Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 132
Önceki yazılarla birlikte okunmasını tavsiye ederek kaldığımız yerden devam…
İslâm dünyasında yerleşmiş birtakım Kur’an’da olmayan, hatta aksi olan kanaatler vardır. Bunları okurlar, anlarlar ama anlatmazlar; çünkü yadırganacaklardır.
Nitekim Ehli Kitap da geçmişte bunları yapmıştır. Tamamen bâtıl olan itikatlar öyle yerleşmiştir ki, insanlar aksini söyleyemezler.
Papa Jean Paul ve Papa 16’ncı Benedict Hıristiyanlığın doğru anlayışı üzerinde adımlar atmışlardır ama Hazreti İsa hâlâ tanrı (rab) olarak takdis edilmektedir!
Resul Hazreti Muhammed aleyhisselam bu tür bâtıl inanışlara şiddetle karşı çıkmış, onların uydurdukları şeyleri açığa çıkarmıştır.
Bunların neleri gizlemekte olduklarını tam anlayabilmemiz için onları yakından incelememiz ve Hıristiyan halkın inanışını bilmemiz gerekmektedir.
Biz şimdi insanlığa şunu teklif ediyoruz: III. bin yıla girerken dinler kapitalizm ve komünizm/sosyalizm ile en aşağı duruma getirildi. Dindar olmak hâlâ ayıp sayılmakta, hâlâ yasak bulunmaktadır. Bir orgeneral camiye girip namaz kılamıyor. Kenan Evren bile; namaz kılmadığını beyan ederek, ben Allah’a hesap verirken, ‘öyle şartlar oluşturuldu ki ben namaz kılmak istediğim halde kılamadım’ diyerek mazeret beyan edeceğim demiştir.
Bu duruma neden düştük, niçin mağlup olup hakir göründük?
Çünkü biz butlan içine daldık, tarihe ve geçmişe daldık.
O zaman Allah sormadı da şimdi neden sordu?
Çünkü müsbet ilimlere ancak bugün ulaştık, yani doğruyu ve yanlışı ayıracak ilimlere yeni vardık. Oysa bundan 200 sene evvelki bilgilerimiz 2000 yıl öncesinden farklı değildi. Tebliğ şimdi geldi. Şimdi yeni gelen bu tebliğe uymak zorundayız. Her şeyi müsbet ilmin verileri içinde yeniden ele almamız gerekmektedir.
“Mine’l-kitabi / Kitabdan” (Maide 15)
Buradaki “Min” nereye taalluk etmektedir? “Tuhfûne”ye taalluk edebilir. Kitaptan gizledikleriniz anlamında olur ki, onlar kitaptan gizlemişlerdir.
“Kitab” marifedir. Bunun anlamı bilinen bir kitaptan bazı kısımları gizlediniz deniyor. O takdirde ahd içindir. İncil kastedilmektedir. Diğer dinler muhatap alınmamaktadır. Halbuki biz “Ehli Kitap” deyince ehli kanun olarak anladık. Öyleyse buradaki “Min” gizlediklerinize atfedilmemektedir. Buradaki “Min” tebyin ederse, açıklananlara atfedilmektedir.
“Kitab”dan maksat Kur’an’dır. Resul size Kur’an’dan beyan edecektir. Yani Hazreti Muhammed sadece Kur’an’ı uygulayarak açıklamakla mükelleftir ve sadece Kur’an’ın bildirdiklerini size tebliğ etmiştir. O halde “size resulümüz gelmiştir” diyerek önce Kur’an’ı getiren kâffeten li’n-nâs olarak resuldür. Sonra onun risaleti de Kur’an’ı size ulaştırmak ve anlatmaktan ibarettir. Esas olan kitaptır, Kur’an’dır. İnsanlık Kur’an’a davet edilmektedir.
Varsayalım ki Kur’an Allah’ın sözü değildir, Hazreti Muhammed kendisi uydurmuştur. Yeryüzünde en çok okunan, basılan, yayınlanan, şerh edilen, açıklanan bir kitabı okumazsanız başka neyi okuyacaksınız. Allah’ın insanlardan istediği her sözü dinlemeleri, tetkik etmeleri ve buldukları hakka uyup beyan etmeleridir. Müslümanların dini anlayışları da dahil olmak üzere, tüm dinleri yeniden ele alıp hataları ortaya koymamız ve hakkı bulmamız gerekmektedir.
İşte “Adil Düzen” çalışmaları bu çalışmadır.
İnsanlık müsbet ilimlere dayanarak ilahi kitapları yeniden yorumlayacaktır.
Böylece tarihte onlara yüklenen bâtıl inançlar ve kabuller ortadan kalkacaktır.
“Ve ya’fû an kesiyrin / Ve çoğunu da affeder” (Maide 15)
Burada “kesir” kullanılmıştır; daha fazla anlamında değil, mutlak çok anlamındadır.
Demek ki “çoğu” dediğimiz zaman Türkçede daha fazlası anlaşılmaktadır, Arapçada onun için ekserisi kelimesi geçmektedir. “Kesir” çok anlamındadır.
“Affetmek” ne demektir? “Affetmek” demek kesmek, koparmak demektir. Cezayı kısaltmak veya silmek demektir. (Devamı var)