KUR’AN SÜNNET İCMA İÇTİHAD NİZAMI ADİL DÜZEN ÇALIŞMALARI
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 103
Önceki yazılarla birlikte okunmasını tavsiye ederek kaldığımız yerden devam…
Bir örnek ile durumu açıklamaya çalışmalıyız. Sömürü sermayesi önce sosyalizmi icat etmiş, dünya devletlerinde halkın elinden servetlerini almıştır. Devletçilik uygulamasıyla serveti devlet hazinesine toplamıştır. Marx ve onların takipçileri bunu şiddetle istemişlerdir. Şimdi de Milton Friedman’ı (1912-2006) öne çıkararak devletin varlıklarını bırakmasını istemekte, özelleştirmede ısrar etmektedirler. AK Parti de bu baskıya dayanamayarak özelleştirme yapmakta, böylece tüm üretim araçlarını eline geçirmeye çalışmaktadır. Şimdi özelleştirme baskısı yapan meçhul kavmi biz bilmiyoruz. Bu durumda biz ne yapacağız?
Sömürü sermayesi ne yapıyor? Bu fabrikaları özelleştirtiyor. Ondan sonra kapatıyor, üretimi sona erdiriyor. Bizim dışarıdan ithal etmemizi bekliyor. Ne var ki ithal etmemiz için ihracat yapmamız gerekecek yahut borçlanmamız gerekecektir.
Şimdi bizim ülkemizdeki iktidarın onların istediklerini yapmalarından dolayı biz korkmamalıyız. Bizim halk olarak tedbir almamız gerekecektir. Bunun için büyük fabrikalar kapanınca küçük işletmeleri harekete geçirmeliyiz. Kooperatifler kurup büyük işletmeleri oluşturmalıyız. Henüz halkımız bunu yapacak durumda olmadığından bunlar olmaktadır. Biz fabrikaların yağmalanmasından değil, “Adil Düzen İşletmelerini” kuramadığımız için bugünkü durumdayız. O halde biz Allah’a tevekkül etmeliyiz.
“Felyetevekkel el-mü’minûne / Müminler tevekkül etsinler.” (Maide 11)
Buradaki “Fa” harfi bundan önceki mahzuf tevekkülü genelleştirmek için gelmektedir. Yalnız bilinmeyen kavmin ellerini uzatmak istediği zaman değil, her zaman ‘müminler Allah’a tevekkül etsinler’ deniyor. Tevekkül emri gaiptir ve ey müminlerin dışında söylenmiştir “Ey iman edenler tevekkül edin” diyeceği yerde, “tevekkül etsinler” denmiştir. Muhataptan gaibe geçilmiştir. Bunun anlamı, iman etmiş olanlarla müminlerin farklı olmasıdır. İman etmiş olanlar dayanışma ortaklığını kurup organize olanlardır. Müminler ise Mekke müminleri yani organize olmadan önceki dönem müminleridir. Yahut ey iman edenler dünyada askerliği kabul edenlerin oluşturdukları topluluktur. Müminler ise kalpleri ile tasdik edenlerdir. Müslimler ise kalpleri ile tasdik etmeseler de barışı kabul edenlerdir. Demek ki iman etmiş olanla mümin arasında biri ittika bakımından yani bizim kullandığımız ‘dini’ bakımdan anlamı vardır, diğerinin ise ‘düzen’ bakımından manası vardır. Bu ayette iman etmiş olanlarla aynı ayette zikredilmesi bize bu manaları anlatmaktadır. Tevekkül kalbi anlamda kelimedir.
İttikada Allah âlemlerin rabbi olan Allah anlamında ise bu da topluluk anlamında anlam olarak anlayabiliriz. Bu takdirde dışarıdan gelen müdahalelerde dışarıya karşı tedbir almak için değil, kendi topluluğumuzu güçlendirmemiz gerekir. Yani müminler kendi topluluklarında imanlarına tevekkül ederler, başkalarının fitnesi bize etki etmez, bizi bozamazlar derler. Kendilerinin sağlamlığına güvenirler.
Buradaki “lam” istiğrak içindir. Ancak buradaki istiğrak mümin olan kimselerin istiğrakı değil, mümin toplulukların istiğrakıdır. Bütün mümin cemaatler anlamındadır. Müminler öyle topluluk oluştururlar ki onların ellerini uzatması himmetleri onlara etki etmez. O topluluklarda yabancılar anarşi çıkaramazlar, onların sözlü fitneleri de o topluluğa etki etmez.
Acaba müminler bunu nasıl başarabilirler?
Önce namazlara devam ederler. Birbirleri ile buluşan insanlar başkalarının iğfallerine katılmazlar. Sonra her gün her saat birbirlerinin kontrolünde oldukları için herhangi bir eylemde bulunamazlar. Namaz kılınacak. Kur’an okunacak. Kur’an bu hususları insanlara öğrettiği için bu tür sözlü veya fiili himmetler etki etmez.
Ayetteki “Allah’ı zikrediniz” daha önceki abdestten sonra gelen ayette geçen zikredinizin aynısı olduğu, arada harfi atıf getirilmeden Allah’ın nimetini zikrediniz diyerek aynı zikir olduğunu ifade etmiş olmaktadır. Burada tekrar etmiş olmasının hikmeti o zikrin Allah’a tevekkül anlamında olduğunu açıklamak içindir.
(Devamı var)
(İlmî-İktisadî-İdarî/Siyasî-Dinî/Ahlâkî ADİL DÜZEN Çalışanı Reşat Nuri EROL - 04.01.2026)
*UYARI VE DAVET*
*Ülkemizde ve bütün dünyada hayatımızın ilmî-iktisadî-idarî/siyasî-dinî/ahlâkî 4 ana alanında da “SOSYAL TUFAN” seviyesinde sorunlar var (TEŞHİS).*
*Bu sorunların çare ve çözümü de var (TEDAVİ): “KUR’AN NİZAMI ADİL DÜZEN”*
Kur’an Nizamı Adil Düzen Çalışanı Reşat Nuri EROL
https://akevler.org/AkevlerTumKitaplar
https://akevler.org/AkevlerMakaleYazarlar
https://www.milligazete.com.tr/resat-nuri-erol
https://www.youtube.com/@islamedeniyetivakfi
https://www.youtube.com/@adilduzen ve diğer çalışmalar…