Devlet her daim 18 yaşındadır.
“Kim iktidar olursa olsun, kayadan toz koparamazlar.” diyoruz. Fakat bir bakıyoruz; bebek katiline “Sayın” deniyor, umut hakkından söz ediliyor, Meclis’e gelip konuşması gündeme getiriliyor. Yetmedi, İmralı’ya villa bile yaptırıyoruz!
Ha, bir de evlenmek istiyormuş.
Bunu duyan “barış güvercini” Nagehan Hanım da niyetini açıkça söyleyememiş olacak ki, Apo’nun sekreterliğine talip olmuş!
İnanın, bu ve benzeri haberleri kimden duyarsam duyayım, zerre miktarı inanmıyorum.
Vatandaş olarak düşünmemiz gereken şudur:
Bu haberlerin aslı astarı var mı?
Apo İmralı’da mı? Yaşıyor mu? Millet olarak neyi, ne kadar biliyoruz?
Bizim asıl görevimiz nedir?
Sanal gündemlerle mi meşgul olmalıyız?
Televizyonlara ve sanal medyaya ne kadar inanmalıyız? Yoksa hiç kullanmamalı mıyız?
Demek istediğim şudur:
Siyasetçiler tarafından, sağcısı solcusu, hepimiz manipüle ediliyoruz.
Sömürü düzenini sürdüren devletlerin, sömürüyü devam ettirebilmek için suni gündemleri ve suni stratejileri vardır.
Ülkemiz de faizli kapitalist sömürü ekonomi modeli ile yönetilmektedir.
KIYMETLİ TAKİPÇİLERİM
Çok rica ediyorum:
Sanal gündemlerle meşgul olmayın.
Dünyada insanlık; yalan, dolan, entrika ve dümenlerle yönetiliyor.
Bizler kendi kendimizi düzeltmedikçe, faizden ve haramdan kaçınmadıkça; her birimiz ayrı ayrı hakiki Muhsin, hakiki Erbakan olmadıkça, hiçbir siyasetçi mevcut düzeni değiştiremez.
Çare bizde.
Dik duracağız.
Düz yürüyeceğiz.
Doğru gideceğiz.
Yani ok gibi dosdoğru olacağız.
Kur’an muhsinleri olacağız.
Kur’an’da bahsi geçen hakiki mümin muhsinler duruma el koyana kadar, insanlık olarak sömürülmeye devam edeceğiz.
Muhsin Yazıcıoğlu’nu seven, onun gibi mümin olmalı.
Ya da Muhsin Yazıcıoğlu’nun adını kullanmamalı.
Secdesiz mümin de olunmaz, Muhsin de olunmaz, Alperen de olunmaz.
Bu böyle bilinmeli.
ALPERENLERİN SORUMLULUĞU
Büyük Birlik Partisi ve Millî Yol Partisi, gün gelecek birleşecekler.
Rızâ-i İlâhî’nin tecellisi için, nefsi emmarelerden arınarak birleşmek zorundadırlar.
Müslüman Türk milletinin Alperenlerden başka muhafızı, millî güvenlik anlamında sırtını dayayabileceği kimse yoktur.
Millî Görüş camiası ise benim gözümde; ilim, proje, üretim, istihdam ve idare ile sorumludur.
Millî güvenlik Alperenlerin işidir.
Bu sebeple hakiki, Hak dostu Alperenler, farklı partilerde de olsalar, ağırlıklı olarak Meclis’te olmalıdırlar.
Bugün iktidarın PKK karşısındaki acziyetinin; Alperenlerin de kâmil manada Alperenliğin gereğini yapmayışlarından ve Meclis’e girebilecek iradeyi gösteremeyişlerinden kaynaklandığını düşünüyorum.
Ülkemizin geldiği noktadan AK Parti iktidarı kadar, Alperenler de sorumludur.
BİZİ BİRBİRİMİZE DÜŞÜRMEYİN
Siyonist üst akıl, hepimizi birbirimize düşürmeyi başardı.
Aklımızı başımıza almazsak ne Türklüğümüz kalacak ne de Müslümanlığımız.
Olup bitenlerden Erdoğan’ın, Cumhur İttifakı’nın, kapalı kapılar ardındaki ortakların, DEM’in, CHP’nin; yenisiyle eskisiyle hepsinin vebali kadar, oyuna gelmiş olan Alperenlerin de vebali vardır.
Peki:
Alperenliğin gereği nedir?
Nasıl Alperen olunur?
Alperenlik yalnızca Muhsin Yazıcıoğlu’na has bir kimlik midir?
Yoksa her Müslüman, her mümin Türk evladı Alperen olabilir mi?
MUHSİN YAZICIOĞLU FİKİR AKADEMİSİ
Muhsin Yazıcıoğlu Fikir Akademisi’ni kuranlara; başta Remzi Çayır Başkanımıza ve maddi-manevi yardımcı olanlara canıgönülden teşekkür etmeyi borç bilirim.
Siyaset, mevcut düzende söz sahibi olmak için gereklidir.
Ancak Alperenliğin hakiki manada yaşaması için, son örnek Alperen Muhsin Yazıcıoğlu’nun, cennet mekânın, duruşu, ihlası ve Allah’a olan kulluğundaki hassasiyeti; Muhsin Yazıcıoğlu Fikir Akademisi’nde, özellikle siyaset yapacak olanların kalplerine nakşedilmelidir.
Muhsin Yazıcıoğlu Fikir Akademisi’ndeki tüm eğitimleri başarıyla geçenler, il ve ilçe başkanlığı görevlerine atanmalıdırlar.
Başkanlık Divanı ve Merkez Karar Kurulu üyelerinin her biri; Muhsin Yazıcıoğlu’nu hakkıyla temsil edebilecek birikime, ihlasa ve Alperen ruhuna sahip olmalıdır.
Mevcut kardeşlerimizde de bu samimiyet vardır. Ancak gayretlerinin yeterli olmadığını düşünüyorum.
Sayın Remzi Çayır Başkanımız bir yol açmış, görevini layıkıyla yapmaktadır.
NEDEN AKTİF DEĞİLİM?
Şahsen aktif olamayışımın, olmamış olmamın sebepleri vardır.
1. Sebep:
Sayın Remzi Çayır Başkanımızdan başka hiçbir yöneticinin veya yetkilinin beni aramaması, fikirlerime sahip çıkılmaması.
Yazılarımı okumamaları; okuyanların da beğeni atmaması, eleştiri veya yorum dahi yapmaması ve duyarsız kalmaları.
2. Sebep:
İlmimi artırma gayretindeyim.
İlmî konularda çok eksiklerim var.
Kur’an tefsirlerini okuyorum.
Risale-i Nur Külliyatı’nı tekrar okuyorum; notlar alıyor, analizler yapıyorum.
Kısacası, insanlığın bu duruma düşürülmesine bilerek veya bilmeyerek kimlerin, nasıl sebep olduğunu araştırıyor; sömürü düzeninden tam manasıyla nasıl kurtuluruz sorusuna cevaplar arıyorum.
Birçok cevabı bulmuş durumdayım.
Birincisi: Hakkıyla Alperen olmak gerekir.
İkincisi: AR-GE Semtleri Projesi’ni geliştirdim.
Üçüncüsü: Bugüne kadar sömürüden neden kurtulamadığımızın sebeplerini bulduğumu düşünüyorum.
Dördüncüsü: Ülke genelinde Muhsin Yazıcıoğlu Fikir Akademisi çalışmalarının elzem olduğu kanaatine vardım.
Rabbim niyetlerimizi rızası istikametinde daim eylesin.
Vatanımıza, bayrağımıza, ezanımıza ve hürriyetimize kast edip tuzaklar kuran her türlü şer odağına fırsat vermesin.
Hüseyin Bağdatlı
Son Gülle