KÖLELİKTE YARIŞIYOR, ADİL SÖMÜRÜLÜYORUZ
Devlet adamlığı ciddiyet ister.
Binali Yıldırım gibi her şeyi makaraya alırsanız, sandalye elinizde kalır.
Sorunlar ciddiyetle ve samimiyetle çözülür. Devletin, milletin, insanlığın ciddi problemlerinden ve meselelerinden bahsederken bıyık altından sırıtarak espri kattığını zanneden siyasetçilere dikkat edin. Yarın iktidar olurlarsa ciddi konuları çözme iradesini gösteremeyecek, en ciddi meseleleri de sulandıracaklardır. Misal: Binali Yıldırım ve benzerleri…
Devlet adamlığı ciddiyet ister. Espri soslu edebiyat şovu ile devlet yönetilmez.
Az, öz ve kalpten gelen, ciddi bir dertle yoğrulmuş söz kalplere işler, gönülleri fetheder. Ne kadar güzel cümle kurarsanız kurun; ihlasınızla sözleriniz senkronize olamıyor, birbirini desteklemiyorsa şayet, söylediğiniz söz ile tenekeden gelen sesin hiçbir farkı yoktur.
O yüzden çözüm için kalp önemli, samimiyet önemli, dertlenmek önemli.
Müslümanın ölçüsü Kur'an olmalı. Kur'an'ı rehber edinmeyip kapitalist sömürü düzenine karşı anlaşılır şekilde alternatif adil bir çözümü olmayanlara sırf güzel konuşuyor diye güvenenler; bugüne kadar 25 yıl edebiyatla, yürüyüşle, endamla avunanlar, Erdoğan’dan sonra da sömürülmeyi ve sürünmeyi hak ederler.
Bir Karadenizli olarak tespitimdir: Karadenizlilerin tez canlılığı ve aşırı liderlik tutkusu, enaniyeti ülkemize faydadan çok zarar vermektedir. Her şeyi en iyi biz biliyoruz da habu Yahudi şeytani aklına bir türlü aklımız ermiyor neden ? Hamsinin kılçığını yemediğimizden olabilir mi acaba? Şaka bir tarafa, evet; gelecek seçimlerde cumhurbaşkanı Anadolu’dan olmalı.
Bugün Çerçeve İhanet Yasası’na "evet" diyenler ile iradelerini net ortaya koyamayanlar, ülke ve millet meselelerinde net çözümler üretemeyenler; siyonizmin esirleri, bazıları da gönüllü köleleridir.
Her problemin ardından sözde bir umut yaratıyorlar fakat üç gün geçmeden o umudu da öldürüyorlar.
"Türkiye’de Kürt meselesi var" diyorlar, yalan! Aslında topyekûn bir insanlık sorunu var.
Biraz düşünelim mi, ne dersiniz?
Türk'ü, Kürt'ü, Laz'ı, Gürcü'sü, Çerkes'i, Arap'ı… Herkesi sömürürlerken birini az, birini çok mu sömürüyorlar? Hayır. Bana Kürt’ten daha az sömürülen bir Laz gösterin. Türk’ten daha az sömürülen bir Kürt gösterin. Kürt’ten daha az sömürülen bir Türk gösterin. Gösteremezsiniz!
Kısacası diyeceğim o ki! Milletimizi topyekûn tam köleleştirebilmeleri için milletin kafasını "ciddi meseleler var" adı altında meşgul etmeye, bir illüzyona ihtiyaçları var. Sonuçta çözüme kavuşan hiçbir şey olmadı, olmayacak. Barış süreci de sömürünün devamını sağlayacak olan, hatta ve hatta arap saçına çevirecekleri bir sömürü aracından başka bir şey değildir. Trump mafyasına haraç ödüyoruz. Bu durumu gündemden düşürmek için her yol mübah!
O yüzden diyorum ki!
Yok çerçeve yasa, yok Mekke savunma anlaşması adı altında büyük işler yapıldığı imajı yaratacağınıza kendi insanınızı sömürü düzeninden kurtarın da görelim! Göremeyiz, çünkü sömürüye dokunmak iktidardan düşmeye sebebiyet verir. İktidara talip olurken Yahudi çıkarlarına hizmet edeceğinize söz verirseniz iktidar olursunuz.
Kısacası; ey seçilmişler, binbir entrika ile millete seçtirilmiş hilebazlar! Hepiniz makam kamuflajı giydirilmiş Yahudi derin sermayesinin tiyatrosundaki sahne oyuncularısınız. Başka da hiçbir şey değilsiniz.
Kıymetli vatandaşlarım;
Faizli kapitalist sömürü düzenine karşı anlaşılır bir dille, her alanda adil paylaşıma dayalı projesi olmayanlara inanmayın.
Acilen yapılması gereken ise mevcut sorunlara uzun vadeli çözümler üreten proje ve çözüm partisi olmaktır; her alanda kusursuz çözümler ve projeler ile milletin huzuruna çıkmaktır.
Milli Yol Partisi; milletin Muhsini duruş mayası, umudu ve milli mutabakatın tek adresidir. Milli Yol Partisi iktidarında, her alanda ve her fikriyatta ehil olanlara yetki verilecektir.
Önceki yazılarımda "Milli Mutabakat Hükümeti Taslak Çalışmamı" paylaşmıştım. Ülkenin getirildiği noktada hiçbir parti veya fikriyat, kısa vadede tek başına çözüm üretemez. Erdoğan, Gül, Babacan, Davutoğlu, İlhan Kesici ve devlet kademelerinde görev yapmış duayen siyasetçi ve bürokratlardan da istifade edilmelidir. Milli Mutabakat Hükümeti ile Milli Yol Partisi çatısında birleşerek Yahudi siyonistlerin esaretinden kurtulmalıyız.
Biraz da haddimi aşayım isterseniz... Neden haddimi aşma gereği duydum? Çünkü "Hah işte budur, siyaset böyle yapılmalı" diyebileceğim net bir duruş, net bir proje hâlâ ortada yok. Varsa yoksa herkes iktidarın kurduğu tiyatronun eleştirmenliğini yapıyor.
Kıymetli samimi vatanseverler; Temmuz ayı bütçe açığı ne kadar biliyor muyuz? Tam 378,1 milyar TL! Yıllık bütçe açığını siz düşünün artık. Sadece cemaatlere değil, milletin tamamına kayyum atasalar, tüm mal varlığımızı alsalar dahi mevcut yönetim, Şimşek-FETÖ sömürü anlayışı ile millete huzur getirmez. İktidarın ve Erdoğan’ın Mehmet Şimşek’e gücü yetmiyor anlaşılan. "FETÖ'cü hırsız" dedikleri Mehmet Şimşek; Yahudi siyonizminin Türkiye’nin kesesine atadığı kayyumdur, görmüyor musunuz?
Sayın Cumhurbaşkanımız Mehmet Şimşek’i görevden almalı, seçime kadar yerine Babacan’dan yardım talep etmelidir. Kısa vadeli çözüm budur.
Seçimlerden sonra ise en önemlisi, Milli Mutabakat Hükümetinin baş denetçisi ve hakemi Ahşabın piri, Siyasetin son Güllesi bu fakir Hüseyin Bağdatlı olmalı; kestiği parmağa herkes razı olmalı ki adil bir dünya kurulabilsin.
Neden böyle saygısızlık yapmak zorunda kalıyorum biliyormusunuz ?
Çünkü;
İktidara gelen, makamı gören teslimiyetçi oluyor. Bu nasıl oluyor anlamıyorum. Ne olduysa papaz geldikten sonra oldu. Mecliste çıkan yemeklere papaz büyüsü mü katıyorlar diye düşünmeden edemiyor insan. Yok yok, aşıdandır aşıdan!
Selam ve dua ile.
Hüseyin Bağdatlı
Milli Yol Partisi Artvin İl Sorumlusu — Son Gülle