Kur’an ve ilim yani yeni medeniyet çalışmalarımız-2
Önceki yazıyla birlikte okunmasını tavsiye ederek kaldığımız yerden devam edelim…
Bundan önceki yazımızın bütününde başlıktaki konumuza farklı bir giriş yaptık…
Hem o yazımız hem de ondan önceki 18 yazımız genel girizgâhımızdır…
Yani “‘Adil Düzen uygulanabilir mi’ sorusuna cevap” yazılarımız…
“Kur’an ve İlim” merkezli yazılarımızla uyarılarımıza devam…
Biz sabır ve sebatla uyarılarımızı yapmaya devam edelim…
Vakti gelince Allah ilgilenecek olanları var eder…
Ve çağımızdaki ‘Sosyal Tufan’ sona erer…
***
Taha suresindeki iki ayetin Arapça okunuşu, Türkçe anlamı ile başlayalım ve yaklaşık olarak yedi yıl önce Üstadım Süleyman Karagülle ile yazdıklarımızla devam edelim…
“Vestana’tuke linefsî. İzheb ente ve ehuke bi âyâtî ve la teniya fi zikrî. / Ben seni kendim için yetiştirdim. Sen ve kardeşin (Harun) mucizelerimle gidin ve Beni anmakta gevşeklik etmeyin.” (Taha suresi, 41-42. ayetler)
“Vestana’tuke linefsî. / Ve seni kendim için istina’ ettim.”
Ayet nasıl bir icaz içeriyor. Bu ayetin manası üzerinde derinlemesine durduğumuzda dünyamız değişti, insanlık tarihi geniş anlamda aydınlandı. Dünyadaki inkılapları ve değişimleri daha iyi yorumladık. Türkiye’nin yaşadığı inkılapları değerlendirdik...
Allah Musa’yı beşikten itibaren kendisi için istina’ ediyor yani yetiştiriyor.
Kur’an ile devamlı olarak meşgul olduğunuz zaman ayetlerin derin anlamları günü geldiğinde size daha da anlaşılır hale gelir.
Bunu yaparken bazen hata yaparsınız. Peygamberlerden farkınız budur. Onlar da hata yaparlar ama onların hataları Allah tarafından düzeltilir.
Her mümin şuna inanacak; Allah beni “Kur’an düzeni” için bir şey yapmak üzere yetiştirdi. Bu yetiştirme bebekliğimden başlamıştır, şimdi buradayım.
Ne yapman gerekiyorsa onu yapmalısın.
Karşınıza gelen teklifleri değerlendireceksiniz. Onun veya onların Allah tarafından geldiğini kabul edecek ve ona göre değerlendireceksiniz. Eğer küfür değilse, isyan değilse, yardımlaşacaksınız. Yani karşılığını alıp Adil Düzen’e vereceksiniz.
***
Uygarlıklar yani medeniyetler bin senede bir yenilenir.
Uygarlıkları öğreten bir peygamber iki-üç asır önce gelir.
Nitekim…
Hz. Nuh, Hz. Musa ve Hz. Muhammed peygamberler öyle gelmişlerdir.
Önce kavim bunun için hazırlanır. Miladi bin başında ise yeni uygarlık kurulur.
Kur’an’ın birinci uygarlığı tamamlanmıştır, şimdi ikinci uygarlık dönemine girilmektedir. İnsanlık sorunlarını izm’lerle yani ‘kapitalizm, komünizm, sosyalizm’ vs. ile çözme çabasındadır ama çözemiyor. Kur’an’la çağımızın sorunları bir bir ve çok kısa zamanda çözülecektir. Müslüman Türk milleti üç asırdır bunun için istina’ edilmektedir.
Firavuna yani çağımızın zalimlerine tebliğ zamanı gelmiştir.
Aranızdan çıkacak bir Musa beklenmektedir.
“İzheb ente ve ehuke / Sen ve ehin (kardeşin) zehab edin”
Piyasada yapılan işleri yapacaksanız, onu yapan ustalar bulursunuz, bana bunu yapın dersiniz. Onun projesini yapma şekli onda vardır. Size onu yapar.
Ama siz yeni bir şey yapacaksanız, piyasadan usta temin edemezsiniz. Kendinizin elemanını yetiştirmeniz gerekir. Bediüzzaman böyle yapmıştır. Yanına piyasada yetişmiş elemanları almadı; hapishane arkadaşlarına anlattı, sürgünde oradaki garibanlara anlattı.
Kur’an, Allah’ın da önce Musa’yı hazırladığını anlatıyor, annesi tarafından sandığa konup Nil nehrine bırakıldığı günden yani bebeklikten beri onu yetiştirmiştir. (Devamı var)