ARHAVİ’MİZE ÖZEL SOLOTÜRK mü?
Meğer akrobasi gösterisiymiş. Önceden haberim olmadığından olacak; arkalarındaki dumanı görünce tarım ilaçlaması, haşere spreylemesi yapıyorlar sandım. Cahillik başa bela işte.
Ama şov hakikaten güzeldi reis. O nasıl ters düz uçuyorlar öyle? AK Parti olmasaydı böyle uçabilirler miydi? Yaparsa AK Parti yapar.
Sahi; "Uçuyoruz, kaçıyoruz," dediğimiz icatlarımız vardı. Gösteri için KAAN, AKINCI, KIZILELMA falan bekliyorduk Arhavi’ye; eski jetler ne alaka reis? Millete mahcup olduk valla. Arhavi’ye, Arhaviliye bu yapılır mı? Hani hayaletler? Bize bunları mı reva gördün?
Neyse ne, sadede gelelim.
Son aylarda Türkiye’nin nabzı Arhavi’de atıyor. Bir ben eksik kaldım benden ötede.
Neler oluyor? Bankalar kapanıyor, çay fabrikaları kapanıyor. Tır parkı hayal oluyor. Organize sanayinin akıbeti meçhul. Madenler konusu kangren, millet ayakta. Üstüne SOLOTÜRK jetleri gösteri yapıyor. "Göğsümüz kabartılıyor, cebimiz boşaltılıyor, memleket elden gidiyor; şov zamanı mı?" diyor millet. Benim gibi cahil olanlar da tarım ilaçlama uçakları sanıyor. Bayram değil, seyran değil; hayırdır?
Rusya’ya beden dili, gider mi yaptık anlayamadım? Bir dolaptır dönüyor.
Aslında ne döndüğünü biliyorum da dilim varmıyor. Kul hakkına girer; sizi de merakla bırakmış olmayayım, söylemezsem uyuyamam. İşin aslı şu: Putin Katolik, Trump ise görünürde Protestan olsa da derinlerde Evanjelist Hristiyan cemaatinin mensubudur. Merkezleri Pensilvanya’dır. Dinler arası diyalog, tek devlet ve yeni dünya düzeninin mimarları bunlardır. Hayallerinin gerçekleşmesi için Trump’a seçimi kazandıranlar da Putin’in derincileridir.
Hal böyle olunca, danışıklı dövüş içinde dünyayı ve bölgemizi paylaştılar. İşin aslı budur. Evanjelistler, Yahudileri de dost sayarlar; "dostum" kelimesinin sırrı burada yatıyor.
Bunların; Karadeniz’e, suyuna, havasına, doğasına ve madenine çökebilmek için yazdıkları bir senaryo var. Türkiye’yi tiyatrodan Rusya ile savaşa sokarak Karadeniz’i, özellikle de Arhavi’yi boşaltmak ve madenlere çökmektir niyetleri. "Yalandan da olsa ne zaman vuracaklar?" derseniz; Arhavi’ye gelmemi bekliyorlar. Bir taşla iki kuş misali... Beş yıl önce rüyasını görmüştüm bugünlerin. Canlı videolarımda da anlatmıştım, izleyenler bilirler.
Erdoğan ise çaresiz, kol kola horona girdi bir kere. Kemençe, tulum ne zaman susar da horon halkası dağılır bilinmez. Horona girenlerin de hepsi yaşlı, fazla dayanamazlar, dökülürler. Reisimiz de yaşına göre fazla oynadı, terledi belli. "Son gülle ne yazacak, hangi makamdan çalacak, ne zaman koluma girecek, destek olacak?" diye bekliyor.
Şaka maka, NATO’nun ardından SOLOTÜRK ile Rus sınırında beden dili yaptı reis. Bir umuttur yaşamak, değil mi? Bu da güzeldi ama nafile; sırtlan ile ayının kumpasındayız.
Çare ne? Trump’a beden dili yapıp, bunu "... yaparım" dercesine hediye ettiğin o çift sıkan tabancalardan tüm Karadeniz halkına hediye et, dağıt. Ellişer kutu da mermi ver, gerisini düşünme. Gelen olursa keklik gibi avlarız. Kimsenin ruhu duymadan tepelere de uçaksavarlar yerleştirelim. Vakit erken değil, geç bile kaldık reis. Bak, bunda ciddiyim; kimseye güvenmemeliyiz.
Başka açıdan bakarsak: İktidar, NATO zirvesinde kaybettiği imajı, milli duygularımızı depreştirerek telafi etme gayretinde. Ama bu zayıf ihtimal, bunun için bu kadar masrafa girmezler.
Diğer sebep ne olabilir? Biliyorlar ki son gülle Arhavili! Son güllenin gönlünü kazanan iktidar oluyor. NATO zirvesindeki ak garabetten sonra son güllenin gözünden düştüler. Gönlümün peşinde olabilirler (çünkü milletin nabzı Muhsinlerde atar).
Artık Trump’ı getirip köçek gibi oynatsanız da fayda yok; yüzümü güldüremez, gönlümü alamazsınız. Epsteinci sapığın koluna girmeden önce düşünecektin reis. Gözümden fena düştünüz. Nasıl telafi edersiniz onu düşünün şimdi; ama muhakkak telafi edin, milletin nabzını kaybetmeyin. Müslüman bir kardeşiniz olarak dünyaya mahcup olmanızı içime sindiremem, kahrolurum. Sizin mahcubiyetiniz İslam aleminde domino etkisi yapar. İslam’a zarar gelir, Müslümana güven kalmaz. Başarılı olmak, muktedir olmak mecburiyetindesiniz, biliyorsunuz değil mi?
Kıymetli okuyucularım, neden böyle konuşuyorum?
Çünkü ben kendi adıma konuşmuyorum; milletin sesi, milletin nabzıyım. Sadece Allah (c.c.) rızası için, ülkem için, milletim adına bir vatandaş olarak kendimi temsilci ve sorumlu atadım. İnandığım doğruları söylüyorum. Yanlışım varsa yanlış olan cümlemi eleştirin; manasız, yuvarlak yorumlarla çamur atmayın. Haklıyım, biliyorsunuz.
Siz, milletin selameti için Trump ile değil benimle, yani milletiniz ile iyi geçinin. İyi geçinelim diye sakın bana, bize "dostum" demeyin. "Dostum" dediklerinizin akıbetini biliyoruz. Sadece iyi geçinelim, yeter.
Gelinen noktada AKP devri kapanmıştır. Ak sayfalar açabilmenin bir yolu var: Milli Yol’da buluşanlar kurtulacak. "Milli Yol da nereden çıktı?" derseniz; Milli Yol; Muhsinlerin, milli olan Milli Görüşçülerin, milleti için dertlenenlerin yoludur. Yolu milli olmaktan çıkanların hepsi parti mezarlığına gidecek.
Bugünkü SOLOTÜRK uçuş gösterisi memleketim Arhavi semalarında benim gönlümü kazanmak için ise yaktığınız yakıta yazık; her zamanki gibi israf ettiniz.
Benim gönlümü kazanmanız için, Yeditepe Üniversitesi'nde açtığınız pankartta yazan, emrolunduğunuz gibi "Dosdoğru olun" ayetine harfiyen uyduğunuzu görmem ve size inanmam lazım. Ama sizler şimdiden bu ayeti de "Bakara-makara" konusu yaptınız bile.
Eğer bu gösteri Putin’e beden dili ve gider için ise size yazık. Arhavi’mizi yedirmeyiz beyler! Siyasetteki şovunuza, akrobasi numaralarınıza alıştık. Bugün havada olduğu gibi karada da biliyoruz ters düz dönüşleri, akrobatik hareketleri, numaralarınızı.
Game over oldunuz; oyun bitti, bilin istedim.
Selam ve dua ile.
Hüseyin Bağdatlı
Milli Yol Partisi Artvin Sorumlusu / Son Gülle