Özer Ataç
Yeni(den) Orta Çağ 1
18.01.2026
1013 Okunma, 2 Yorum

İnsanlığın  “aydınlık çağı”   olmuş mu; pek sanmıyorum. Olan dönemler  gökyüzünde şimşek çakması kadar kısa sürüyordu.  Bu dönemlerde insanlık,  birbirine mümkün olduğu kadar az “iliştiği”  zamanlardı.  İşte sözüm ona aklı ile  türüne, çevresine, doğaya zarar veren  insan, Dünyada bulunduğu dönemleri ne kadar mamur ettiğini kendine anlatmak için bir buçuk milyonluk tarihini  çağlara böldü. Önce. Tarih Öncesi Çağlar , Tarih Çağları olarak ikiye;  sonra alt ve ilkel çağ; Orta Çağ, Yeni Çağ, Yakın Çağ, Modern Çağ…   Şimdilerde Modern Çağ dedikleri dönemi postuyla tükettik; Dijital Çağa girdik. (1)

 Bütün çağların her biri,  diğerine;  iyilik, yardımlaşma, barış yönünden   “negatif büyümede”,   “tencere dibin kara, seninki benden kara” nitelemesine uygun sonuçlar gösterdi.   Çünkü hepsinde gemi azıya almış, hükümranlığa  erişmiş insanın;  yıkıcı, sömürücü, öldürücü yönü bütün çağlarda ortak payda olmuş.  Bu yaygın üç negatif özellik,  her çağda hep zinde tutuluyor.  Bu yüzden  hükümranlık boşluk tanımıyor;  hükümranlıkta devamlılık esas oluyor.  İnsanın benciliği,  sosyalliğine  her zaman “hainlik” yapıyor; ortaklığı, beraberliği, dayanışmayı  hükümranlığı eline geçirince mutlaka  şantaj-istismar, sömürü ile bozuyor. Oysa dayanışmayan insan kaybolur. Tersi dayanışmayı bozan ihanet eden, istismar eden “insan”  ise  kaybolmuşluğun dibine, “Hades” diyarına  sürgün oluyor. Bu sürgünün mitolojik, teolojik olduğu sanılmasın.  Bu dünyada göç etmeden  yaşarken hem kendine hem etrafına yaşatıyor.   İbret içerikli tarihi ve sosyal  okumalarda pek çoğunu öğreniyoruz.    

İnsan için hainlik, Tanrı için nankörlük yumurta tavuk, tavuk yumurta döngüsünü andırıyor. Bunlar aynı   temayüller. Biri varsa diğeri mutlaka olacaktır. İnsanın insana hainliği insanın Tanrıya nankörlüğünden kaynaklanır.  Hala oradayız.

 

Binlerce yıllık insanlık tarihinde insanın negatif üç davranışının  doğrudan maskesiz belirgin ve  kararlı olduğu dönemler Orta Çağ zamanlarıydı. O, üç illetin armada olduğu  çağ ,  5 yüzyıl Batı Roma’nıın  MS 476 çöküşünden,  MS 15 yy (1453) kadar sürdü. Karanlık soğuk şatolarda hüküm süren aristokratlar dönemi. En yaygın inanç pagan inancıydı; kökleri antik çağlara kadar uzanıyor. Korku veren yıkımını yaşanmış ne varsa imgelenmiş tapınma savrukluğu. Yazılan yazılacak bütün öykülerin, yüzeye çıkmış dillerde dolanan bütün efsanelerin çevrim içi olduğu dönemler. Kaba güç,  hakkın, hukukun, inancın, tanımlanmanın  tek belirleyen olduğu, her şeye katıksız gücü elinde tutanların karar verdiği dönemler.

 

Şimdi Dijital Çağa giriyoruz. Belki on yıl sonra 2035 bütün insanlık Dijital Çağa  girmiş olacak. Bu süre diğer çağların geçişlerinden en kısa süredir. Her çağın iç etapları gibi önümüzdeki etap organik insan siber evrene eklemlenecek. İnsanlık bu dönemde mutasyon evriminde bir ilki yaşayacak. Siber insan  organizmanın  değişen dış koşullara uyum sağlayan genel yapısını aşan ir olgu olarak mutasyon doğrudan dışarıdan içeriye  müdahale ile gerçekleşecek. Yapay eklemler, organlar; data ile yükseltilmiş bilinç öğrenme cipleri. (2)

 

Dünyanın  silah ağası ABD nin   “Kırk katır mı istersin, kırk satır mı?” düzenine razı ettiği  halkının seçtiği başkanı  Trum barış temalı negatif öncülükte sınır tanımıyor. Bütün Dünya,   Trup’ın ısınışını  İsrail iktidarının Filistin’de işlediği insanlık suçlarını teşvik eden tutumuyla;   açılışını, Endonezya’nın başkanını  kaldırma girişimiyle  yaptığı   Yeni Ortaçağ  girişinin bunalımını henüz  atlatamadı. İsrail adına Gazze. Golan Tepeleri; ABD için  Venezuela’ya el koyduktan sonra, sıranın    Panama, Gröland’da  olacağını  duyurdu.     

 

Siyasette “baskın seçim” dönemlerine benziyor.  Dünya barışının bütün kurumları  Yeni Ortaçağ kurallarıyla bir kalemde çizildi.   İkinci Dünya Savaşından Sonra Kazanan Devletlerin kazançlarının kalıcılığını sağlama amaçlı oluşturulan bütün küresel organizasyonların ilke ve kurallarını tek taraflı tanımadığını söyleyip,  çiğneyerek gösteriyor.  Bunları yaparken “Amerika’nın ne şiddetli ölümcül silahları olduğunu dünya bilmiyor” diye külhanbeylerin naralarını andırırcasına duyuruyor. Zorba, Heeeyyt!..derken; bin bin yıllık bilim  birikimli  bütün Avrupa ;  Rusya, Çin devletleri …mırmır ediyor. İnanılır gibi değil!?  

 

Trump elindeki  ölümcül silahlarla ve  basılı kağıt putuyla her şeyi  kendince esnetiyor. Devam ederse esnettiği denge, kopacağı kesin.  Bu kopuş ABD nin içinde başlayacak,    suçları elini kolunu bağlayacak. Hazırlanarak  bekliyoruz.

*

 

Akevler Yapılaşma Kooperatifi , Adil Düzen Çalışmalarının daimi kadrolarından Kazım Erten arkadaş, yaşadığımız   küresel hengamenin, bölgemize çöken kara bulutların  yoğun atımında     olumsuz etki çemberini kıracak, “hemen şimdi  yapılacak” öneriler dizgesinin sosyal medyasından   paylaştı.  Yeni(den) Orta Çağ  bağlamına denk geldi. Başlık bana ait;   sonraki yazılarımda  değerlendireceğim. Buyurun:     

 

Negatif Gravitasyon

 

“ Modernizm ve pozitivizmin ontolojik yükü ve yeni bir meşruiyet arayışı!

Ağırlaştırılmış ideolojiler , rejimler!

Ağırlaştırılmış inanç, itikad;

ağırlaştırılmış dindarlık!

 

Aydınlanma devriminden bu güne,  

insanın sırtındaki yükü alması gerekirken,

ağırlaştırılmış ekonomik senyoraj !  

 

Özgürleştirme iddiası ile, cumhuriyet, demokrasi formlarından;

Bireyi yapıp ettiklerinden, fiillerinden öte,

Bilinçaltını dahi köleleştiren

siyasal kısıtlamalar!

Mahreç, çıkış mümkün mü?

 

Özet:

21. yüzyıl, teknolojik ve enformasyonel bir genişleme vaat etmesine rağmen, bireyi  ağırlaştırılmış sistemlerin kuşatması altında bırakmıştır. Modern kurumlar, bürokrasi ve ideolojik yapılar; kolaylaştırma iddiasıyla ortaya çıkmış; ancak zamanla insanın fıtri kapasitesini aşan birer yük merkezine dönüşmüştür.

Bu çalışma,  

İslam düşüncesindeki,

teklif-i mâ lâ yutâk (takat getirilemez sorumluluk) kavramından mülhemle; mevcut sistemlerin yarattığı meşruiyet krizini analiz etmektedir.

Temel iddia: insanlığın bu yapısal ağırlıktan kurtulmasının yolunu açmak; adalet, liyakat ve fıtrata uygun bir "denge paradigması" inşa etmekten geçtiğidir. Anahtar Kelimeler: Ağırlaştırılmış yapılar, meşruiyet krizi, ontolojik yük, fıtrat, paradigma dönüşümü.

Giriş

1. Araçların amaçlara galebe çalması

Modernite ve onun izdüşümü olan postmodern süreç, insan hayatını teknik ve idari açıdan hafifletme vaadiyle şekillenmiştir. Ancak gelinen noktada, insanın yaşamını kolaylaştırmak için üretilen araçlar (teknoloji, bürokrasi, finansal sistemler), kendi özerkliklerini ilan ederek insanı kendilerine hizmet eden bir nesneye dönüştürüldü.  Günümüz insanı, zorlaşan sistemlerin varlığını sürdürmesi için  bu yükleri taşımak zorunda bırakıldı.

2. Ağırlaştırılmış Yapıların Anatomisi

"Ağırlaştırılmış yapılar" ifadesi, insanın bilişsel ve ruhsal sınırlarını zorlayan, esneklikten yoksun ve mutlaklık iddiasındaki sistemleri betimler. Bu yapılar şu düzlemlerde kristalize olmaktadır:

 * İdeolojik Tahakküm: Kutuplaşmayı besleyen, gri alanlara izin vermeyen keskin siyasi hatlar.

 * Tekno-Gözetim: Güvenlik vaadiyle bireyi sürekli denetim ve performans baskısı altında tutan dijital rejimler.

 * Bürokratik Atalet: İşleyişin kendisini kutsallaştıran, verimlilikten uzak gelenekselci yapılar.

 * Karizmatik Vesayet: Kurtuluşu kişilere veya dogmalara endeksleyen "yarı-tanrılaştırılmış" liderlik modelleri.

3. Teklif-i Mâ Lâ Yutâk: Modern bir sorumluluk krizi

Klasik fıkıh usulünde yer alan "güç yetirilemeyen yükümlülük" (teklif-i mâ lâ yutâk) ilkesi, bugün seküler bir formda karşımıza çıkmaktadır.  

Modern dünya; bireyden kesintisiz bir adaptasyon, sürekli ekonomik başarı ve bitmek bilmeyen bir sosyal uyum talep ediyor. Kur’an’ın "Allah hiçbir nefse içinde bulunduğu ortamın şartlarının, imkanlarının üstünde,  yetebildiğinden fazlasını yüklemez" (Bakara, 286) düsturu, bugün kurumsal ve toplumsal yapılarda karşılık bulamıyor.

Bu durum, bireyde yabancılaşma; sistemde ise etik bir çürümeye sebep oluyor.

4. Dini temsil ve zorlama paradoksu

İnanç, özü itibarıyla bir "güven" (emanet) ve "kolaylık" rejimidir. Ancak günümüzde dinin yorumlanma biçimleri de "ağırlaştırılmış" bir forma bürünüyor. Kur’an’ın "Dinde zorlama yoktur" (Bakara, 256) ve "Allah sizin için kolaylık diler" (Bakara, 185) prensipleri; şekilciliğin, korku odaklı dindarlığın ve otoriter din dili baskısının altında eziliyor.   

Hakiki inanç, insanın boynuna vurulan prangaları çözmek için vardır; yeni zincirler eklemek için değil.

5. Bilgi ve Siyasetin Vesayetten Arındırılması

Bilimin dogmalaşması ve siyasetin, "hayatta kalma savaşına" dönüşmesi, hakikatin manipülasyonuna yol açıyor.Bu yüzden  hiçbir kurum veya kişi "mutlak hakem" konumuna yerleştirilemez. Meşruiyetin kaynağı; şeffaflık, liyakat ve hesap verebilirlik olmalıdır. Vesayet rejimleri, toplumu korkuyla yönetirken,  aslında kendi sonlarını hazırlayan yapısal yorgunluk üretiyorlar.

Sonuç

6.Üçüncü bin yıl eşiğinde yeni paradigma

İnsanlık mevcut ağırlaştırılmış sistemlerle daha fazla yol alamaz.Geleceğin anahtarı Barış (Selam), güven ( eman), ,denge (mizan) kavramlarını merkeze alan yeni zihinsel inşadır. Bu paradigma:

*İnsanı sistemin dişlisi değil, öznesi kabul etmeli.

*Gücü değil adaleti mutlaklaştırmalı.

*Yükü artıran değil, fıtratı hafifleten modeller geliştirilmelidir.

Üçüncü bin yıl insanın ancak kendi fıtratı ile barıştığı, yapısal zincircilerini kırdığı ölçüde,  yeni bir aydınlanma çağı olabilecektir. [22:27, 13.01.2026]

 

Açıklamalar

(1)Bilinen tarih yazımı kıyıya yakın dalgalı denizin yüzeye çıkardıklarından öte anlam taşımıyor.Bilim insanlarının  Dünyamızın 4,54 milyar yaşında olduğu söylüyor. İnsanlığın ise yaklaşık 300.000 yıl önce ortaya acıktığı; ilk türünün Homo sapiens  ve Afrika’da evrimi geçirip yeryüzüne dağıldığı söylüyor. Evrim teorisi 6 milyon yıl önce ilk insanın ataları 2 milyon yıl önce Homo hablis türü ortaya çıktı diyor.Buna karşın yeryüzünün denizlerin altı  her yerinde dayatılarak  alıştırılan evrim ve medeniyet dizgesini yalanlayan arkeolojik bulgular hakim güdümlü bilimce  görmemezlikten geliniyor. İnsanlığı köleliğe rızaya   “bilim”  kulluk ediyor; bu yüzden varlığın varlığa kulluğu viralleşiyor.     

(2) Data: İşlenmemiş ham gerçek enformasyon parçacığına verilen addır. Ölçüm sayım, deney gözlem ya da araştırma yolu ile elde edilir. Diğer anlatımla,  bir olguyu, gözlemi, ölçümü veya her hangi bir bilgiyi temsil eden ham değerler bütünüdür.

Çip (ing. Chip): Çipler, dijital dünyamızın görünmez kahramanlarıdır. Akıllı telefonlardan oyun konsollarına, bilgisayarlardan elektrikli araçlara kadar her cihazın kalbinde bir çip bulunur. Bu minik parçalar, cihazların beyni gibidir; elektrik sinyallerini işleyerek veri akışını kontrol ederler.

 

 

 

 

 

 

 

 


YorumcuYorum
Reşat Nuri Erol
02.02.2026
15:11


KUR’AN SÜNNET İCMA KIYASİÇTİHAD NİZAMI ADİL DÜZEN ÇALIŞMALARI

Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 122

Önceki yazılarla birlikte okunmasını tavsiye ederek kaldığımız yerden devam…

Başkanların affetmediği kimselerin durumları ne olacaktır?

Savaşta başkan re’sen ceza verecektir.

Ama düzen değişikliklerinde başkan re’sen ceza veremez.

Yeniden muhakeme edilirler ve adil mahkeme tarafından ceza verilir.

Demek ki Ergenekoncular askerler tarafından affedilebilir.

Ama Genelkurmay affetmemişse, o zaman muhakeme edilir ve mahkûm edilebilirler.

Nitekim bugün de buna benzer uygulama söz konusudur, Genelkurmay’ın izniyle askerler muhakeme edilmektedir.

***

“Fa’fu anhüm / Onlardan affet” (Maide 13)

Buradaki “Fa”yı “illâ kalilen”e değil de “lâ tezalü haineten”e atfedebiliriz. O zaman onların hepsini affet demektir; genel kanun çıkar, suçlarını sil demektir. Düzen değişince her şey sıfırdan başlar. Ondan sonra işlenmiş suçlar cezalandırılır. Daha önceki suçlar affedilir.

“Adil Düzen” geldiğinde ne olacaktır?

İsrail oğulları var olacak. Onların dış güvenliğini biz sağlayacağız. İç yönetimlerinde serbest olacaklar, birkaç vilayete ayrılacak ve kendi aralarında 12 sıbt olacaklardır.

-Dünyada gümrükler ve vizeler kalkacak.

-Burası onlara merkez olmak üzere dünyada ticarete devam edeceklerdir.

-Faizlerine ve faizciliklerine müsaade etmeyeceğiz.

-Tekel oluşturmalarını önleyeceğiz.

Ama onun dışında diğer insanların sahip oldukları hukuka sahip olacaklar, sermayeleri ve bilgileri olduğu için de yine dünya ekonomisine sömürü olmaksızın hizmet edeceklerdir.

İlmî çalışmalar yapmayı sürdüreceklerdir.

Arapça olarak eserler vereceklerdir.

***

“Vasfah / Ve safh et” (Maide 13)

Safha” kelimesi Kur’an’da 8 defa geçmektedir.

Dördünde affet ve safh et denmektedir.

“Safha safha” adım adım demektir.

“Musafaha etmek” kucaklaşmak veya tokalaşmak demektir.

Burada anlam ve sonuç olarak onları affet, onlardan uzak dur demektir.

Bu kelimede denge kanunu vardır.

Yer/Dünya Güneş’e yaklaştığı zaman sıcaktan yeryüzü kavrulur ve hayat olmaz. Yer Güneş’ten uzaklaştığı zaman da yeryüzü donar yine hayat kalmaz. Bu sebepledir ki on gezegenin içinde yalnız Yer’de yani Dünya’da hayat vardır. Diğer gezegenler ya daha sıcaktırlar hayat yoktur ya da daha soğukturlar yine hayat yoktur.

Her şey böyledir.

Dünya düzeninde denge olmalıdır.

Evler çok uzak olsa hayat zorlaşır, evler bir olsa yine hayat olmaz.

O halde bizim İsrail oğulları ile ilişkilerimiz dengede olmalıdır. Onlarla kopmamalıyız ve onları dışlamamalıyız ama onlarla tamamen iç içe de olmamalıyız.

Yalnız İsrail oğulları değil, tüm insanlar birbirleri ile safha safha durumunda olmalıdır.

Ocak/aşiret, bucak/kabile, il/vilayet/şa’b ve ülke/kavim olarak gruplanmamız ve merkez bucakların oluşması buna dayanır.

“Adil Düzen” yapılanmasında yani yerinden yönetim sisteminde taşralar dışarıda olmayı, merkezler ise uzaklaşmamayı sağlar.

Uzlaşma ve barış içinde insanlar safha safha ayrı olmalıdırlar.

(Devamı var)

(İlmî-İktisadî-İdarî/Siyasî-Dinî/Ahlâkî ADİL DÜZEN Çalışanı Reşat Nuri EROL - 30.01.2026)

 

*UYARI VE DAVET*

*Ülkemizde ve bütün dünyada hayatımızın ilmî-iktisadî-idarî/siyasî-dinî/ahlâkî 4 ana alanında da “SOSYAL TUFAN” seviyesinde sorunlar var (TEŞHİS).*

*Bu sorunların çare ve çözümü de var (TEDAVİ): “KUR’AN NİZAMI ADİL DÜZEN”*

Kur’an Nizamı Adil Düzen Çalışanı Reşat Nuri EROL

 

https://akevler.org/AkevlerTumKitaplar

 

https://akevler.org/AkevlerMakaleYazarlar

 

https://www.milligazete.com.tr/resat-nuri-erol

 

https://www.youtube.com/@islamedeniyetivakfi

 

https://www.youtube.com/@adilduzen ve diğer çalışmalar…



Reşat Nuri Erol
02.02.2026
15:18


ÇARE VE ÇÖZÜM "KUR'AN VE İLİM" MERKEZLİ BU YAZILARIMDA, VESSELAM... 









Son Eklenen Makaleler
Özer Ataç
Yeni (den) orta Çağ 4
3.03.2026 1100 Okunma
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 148
3.03.2026 627 Okunma
1 Yorum 03.03.2026 13:06
ZEKİ ALTUBOĞA
PEYMANA CIVAKÎ YA NÛ U RÊYA DERKETINA -VI-
2.03.2026 194 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
ABORİYA POLÎTÎK A NASNAME, MAF Û AŞTIYÊ: -V-
2.03.2026 395 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
REVEBERIYÊN XWE CIHÎ Û ABORIYA KRÎZÊ -IV-
2.03.2026 270 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
DEWLET DI KRÎZÊ DE: ZEXT AN JÎ EDALET? -III-
2.03.2026 227 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
GEL DI KRÎZÊ DE: YASAYÊN HEVKARÎ -II-
2.03.2026 181 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
XWEZAYA KRÎZÊ Û JÊNENIHTIYA WÊ -I-
2.03.2026 180 Okunma
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 147
2.03.2026 792 Okunma
1 Yorum 02.03.2026 07:21
Hüseyin Bağdatlı
RAHMET AYI RAMAZANDA BOMBA YAĞIYOR
1.03.2026 76 Okunma
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 146
1.03.2026 872 Okunma
1 Yorum 01.03.2026 08:08
Hüseyin Bağdatlı
İRAN, İSRAİL, ABD TİYATROSU.
28.02.2026 128 Okunma
Hüseyin Bağdatlı
ENFLASYON YALANI İLE SÖMÜRÜLÜYORUZ.
28.02.2026 119 Okunma
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 145
28.02.2026 966 Okunma
1 Yorum 28.02.2026 07:38
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 144
27.02.2026 855 Okunma
1 Yorum 27.02.2026 07:39
ZEKİ ALTUBOĞA
YEK SEET KÂR Û XEBAT JI KEDA MEJÎ BER BI ŞOBAKTIYÊ
26.02.2026 100 Okunma
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 143
26.02.2026 845 Okunma
1 Yorum 26.02.2026 06:55
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 142
25.02.2026 870 Okunma
1 Yorum 25.02.2026 07:41
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 141
24.02.2026 948 Okunma
1 Yorum 24.02.2026 07:25
Mete Firidin
Arzı Mevud
22.02.2026 590 Okunma
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 140
22.02.2026 1119 Okunma
1 Yorum 22.02.2026 07:50
ZEKİ ALTUBOĞA
DESTÛRA BINGEHÎ YA CIVAKÊ -VIII- Yasa û Qanûnên
21.02.2026 129 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
DESTÛRA CIVAKÎ -VII-Zagonên Bilindbûn û Hilweşîna
21.02.2026 162 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
DESTÛRA CIVAKÎ BEŞA VI: ŞÛRA, TEŞVÎK Û AVAKIRINA REWAYE
21.02.2026 154 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
DESTÛRA CIVAKÎ -V-Zagonên Bilindbûn
21.02.2026 149 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
DESTÛRA CIVAKÎ -IV- Zagônên Bilindbûn îna
21.02.2026 148 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
DESTÛRA CIVAKÎ-III- Zagônên Bilindbûn
21.02.2026 94 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
DESTÛRA CIVAKÎ -II-Zagonên Hilhatin
21.02.2026 102 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
DESTÛRA CIVAKÎ -I-Li Ser Yasayên
21.02.2026 95 Okunma
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 139
21.02.2026 1240 Okunma
1 Yorum 21.02.2026 07:59
ZEKİ ALTUBOĞA
DESTÛRA BINGEHÎN YA CIVAKÊ Li Ser Qanûnên Bilindbûn
20.02.2026 256 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
KESAYETIYA BAWERMENDÊN RASTÎN Bawermendên rastîn,
20.02.2026 229 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
Analîza Sosyolojîk a Sûreya Fîl Pêşgotin: Dîrok wekî
20.02.2026 306 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
Sûreya Kafirûn: Manifestoya Azadiya Pergalî û Rûmeta Ke
20.02.2026 347 Okunma
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 138
20.02.2026 1092 Okunma
1 Yorum 20.02.2026 09:54
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 137
19.02.2026 1026 Okunma
1 Yorum 19.02.2026 11:11
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 136
18.02.2026 1040 Okunma
1 Yorum 18.02.2026 11:51
ZEKİ ALTUBOĞA
PEYMANA LIHEVHATINÊ Şerên siyasî, aborî, olî û zanistî
17.02.2026 286 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
Mirov Dewletê Ava Dike: Ji Malbatê Heta Dewletê Dewlet
17.02.2026 207 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
ALİYÊ CIVAKÎ YÊ MIROV Û DEWLET Wekî ku em nêzî biyolojî
17.02.2026 195 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
DEWLET, ARTÊŞ Û ABORÎ Di Çarçoveya Sîstemeke Netewî ya
17.02.2026 143 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
RÊVEBERÎYA SERFIRAZAN Rêveberiya Cihî û Saziya Civakî
17.02.2026 151 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
ARTÊŞA NETEWÎ Nobetgirtin (Zêrevanî) di Malbatan
17.02.2026 120 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
PERWERDEHÎ DI PERGALA AŞÎTIYÊ DE XIZMETÊN GIŞTÎ HEVKA
17.02.2026 117 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
PERWERDEHÎ PERWERDEHÎ Di Pergala Aşitiyê
17.02.2026 113 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
SÎSTEMA AŞTIYÊ: MODELA AVAYIYA SIYASÎ Û CIVAKÎ
17.02.2026 153 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
S E R O K HILBIJARTINA SEROKAN
17.02.2026 124 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
Nîzama Aşitiyê Di Nîzama Aşitiyê
17.02.2026 125 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
Rêveberiya Herêman NAVÇE Peyvên Sereke:
17.02.2026 132 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
NÊRÎNEKE SOSYOLOJÎK LI SER SÛREYA ESRÊ
17.02.2026 144 Okunma


© 2026 - Akevler