FAİZSİZ YENİ BİR BANKA MODELİM
Süleyman Karagülle
1491 Okunma
FAİZSİZ KREDİLEŞME SİST.GEN. HİZMETLER-Dr.RemziFındıklı

 İKİNCİ OTURUM

Başkan : Prof. Dr. Vural Savaş

 

FAİZSİZ KREDİLEŞME SİSTEMİNDE GENEL HİZMETLER
Dr. Remzi FINDIKLI*
I — GİRİŞ
İktisat tarihine bakıldığında, insanların ilkel toplayıcılık, av¬cılık, çobanlık, çiftçilik ve işçilik gibi safhalardan geçerek günü¬müzde hakim olan «İŞÇİLİK» sistemi dönemine geçtikleri görül¬mektedir. Çağımızda gelişen teknolojiye uygun yeni bir toplum düzeni kurulmasında benimsenen temel ilke, «artık ücretliliğin kaldırılıp yerine çalışanların ortaklığı sisteminin getirilmesidir.» Kapitalist ülkelerde sermayedara, sosyalist ülkelerde de devlete hizmet eden, her zaman kendisinin dışında tesbit edilen amaç ve planlara göre çalışanların bu ücretlilik hali sürdükçe, toplumda iktisadî ve sosyal istikrarsızlıkların da süreceği kesindir. Bu yüz¬den üretim hayatında emek unsurunu teşkil eden işçilerin ücret¬lilik  durumuna son verilerek, çalıştıkları kuruluşlarda koopera¬tifler aracılığı ile ortak-işçi statüsüne kavuşturulması görüşü git-tikçe yaygınlık kazanmaktadır.
 Bir emek ortaklığı olan kooperatifler bu statü değişikliğini iki yöntemle gerçekleştirebileceklerdir:
A — Çalışanların Yönetime Katılması

Çalışanların yönetime katılması, onların ücretli statüsünden çıkartılıp ortak statüsüne sokulmaları ile mümkündür. Koopera¬tifçilik doktrini ise, bu sonuca en kolay yolla ulaşmak durumun¬dadır. Çünkü, kooperatiflerin üyelerinden oluşan kooperatif yö¬netim kurullarında aynı zamanda işçilerin de temsil edilmesi, ser¬maye temsilcilerinin öteden beri süregelen yönetimdeki üstünlük¬lerine son verecek, yönetim, ortak işçilerin eline geçecek veya yö¬netimde de işçiler aktif rol oynayacaklardır.
          B — Çalışanların Kâra Katılması

         İşçiyi ücretli durumundan çıkartıp «ortak» durumuna getir¬menin ikinci yolu ise, işçilerin kâra katılmalarını sağlamaktır. Ça¬lıştıkları işyerlerinin yönetim sorumluluklarına katılan işçilerin ücret ve kazanç konularındaki huzursuzluklarını önlemenin en önemli tedbiri, onların çalıştıkları işyerlerinin kâr ve zararına ka¬tılmalarını sağlamaktır.
         İşte faizsiz kredileşme sistemi, işçileri ücretlilikten kurtarıp onları «ortak statüsüne» kavuşturmayı amaçlamaktadır. Bilindiği gibi işçilik, faizli sistemin bir ürünüdür. İşçiyi bir madde gibi ka¬bul eden faizli sistemin ortaya çıkardığı sorunları çözümlemek amacıyla batı ülkelerinde özellikle İngiltere'de «Sınaî İşçi Ortak¬lıkları» adıyla işçi yönetimli ortaklıklar kurulmaktadır ki, bunla¬rın sayısı beş yüzün üzerindedir. Faizsiz kredileşme sisteminde bu husus, çalışma ve yaşamada birbirleriyle anlaşabilecek olanları dayanışma ortaklıkları veya kooperatifler şeklinde teşkilatlandı¬rılarak gerçekleştirilecektir. Esasen ortaklık (*), İslâmiyet'te vardır ve teşvik edilmiştir. Getirilmeye çalışılan sistemde genel hiz¬metler de «ortaklıklarla» yürütülecektir. Bu çalışmamızda faizsiz sistemde genel hizmetler, bu hizmetlerin yürütülmesi, hizmeti gö¬renlerin ücretleri, genel hizmetlerin karşılığı üzerinde kısaca du¬rulacaktır.
II — GENEL HİZMETLERİN TANIMI VE NİTELİKLERİ
Maliye kitaplarında genel hizmetler, kamu hizmeti, amme hiz¬meti, kollektif hizmet, sosyal hizmet ve ortak hizmetler şeklinde ifade edilmektedir. Kısa bir anlatımla biz genel hizmetleri kâr ama¬cı taşımayan, bir fiyat karşılığı satılmayan, toplumun müşterek ihtiyaçlarını karşılamak üzere yapılan ortak hizmetler şeklinde tanımlayabiliriz. Hizmetler ortak olunca, masraflarının da ortakla¬şa karşılanması gerekir.
Bilindiği gibi genel hizmetler toplumun bütün fertlerine ayrı ayrı tatmin sağlamaz. Bu hizmetler toplum tarafından kollektif olarak tüketilir ve fertlere sağladığı fayda toplam faydadan ayrı düşünülmez. Üretildikleri anda toplumdaki fertler bu hizmetler¬den yararlanmış olurlar. Sözgelimi savunma hizmetleri, sağlık hiz¬metleri ve eğitim hizmetlerinden herkes eşit şekilde yararlanabilir. O halde bu hizmetlerin dört tipik özelliğinden sözedilebilir. Bun¬lar; pazarlanamama, fiyatlandırılamama, fiyat ödemeyenleri ya¬rarlandırmadan men edememe ve kullanımda tüketicilerin birbirine rakip olmamalarıdır.
Günümüzün uzmanlaşan dünyasında işletmelerin ihtiyaç duy-dukları bütün hizmetleri tek başlarına karşılamaları mümkün de¬ğildir. Hatta devlet bile bazı kamu hizmetlerini yerine getirebil¬mek için halkın yardımına başvurmaktadır. Nitekim bir genel hiz¬met olan eğitimde «kendi okulunu kendin yap» kampanyası baş¬latılmıştır. Bunun  gibi işletmelerin de genel hizmetlerini yürüt¬mek üzere dayanışma ortaklıkları kurmaları gerekmektedir. Her ne kadar büyük işletmeler genel hizmetlerini kendi imkanlarıyla karşılamakta ise de küçük işletmelerin ortaklık dışında bunu karşı¬laması mümkün değildir. Bunun yanında genel hizmetleri tek ba¬şına karşılama gücüne sahip olan büyük işletmeler zamanla te¬kelleşmeye giderken küçük işletmeler yok olma tehlikesiyle karşı¬laşmaktadır. Küçük işletmelerin bir toplumda cılız kalması veya yok olması durumunda rekabet ortadan kalkacağı için toplumda sosyal patlamalar ortaya çıkabilir. Ekonomide dengeler bozulur.Genellikle toplumda kamu hizmetlerini devlet, belediyeler, il özel idareleri, vakıf ve gönüllü kuruluşlar sağlamaya çalışmakta¬dır. Ama zaman zaman hizmetlerde aksamalar, hatalar olmakta ve pahalıya mal olmaktadır. Başta altyapı olmak üzere bazı genel hizmetlerin ortaklıklar şeklinde kooperatifvari kuruluşlarca yapıl¬ması hem hizmetlerde sürat, hem de ucuzluk sağlayacaktır. Bu cümleden olarak, sözü edilen faizsiz kredileşme sisteminde genel hizmetler ortaklıklar şeklinde yerine getirilecektir. Esasen banka kurmak bir anlamda genel hizmetleri kurmaktır. Banka bir işlet¬me olduğuna göre onun da genel hizmetlere ihtiyacı vardır. Ban¬ka, bu genel hizmetleri ya kendisi yapacak veya bu hizmetleri yapmak üzere kooperatifler şeklinde ortaklıklara yaptıracaktır.
Bir ülkenin iktisadî gücü, ülke çıkarları doğrultusunda çalı¬şan başarılı iktisadî kuruluşlara sahip olmasıyla ölçülür. Ülkede¬ki iktisadî kuruluşlar, sosyo-ekonomik yapıya uygun ve kamu ih¬tiyaçlarının karşılanmasına yaptıkları hizmetlere göre değer ka¬zanırlar. Bu kuruluşlardan biri de bankalardır. Ancak, faizle ça¬lışan bankalar madde ile mânâyı birbirinden ayırmış, insanlarda¬ki yardımlaşma duygusunu yok etmiş ve katı bir kazanç sistemi getirmiştir. Faizsiz kredileşme sisteminde insanın benliği ve ih¬tirasları bir realite olarak kabul edilmekle birlikte sınırlandırılmaya çalışılmış ve hizmet vakıfları yoluyla kamu yararına yönlen¬dirilmeye gayret edilmiştir.
Genel hizmetler toplum halinde yaşamanın bir sonucu ola¬rak doğmakta, hızlı nüfus artışı, sanayileşme ve şehirleşmeye pa¬ralel olarak bu hizmetlere duyulan ihtiyaç da artmaktadır. Ka¬mu hizmetleri diye nitelendirilen bu hizmetlerin bir merkezden ve ücretli kimselerce yürütülmesi beklenen yararı sağlayamamakta¬dır. Osmanlı döneminde olduğu gibi bu hizmetlerin vakıf veya dayanışma ortaklıkları ile karşılanması yararlı olabilir. Bilindi¬ği gibi öteden beri ülkemizde çeşmeler, camiler, hastaneler, kervan¬saraylar, aşevleri, kütüphaneler ve kimsesiz çocuklara bakmak ve okutmak üzere yapılan hizmetler vakıf kuruluşlarınca karşılan¬mıştır.Konumuz açısından genel hizmetlerin başında «kredi ve ke¬falet» hizmetleri gelmektedir. Esasen bankalar birer kredi ve kefalet müesseseleridir. Banka, kredi; kredi, teminattır. Teminatın kaynağı devlettir. Banka sadece nakit işlemleri yapmaz aynı za¬manda kendisine bağlı kuruluşlara kefalet ve teminat verir. Kredi, aynı zamanda güven demektir. Faizsiz kredileşmede önemli olan kişilerin birbirlerine güvenmeleri ve itimat etmeleridir. Esasen pa¬ra da teminattan başka bir şey değildir. Onun için genel hizmet¬lerin başında gelmektedir. Faizsiz banka işte bu önemli görevi yük¬lenen bir vakıf kuruluştur. Banka, bu genel hizmetini kendine bağ¬lı teşebbüslere yapacaktır. Günümüzde küçük işletmelerin finans¬man sıkıntısı çekmelerinin sebebi, bankalara karşı teminat gösterememeleri ve dolayısıyla yeterli ve ucuz kredi alamamalarıdır. Oy¬sa büyük işletmeler banka kredilerinden istedikleri şekilde yarar¬lanmaktadırlar.
Bilinen ilk bankalar «tapınaklar», ilk bankacılar da «rahip¬ler» dir. İnsanlar öteden beri tehlike ve sıkıntılara karşı hep din adamlarına koşmuş, onlara güvenmiş, kıymetli şeylerini onlara emanet etmiştir. Nitekim ilk defa Mezopotamya'da «Kızıl Tapı¬nak» rahipleri kendilerine emanet edilen kıymetli emanetleri mu¬hafaza etmiş, 2000 yıl boyunca mevduat ve kredi işlemleri yap¬mışlardır. Ancak, zamanla kredi işlemlerinin yoğunlaşması ve te¬feciliğin korkunç bir hal alması üzerine yine ilk defa Babil'de dev¬let faizciliğe müdahale etmek zorunda kalmıştır. Nitekim, Hammurabi Kanunları diye bilinen ilk kanunlarda faiz ve borç verme gibi iktisadî muamelelerle ilgili yaklaşık 150 kadar madde bu¬lunmaktadır.
Çağımızda insanlık faizciliğin ortaya çıkardığı olumsuz etki ve tesirlere karşı bir çıkar yol olarak «kredi ve kefalet kooperatif¬leri” şeklinde yardımlaşma ve dayanışma ortaklıkları kurmuşlar¬dır. İlk defa Almanya'da başlayan kredi ve kefalet kooperatifçi¬liği kısa zamanda büyük bir gelişme göstermiş ve bir çok ülkede benimsenmiştir. Ülkemizde öteden beri kredi ve kefalet ortaklıkla¬rı uygulanagelmiştir. Özellikle Ahi Birliklerinin bir kuruluşu olan «orta sandıkları», daha sonra «memleket sandıkları» adıyla uygulanagelen kefalet müesseseleri faizciliğe karşı bir kalkan olmuştur.
Günümüzde ise, şu anda sözünü etmekte olduğumuz faizsiz kredileşme sistemi ile faizin ortaya çıkardığı sosyo-ekonomik so¬runlara karşı konulmaya çalışılmaktadır.
Faizsiz kredileşme sisteminde yapılması düşünülen genel hiz¬metler 24 tanedir. Bunlar kısa başlıklar altında ifade edilecektir.
 GENEL HİZMETLER ŞEMASI