KUR’AN SÜNNET İCMA İÇTİHAD NİZAMI ADİL DÜZEN ÇALIŞMALARI
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 118
Önceki yazılarla birlikte okunmasını tavsiye ederek kaldığımız yerden devam…
“Ve nesû hazzan / Ve hazzı unuttular” (Maide 13)
Kur’an’da “haz” ve “nasib” kelimeleri geçmektedir. Kur’an’ın yorumlanmasında karşılaşılan en önemli sorun Kur’an’da geçen kelimelerin tariflerini yani sınırlarını belirlemektir. Kur’an konuşma diliyle nazil olmuştur ama bize emredilen onu mantık diliyle anlamaktır. Çünkü konuşma diliyle uygulamak mümkün değildir. Mantık dilinde de değişme ve gelişme olmaz. Dolayısıyla Kur’an konuşma diliyle indirilmiştir, her devir ve her zamana göre yorumlanır ve hayatta ona uyum sağlanır. Ama uygulayabilmemiz için de onu mantık diline çevirmemiz gerekmektedir. Onu da biz yaparız ve uyarız.
Şimdi “haz” ve “nasib” kelimeleri arasında acaba nasıl bir sınır koyacağız, “nasib” kelimesi ile “haz” kelimesi arasındaki farkı nasıl bulacağız?
Önce ikisinin Kur’an’da geçtiği kelimelere ve ayetlere bakar, ona göre tanımlar yapmaya çalışırız.
Şimdi örnek olarak miras ayetlerini ele alalım. Erkekler için babalarının akrabalarının bıraktıklarında nasib vardır diyor. Kadınlar için de bir nasib vardır. Burada “nasib”den bahsetmektedir. Oysa erkeğin payı kadının iki katıdır derken, orada “haz”dan bahsediyor. Demek ki mirasta “nasib” sahipleri vardır, bir de “haz” sahipleri vardır. Nasib sahipleri ashabı faraizdir, yani terekeden belli olan payı alırlar. Mesela kadının payı 1/8’dir, erkeğin payı ¼’tür. Oysa çocukların hazzı nasib sahipleri aldıktan sonra kalanı bölüşmedir. Bunlara bakiyeci denmektedir.
Burada “paylarını unuttular” diyor. İş bölümü içinde bölüşme şöyle olmaktadır. Bir mahallede biri bakkal açarsa diğeri fırın açar, biri doktor olursa diğeri muhasip olur. Demek ki bunlar haz sahibidirler. Herkes aynı işi yapıyorsa onlar da nasib sahibidirler. Çok yapan çok alır, az yapan az alır. Erkek kadın arasındaki pay farkı aldıkları görevden dolayıdır. Erkek nafaka ile yükümlü olduğu için onun hazzı ikidir.
“Mimmâ zükkirû bihi / Kendilerine zikredilenden paylarını unuttular” (Maide 13)
Demek ki iş bölümü dolayısıyla dinler farklı görevler yüklenmişlerdir. Yahudilerin ayrı, Hıristiyanların ayrı, Budistlerin ayrı, Hinduların ayrı hazları ve görevleri vardır. Biz müminlerin görevleri de ayrıdır. Ticaret Yahudilerin ise, sanayi Hıristiyanların ise, tarım bizim olabilir. Biz tarımımızı geliştirmeliyiz. Sanayide onları geçmeye çalışmamalıyız. Onlar da tarımı sömürü altına almaya çalışmamalıdırlar.
Burada “Min” harfi getirilmiştir. Yani anlatılanların bazılarını unuttular manasındadır.
“Mâ”yı âm olarak anlarsak, bir fabrikada iş bölümü yapanlar kendilerine düşen işi yapacaklar, başkalarının yapacakları işlere karışmayacaklar ama fabrika içinde kimin ne yaptıklarını da bileceklerdir. Çünkü bilmezlerse o zaman işlerini kime yaptıracaklarını bilmezler. Her doktor kendi ihtisasını bilecektir. Ancak teşhiste yalnız kendi hastalığının teşhisini değil, bütün hastalıkların teşhisini bilecektir. Hastasını muayene ederken bu hastalık bana ait değildir demeyecek, bu hastalık filan ihtisasa aittir diyecektir. Bu kural tamirci için, avukat için de geçerlidir. Yahut teşhisi başka doktorlar, tedaviyi başka doktorlar yapacaktır.
Aile hekimliği budur.
Bizim bakkalımız bu teşhis kısmını yapmaktadır. Üreticiler tedavi ile meşguldür.
Bütün bu hükümler buradaki “Mimmâ”dan çıkmaktadır.
“Ve lâ tezalü / Ve zail olmazsın” (Maide 13)
Buradaki “Te” harfi muhatap tesidir. Müminlerden her birine hitap etmektedir. Yahut müminlerin başında olan resule yani başkana hitap etmektedir.
“Zail olmak” zeval bulmak demektir.
“Zeyl” ek demek, etek demek, son parça demek, yolun sonu demektir.
Sen onların hainliklerinin son bulduğunu göremezsin, hep ihanet ederler anlamındadır.
(Devamı var)
(İlmî-İktisadî-İdarî/Siyasî-Dinî/Ahlâkî ADİL DÜZEN Çalışanı Reşat Nuri EROL - 25.01.2026)
*UYARI VE DAVET*
*Ülkemizde ve bütün dünyada hayatımızın ilmî-iktisadî-idarî/siyasî-dinî/ahlâkî 4 ana alanında da “SOSYAL TUFAN” seviyesinde sorunlar var (TEŞHİS).*
*Bu sorunların çare ve çözümü de var (TEDAVİ): “KUR’AN NİZAMI ADİL DÜZEN”*
Kur’an Nizamı Adil Düzen Çalışanı Reşat Nuri EROL
https://akevler.org/AkevlerTumKitaplar
https://akevler.org/AkevlerMakaleYazarlar
https://www.milligazete.com.tr/resat-nuri-erol
https://www.youtube.com/@islamedeniyetivakfi
https://www.youtube.com/@adilduzen ve diğer çalışmalar…