Bahaeddin Sağlam
Çağımızda Şiddet ve Şiddet Felsefesi
14.12.2023
2307 Okunma, 0 Yorum

 

Çağımızda Şiddet ve Şiddet Felsefesi

Şiddet Arapça bir kelimedir, fakat Tarihte, çağımızda kullandığımız manada kullanılmıyordu. Daha çok, dağınık şeyleri birbirine bağlamak mesela araca yük bağlamak, ip bağlamak gibi bir manada kullanılıyordu. Onun için, çağdaş Araplar bizim kullandığımız manada bu kelimeyi kullanmaz. Onun yerine unf kelimesini kullanıyorlar. Bu unf kelimesi ise fonetik ve etimolojik olarak, tiksindirici ve kötü kokan saldırı manasına geliyor. Arapçada bu gibi manaları veren tuğyan (azgınlık), zulüm (karşı tarafa dengesizce davranmak) ve başka kelimeler var.

İngilizcede tam 56 adet, bu gibi manaları taşıyan kelime var. Mesela: severity (şiddet ve sertlik), rigor (saldırıya varan titizlik) violence (saldırgan güç), force (güç kullanmak.)

Peki bu şiddet neden var. İşte tarihî ve felsefî cevabı: Allah, kâinatı bir makine gibi yaratıyor. Onun motoru ise diyalektik süreçtir. Allah bu süreçte zıtları birbirine saldırtarak tabir yerinde ise gübrede güller bitiriyor. Çünkü ilk insanlar tam birer hayvan idiler. Birbirinin etini yiyorlardı. Sonra içlerinden Âdem olanlar (dilleri ve soyut değerleri bilenler, nice veli, peygamber ve kanun adamları) çıktı. O hayvan sürüsü gibi olan diğer insanları, güç kullanarak zapturapt altına aldılar. İşte şiddet kelimesinin asıl manası budur. Bu manadaki bağlanmaya İngilizler best kelimesini kullanıyorlar.

Kur’an bu süreci Zülkarneyn ve Yecüc-Mecüc savaşı ile dile getiriyor. Zülkarneyn, çift güçlü, çift kanatlı, Doğu ile Batıya hükmeden, bilim ile inancı barıştıran lider demektir. Yecüc-Mecüc de çokça anarşi içinde olan ve dolayısıyla birbirini yiyen insanlar demektir. Kelimenin etimolojisi ise ateşin kendini yemesi demektir. Hulasa: Zülkarneyn, güvenlik ve güvenliğin temeli olduğu medeniyet demektir.  Yecüc-Mecüc de sınırsız vahşet ve anarşizm demektir.

İlk Peygamberler, bu düzeni sağlamak için inancı kullandılar. Bu inanç etrafında oluşan birlikler, devlet ve uygarlıklar kurdular. Sonra hukuk ve yasalar konuldu. İşte Tevrat, bu yasaların yüzde doksanını içeriyor. Onun için onda dahi, şiddet denebilecek birçok yasa mevut.

Şiddetin iki ana sebebi vardır. Açlık ve kimlik. Başka bir deyimle ekonomi ve din. Şiddetin asıl silahı ise insandaki hayvani duygulardır. Hz. Muhammed çağdaş bir Zülkarneyn olarak, sadece şiddet ve barış değil, diğer bütün zıtlıkları dengelemekle insanlığa bir düzen verdi. Ona göre orta yolda zıtlıklar birleştirilse, başta şiddet olmak üzere bütün aşırılıklar biter. Fakat onun çağında bilimler yoktu. Dolayısıyla denge tam oturmuyordu. Denge yani adalet, başta devlet olmak üzere bütün organizasyonların ve bütün organizmaların temeli idi. Dengenin zıddı ise zulüm kavramıdır. Bu kelime de etimolojik olarak karanlık ve dolayısıyla dengesizlik demektir.

Hz. Muhammed, Ankebut, 14. Ayetle dedi ki: Benim ümmetim, aynı ilkel Nuh ümmeti gibi dengesizlikler yapacaklar ve bu dengesizlikler, zulümler yüzünden zaman denizinde ve hadiseler tufanında boğulacaklar: Bi-ma kanu yazlımun. Zulüm ve dengesizliklerinden dolayı… (Nuh’un 950 Sene Yaşamasının Manası isimli yazıya bakın.) Benim dinim ancak bu kadar sene etkin olacaktır. Dolayısıyla İsa İbn Meryem gelecek ümmetimi kurtaracaktır, dedi. Peki İsa’nın getirdiği çare ne idi? Bakara, 106. Ayet bize bir sır fısıldıyor.  Şöyle ki:

Çoğu katı olmakla beraber, Tabiatta birçok yasalar var. Normal dinler, bu yasaların tadil edilmiş şeklidir. Biri devre dışı kalsa, Allah ya aynı yasayı veya daha iyisini devreye sokar. İşte İsa daha iyi yasalar getirdi. Ben diğer dinleri kaldırmaya gelmedim, onları tamamlamaya geldim, dedi. Demek diğer dinlerin eksik tarafları var. Evet, İsa normal yasaları kullanmadı. Çok daha verimli ve mucizevi yasalar kullandı. Mesela:

1- Biri sağ yanağınıza vursa (şiddet ve daha çok kayıp ortaya çıkmasın diye) siz sol yanağınızı da çevirin. Sana düşman olan o insan senin kardeşin olur.

2- Diğer dinler size dostlarınızı sevin demişler. Ben derim ki düşmanlarınızı dahi sevmezseniz iman etmiş olmazsınız.

3) Biri sendeki fazla gömleği istese sen üzerindeki gömleği çıkarıp vermezsen iman etmiş olmazsın.

4- Sezar’ın hakkı Sezar’a, Allah’ın hakkı Allah’a, diye inanacaksınız. Dini devlete ve siyasete alet etmeyeceksiniz.

5) İnsan sadece ekmekle yaşamaz. Vahiy (gerçek ruh) ile de yaşar.

İşte bütün İncil böyle yasalar-üstü mucizevi ilkeler ile doludur. İncil'in kelime manası Arapçada çok ama çok yeni ve her nevi maddi şekli aşan bir nesil demektir. Veya Angel kelimesinden geliyor. Melekler gibi bir nesil demektir.

İslam Tasavvufu, bu son asır hariç hep İsa gibi yaşamışlardır. Özellikle Mevlâna Celaleddin-i Rumi tam öyle yaşadığı için Moğol şiddetini irfan cennetine değiştirdi. Yeni bir medeniyetin altyapısını kurdu. Çağımızda 76 sene boyunca en önde dine hizmet eden Said Nursi, çok sinirli olduğu halde, Yeni Said olarak aynen İsa gibi yaşadı. 6000 sayfa kitap yazdı. Yarısı imanla ilgilidir; diğer yarısı müspet hareket ile ilgilidir. Müspet hareket, bugünün deyimiyle yapıcı olmak, asla ve asla şiddet kullanmamak. Din artık kendini silahla değil de bilimlerle koruyacaktır, demektir. Said Nursi (Allah ondan razı olsun), o üç bin sayfanın bir özeti olarak aşağıdaki mektubunda şöyle diyor:

Hemen hatırlatalım: Başka bir mektubunda, asrımızda kitle imha silahları çok olduğundan ve insanlık materyalizm vahşetini yaşadığı için bire bin öldürdüğünden şiddet (menfi: olumsuz) hareket asla çıkar yol değildir, diyor.

"Bu defaki küçük müdafaatımda (12. Şua isimli Savunmamda) demiştim: Risale-i Nur’daki şefkat, vicdan (dengeli algı), hakikat (bilimsellik) hak (hukuk), bizi siyasetten menetmiş (engellemiştir.) Çünkü masumlar belaya düşerler, onlara zulmetmiş oluruz. (Sen dini siyasete alet ediyorsun diye idamla yargılanıyordu. Buna karşı o böyle demişti.)

Bazı zatlar bunun izahını istediler. Ben de dedim: Şimdiki fırtınalı asırda gaddar medeniyetten neş’et eden (ortaya çıkan) hodgâmlık (bencillik) ve asabiyet-i unsuriye (ırkçılık) ve umumî harpten (her iki dünya savaşlarından) gelen istibdadat-ı askeriye (militarizm) ve dalaletten (sapıklıklardan) çıkan merhametsizlik cihetinde (yönünde) öyle bir eşedd-i zulüm (zirvede bir dengesizlik) ve eşedd-i istibdat (zirvede baskı) meydan almış ki ehl-i hak, hakkını kuvvet-i maddiye (maddi güçle) ile müdafaa etse (savunsa):

Ya eşedd-i zulüm (zirve bir zulüm) ile tarafgirlik bahanesiyle çok bîçareleri yakacak, o halette o da azlem (en büyük zalim) olacak veyahut mağlup (yenik) kalacak.

Çünkü mezkûr hissiyatla (yukarıdaki duygularla) hareket ve taarruz eden insanlar, bir iki adamın hatasıyla yirmi otuz adamı, âdi (sıradan) bahanelerle vurur, perişan eder.  Eğer ehl-i hak, hak ve adalet yolunda yalnız vuranı vursa otuz zayiata mukabil yalnız biri kazanır, mağlup vaziyetinde kalır.

Eğer mukabele-i bi’l-misil kaide-i zalimanesiyle (misliyle karşılık verme zalim kuralıyla) o ehl-i hak (haklılar) dahi bir ikinin hatasıyla (yanlışı yüzünden) yirmi otuz bîçareleri ezseler o vakit hak namına dehşetli bir haksızlık ederler. İşte Kur’an’ın emriyle, gayet şiddetle ve nefretle siyasetten ve idareye karışmaktan kaçındığımızın hakiki hikmeti ve sebebi budur. Yoksa bizde öyle bir hak kuvveti var ki hakkımızı tam ve mükemmel müdafaa edebilirdik.

Hem madem her şey geçici ve fânidir ve ölüm ölmüyor ve kabir kapısı kapanmıyor ve zahmet ise rahmete kalboluyor (dönüşüyor); elbette biz, sabır ve şükürle tevekkül edip sükût ederiz (susarız). Zor (kaba güçle) ile icbar ile sükûtumuzu bozdurmak ise insafa, adalete, gayret-i vataniyeye (vatanseverliğe) ve hamiyet-i milliyeye (milliyetçiliğe) bütün bütün zıttır, muhaliftir.

Hülâsa-i kelâm: Ehl-i hükûmetin ve ehl-i siyasetin ve ehl-i idare ve inzibatın ve adliye ve zabıtanın bizimle uğraşacak hiçbir işleri yoktur. Olsa olsa dünyada hiçbir hükûmetin müdafaa edemediği ve aklı başında hiçbir insanın hoşlanmadığı küfr-ü mutlak (hiçbir kutsalın olmaması) ve dehşetli bir taun-u beşerî (insanların eliyle oluşan bir kolera) olan ve maddiyyunluktan (materyalizmden) gelen zındıkanın (ateist akımın) taassubuyla, bir kısım gizli zındıklar (ikiyüzlü dinsizler) şeytanetiyle (yanıltmalarıyla) bazı resmî memurları aldatarak evhamlandırıp aleyhimize sevk etmek var.

Biz de deriz: Değil böyle birkaç vehhamı (evhamlıyı), belki dünyayı aleyhimize sevk etseler Kur’an’ın kuvvetiyle, Allah’ın inayetiyle kaçmayız. O irtidadkâr küfr-ü mutlaka ve o zındıkaya (önce Müslüman olup da bütün kutsallarını yitiren ateist akıma) teslim-i silah etmeyiz!"

Said Nursî

 

Maalesef, Müslümanlar, bu tarihi, felsefi ve dini gerçekleri bilmediği için Suriye’de bir milyon insan öldü. Yirmi trilyon dolar zarar var. Yemen asla kalkınamayacak bir açlık içindedir. Sudan’da 25 milyon insan açlıkla ve hastalıklarla cedelleşiyor. Hamas, hamaset (kuru kahramanlık) yapıp Gazze’nin tamamını kaybediyor. 150 tok mahpusu kurtarıp, 2 milyon insanı aç bırakıyor. 150 kişiye mukabil 15.000 ölü verdi. Ve galiba hepten silineceklerdir.

Hamas kelimesinin etimolojisi, toprak gibi sert olmak demektir. Fakat bu dengesizliktir. Çünkü Müslümanlar bilimlerle, ışık gibi her şeyi aydınlatmalı. Verimlilikte su gibi olmalı ki ekonominin tarlası çalışsın. İnsanlar din ve maneviyatla nefes alsın.

Kur’an’da önemli bir ayet var: Aklını kullanmayanların üzerine Allah pis bir azap indirir.” (10/100)

Evet Müslümanlar çağımızda aklı, bilimi ve dinin gerçek özünü (dengeyi) bıraktığı için pislik içindedirler.

Son Bir Hatırlatma:

İsrail demokratik bir devlettir. Hamas ve Batı Şeria’daki diğer Filistinliler; İsrail’in içinde kalmış, seçimlere girebilen ve hükümeti etkileyen ve yıllık 60 bin dolar gelire sahip olan diğer iki milyon Araplar gibi davransalar hem dinlerini hem dünyalarını çok daha iyi yaşayabilirler. İsrail bölgenin İsviçre’si olur. İnsanlar Terörizmden kurtulur.

İsrail Yahudilerinin yüzde yetmişi, ateisttir. Birçok istatistiğe göre. Filistinliler Kur’an’ın kırk ayette Tevrat’a sahip çıktığı gibi o kutsal kitaba sahip çıksalar, İslamiyet’i bilimsel bir anlayışla sevdirseler, dünya onlar için tam bir cennet olur.

Ben Filistin kelimesinin etimolojisini tam bilmiyorum. Galiba dinsizler yurdu manasına gelen (fılalar vatanı) kelimesinin son halidir. Çünkü o bölgenin insanları İslam öncesi çoğunlukla bir dine mensup değillerdi. Çok azı Hristiyan idi. Ve öyle kaldılar.

Netanyahu onlara Amalek dedi.  Ama Amalek vahşi dev adamlar demektir. Filistinliler ise sondaki S harfinin gösterdiği gibi Girit adasından o verimli bölgeye gelenlerdir. İslam sonrası Araplaşmışlar. Bir kısım Tarihi veriler bunu gösteriyor. Ayrıca Devletimiz yok diye üzülmesinler; Maşallah, Arapların tam 22 devleti mevcuttur.

 

26.11.2023

Bahaeddin Sağlam

 

 






Son Eklenen Makaleler
Bahaeddin Sağlam
Hud Peygamber Suresi Meal-Tefsiri
21.07.2026 156 Okunma
Bahaeddin Sağlam
Hz. Muhammed Son Derece Samimiydi: Müminûn Suresi
9.05.2026 445 Okunma
Bahaeddin Sağlam
Why Is the Islamic World in Ruins?
18.04.2026 812 Okunma
Bahaeddin Sağlam
İslam Alemi Neden Perişandır?
20.03.2026 960 Okunma
Bahaeddin Sağlam
Bir İnce Ayar
4.02.2026 901 Okunma
Bahaeddin Sağlam
İbn Haldun ve Bilimler
2.01.2026 1286 Okunma
Bahaeddin Sağlam
Kasas Suresi Meal-Tefsiri, 28. Sure, 88 Ayet
31.12.2025 1102 Okunma
Bahaeddin Sağlam
Neml (Karınca) Suresi Meal-Tefsiri, 27. Sure, 93 Ayet
30.12.2025 1241 Okunma
Bahaeddin Sağlam
Şuara Suresi Meal-Tefsiri, 26. Sure, 227 Ayet
28.12.2025 1333 Okunma
Bahaeddin Sağlam
Dinî Alan, Alarm Veriyor
30.09.2025 1898 Okunma
Bahaeddin Sağlam
The Enlightenment Process
27.08.2025 1834 Okunma
Bahaeddin Sağlam
Aydınlanma Süreci: Ne idi, Ne oldu, Nereye varacak?
10.08.2025 1839 Okunma
Bahaeddin Sağlam
Asıl Beka Sorunumuz Kur'an'ı Anlamamaktır
26.06.2025 1795 Okunma
Bahaeddin Sağlam
Müsteşriklerin Kur’an Hakkındaki İthamları
30.05.2025 1819 Okunma
Bahaeddin Sağlam
Ahmet Akgündüz’ün Muhakemat Çalışmalarının Raporu
11.03.2025 2510 Okunma
Bahaeddin Sağlam
İslam Kavramı: Sözlük ve Din Olarak
8.03.2025 2414 Okunma
Bahaeddin Sağlam
Safsata ve Hakikat Kelimelerinin Etimolojisi
9.02.2025 2006 Okunma
Bahaeddin Sağlam
Bahane Kelimesinin Etimolojisi
9.02.2025 2107 Okunma
Bahaeddin Sağlam
Logos (evrendeki mantık ve bilim) ile Diriliş
2.01.2025 2570 Okunma
Bahaeddin Sağlam
İnsanlık Gerçeği
24.11.2024 2342 Okunma
Bahaeddin Sağlam
Yol ve Yolsuzluk
3.11.2024 2135 Okunma
Bahaeddin Sağlam
İnsanları Yanıltanlar
29.10.2024 2441 Okunma
Bahaeddin Sağlam
Acemi Doktor Prof. Dr. Mustafa Öztürk
19.10.2024 2469 Okunma
Bahaeddin Sağlam
Cevher Kelimesinin Etimolojisi
19.10.2024 2537 Okunma
Bahaeddin Sağlam
Yusuf’un Rüyası
19.10.2024 2394 Okunma
Bahaeddin Sağlam
Oruç ile İlgili Beş Kavram
17.03.2024 2445 Okunma
Bahaeddin Sağlam
Din Kaygısı mı, Siyasi Çıkar Kavgası mı?
5.02.2024 2427 Okunma
Bahaeddin Sağlam
Erken Doğmuş Fakat İnsanlık İçin Gerekli Bir Proje
3.02.2024 2775 Okunma
Bahaeddin Sağlam
Yahudilerin Özgeçmişi ve İsrail Devleti
26.01.2024 2239 Okunma
Bahaeddin Sağlam
A Call to My Atheist Brothers and Sisters
14.01.2024 2305 Okunma
Bahaeddin Sağlam
Ateist Kardeşlerime Bir Çağrı
10.01.2024 2381 Okunma
Bahaeddin Sağlam
Kibir ve Gurur
29.12.2023 2462 Okunma
Bahaeddin Sağlam
Three Prescriptions for Palestine
29.12.2023 2657 Okunma
Bahaeddin Sağlam
Filistin İçin Üç Reçete
29.12.2023 2683 Okunma
Bahaeddin Sağlam
Prof. Dr. Celal Şengör’den Beş Tespit
29.12.2023 2833 Okunma
Bahaeddin Sağlam
Değişim ve Gerçek İslam Söylemi
14.12.2023 2708 Okunma
Bahaeddin Sağlam
Çağımızda Şiddet ve Şiddet Felsefesi
14.12.2023 2307 Okunma
Bahaeddin Sağlam
Netanyahu Amalek Deyince Neyi Kastetti?
5.11.2023 2588 Okunma
Bahaeddin Sağlam
To Join or Not to Join the EU
7.10.2023 2971 Okunma
Bahaeddin Sağlam
Varlık, Bilinç ve Sorumluluk
7.10.2023 3280 Okunma
Bahaeddin Sağlam
Türk Kardeşlerimle Bir Hasbihal (Durum Değerlendirmesi)
23.09.2023 2690 Okunma
Bahaeddin Sağlam
AB’ye Üye Olmak veya Olmamak (Türk Kardeşlerime Çağrı)
23.09.2023 2651 Okunma
Bahaeddin Sağlam
Winning or Losing the Spiritual Test
23.09.2023 2553 Okunma
Bahaeddin Sağlam
İmtihanı Kazanma veya Kaybetme
23.09.2023 2677 Okunma
Bahaeddin Sağlam
Dücane Cündioğlu ve Akıl
23.09.2023 2850 Okunma
Bahaeddin Sağlam
Allah, Ruh ve Bilinçdışı
23.09.2023 2668 Okunma
Bahaeddin Sağlam
Dücane Cündioğlu’na Cevap-2 veya Allah’ı Tam Tanımak
23.09.2023 3464 Okunma
Bahaeddin Sağlam
Varlık, Diyalektik, İmtihan ve Savaşlar
23.09.2023 2423 Okunma
Bahaeddin Sağlam
Sıdk ve Kizb, Mesih ve Deccal Kavramları
23.09.2023 3317 Okunma
Bahaeddin Sağlam
Karşılaştırmalı Eski Ontoloji ile Çağımızdaki Ontoloji
22.09.2023 2739 Okunma
Bahaeddin Sağlam
İnsanlığın Şerefini Kurtarmak İçin
22.09.2023 2997 Okunma
Bahaeddin Sağlam
İnsan Nedir?
22.09.2023 2949 Okunma
Bahaeddin Sağlam
Bediüzzaman’da Nedensellik Problemi
22.09.2023 3332 Okunma
Bahaeddin Sağlam
Ne Kadar Allah’ı Tanıyoruz?
22.04.2023 2737 Okunma
Bahaeddin Sağlam
Ahlak Kelimesinin Reel Anlamı ve Etimolojisi
22.04.2023 3248 Okunma
Bahaeddin Sağlam
Risale-i Nur’un Beş Temel Amacı
22.04.2023 2489 Okunma
Bahaeddin Sağlam
İnsanlığın Şerefini Kurtarmak İçin
9.04.2023 2789 Okunma
Bahaeddin Sağlam
İSLAMİYETİN TEMELLERİ NASIL ATILDI!?
23.03.2023 2916 Okunma
Bahaeddin Sağlam
İslam Bilim Tarihinden Bir Anekdot
23.03.2023 2412 Okunma
Bahaeddin Sağlam
Arketip Ne Demektir?
8.03.2023 2652 Okunma
Bahaeddin Sağlam
Kur’an’ın Kolaylığı Derin İlmi Bir Gerçekliktir
8.03.2023 2685 Okunma
Bahaeddin Sağlam
Deprem, Kıyamet ve Diriliş
8.03.2023 2405 Okunma
Bahaeddin Sağlam
Kitab-ı Mukaddes’te Hikmet Kavramı 2
1.02.2023 2429 Okunma
Bahaeddin Sağlam
Kitab-ı Mukaddes’te Hikmet Kavramı 1
1.02.2023 2529 Okunma
Bahaeddin Sağlam
Allah’ın Sonsuz Varlığı ve İnsan Özgürlüğü
23.01.2023 3205 Okunma
Bahaeddin Sağlam
Varlık ve Allah’a Dair
13.01.2023 2644 Okunma
Bahaeddin Sağlam
Allah'ın Nefsi
13.01.2023 2729 Okunma
Bahaeddin Sağlam
Deizme Cevap Olarak Şehit ve Şahit Farkı
6.01.2023 2580 Okunma
Bahaeddin Sağlam
Sanat ve Kültür Mahiyetleri ve Etimolojileri
6.01.2023 2523 Okunma
Bahaeddin Sağlam
Hadid Suresi: 57. Sure 29 Ayettir
30.12.2022 2769 Okunma
Bahaeddin Sağlam
Mürselat Suresi Meal-Tefsiri
30.12.2022 3125 Okunma
Bahaeddin Sağlam
Âdem ve İsa Mukayesesi
24.12.2022 2664 Okunma
Bahaeddin Sağlam
Âdem ve Havva Hakikati
24.12.2022 2792 Okunma
Bahaeddin Sağlam
ÂDEM VE EVRİM
24.12.2022 3222 Okunma
Bahaeddin Sağlam
Saff Suresi Meal-Tefsiri
20.12.2022 2546 Okunma
Bahaeddin Sağlam
Hz. Ayşe Sendromu
20.12.2022 3209 Okunma


© 2026 - Akevler