REFAH PARTİSİ VE REFAHYOL İKTİDARI
Süleyman Karagülle
988 Okunma
İSLÂMİYET’E GÖRE PARTİ

İSLÂMİYET’E GÖRE PARTİ

1-  İslâmiyet’e göre; parti iktidar olmak için teşkil edilmez. Yöneticiler zalimse, o zalim yöneticileri uyarıp yaptıkları hataları ortay koymak için parti kurulur. Böylece ıslah edİlmîş olur.

Ancak bu uyarılarım etkili olması için doğruları doğru olarak göstermek, yanlışları da yanlış olarak göstermek gerekir. Yapılan her şeyi kötülemekle uyarı olmaz. Ayrıca şahıslara saldırmak da yoktur, şahısları kritik etmek yoktur; sadece yapılan işleri kritik etmek gerekir. Kişilere karşı saygılı olma zorunluluğu vardır. Hatta yapılan yanlış hareketleri sadece sayıp dökmek de meşru değildir.

Asıl olan; ne yapılması gerektiğini anlatmaktır.

Parti, bunun dışında olanların sebeplerine inmek ve bu sebepleri giderici düzenleri önermek için  seçimlere girer. Yani parti sadece program ile yetinmez, aynı zamanda proje ile de seçime girer. Parti, halka getireceği sistemi anlatır, halk da ona göre rey verir.

Bunlar bizim parti ile ilgili görüşlerimizdir.

Her zaman mevcut partilerin görüşleri ile sentez yapılarak yeni bir yönetim modeli tesis edilebilir veya edilmelidir.

Erbakan ve arkadaşları, seçime girerken böylesine İslâmiyet’e / Şeriata uygun konuşmalar yapmaları gerekirken, bunun tam aksini yaptılar; kişileri ve partileri tahkir eden saldırı üslûbu ile seçmenlerden oy aldılar. Oysa, topluluk yani halk bütün uğraşmalara rağmen bir partiyi tek başına iktidar etmemiştir ve İslâmiyet’e/ Şeriata göre uzlaşmalarını istemiştir.

İşte bu şartlarda 1996 yılına yeni bir meclis ile gelinmişti ve Türkiye için son derece kritik olan bir durum söz konusuydu.

TEVBE KAPISI HER ZAMAN AÇIKTIR

2-  Allah’ın tevbe kapısı her zaman açıktır.

“ Geçmiş geçmiştir, geleceğe bakmak gerekir” diyerek, yine Erbakan ve RP yöneticilerini tevbeye davet ettik. Kendilerine bir faks gönderdik ve bizimle görüşmelerini talep ettik. Genel olarak yaptıkları gibi, bu talebimize de yine kulak vermediler. Yani, her zamanki gibi Kur’ân’a ve Allah’a kulaklarını tıkadılar...

Bir Kayserili hikayesi vardır. Kısaca anlatalım ve ibret alalım: Bir Kayserili oğlunu İstanbul’a göndermiş. O yıllarda Kayseri’den İstanbul’a gitmek için önce karadan Samsun’a varılır, sonra Samsun’dan İstanbul’a kadar gemi ile gidilirdi. Kayserili baba, gemi yolculuğundan çok korkuyormuş. Bu korkusu sebebiyle Allah’a şöyle dua ediyormuş: “ Yarabbi! Sen oğlumu hele bir Galata Rıhtımı’na sağ selamet çıkar, ondan sonrasına karışma!”

Sayın Erbakan da galiba Allah’a; “ Sen beni hele bir  başbakan yap, ondan sonrasına karışma! Ben ne yapacağımı bilirim!” demiş olacak ki; iktidar yolu göründükten sonra, artık ne Adil Düzen’e ne de Adil Düzen Ekibi’ne ve onların tavsiyelerine ihtiyacı kalmamıştı!..

İlmî toplantılar yapıyor, davetler veriyor; ama her ne hikmetse Adil Düzen ekibinin mühendislerini, öğretim üyelerini, profesörlerini, fakülte dekanlarını bu toplantılara çağırmıyordu. Oysa daha önceleri hep onları beraberinde götürüyordu. Uygulama ve iktidar merhalesinde ise onlar unutulmuşlardı. O zaman korktukları için toplantılara bile gelmeyenler, şimdi Erbakan’ın müşaviri ve danışmanı olmuşlardı!..

Kayserilinin oğlu artık rıhtıma çıkmıştı!

Allah’a ve Kur’ân’a ihtiyaçları yoktu!

Adil Düzen’e ise hiç ihtiyaçları yoktu!

Ama Allah yapılanları görüyordu ve...

REFAHYOL HÜKÜMETİ             

YAPILAN YANLIŞLAR VE YAPILMASI GEREKEN DOĞRULAR

 

TÜRKİYE’NİN DÜŞMANLARI VE EMELLERİ.

ÇÖZÜM: ‘MİLLİ MUTABAKAT HÜKÜMETİ’DİR.

1-  ABD İsrail’i Ortadoğu’nun hakimi haline getirmek istiyor. Bu isteğinin başlıca engeli olarak da Türkiye’yi görüyor. Bundan dolayı dış politikasını Türkiye’yi yıkma projeleri üzerinde kuruyor...

Avrupa (AB), kendi birliğine en büyük engel olarak  Türkiye’yi görüyor. Türkiye’yi Avrupa Birliğine (AB) alsa içi bozulacak, dışarıda bıraksa kuvvetli bir hasım blok oluşturmuş olacak.

Bundan dolayı Türkiye’nin yıkılmasını istiyor...

Rusya bir taraftan boğazlara açılma emeliyle, diğer taraftan kendi içindeki Müslüman Türklerin Türkiye çevresinde toparlanmaları korkusuyla, Türkiye’yi yıkamak istiyor...

Çin kendi içindeki 300 milyon Müslümanın ümidi olmasın diye Türkiye’nin yıkılmasını istiyor...

Hepsi de Türkiye’nin yıkılması konusunda birleşiyorlar ama Türkiye’yi kendi aralarında paylaşamıyorlar. Bundan dolayı Türkiye’yi komşusu olan küçük devletlere parçalatmak istiyorlar. Ermenistan, Gürcistan, Yunanistan, Bulgaristan, Suriye, Irak, İran ve İsrail’i; Türkiye’ye saldırmaları için hazırlıyorlar...

Türkiye’nin bu düşmanları, Türkiye’yi  doğrudan doğruya yenemezler. Bundan dolayı ilk merhalede hedefleri Türk halkını; Türk – Kürt, Müslüman – laik, Sünni – Şii, kemalist – anti kemalist olarak bölmek ve iç savaş çıkartmak, böylece halkı birbirine kırdırdıktan sonra komşu devletlere işgal ettirip nüfuz bölgeleri olarak paylaştırmak. 20. Yüzyılın başında bu projeyi uygulamaya koydular ama başarılı olamadılar. Ancak vazgeçmiş değillerdir. 21. Yüzyılın başında yeniden deneyeceklerdir...

Türk devleti güçlüdür ve ordusu da devletine hakimdir. Orduyu bölmedikçe bu hedeflerine ulaşamazlar. Geçmişte yaptıkları denemelerle bunu çok iyi bilmektedirler. Şimdiki ilk hedefleri orduyu bölmek ve halkı kıran kırana bir iç savaşa sürüklemektir. Bu husus yıllarca önce tarafımızdan ortaya konmuştur ama bugüne kadar maalesef hiç kimse bu uyarımıza kulak vermemiştir. Ne yazık ki, bu dediklerimizin emareleri belirmiştir...

Ülkemizi saran tehlike sadece bu anlattıklarımızdan ibaret değildir. Enflasyon, işsizlik, açlık, iç ve dış borçlar, yolsuzluk, rüşvet, anarşi, baskı bütün ülkeyi ahtapotun kolları gibi sarmış bulunmaktadır. Bunlara ayrıca beceriksiz yöneticilerin yaptıkları ve on yıllarca süren yargı acziyeti de eklenince, açıkça görüyoruz ki devletimiz uçurumun kenarına kadar getirilmiştir...

Türk halkı, ısrarla tek bir partiyi iktidar yapmamaktadır. Bütün mevzuat zorlamalarına ve seçim kanunu dayatmalarına rağmen, Türk halkı istenileni yapmıyor. Bunun anlamı veya halkın verdiği mesaj şudur: Bu kadar büyük ve korkunç problemleri hiçbir parti tek başına çözemez. O halde tek çözüm, Milli Mutabakat Hükümeti’dir. ANAP Genel Başkanı Mesut Yılmaz bu öneriyi bir defa söyledi; ama sonra kökü dışarıda olan gizli ve kapalı cemiyetlerin fısıldamaları sonucunda bir daha ağzına almadı.

Oysa, RP daha Meclis Başkanı seçilmeden önce bu görüşü ortaya koymalı ve ısrarla savunmalıydı. İslâmiyet’in/ Şeriatın emri böyleydi. Böylesine korkunç iç ve dış düşmanlara karşı durabilmemiz, ancak Milli Mutabakat Hükümeti ile mümkün olabilir.

RP Milli Koalisyon önerimizi dikkate almadı.

Kabul etmedi ve topyekün iktidardan oldu.

Hakka kulak vermeyen batıla yenilir.