Reşat Nuri Erol
M.Tekelioğlu; Geçmişe bakmak geleceği görmek: Toplumsal
10.08.2022
250 Okunma, 0 Yorum

Geçmişe bakmak geleceği görmek: Toplumsal öngörümüz sağlıklı mı?

 

Mehmet Tekelioğlu

 

Yaşadığımız pek çok sorun genellikle öngörü eksikliğinin bir sonucu.

Öngörü için Türkçede başka kelimeler de var. Feraset bunlardan biri. Belki basiret de ferasete eşlik etmeli.

Bir konuda öngörü sahibi olmak için bilgiyle donanmış olmak gerekiyor. O konunun geçmişine hâkim olmak gerekiyor. Konuyla ilgili geniş bir ekip çalışmasına zemin hazırlanmış olması gerekiyor. Geçmişten ders almak geleceğe matuf kestirimlerde bulunabilmek gerekiyor. Geleceğe dair kestirimlere kısaca öngörü diyoruz.

Öngörü eksikliğinin en canlı tezahürünü demokratik anlayıştan sapmakta görüyoruz. Gittikçe otoriter bir yapı izlenimi veren bir yönetim anlayışına sahibiz. Avrupa Birliği ve Avrupa Konseyini umursamaz ve onların fonksiyonunu görmezden gelir bir havadayız. Bunun Türkiye’yi ne kadar yalnızlaştıracağını görmemek nasıl mümkün olabilir? İşin tuhaflığına bakınız ki Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisine başkanlık etmiş bir dışişleri bakanı döneminde Konseyden çıkmak üzereyiz.

Demokrasi yanında pek çok başka hususlarda da öngörü yoksunluğunu hissediyoruz. İnsan haklarını, ifade ve düşünce özgürlüğünü, hukuku, liyakat ve ehliyeti umursamaz bir izlenim doğuruyoruz etrafta. Sivil toplumu ağzını açamaz hale getiriyoruz. Bu konulardaki sorunlar bizi öngörülemez bir ülke yapıyor aynı zamanda. Maliye Bakanı Londra’da yatırımcılara “Türkiye’de hukuk var, haklarınız zayi olmaz, karşılaştığınız sorunlar hukuk çerçevesinde kolayca halledilir” diyeceğine Cumhurbaşkanımız bir telefonla işlerinizi görür diyor ve bunu övünç vesilesi yapabiliyor. Böyle bir ülke öngörülebilir sayılır mı?

Bugün enflasyon dediğimiz ve herkesi fakirleştiren, hayat standardını herkes için aşağı çeken bela öngörü yoksunluğunun neticesi değil mi? Ekonomi alanında feraset için bilim bize yol gösterebilir. Üstelik bu alanda pek çok uzman var. O halde niçin enflasyonla karşı karşıya kalıyoruz? Merkez Bankasına biçilen finansal istikrarı temin fonksiyonunu bozucu adımlar bir öngörü eksikliğinin sonucu değil mi? Enflasyonun bu kadar azmasında bu öngörü eksikliğinin rolü yok mu? Üstelik enflasyonu azaltıcı tedbirler almak konusundaki vurdumduymazlık tehlikenin farkında olmamakla eşdeğer değil mi?

Bunların sebeplerini ülkenin yönetim biçiminde arayabiliriz.

Bir ülkede yanlış kararlar alanlar olabilir. Eğer gerekli mekanizmalar varsa bu yanlışları önlemek ya da çabucak yanlıştan dönmek mümkün olur. Gerekli istişare ve denetim mekanizmaları yoksa sonuç İstanbul seçimlerini ikinci defa yaptırmak ve yenilgiyi ağır yenilgiye döndürmek örneğinde olduğu gibi tezahür eder. Öngörüsüzlüğün zirvesi…

Türkiye’de 16 Nisan 2017 Anayasa referandumu ile yeni bir yönetim şekli yürürlüğe girdi. Bugün o referandum ile kabul edilen hükümlerin sıkıntısını yaşıyoruz. Denge ve denetlemenin olmadığı, her kararın tek bir kişinin iradesine bırakıldığı vaziyet… Bu durum Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından arzu edilmiş gibi duruyor. Ancak uzun vadede bunun Cumhurbaşkanı için yıpratıcı sonuçlarını görmüş bulunuyoruz.

Balıklı Rum Hastanesindeki yangına Cumhurbaşkanının talimatıyla müdahale edildiğini söyleyecek kadar tek bir iradeye ram olmuş bir Cumhurbaşkanlığı kadrosu var. O kadronun içinde bahsettiğim halin iliklerine kadar işlediği anlaşılan ve bir aralar sağduyu sahibi zannedilen kimseler var. Bu ruh hali bütün bakanlara zaten çoktan sirayet etmiş durumda.

Buradaki öngörü eksikliğinin iki tarafı olduğunu dikkate almak gerekiyor. Birisi Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı ilgilendiriyor, diğeri toplumu. Referandum küçük bir oy farkıyla kabul edildi. Yani anayasalar için gerekli diyebileceğimiz geniş bir mutabakat sağlanamadı. Şimdi ortaya çıkan netice getirilen sistemin Türkiye’yi fakirleştirdiği ve 2023 için konulan hedeflerin çok uzağına attığı gerçeğidir.

Bu öngörü eksiklikleri yukarda belirtildiği gibi bizi fakirleşmenin eşiğine getirmiş fert başına düşen gelir hızla azalmaya başlamıştı. Buna müdahale edememek de yine toplumsal sorunlar hanesine yazılmak durumunda. 2018 seçimlerinde Türkiye’nin gidişatında sorunlar daha çok ortaya çıkmaya başladı ve Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde bir arayış içerisine girildi.

Abdullah Gül’ün adaylığı bu sırada söz konusu oldu. Benim bildiğim kadarıyla Abdullah Gül Türkiye’nin evrensel ilkelere bağlı yönetim anlayışından sapmakta olduğunu gördü ve bütün risklere rağmen elini taşın altına koydu, aday olabileceğini beyan etti. Ancak bir partinin adayı olmayı değil geniş bir mutabakatla ortaya çıkmasını istediği anlayışın adayı olmayı kabul edeceğini söyledi. Siyasi öngörü eksikliği ile midir yoksa başka hesapların aracı olmak sebebiyle midir, bilmiyorum, Meral Akşener bu mutabakatı bozdu. Bugün Meral Hanımın çok şikâyet eder gözüktüğü yönetim şekli, biraz da kendisinin eseridir.

Türkiye başka alanlarda da öngörü eksikliğinin ceremesini çekmektedir.

Kürt meselesi bunların belki en başta geleni. Aslında bu konudaki öngörü meselesi biraz farklı. Ak Parti hükümetleri çözüm süreci olarak adlandırdığımız adımları samimiyetle atmış ve bu sorunun kalıcı olarak çözümlenmesi konusunda iradesini ortaya koymuştu. Bunu görmezden gelmek olmaz. Ancak daha sonra Kürt meselesi yoktur gibi anlamsız söylemlere sarıldı.

Açıktır ki Kürt meselesi bir çözüme kavuşturulmadan Türkiye’nin rahat etmesi zor görünüyor. Hele hele sorunu sadece terör meselesi olarak ele almanın ne kadar yanlış olduğunu fark etmemek tam bir öngörü eksikliği. Burada Kürt toplumundaki öngörü eksikliğini de vurgulamak gerekiyor. Kürt sivil toplumu yeterince gözükmüyor ortalarda. Bu yüzyılda artık silahla varılacak bir başarı olmadığını anlatmakta gecikiyorlar. Eşit vatandaşlık kavramı etrafında çözülebilecek bir sorunu azdırmakta bazı partiler ve bakanlar adeta yarışıyorlar. Her gün gelen şehit haberlerinin acısını öldürülen terörist sayısıyla bastırabileceklerini mi düşünüyorlar acaba?

Bir başka öngörü eksikliği yurt dışına göç eden gençler ve yetişmiş insan gücü konusunda ortaya çıkıyor. Bu konunun doğrudan demokrasi ve hukuk, liyakat ve ehliyet bahsini alakadar ettiğini yazmalıyız. En büyük değerimiz yetişmiş insan gücüdür. “Giderlerse gitsinler” anlayışı ile varılacak bir yer yoktur. Unutmayalım, hala ihraç ürünlerimiz arasında ileri teknoloji ürünleri ancak %3 kadar yer tutuyor.

Türkiye’nin savunma ihtiyaçları çerçevesinde alınan S-400 sistemleri de tam bir öngörü yoksunluğunun sonucu. Onca para verilen bu sistemlerin bugün âtıl bir vaziyette oluşu nasıl izah edilebilir? Bir füze sisteminin diğer savunma sistemleriyle senkronize çalışma mecburiyeti nasıl oldu da göz ardı edildi? Senkronizasyon için NATO verilerine ihtiyaç olduğu açık değil mi? Savunma Bakanlığında bu konuları ortaya koyan mı yok, yoksa buna rağmen verilen bir karar mı var? Acaba bu karara itiraza bazı korkular sebebiyle mecali olmayan bir kadro mu var? Anlaşılır gibi değil. Üstelik bu yanlış adımların bizi F-35 gibi bir imkândan mahrum bırakabileceği nasıl görülmez? Feraset ve basiret kavramlarını lügatlarından sildi mi bunlar?

Eğitim ve kültür hayatımız da öngörü eksikliğinden payını almış durumda. OECD sonuçları bizi yıllardır uyarmaya devam ediyor ama aldıran yok. Kültür alanındaki gerileme ise bizzat Cumhurbaşkanı ağzından itiraf edilmiş vaziyette.

Bir de toplumsal öngörüden bahsetmek gerekiyor. Genellikle sağlıklı çalışan bir öngörüye sahip toplumumuz. Bunu şimdiye kadar yapılan seçimlerde alınan sonuçlara bakarak söylüyorum. Genellikle her seçim ülkeyi doğru yola sokan istikamette netice verdi. İstisnaları olabilir, ya da istisna sayılması gerekenler olabilir.

Zaman zaman halkın bir şans verme durumu ortaya çıkabiliyor. Bazen konjonktür böyle durumlar hasıl edebiliyor. 1999 seçimleri ve 15 Temmuz 2016 alçak kalkışmasını takip eden seçimler gibi…

Öngörü sahibi olmak bilimsel olmayı gerektiriyor. Toplumun öngörü sahiplerinin önünü açmasını bekleyebiliriz…

 

 

mtekeli35@gmail.com

@mtekeli35

 

 






Son Eklenen Makaleler
Reşat Nuri Erol
‘İlim ilim bilmektir, ilim kendin bilmektir…’-11
5.10.2022 164 Okunma
6 Yorum 05.10.2022 10:00
Reşat Nuri Erol
‘İlim ilim bilmektir, ilim kendin bilmektir…’-10
4.10.2022 150 Okunma
6 Yorum 04.10.2022 12:02
Yasin Kılar (Karar Danışmanı - Mentor)
Fatih Erbakan'ı Neden Takdir Ediyorum?
4.10.2022 336 Okunma
Reşat Nuri Erol
‘İlim ilim bilmektir, ilim kendin bilmektir…’ - 9
3.10.2022 166 Okunma
6 Yorum 03.10.2022 10:13
Reşat Nuri Erol
‘İlim ilim bilmektir, ilim kendin bilmektir…’ - 8
2.10.2022 155 Okunma
6 Yorum 02.10.2022 13:28
Reşat Nuri Erol
‘İlim ilim bilmektir, ilim kendin bilmektir…’ - 7
1.10.2022 210 Okunma
4 Yorum 01.10.2022 07:50
Özer Ataç
Mizansen
30.09.2022 872 Okunma
Reşat Nuri Erol
‘İlim ilim bilmektir, ilim kendin bilmektir…’ - 6
29.09.2022 298 Okunma
4 Yorum 01.10.2022 07:51
Reşat Nuri Erol
‘İlim ilim bilmektir, ilim kendin bilmektir…’ - 5
28.09.2022 332 Okunma
6 Yorum 28.09.2022 07:58
Reşat Nuri Erol
‘İlim ilim bilmektir, ilim kendin bilmektir…’ - 4
27.09.2022 304 Okunma
6 Yorum 27.09.2022 09:30
Özer Ataç
Ters Manivela
26.09.2022 1332 Okunma
Reşat Nuri Erol
‘İlim ilim bilmektir, ilim kendin bilmektir…’ - 3
26.09.2022 236 Okunma
7 Yorum 26.09.2022 10:43
Reşat Nuri Erol
‘İlim ilim bilmektir, ilim kendin bilmektir…’ - 2
25.09.2022 256 Okunma
6 Yorum 26.09.2022 10:44
Reşat Nuri Erol
‘İlim ilim bilmektir, ilim kendin bilmektir…’ - 1
21.09.2022 246 Okunma
6 Yorum 21.09.2022 05:43
Reşat Nuri Erol
Kur’an, iki ayet, dünya hayatı ve üniversiteler-2
20.09.2022 265 Okunma
6 Yorum 20.09.2022 08:36
Reşat Nuri Erol
Kur’an, iki ayet, dünya hayatı ve üniversiteler-1
19.09.2022 256 Okunma
6 Yorum 19.09.2022 09:07
Reşat Nuri Erol
Adil Düzen’e geçilmeden saadet ve refah olamaz
19.09.2022 212 Okunma
5 Yorum 19.09.2022 09:07
Reşat Nuri Erol
‘Özgürlüğümüzü ilan ediyor, Avrupa’yı kovuyoruz’
17.09.2022 303 Okunma
6 Yorum 17.09.2022 07:28
Reşat Nuri Erol
Kapitalizm, Komünizm ve Adil Dünya Düzeni-2
15.09.2022 207 Okunma
6 Yorum 17.09.2022 07:28
Reşat Nuri Erol
Kapitalizm, Komünizm ve Adil Dünya Düzeni-1
14.09.2022 258 Okunma
6 Yorum 14.09.2022 08:36
Reşat Nuri Erol
Mehmet Tekelioğlu; Küresel dış güçler, neredesiniz?
14.09.2022 113 Okunma
Reşat Nuri Erol
Eğitim, Ekonomi, Seçim Havası ve “Adil Düzen”
13.09.2022 259 Okunma
6 Yorum 13.09.2022 13:20
Reşat Nuri Erol
Gerekçe, Teşhis - Tedavi metodu ve Adil Düzen
12.09.2022 382 Okunma
6 Yorum 12.09.2022 10:05
Reşat Nuri Erol
‘Ekonomi tarihi, İslâm, zamanın ruhu’ içerikli yazı
12.09.2022 316 Okunma
6 Yorum 12.09.2022 10:06
Özer Ataç
Türk Olmak
11.09.2022 1467 Okunma
Reşat Nuri Erol
‘Hizmetkâr Devlet’ ve Vali Recep Yazıcıoğlu - 3
10.09.2022 299 Okunma
6 Yorum 10.09.2022 09:26
Reşat Nuri Erol
‘Hizmetkâr Devlet’ ve Vali Recep Yazıcıoğlu - 2
9.09.2022 301 Okunma
6 Yorum 09.09.2022 09:07
Reşat Nuri Erol
‘Hizmetkâr Devlet’ ve Vali Recep Yazıcıoğlu - 1
8.09.2022 331 Okunma
6 Yorum 08.09.2022 09:59
Reşat Nuri Erol
M.Tekelioğlu; Sanayileşme serüveni; Ulusların Yükselişi
7.09.2022 640 Okunma
Reşat Nuri Erol
Prof. Dr. Arif Ersoy ve Adil Düzen çalışmaları-2
5.09.2022 309 Okunma
6 Yorum 05.09.2022 08:34
Reşat Nuri Erol
Prof. Dr. Arif Ersoy ve Adil Düzen çalışmaları-1
4.09.2022 344 Okunma
6 Yorum 04.09.2022 09:36
Reşat Nuri Erol
Gorbaçov, Çernişev, Erbakan ve ‘Adil Düzen’-2
3.09.2022 335 Okunma
7 Yorum 04.09.2022 09:35
Reşat Nuri Erol
Gorbaçov, Çernişev, Erbakan ve ‘Adil Düzen’-1
2.09.2022 339 Okunma
6 Yorum 02.09.2022 08:44
Reşat Nuri Erol
Bundan önceki 15 yazımızla ilgili farklı hülasa…
1.09.2022 331 Okunma
6 Yorum 01.09.2022 09:02
Reşat Nuri Erol
Necmettin Erbakan’ın Çok Değerlendirdiği Ayetler
31.08.2022 379 Okunma
6 Yorum 31.08.2022 10:20
Reşat Nuri Erol
Prof. Mehmet Tekelioğlu; Her şeyin başı ahlâk…
31.08.2022 193 Okunma
Reşat Nuri Erol
Necmettin Erbakan’ın İlim ve İçtihat Anlayışı-2
30.08.2022 350 Okunma
6 Yorum 30.08.2022 09:24
Özer Ataç
Kuşak ve Sentez
29.08.2022 1507 Okunma
Reşat Nuri Erol
Necmettin Erbakan’ın İlim ve İçtihat Anlayışı-1
29.08.2022 399 Okunma
6 Yorum 29.08.2022 07:06
Reşat Nuri Erol
Prof. Erbakan’ın Cihad ve İslam Birliği Anlayışı
28.08.2022 325 Okunma
6 Yorum 28.08.2022 06:32
Reşat Nuri Erol
İslam Anlayışı, Hak-Batıl Anlayışı ve sebepler
27.08.2022 360 Okunma
6 Yorum 27.08.2022 07:20
Reşat Nuri Erol
Millî Görüş İçtihadı ve Cihadının Temel Esasları
26.08.2022 360 Okunma
6 Yorum 26.08.2022 07:44
Reşat Nuri Erol
Adil Düzen’in Tesisi İçin Siyasi Mücadele…
25.08.2022 340 Okunma
6 Yorum 25.08.2022 08:53
Reşat Nuri Erol
M.Tekelioğlu; Mısır ve Suriye politikaları değişiyor...
24.08.2022 166 Okunma
Reşat Nuri Erol
Necmettin Erbakan, Millî Görüş ve Adil Düzen
23.08.2022 394 Okunma
6 Yorum 23.08.2022 09:39
Reşat Nuri Erol
Ebû Hanife’nin İlmi ve Siyasi Mirası Ne Oldu? - 2
22.08.2022 402 Okunma
6 Yorum 22.08.2022 07:30
Reşat Nuri Erol
Ebû Hanife’nin İlmi ve Siyasi Mirası Ne Oldu? - 1
21.08.2022 373 Okunma
6 Yorum 21.08.2022 06:21
Reşat Nuri Erol
Ebû Hanife’nin Siyasî İktidarla İlişkileri Nasıldı?
20.08.2022 390 Okunma
6 Yorum 20.08.2022 10:17
Reşat Nuri Erol
Ebû Hanife’nin Siyasal Fıkhı ve Günümüzde Siyaset-4
18.08.2022 350 Okunma
6 Yorum 18.08.2022 12:33
Reşat Nuri Erol
Ebû Hanife’nin Siyasal Fıkhı ve Günümüzde Siyaset-3
17.08.2022 453 Okunma
7 Yorum 17.08.2022 10:54