Özer Ataç
Yeni(den) Orta Çağ 2
1.02.2026
786 Okunma, 0 Yorum

Kadim “Hamili Kart” :  Senyoraj

 

Önceki yazımda bozulan dünya düzeni için ‘Yeni/den Orta Çağ’ tanımlamasını yaptım. Süreç yeni başladığı için makalelerim de öyle süreceğimi umuyorum.   Kazım Erten arkadaşın sosyal etkileşimlerinden ve küresel alt-üst oluşların ülkemizin  hava sirkülasyonunu tıkadığı keder gamından olacak; tıkacın mahiyetini çözümleyen yazıyı iletmişti.   Onca uğraşla ortaya çıkan insani yönetişim değerlerini etkisiz kılmak için onlara yüklenen yüklerden söz ediyor. “Umut vaat eden bütün birikimler,  artırılmış yerçekimiyle (gravitasyondan)  yere çakılıyor. Daha iyi Dünya için ilerleyen milyonlar yere kapaklanıyor; adeta  sürüngen genlerimizle oynuyorlar.”   yollu uyarılar yapmış.

Evrensel değerlerin  “dengeli ilerlemesi”  yalanıyla,  içlerine  safralar  eklenmesi, uzaydaki yer çekimsel etki değil tabi.  Uzay boşluğunda  gerilmiş çarşafa atılan bilyenin ağırlığı ile meydana gelen eğimin yörüngeler oluşturup,  ışığı   bükmesi  söz konusu küresel  safracılara ilham verdi mi bilmiyorum.  Bildiğim,   ışığı büken ağırlığın,  evrensel değerlerimize yüklenerek  insanlığı ilerlemeden alıkoyacağı gerçeğidir. Bu safralama, değerler gemisini dengelemek  için değil, batırmak için konduğu  çok açık.(1)

 

 

Gel gör ki gemi azıya almış, eline geçirdiği gücü  benliğine tasma yapmış; hukuk- insaf tanımaz, kendi türüne vampir hükümranlar;  evrensel değerlere  yükledikleri ağırlıklarla kendileri de batacak. Bu yüzden insanlık, ortak vicdanda toplanmalı; değerleri işlemez hale getiren  safracılara, onlara yükler ihdas edenlere, para artırıcı  faizcilere engel olmalı.   

 

***

 

Negatif  Gravitasyon (2)

 

Modernizm ve pozitivizmin ontolojik yükü ve yeni bir meşruiyet arayışı! Ağırlaştırılmış ideolojiler , rejimler! Ağırlaştırılmış inanç, itikad; ağırlaştırılmış dindarlık!” (KE)

 

Küresel meşruiyetin kaynağı olan evrensel insan ideali  zehirlenince; meşruiyet, Orta Çağın iflas etmiş Avrupa krallarının  kamu yetkilerini para karşılığı devretmelerine dönüştü. Küresel zorbalık,  BM’lerin sözleşmelerini  Trump’ın  pano belgelere attığı duvar yazısına benzer(graffiti) imzalarıyla geçersiz kılıyor. Buna karşın hangi ülkede neyi yapacağını doğrudan duyuruyor. Egemenlik  daha önce parti , seçim  süreleri  dolayımda sahibine  unutulurken; şimdi itaat dönüştü. Dolaylı itaat, dolaysız talimat oldu.      

 

Küresel kumarbazlar  el koyduğu Dünya ve insanlık değerleriyle yetinmiyor;  ne yapsalar tatmin olmuyor, olmayacaklar. İnsanlığın binlerce yıllık uğraşı, keder dolu fedakârlığı  ile    inşa edilen her tür “medeniyet”, yerel senyorajlarca   her aşamada istismar edildi; alışmayalım, direnelim.   Biliyorsunuz zorbalar, insanların lehine olan her şeyi kendilerine yük görüyor. Oysa insanlığın vicdani birliği, yardımlaşması, paylaşması  yük değil, evrensel tabiatına uyumlu hedefidir.  Bunu istemiyorlar.

 

İnsanık  aklını çelen yönetim, makam ve  inançlardan özgürleşmeli.  Gücün, yetkinin tekelini kıracak nitelikli seviyeye erişmiş ortak akıldır.  Böylece yaşam verimli, adil sürdürülebilir.  “Tövbekar” medeniyet, bu yüzden  Dünya yaşamını “mahkumiyet” olmaktan çıkarmayı vaat etti.  Bu yüzden   sosyal düzenle   inançlar ile arasına mesafe koydu.

 

Egemenlerin milletleri istismarı şimdilerde  sofistike cihazlara devredildi.   Eşitsizlik yine yeniden devam ediyor;  bin bir sahtelikle kalıcı hale geldi. İlla piramitleri yıkılacak.   Bunun aksine düşünenler, alternatif yol arayanlar,  içlerine sokulan ajanlarla “terörist”,  milletler ambargolarla perişan  oldu. Yetmeyince,  dolaylı dolaysız  silahla bastırıldı.   

 

Yani hazcı geriliğin (ki hazcılık geriliğin yakıtıdır), payandası  silah  kullanımı  yerli yerinde!  Onlar kendilerini özne sanıyor; gücün, paranın nesnesi olduklarını da  bilmiyor.  Bu yüzden talana koşullular.  Tersini düşünmüyorlar; asıl gücün  yardımlaşmanın inşa edeceği ruhsal (vicdani) birlik olmayı istemiyorlar.   Güvenli (ilkeli)  ortaklıklar, insanlığın ufkundan hiçbir zaman  düşmeyecek.  Ufku ne kadar karartsalar da  sisin dağılmasıyla yine görülecek.  Azimle bekliyoruz.

*      

Bizi biz yapan ne varsa  yaşamımızda neden işe yaramıyor?   Onlar gerçekten yararsız mı?  Bu değerler işe yaramazsa “bu saate “, bu aşamada hangi değerlerle yaşayacağız?

 

Değerli olanı işe yaramaz hale getirmek tam bir sahtekarlık!  Düşünün, bunu bütün dünyada yapıyorlar;

“Hukuk devleti” , “Anayasal Devlet” inşa ediliyor…yine de hukuksuzluk, istismar,  güvensizlik, belirsizlik ortadan kalkmıyor?!  

 

Bunun sebebi yasalar mı; yönetim şekli mi; yönetim yetkisini verdiğimiz siyasiler mi; yoksa yönetimde devamlılığı sağlayan bürokratlar mı?  Belki, sorumlu hiç bakılmayan yerde;  meşruiyetin kaynağı vatandaşta! Eğer öyleyse,  vatandaş  gerçeği göremeyecek, doğruyu seçemeyecek kadar aciz durumdadır.

 

Sormalıyım: sorun giderici yasalar, alt yasalarla neden bağlanıyor ? Bir tek bunun cevabı bile, hukuka çelme/dolayım tuzağını gösteriyor.   Bu doğal değil!   Hukukun işlevsiz kılınması ve buna seyirci kalan toplumlar,  Musa nebinin kavmiyle çöle duçar olmasını yaşayacaklar. İlahi uyarıların dili  doğadır.

 

*

Aydınlanma devriminden bu güne,  insanın sırtındaki yükü alması gerekirken, ağırlaştırılmış ekonomik senyoraj !” (KE)

 

Eriştiğimiz düzey aydınlanma gibi mi görünüyor!?   Ortalığın “aydınlanmasından” söz etmiyorum. Kafanın, aklın aydınlanmasından söz ediyorum. Gece uçak yolculuğu yaparken,  yeryüzündeki  karanlığın ne kadar yaygın olduğunu, yerleşim yerlerinin  azlığını; yukarıya ulaşan ışıkların tıpkı işlevsel  beyin hücrelerimizi andırdığını hatırladım;  çoğunuz izlemiştir.  İnsan beyninin işlevsiz karanlık kısımları,  yeryüzünün karanlık coğrafyalarına ne kadar çok benziyor.    

 

Çoğulculuğu bütün dünya egemenleri  haz etmez.  Yerel hükümranlar daha fazla  rahatsız  olurlar. Bu aralar yerellik küreselliğin kopmuş taşkınlığı sebebiyle göze daha ılımlı görülüyor. Siz bakmayın devletlerin teritoryal(sınırlara saygı) bağlık sözlerine.  

 

Özünde devlet, yola çıkmış güç demektir. Yolu, güçlenmek, hükümranlık, yetkinlik, büyümektir. Onu var eden insanlar doğup ölürken o güçlenir. Her nesilden diğeri için fedakârlık ister. Nesillerin vicdanı var; peki devletlerin vicdanı var mı; varsa nedir?

 

 Devletlerin yerel hükümranlığı düşünsel planda hiçbir zaman “çocuk” olarak kalmaz. Büyümek fethetmek , yetkinliklerini, iç tekel gücünü  küresel tekeliyete dönüştürmek  ister. Tabi bu “arzuyu” küresel patronaj devler de biliyor. Bu yüzden uyduluk, pakt , birlik gibi ortaklıklar inşa ettiler. BM ler böyle doğdu.

 

Yerel devletler egemenliği halkından alır. Bu alış yedi emin hukukudur. Sonra devredilmiş egemenlik, belirli ilkeler doğrultusunda otomatiğe bağlanır.Nesiller değişir; “egemenlik” artık,  tıpkı ilkeler gibi halktan uzaklaşır; halk egemenliğine yabancılaşır. Çünkü halk, yaşamın türlü zorluklarına karşı değişik uğraşıya kapılmıştır. Egemenlik halka verilse de  onu istemez. Kendi evini geçindirmenin yüküyle kıyaslandığında egemenlik onun için taşıyamayacağı yüktür. Çünkü bütünlüğün, ortaklığın, birliğin,  bereketinden  kolaylığını unutmuştur.  Vatandaş onca kalabalık içinde yalnızlaşmış, atomize olmuştur. İşte size  modern insan.   

 

 

Egemenliğin  “hamili kartı”  senyorajdır. Bu güç yetkisini hükümdarlar, kamusal otorite kullandığı gibi büyük sermaye de kullanıyor.  İstediği  şeyin değerini artırır , düşürür;  artandan pay alır, düşeni yükseltmek için ucuza kapatır. Senyoraj  kapsamında  güç,  devletlerden küresel sermayenin eline  geçiyor.   Heyhat!.. Devlet veya sermayenin egemenliği yine yetinmez;   emek hırsızlığının  en sinsi olanını,  her an işlenen  hırsızlığı, enflasyon canavarına dokunulmazlık verir.   

 

Alın teri, kafa emeği, emeğin çileli halleri… bütün dürüstlük ve hak edişlerin düşmanı  enflasyon  Orta Çağ’dan buyana  emek ve üretimin  paylaşılmasını engelleyen  en  ağır  ve vicdansız çapadır. Rahmetli Necmettin Erbakan, “Bütün yollar Roma’ya çıkar” (1175) yollu,  “her kötülüğün faili,  faiz lobisidir” sözünü her vesile ile ısrarla duyurmuştu.  Benzer deyişi Süleyman Karagülle’den işitmiştim: “ “Şeytanı görmek isteyen abd  dolarına baksın; şeytan ile yapılacak en tesirli mücadele,  abd dolarının hükümranlığına alternatif değişim değer kullanmaktır.” Bunun için Akevler Kooperatifi üyelerinin katılımlarını rayiç  demir çimonto hesabıyla kaydedip  işletiyordu. Buna öykünen organizasyonlara   ya demir-çimento  ya da kendi ürettikleri ürünleri değişim ücret belgesine dönüştürmelerini önermişti.  Akevler Kooperatifi bu hak esaslı uygulamasını hala sürdürüyor.

 

İnsanlığın uç aklının ürünü olan keşiflerin kazanımları insanlığa eşit dağılmıyor.  Sermaye bunu, yatırım maliyeti,  lobilerin bürokratik lisans manipülasyonlarıyla engelliyor.  Kolaylığın halka ucuz güvenli ulaşmasını engellemek sermayenin  senyorajıdir. Bilimsel keşifler tarihinde,  kaşifler çalışmalarını  önceki araştırmaları temel alarak,   farklı yollarla  sürdürdüğünü;  denemelerinin bitip tükenmezliğini,  çoğu keşiflerin  en son raddede “sezgisel ikram” suretiyle oluştuğunu,  beyan ediyorlar. Bunu,  büyük buluşların tüm disiplinli arayış çabalarının takdiri olarak  çoğunlukla sezgi kanalıyla sunulmasının altını çizmek için naklettim. Sezgi, her ne kadar birimsel görülse de    insanlık ailesinin ortak bilinç altının   kılcal kanalıdır. Bu yüzden buluşlar insalığı sömürme nesnesi değil, insanlığın ortak değeridir. (3)

*   

Özgürleştirme iddiası ile cumhuriyet, demokrasi formlarından; bireyi yapıp ettiklerinden, fiillerinden öte, bilinçaltını dahi köleleştiren siyasal kısıtlamalar! Mahreç, çıkış mümkün mü?”(KE)

 

İflah olmayan yaygın  siyasal sorunların  mahrecini,   yaratılışımızın  ilk düğmenin iliğine,  en yüksüz halimize ya da “aşağıların aşağısı dünya’ya” indiriliş testimize  ve ya  Prometeus’un malum “suçu” işlemeden önceki halimize kadar indirmeyelim.   

 

Başlangıçtaki hatayı düzeltmek için tüm örgüyü söksek mi?  Evişlerinde öyle yapılır.  8,5 milyar insan için bu mümkün değil. Sorunların köklerine dönsek te onlar artık orada değil; her şey gibi başkalaştılar. Var oluşumuzun doğal eğilimi (ontolojik yönseme), geçmişi yada geçmişin etkilerini  bugünkü farkındalığımız ve yapacağımız tercihlerimizle değiştirebileceğimizi söylüyor.

 

Kölelikten, ilkel senyoraj esarete  karşı aralıksız  savaşarak yiterek  özgürleşen  insanlık,  soluklanmak için cumhuriyet, demokrasi  aşamasına ulaştı. Çok eski çağlarda bu aşamalar seçkinler için geçerliydi. Şimdi bütün insanlığın ortalığına dönüştü. Bu aşamaların imkanlarıyla  kendini,  bilgisini,  işini ilerletmek istiyor. Fakat olmuyor. Bu değerler insanlığı geliştirmiyor, özgürleştirmiyor. Aksine yine eski hastalıklar düşmanlıklar, cepheleşmeler, ayrılıklar, korku seansları ürüyor. Ne oldu; bu değerler neden artık yolumuzu zihnimizi, vicdan ortaklığımızı sağlayamıyor? Çünkü çöl yolculuğumuzun su matarasına zehir damlattılar. Cumhuriyet ve demokrasi, danışma, paylaşma, ortaklık değerlerini türlü kolaylık standart bahaneleriyle işlevsiz kısır yaptılar. Yukarıda değindim, yasalar kendi içinde iki türlü felç edilir. Birincisi aynı temada çoğaltılır. İkincisi, alt yasalarla boğulur. Madem insan toplumsaldır, madem yetki devri süreli ve kaçınılmazıdır, madem kurallar olmalıdır. O halde yasaları ucu açık özgürlüklere bulaştırmayalım. Ucu açık özgürlüklerin sürmesi için evrensel  varlığın bütünlüğünü esas alan yasakları  tarif eden yasalar yapalım.  

 

Umutluyuz, hala fırsat var sanıyorum. Dünya bizden vazgeçme emareleri gösterse de.  Günümüzün trendi  “cumhuriyet”, “demokrasi”, “eşitlik”, “özgürlük”  değerlerine hastalık bulaştı tanısıdır. Bu yüzden   otokratik aşı zorunluğu yaşıyoruz. Artık  otokratlar trendindeyiz ve hepimiz aşılandık.(4)    

 

 

Açıklamalar :

 

(1)Safra:  gemicilikte, geçici ya da kalıcı olabilecek şekilde gemi su çekimlerini, baş-kıç,sancak-istkele eğimlerini düzenlemek amacıyla gemilerde özel bölümlere yerleştirilen ağırlık suyu. Tıbta, Karaciğerin salgıladığı sindirim sıvısı.Konumuz bağlamında evrensel değerleri  varlığına tehdit gören  Küresel Sermaye’nin  onları  sindirilme işlevi.

 

(2) Adil Düzen Çalışanlarından Kazım Erten (KE) özlü çözümlemelerini yorumlamamı istemişti. Yeni/den Orta Çağ başlıklı makalelerimle örtüşüyor. Yorumluyorum. Umberte Eko’nun Cambridge’de verdiği 1990 Tanner Konferasları’na dayanak kitabında değindiği  kutsal metinlerin amacını  aşan yorumların felsefeye kaynaklık ettiğini, kaynağın niteliğine eş akış ve yataklar oluşturadurmasını inceliyordu. Yorumlarımda böyle bir artırma-akış  var mı okuyucu karar verecektir.

Gravitasyon: Tüm cisimlerin kütleleriyle doğru uzaklıklarının karesiyle ters  orantılı birbirlerini çekme gücü. Fransızca (evrensel çekim). Gravite, yer çekimi; gravitare (Lat./ ağırlık , çekmek); gravis (Lat., ağır);gır (kürtçe/iri ,büyük); grand (kocaman, iri).

Meşruiyet , “siyasi rejimlerin devamlığını sürdürebilmesi için en önemli faktör.” (Max Weber)Yasaya, dine veya kamu vicdanına uygun olan.Kamusal otorite eylem ve kararlarında meşru olmak için toplum katında “paylaşılan” bir dizi değere uygunluğu gözetir.  

 

3) Patent,  kaşifin hakkı;  ilkesi haklı görülüyor. Fakat çok getirisi olacak buluşlar sermaye çekim alanından çıkamıyor. Bilim insanı ile keşfi arasına her zaman sermaye giriyor. Bunu bilim insanın ödülüne bağlamak aldatmacadır. Bilim insanlarının performans güvencesi tüm toplumun uhdesine borçtur.  

Senyoraj: Ekonomik kavram. Yazılı (hukuki) değeri yükselten erk baskısının değişim kazancı. abd dolarının, diğer ülke paralarına üstünlüğü ya da ülke merkez bankalarının kontrolündeki bankalara üstünlüğü gibi hakimiyet /hükmetme etkilerdir.  

 

4) Aşı, yeni-yabancı ortakçıya,  sirayet  ile intibak sağlıyor.Frekans olanları sınır zaman tanıyor; sürekli her görüntü ve mesajda muhatapları  kodluyorlar.

Otokrasi: Bir hükümdar; küçük bir küme ya da tek bir siyasal partinin siyasal erkin yönetim biçimi. Çoğulcu yönetimlerin karşıtı. Günümüzde siyasal sistemler otokratik ve demokratik unsurları bir araya getirerek literatürde anokrasi, melez rejim, seçimli otokrasi  gibi adlarla anılan hibrit yönetim biçimleri ortaya çıkıyor. Orta Çağda yaygındı. Şimdi yeniden sahne alıyor. Çünkü güvensizlik, kaygı ve kitlesel bezginliğin getirdiği atalet,  kuvvetli merkezlerin toparlayıcı olacağına inandı. Oysa tüm olumsuzluklar, piramit hiyerarşik yapılanmadan kaynaklanıyor. İnsan disiplinli nitelikli gelişimden mahrum bırakılıyor.  

 

 

 

 

 






Son Eklenen Makaleler
Hüseyin Bağdatlı
ÇİN TEHLİKESİNE KARŞI TEDBİR ÖNERİLERİM
1.02.2026 87 Okunma
Özer Ataç
Yeni(den) Orta Çağ 2
1.02.2026 786 Okunma
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 123
1.02.2026 473 Okunma
1 Yorum 01.02.2026 11:12
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 122
30.01.2026 705 Okunma
1 Yorum 30.01.2026 11:40
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 121
29.01.2026 777 Okunma
1 Yorum 29.01.2026 10:21
Hüseyin Bağdatlı
PERİNÇEK KİM? ASIL HEDEFİ NE?
28.01.2026 88 Okunma
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 120
28.01.2026 801 Okunma
1 Yorum 28.01.2026 11:45
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 119
27.01.2026 792 Okunma
1 Yorum 27.01.2026 10:14
Hüseyin Bağdatlı
TRUMP IN YENİ SENARYOLARI.
25.01.2026 117 Okunma
Hüseyin Bağdatlı
İKTİDARI KUR'AN A DAVET EDİYORUM
25.01.2026 126 Okunma
Hüseyin Bağdatlı
SOYGUN VAR
25.01.2026 131 Okunma
Hüseyin Bağdatlı
CUMHURBAŞKANIMIZDAN RANDÖVÜ TALEP EDİYORUM
25.01.2026 115 Okunma
Hüseyin Bağdatlı
MADURO TİYATROSU ve TÜRKİYE
25.01.2026 134 Okunma
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 118
25.01.2026 849 Okunma
1 Yorum 25.01.2026 13:16
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 117
24.01.2026 850 Okunma
1 Yorum 24.01.2026 19:01
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 116
23.01.2026 933 Okunma
1 Yorum 23.01.2026 12:37
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 115
22.01.2026 883 Okunma
1 Yorum 22.01.2026 11:15
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 114
21.01.2026 878 Okunma
1 Yorum 21.01.2026 12:37
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 113
20.01.2026 903 Okunma
1 Yorum 20.01.2026 09:38
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 112
19.01.2026 867 Okunma
1 Yorum 19.01.2026 11:39
Özer Ataç
Yeni(den) Orta Çağ 1
18.01.2026 625 Okunma
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 111
14.01.2026 976 Okunma
1 Yorum 14.01.2026 12:28
ZEKİ ALTUBOĞA
DEWLET, ARTÊŞ Û ABORÎ Di
13.01.2026 229 Okunma
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 110
13.01.2026 1038 Okunma
1 Yorum 13.01.2026 08:47
ZEKİ ALTUBOĞA
Mirov Dewletê Ava Dike: Ji Malbatê Heta Dewletê
12.01.2026 2196 Okunma
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 109
11.01.2026 1007 Okunma
1 Yorum 11.01.2026 11:14
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 108
10.01.2026 995 Okunma
1 Yorum 10.01.2026 11:59
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 107
9.01.2026 954 Okunma
1 Yorum 09.01.2026 12:59
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 106
8.01.2026 1108 Okunma
2 Yorum 09.01.2026 12:58
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 105
7.01.2026 1071 Okunma
1 Yorum 07.01.2026 10:08
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 104
6.01.2026 1079 Okunma
1 Yorum 06.01.2026 11:43
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 103
4.01.2026 1222 Okunma
1 Yorum 04.01.2026 05:50
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 102
3.01.2026 1229 Okunma
1 Yorum 03.01.2026 08:51
Bahaeddin Sağlam
İbn Haldun ve Bilimler
2.01.2026 419 Okunma
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 101
2.01.2026 1135 Okunma
1 Yorum 02.01.2026 06:17
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 100
1.01.2026 1056 Okunma
1 Yorum 01.01.2026 08:54
Bahaeddin Sağlam
Kasas Suresi Meal-Tefsiri, 28. Sure, 88 Ayet
31.12.2025 256 Okunma
Bahaeddin Sağlam
Neml (Karınca) Suresi Meal-Tefsiri, 27. Sure, 93 Ayet
30.12.2025 301 Okunma
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 99
30.12.2025 1137 Okunma
1 Yorum 30.12.2025 12:03
Özer Ataç
Devlet mi İnsan mı / 9
29.12.2025 2308 Okunma
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 98
29.12.2025 1103 Okunma
1 Yorum 29.12.2025 11:48
Bahaeddin Sağlam
Şuara Suresi Meal-Tefsiri, 26. Sure, 227 Ayet
28.12.2025 346 Okunma
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 97
28.12.2025 1041 Okunma
1 Yorum 28.12.2025 08:03
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 96
27.12.2025 1273 Okunma
1 Yorum 27.12.2025 11:52
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 95
24.12.2025 1323 Okunma
1 Yorum 24.12.2025 12:18
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 94
21.12.2025 1223 Okunma
1 Yorum 21.12.2025 11:44
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 93
20.12.2025 1356 Okunma
1 Yorum 20.12.2025 07:49
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 92
19.12.2025 1315 Okunma
1 Yorum 19.12.2025 09:28
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 91
18.12.2025 1301 Okunma
1 Yorum 18.12.2025 08:00
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre yeni düzen ve yeni medeniyet-90
16.12.2025 1257 Okunma
1 Yorum 16.12.2025 11:46


© 2026 - Akevler