamedeniyetivakfi
https://www.youtube.com/@adilduzen ve diğer çalışmalar…