ÇİN TEHLİKESİNE KARŞI TEDBİR ÖNERİLERİM
ÇİN TEHLİKESİNE KARŞI TEDBİR ALINMAZSA, ÇEKİK GÖZLÜ OLMAYANLARA HAYAT HAKKI TANIMAZLAR.
Dünyadaki son gelişmelere anlam vermeye, çözümler üretmeye çalışıyorum.
Son 30 yılda Çin’in izlediği uluslararası stratejileri araştırıyor, anlam vermeye çalışıyordum.
Çin’in Müslüman Uygur Türklerine yaptığı zulümleri hepimiz biliyoruz.
Buradan yola çıkarak tespitler yapmak gerekir.
Çin; son 30 yılda ülkesini uluslararası sermayenin imalat ve ucuz tedarik merkezi hâline getirdi.
Avrupa’nın tüm fabrikalarının Çin’e taşınmasını sağlayarak Avrupa ekonomisini, dolayısıyla uluslararası sermayenin tüm birikimlerini Çin’e mahkûm etti.
Amerika’nın ve Yahudi sermayesinin tüm birikimleri Çin’in inisiyatifine geçti.
Çin, kendileri gibi çekik gözlü olmayanlara ustaca tuzaklar kurdu ve başardı da.
Diğer taraftan, dünyanın en borçlu ülkesi durumuna düşen ABD ve Yahudi sermayesinin baronları; Çin’in bu tuzağına yeni yeni uyandılar.
Aslında tuzağa tuzak düşüncesiyle Çin’e fabrikalar kurdular; ancak Çin’in kendilerinden olmayanlara hayat hakkı tanımayacak kadar zalim olabileceğini hesaba katamadılar.
Gelinen noktada; Çin karşısında strateji savaşını kaybeden ABD ve Yahudi sermayesi, dünyanın çeşitli bölgelerine çökmekte çare arar oldular.
Arap baharı adı altında yaptıkları zulümlerin, katliamların bir sebebi de Çin tehlikesine karşı ön alarak en azından dünyanın yarısına hâkim olmaktı.
Bunu yapabilmek için Çin’e karşı savaştırabilecekleri güvenilir askerlere ihtiyaçları var.
Bu askerleri nereden tedarik etmeliler ki kendi saltanatları, sömürüleri devam etsin? Asıl soru bu.
Orta Doğu’da yarı cahil, çeşitli etnik ve mezhepsel gruplar var.
Çinlilerin korkulu rüyası Türkler var.
ABD ve Yahudi derin sermayesinin şeytani planı bu.
Orta Doğu’daki herkesi sıkıştırıp kendine mecbur etmek, günü geldiğinde Çin’e karşı savaştırmak. ABD’nin asıl planı bu.
BİZLER; ORTA DOĞU MÜSLÜMAN HALKLARI OLARAK NE YAPMALIYIZ?
ABD’nin bu sıkışıklığını iyi kullanmalı ve bize yalandan teklif edeceği dünya liderliği tuzağıyla birlikte, 3. bin yıl Kur’an düzeninin inkişafı için eski Osmanlı bakiyesi topraklarını kabul ederek işe koyulmalıyız.
Kendi inisiyatifimizle öncelikle Orta Doğu’da barışı sağlamalı, barışı sağlarken sağlam dostluklar inşa etmeliyiz.
Bizim iyi niyetimizi ve insanlığa getireceğimiz Kur’an barış düzenini gören diğer milletler de bize katılacaklardır.
Bunları gören ABD ve dünyayı sömüren Yahudi sermayesi de kısmen de olsa savaşmaktan vazgeçecek, adil barış düzenine Çin korkusunun da tesiriyle destek vermek zorunda kalacaktır.
Müslüman milletlerin eksiklerinin musibeti olarak ABD emperyalizmi başımıza bela olduğu gibi, ABD’nin ve siyonizmin baş belası da Çin zalimidir.
Şerden hayır çıkarmayı başarmanın tam vaktidir.
Çin’e karşı; Allah’ın varlığına inananların askerî ve ekonomi alanında birleşmesi vaktidir.
Bu birlikteliğin mimarı, insanlığa hiç zulmetmemiş, vicdanlı Müslüman Türk milletinin vicdanına emanet edilirse, böyle bir ittifaka razı olmalıyız.
Aksi takdirde;
Çinli kâfir olmayanların savaşı sonunda birbirimizi bitirince, Çinlilerin postalleri altında hepimiz çiğnenirken Hüseyin Bağdatlı’nın vebali olmayacaktır.
Trump, Putin, Erdoğan devri büyük fırsattır.
“Hangi proje ile ABD’yi, Rusya’yı ikna edeceğiz?” diye sorarsanız;
Çin kâfirine karşı ehli kitap mensuplarının ittifakını sağlayacak olan 3. bin yıl Kur’an düzeni, akevler.org’da 60 yıllık Adil Dünya Düzeni çalışmalarımızla insanlığın hizmetindedir.
Büyük fırsatı Allah (cc) kapımıza getirdi.
ABD ile savaşmayalım, anlaşalım diyorum.
Dünya barışının Türkiyesiz mümkün olmadığını ABD de biliyor.
Tam da bize mecbur kalmışken, ABD batmanın eşiğinde sağa sola saldırırken, sakinleştirerek fırsatı değerlendirmek gerekir.
Sayın Cumhurbaşkanımızdan istişareler için randevu talep ediyorum.
Hüseyin Bağdatlı
Uluslararası Dünya Barış Elçileri Derneği
Türkiye Teşkilatı Birim Başkanı
Adil Ortaklık Düzeni Çalışanı