KUR’AN SÜNNET İCMA İÇTİHAD NİZAMI ADİL DÜZEN ÇALIŞMALARI
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 104
Önceki yazılarla birlikte okunmasını tavsiye ederek kaldığımız yerden devam…
“Ve lekad ehaze Allahu / Ve Allah ahz etti” (Maide 12)
Bundan önceki ayette, ‘bir kavim ellerini üzerinize uzatmış, biz de onları tutmuştuk’ denmektedir. Bu uzatma neydi? Orada geçen “kavim” kelimesi nekre idi. Gizli bir elin bulunduğunu ifade etmiştir. Bugün bizim için bu gizli el sahipleri kimlerdir?
İşte bu ayet bunların İsrail oğulları olduğuna işaret etmektedir. “Vav” harfi ile atfetmiş olması demek, burada anlatılanlarla yukarıda anlatılanlar arasında bir ilişki vardır demektir. “Lekad” ile ayırması ve kavme zamir göndermeyip izhar etmesi, ellerini uzatanlar ile misakı alınmayanların aynı kimseler olmayıp bunların ataları olmasındandır. “Lam” tekit için gelmiştir. “Kad” ise eskiden alınmıştır ama misak hâlen yürürlüktedir demektir.
Kurulan İbrani devleti önce ikiye ayrılmış, sonra yıkılmıştır. Babil’e esir olarak götürülen İsrail oğulları orada kendi kültürlerini korumuşlardır. Asurlular daha sonra onların memleketlerine dönmelerine izin vermiş, ancak bunlar devlet kuramamışlardır. Sonra buraları Romalılar istila etmiş ve esir olarak yaşamışlardır. Mescid-i Aksa’ya ise yaklaştırılmamışlardır bile. Hazreti Ömer Kudüs’ü alınca İsrail oğullarına da oralara girme imkânı sağlanmıştır.
İsrail oğullarının yeniden canlanmaları ancak İstanbul’un fethi sonrasında Amerika’nın bulunmasından sonra olmuştur. Hıristiyanlar ile Müslümanlar arası ticaret gelişince İsrail oğulları bundan yararlanmış ve zengin olmuşlardır. İşçiliği bilmeyen Avrupalılara Müslümanlardan öğrendikleri sanayii götürmüşler ve dünyaya ekonomik olarak hâkim olmuşlardır. Müslümanlarla Hıristiyanları çatıştırıyor, kendi imkanlarını geliştiriyorlardı.
Yirminci yüzyıla geldiklerinde bunlar 1897 yılında İsviçre’nin Basel kentinde yaptıkları ‘Yahudi Kongresi’ toplantısında şuna karar verdiler. Müslümanlar o kadar zayıfladılar ki, artık bunların Hıristiyanlara karşı durması mümkün değildir. Hıristiyanlığı ve Müslümanlığı ortadan kaldıralım, çatışmayı başka bir şey üzerine kuralım; kapitalizm ve sosyalizm rejimleri üzerinde kuralım. Marx’a hazırlattıkları tezleri Almanları da kullanarak Rusya’da sosyalizmin merkezini kurdular, ABD’yi de kapitalizmin merkezi yaptılar.
İslâm dünyasını da işgal ederek dine karşı şiddetli bir saldırıya geçtiler; İslâm âlemi dinsizleştirilecek ve asimile edilecektir, Arapça eğitim dili olmaktan çıkarılacaktır.
İşte, bundan önceki ayette geçen ‘ellerini size uzattılar, Allah da tuttu’ ayeti bunu bildirmekte idi. Bir asır geçmeden rejim bloklaşmaları sona erdi, İslâm devletleri bağımsızlıklar kazanmaya başladı, dinsizlik akımı da adım adım ortadan kalktı, kalkıyor.
Şimdiki soru şudur: İsrail oğulları bugünkü Avrupa medeniyetini bu hâle getirdiler. Bunu dinsizliğe ve ahlâksızlığa dayanan faizli ekonomi ile sağladılar. Büyük güç elde ettiler. Elleri üzerimizde dolaştı. Şimdi ise elleri tutulmuştur. Sovyetler yıkıldı. ABD’de Obama başkan oldu. AB Papa’nın etrafında kenetleniyor. İslâm ülkeleri çok yönlü bağımsızlıklarına kavuşuyorlar. Peki, bundan sonra İsrail oğullarının durumu ne olacaktır?
-Bundan önce yedinci ayette ‘Allah sizinle yaptığı misakı vask etmişti’ dendi.
-Burada ise Allah’ın ahz ettiği yani aldığı misaktan bahsetmektedir.
İki misak arasında ne fark vardır?
Müminlerden alınan misakta “misak” kökünden fiil getirilmiştir.
Burada ise “ahz” kökü ile “misak” yapılmıştır. Onlarda misakın Allah’ın emri ile olmasından dolayı bütün İsrail oğulları askerlik yapmakta idiler. Oysa müminler gönüllü askerlerden oluşmaktadır. Müminlerin misakı kendi istekleri ile olmaktadır. Onlarda ise Allah’ın o görevi vermesi, onların da görevi cemaatle kabul etmeleri ile olmaktadır. İsrail oğullarından hiçbiri askere gitmemezlik edemezdi, başkaları da askere alınmazdı. On beş yaşına gelen çocuk asker olup olmayacağına karar verir. Asker olacaksa bedel vermez, askere gider. Ne kadar askerde olacağı hususu ise her yıl o yıl baliğ olanlar için tespit edilir ve o geçerli olur. Askere gitmeyenler için de her yıl bedel tespit edilir. O yıl baliğ olanlar veya o yıl ülkeye hicret edenler 63 yaşına kadar o bedeli öderler.
(Devamı var)
(İlmî-İktisadî-İdarî/Siyasî-Dinî/Ahlâkî ADİL DÜZEN Çalışanı Reşat Nuri EROL - 03.01.2026)
*UYARI VE DAVET*
*Ülkemizde ve bütün dünyada hayatımızın ilmî-iktisadî-idarî/siyasî-dinî/ahlâkî 4 ana alanında da “SOSYAL TUFAN” seviyesinde sorunlar var (TEŞHİS).*
*Bu sorunların çare ve çözümü de var (TEDAVİ): “KUR’AN NİZAMI ADİL DÜZEN”*
Kur’an Nizamı Adil Düzen Çalışanı Reşat Nuri EROL
https://akevler.org/AkevlerTumKitaplar
https://akevler.org/AkevlerMakaleYazarlar
https://www.milligazete.com.tr/resat-nuri-erol
https://www.youtube.com/@islamedeniyetivakfi
https://www.youtube.com/@adilduzen ve diğer çalışmalar…