Kur’an tüm insanlığa uygulamalı okunacaktır...
Kaldığımız yerden devam ediyoruz… (…) Allah hiçbir dönemi tebliğsiz bırakmaz. Her zaman bir mübelliği ortaya çıkarır. Bizden önce bu tebliğ ile kendilerini memur gören iki kişi vardı: Bediüzzaman ve Süleyman Tunahan. Bediüzzaman Risale-i Nurlarla tebliği Türkçeleştirdi. Selçuklu ve Osmanlılar hutbeleri Arapça okurlardı. Bediüzzaman Kur’an’ın tefsirlerini okumayı ibadet yaptı ve dersleri Türkçe okuttu. Müntesipleri bugün büyük başarılar elde ettiler. Yine bizden önce bizi sebket edenler içinde Süleyman Tunahan vardı. 18 sene okuyup dersiam olduktan sonra ancak tebliğ görevi yapma izni verilirdi. Tunahan birkaç ay okuttuktan sonra Arapça derslere başlattı ve kapatılan medreseler onun sayesinde yaşadı.
Akevler, Kur’an’ı bugünkü müsbet ilimlerle ve Arapça olarak yorumlayarak bir site (İzmir Akevler Sitesi, 1967) girişiminde bulundu. F. Gülen bunu ‘vakıf’ olarak geliştirdi. N. Erbakan bunu ‘siyasi parti’ olarak geliştirdi. Her iki kuruluş dünyaya İslâmiyet’i tebliğ etti. Bizden sonra gelecek nesillerin yani sizlerin artık “İslâm düzenini” uygulayarak göstermeniz gerekmektedir. Bugün size kulak vermiyorlarsa siz hazır değilsiniz demektir. Çalışmalarınız tamamlandığında tüm dünya size yardımcı olacaktır. Yahut siz o yeni görevlilere yardımcı olacaksınız. Yani Kur’an tüm insanlığa okunacaktır... Yani bugünün mağdubun aleyhim olanlara, dâllîn olanlara, sırat-ı müstakimde olanlara Kur’an okunduğunda. Buradaki zamir mahzuf olan çağımızın iki grubudur. Namaz kılmayanlar ile namaz kılıp Kur’an okunduğunda Kur’an’a göre amel etmeyenler... Bizim görevimiz bunlara tebliğ olmaktadır. Bu işi Erbakan fazlasıyla yaptı, tüm dünyaya duyurdu, ne var ki örnek uygulama olarak gösteremedi.
İşte, bizim görevimiz göstererek Kur’an’ı onlara kıraat etmektir, okumaktır. Bunu başarmamız için “Yüz Dairelik Apartman Projemiz” vardır, “Yüz Ailelik Mala-Mal Semt Marketi Projemiz” vardır. Bu kıraati/okumayı böyle başaracağız. İnsanlar kendilerini güvende hissetmeleri için “aşiretler/ocaklar” kuracaklar, bir apartmandaki on dairelik bir katta toplanarak birbirlerini güvene alacaklar. Bodrum kattaki iş yerlerinde de beraber çalışacaklar ve birlikte kıldıkları beş vakit namazlarında birlikte secde etmiş olacaklardır. İşveren yok, işçi yok. Herkes kıraat edilen Kur’an’a uymakla birlik sağlanacaktır. Ortak üretim olacaktır.
Bugün İstanbul’u düşünelim, herkes kendisi iş yapıyor ama fiyat ve ücretler İstanbul’un ithalat ve ihracatı dengede tutulmaktadır. 15 milyon insan emir komuta zincirine girmeden bu işi başarıyorlar. Bunu “her yüz ailelik semt” yapacaktır. İŞTE BU SEMTİ GÖSTERMEK BİZE FARZDIR; KIRAATİMİZ/OKUMAMIZ/TEBLİĞİMİZ O OLACAKTIR. Mal belgelerini, mal senetlerini ve semt senedini çıkaran kooperatif sonunda düzeni [yani “Adil (Ekonomik) Düzan”i uygulamalı olarak] göstererek ispat edecektir.
Kur’an yalnız kıraat değildir, aynı zamanda Arapça olarak hükümdür. Kur’an bir televizyon ekranı gibidir. Onun frekansını ayarladığınızda sizi Yaratıcı ile buluşturur. Sizin aklınıza yeni manâ gelir. Onu size Allah ilham etmiştir. O an için o manâ sizin için bağlayıcıdır. Değişmez değildir. Yer ve zamana göre manâları değişir. Matematikteki rakamlar gibidir. Uyguladığınız yerde farklı sonuç verir. Bazen para olur, bazen kilogram olur, bazen metrekare olur. Kur’an da uygulanan yere göre, uygulayan kimseye göre, şartlara göre farklı manâ kazanır. Bundan dolayıdır ki herkes kendisi için Kur’an’ı kendisi okumalıdır. Başkalarının okuması ve anlaması Kur’an değildir.
Evet, onlara Kur’an’dan delil getirilerek anlatılması gerekmektedir.
Bizim bugün yaptığımız anayasaya (“Adil Düzene Göre İNSANLIK ANAYASASI” çalışmamız) Kur’an’dan delil bulma bu habere uymaktadır. Tüm şeriat hükümleri o suretle Kur’an olmuş olur. İhtilaflar içtihat edenlere farklı şeyler söylemiş olur, icmalar ise tüm insanlığa ulaştırılması gereken şeylerdir.
İçtihat yapacağız ve uygulayacağız.
İcma ettiklerimizi de tüm insanlığa tebliğ edeceğiz.
(Bugünlük de bu kadar; “Kur’an ayı Ramazan”da gerçek anlamda Kur’an “okumalarımıza” ve “anlamalarımıza” devam ediyoruz; “uygulama” da yakındır inşaallah…)