Mete Firidin
Zülkarneyn
26.08.2011
21217 Okunma, 15 Yorum

Zülkarneyn

Kur’an da kehf süresinde bahsi geçen salih ve bilge aynı zamanda çok güçlü bir imparator da olan bir kişidir. Peygamber olup olmadığı tartışmalıdır.

Zülkarneyn’in kim olduğunu bilmek, Yecüc ve Mecüc ün de kimler olduğunu anlamak açısından çok önemlidir.

Zülkarneyn kelime manası olarak Arapça “iki boynuz sahibi” demektir. Antik dönemlerde boynuz gücü simgelemektedir. Hatta bu günkü krallık taçları da boynuzu yani gücü simgelemektedir.

Süleymaniye vakfının internet sitesinde aşağıda ki bilgiler mevcuttur: Kur’an’da söz konusu edilen Zülkarneyn, gerek özellikleri ve gerekse fethettiği bölgelerin özellikleri sebebiyle çivi yazılı tabletlerde benzer ifadelerle anılan ve iki boynuzlu miğferi ile kabartma resimleri bulunan Akad kralı Naram-Sin, Akad kralı Sargon’un oğlu veya torunudur. 2230-2174 yılları arasında 56 yıl veya 2254-2218 yılları arasında 37 yıl hüküm sürmüş, imparatorluğun sınırlarını dört yönde genişleterek Mezopotamya, İran’ın batı kısımları (Kuzistan), Arabistan’ın kuzey yarısı (veya tamamı), Mısır, Filistin, Lübnan, Suriye, Güney ve Güneydoğu Anadolu, Kıbrıs ve Bahreyn’i fethetmiştir. Naram-Sin’in çok uzun müddet hüküm sürmesi, çok ülkeyi fethetmesi yanında diğer bir önemli özelliği de putperest mabetleri yıkarak, tanrı heykellerini parçalamasıdır. Bu da, Zülkarneyn’in Kur’an’da belirtilen muvahhid oluşuna uymaktadır. İbn Kesir, Kur’an’da zikredilen Zülkarneyn’in İskender olduğunu düşünenlerin büyük hata işlediklerini belirtir. Ona göre Zülkarneyn, salih bir melik (kral), aynı zamanda nebidir. Hâlbuki İskender müşriktir. Zülkarneyn’in peygamber mi yoksa veli mi olduğu tartışmalıdır. Hz. Ali, Zülkarneyn’in salih bir kul olduğunu, Allah’ı sevdiğini ve Allah tarafından sevildiğini ifade etmiştir.

 

Bu bilgilere katkısı olması amacıyla aşağıdaki bilgileri de sunmak istiyorum.

Yukarıda ki resim Akad kralı Naram-Sin’e ait bir kabartmadır. İki boynuzlu miğferi görülmektedir.

 

Dünyanın bilinen en eski haritası babil dünya haritasıdır. Bu harita İMAGO MUNDİ diye de bilinir. M.Ö. 600 lü yıllara tarihlendirilir. Bu harita Babil şehrini, Fırat nehrini ve komşu ülkeleri göstermektedir. Okyanus ise acı nehir olarak( bitter river) adlandırılmıştır. Bu haritada yedi yön “adalar “ olarak adlandırılmıştır.

1.Adalar Arabistan yarım adasını ve okyanusu göstermektedir.

2.Adalar güneşin battığı yönü veya ülkeyi gösterir.

3.Adalar kuşların bile varamayacağı deniz ötesini göstermektedir. Muhtemelen Akdeniz i boylu boyunca tanımlamaktadır. Ulaşılamazdır.

4.Adalar gece parlak yıldızların olduğu kuzey batıyı göstermektedir.

5.Adalar karanlık kuzeyi göstermektedir.

6.Adalar yeni gelenlere saldıran boynuzlu boğanın ülkesini göstermektedir.

7.Adalar güneşin doğduğu yer veya ülkedir.

Yukarıda “Imago Mundi” olarak adlandırılan ve Milattan önce 600 yıllarına ait bir Babil dünya haritasının orjinal hali görülmektedir. Aşağıda ise bu dünya haritasının çizimi ayrıntılı olarak yeniden gösterilmiştir.

Bu haritada özellikle 7. Adada “güneşin doğduğu yer” ve 2. Adada da “güneşin battığı yer” görülmektedir. Yani bu yerlerin her biri bir ülkeyi tanımlamaktadır.

Kuran da ki Zülkarneyn kıssasında Zülkarneyn önce güneşin battığı yöne,  daha sonra güneşin doğduğu yöne ve daha sonra da başka bir yöne gittiği anlatılmaktadır. Bu anlatımda dikkat edilmesi gereken seferler sırasında “batıya” veya “doğuya” sefer yaptı denilmiyor. “Güneşin battığı yer”  veya “güneşin doğduğu yer” deniyor. Bu anlatım İmago mundi haritasının yön tarifi ile uyum içindedir.

Bu harita M.Ö.600 yılına aittir. Fakat naram-Sin M.Ö 2200’ler de yaşamıştır. Bu haritadaki bilgiler muhtemeldir ki binlerce yıldır kabul edilen bilgilere göre gösterilmiştir. Yani Naram-Sin zamanında da aynıdır.

İmago mundi haritasını alalım ve bu günkü Mezopotamya ya yerleştirelim Ve Zülkarneyn nin Birinci seferinde Mısıra, İkinci seferinde Hindistan’a ve üçüncü seferinde Kafkasya ya gittiğini anlayabiliriz.

“sonra başka bir yol tuttu” sözünden kuzey yönü anlaşılmalıdır. Çünkü güney yönü deniz ile kaplıdır.

Dolayısı ile Zülkarneyn üçüncü seferini kuzeye yani Kafkasya’ya yapmıştır ve bu esnada “Yecüc ve Mecüc” yani Maykop uygarlığı insanları ile mücadele etmiş ve onlara karşı bir set yapmıştır.

Aşağıdaki haritada da M.Ö 2800-2500 yıllarında Kafkasya nın kuzeyinde yaşayan ve bu günkü Avrupalıların atasını oluşturan Maykop uygarlığının “Yecüc ve Mecüc’ün “ anavatanları görülmektedir.

 

Zülkarney’nin Naram –Sin olduğunu kabul edersek “Yecüc ve Mecüc”  olan Maykop uygarlık tarihi ile uyum içinde olduğu, ve bugün neden bütün dünyanın Avrupa nın birkaç devletinin sömürgesi olduğunu anlarız.

Maykop uygarlığı çapulcu ve soyguncu bir uygarlıktır. Güneydeki ülkelere saldırıp onları soyan bir ulustur. Zülkarneyn bu kuzeyden gelen ve güneydeki toplumları soyan bu kavmi durdurmak için Kafkas dağlarının hazar denizi ile tam birleştiği yer olan Derbent şehrine bir set inşa eder ve bu kuzeyli soyguncuları engeller. İşte bu nedenle olabilir ki Bundan sonra Maykoplular buradan Avrupa ya göç etmeye başlarlar ve Avrupa yı işgal ederler.

Kesinlikle diyebiliriz ki: Zülkarneyn olması en muhtemel kişi Akad imparatoru Naram-Sin ve Yecüc ve Mecüc de Celtic kökenli Avrupalılardır.

 

 


YorumcuYorum
Tayibet Erzen
27.08.2011
01:27

Gerçekten güneşin battığı yer ifadesini çok güzel yakalamışsınız. Kur’an itnâbı(sözü uzatma) sebepsiz yapmadığından batı

(الْمَغْرِبَ)

yerine güneşin battığı yer(

مَغْرِبَ الشَّمْسِ

) demesi sizin tezinizi güçlendiriyor. Ayrıca Dağıstanda bulunan demir kapı da Kur’andaki anlatımla örtüşüyor. Ancak Zülkarneyn’i Büyük İskender olarak değerlendiriyorlar oysa İskender M.Ö 300’lü yıllarda yaşamış yani Naram-Sin ile aralarında 1500 yılı aşkın bir zaman var. Ansiklopedik bilgilere göre kapı Büyük İskender tarafından yapılmış ancak tarihten bahseden yok. Bana öyle geliyor ki ancak bu seddin ne zaman yapıldığı bilinirse Zülkarneyn’in kim olabileceği netleşecek.

Tayibet Erzen
27.08.2011
02:13

Şimdi bulduğum yabancı bir kaynaktan ilgimi çeken bazı bilgileri paylaşmak istiyorum.

Derbend geçidi olarak bilinen geçit Dağıstanda olup ismi aslen farsçadır ve kapalı kapılar (dar band) manasına gelir. (Başka bir kaynakta bunu ‘dar geçit’ olarak çevirmişlerdi???)Rusyanın en eski şehri olarak kabul edilen Derbent arkeolejik olarak 5000 yılı aşkın bir tarihe ait kalıntılara sahiptir. Bir çok dilde farklı isimlere sahip olmasına rağmen verilen tüm isimler ‘kapı ’ kelimesiyle ilişkilendirilmiş. (Mesela Araplar buraya ‘kapıların kapısı’ diyorlarmış). Coğrafik olarak değerlendirilince şehir dağlardan denize doğru iki duvar arasında oluşmuş vs.

Şehir bu kadar eski olmasına rağmen isminin kapı kelimesiyle ilişkilendirilmesi, Zülkarneyn’in Naram-Sin olma olasılığını güçlendiriyor. Benim anlamadığım neden tüm kaynaklarda ısrarla Büyük İskender ile ilişkilendirildiği?

hudas
18.02.2018
17:30

Hocam yazılarınızdan çok istifa ediyorum, Zülkarneyn hakkındaki yazınıza bayıldım. Zülkarneyn hakkında daha önce bir yazı yazmıştım. Şu linkte mevcuttur. Aydınlatıcı yazılarınıza devam edin lütfen.

https://ateizmdenkurtul.wordpress.com/2018/01/07/zulkarneyn_gunesin_suda-_batmasi/


mscebirque
25.03.2019
14:07

http://www.tuvavadisi.org/zelkarneyn-zulkarneyn-1

Şu sitede başka bir değerlendirme var. Bu da hesaba katılabilir mi? 

Mete Firidin
26.03.2019
11:06
Kuranda bir konuyu tefsir ederken konuyla ilgili ayetlerde geçen her kelimenin ve gramerin tamamen uyum içinde olmasına dikkat etmek gerekir. "Bence böyledir, şöyledir" diye tefsir olmaz. Her kelimenin bilimsel ve gramersel açıklamasının tamamen uyum içinde olması gerekir. Zülkarneyn hadisesi diğer insanların bildiği tarihi bir olaydır. Bu nedenle bununla ilgili tarihi bilgiler ışığında tefsir yapılmalıdır. Bu makaleyi dikkatlice okumanızı tavsiye ederim:
http://www.akevler.org/AkevlerMakaleler/7416/SonEk/10153/Mete-Firidin/Zulkarneyn-Bilimsel-Tefsir
5246kadir
28.04.2020
17:55

Herkese selamlar. Bir konuyu belirtmek için yorum yazma gereği duydum. Zülkarneyn kıssasında geçen matlia ve mağribe kelimeleri ismi zaman-mekan kalıbından türemiş kelimelerdir. Yani mağribe için; güneşin battığı yer anlamı verileceği gibi güneşin battığı zaman anlamı da verilir. Yine matlia için; güneşin doğduğu yer anlamı verileceği gibi güneşin doğduğu zaman anlamına da gelir. Meallerde battığı yer, doğduğu yer şeklinde çevrilmesinin nedenini Zülkarneyn batıya doğuya ve kuzeye sefer yapmıştır ezberinden kaynaklandığını düşünüyorum. Halbuki ayette Zülkarneyn o kadar yol gitti ki artık kaç gün yol aldıysa gittiği yer deniz kenarı bir yer ve o esnada güneş batıyordu. Yine Bir yol tutup  o kadar gitti ki artık kaç gün yol gittiyse gittiği an güneş doğma vaktine geliyor ve bir kavme rastlıyor diye düşünmemize engel bir durum olmadığını düşünüyorum. Ayrıca bu seferleri yaparken aralarında kısa bir süre varmış gibi düşünülmesi de yanlış bence sanki hemen arka arkaya bir çırpıda olmuş gibi insanlar anlıyor. Tabi Mete hocamın düşüncesi de bittabi mümkündür. Doğrusunu Allah bilir

5246kadir
28.04.2020
18:01

Herkese selamlar. Bir konuyu belirtmek için yorum yazma gereği duydum. Zülkarneyn kıssasında geçen matlia ve mağribe kelimeleri ismi zaman-mekan kalıbından türemiş kelimelerdir. Yani mağribe için; güneşin battığı yer anlamı verileceği gibi güneşin battığı zaman anlamı da verilir. Yine matlia için; güneşin doğduğu yer anlamı verileceği gibi güneşin doğduğu zaman anlamına da gelir. Meallerde battığı yer, doğduğu yer şeklinde çevrilmesinin nedenini Zülkarneyn batıya doğuya ve kuzeye sefer yapmıştır ezberinden kaynaklandığını düşünüyorum. Halbuki ayette Zülkarneyn o kadar yol gitti ki artık kaç gün yol aldıysa gittiği yer deniz kenarı bir yer ve o esnada güneş batıyordu. Yine Bir yol tutup  o kadar gitti ki artık kaç gün yol gittiyse gittiği an güneş doğma vaktine geliyor ve bir kavme rastlıyor diye düşünmemize engel bir durum olmadığını düşünüyorum. Ayrıca bu seferleri yaparken aralarında kısa bir süre varmış gibi düşünülmesi de yanlış bence sanki hemen arka arkaya bir çırpıda olmuş gibi insanlar anlıyor. Tabi Mete hocamın düşüncesi de bittabi mümkündür. Doğrusunu Allah bilir

5246kadir
28.04.2020
18:09

Herkese selamlar. Bir konuyu belirtmek için yorum yazma gereği duydum. Zülkarneyn kıssasında geçen matlia ve mağribe kelimeleri ismi zaman-mekan kalıbından türemiş kelimelerdir. Yani mağribe için; güneşin battığı yer anlamı verileceği gibi güneşin battığı zaman anlamı da verilir. Yine matlia için; güneşin doğduğu yer anlamı verileceği gibi güneşin doğduğu zaman anlamına da gelir. Meallerde battığı yer, doğduğu yer şeklinde çevrilmesinin nedenini Zülkarneyn batıya doğuya ve kuzeye sefer yapmıştır ezberinden kaynaklandığını düşünüyorum. Halbuki ayette Zülkarneyn o kadar yol gitti ki artık kaç gün yol aldıysa gittiği yer deniz kenarı bir yer ve o esnada güneş batıyordu. Yine Bir yol tutup  o kadar gitti ki artık kaç gün yol gittiyse gittiği an güneş doğma vaktine geliyor ve bir kavme rastlıyor diye düşünmemize engel bir durum olmadığını düşünüyorum. Ayrıca bu seferleri yaparken aralarında kısa bir süre varmış gibi düşünülmesi de yanlış bence sanki hemen arka arkaya bir çırpıda olmuş gibi insanlar anlıyor. Tabi Mete hocamın düşüncesi de bittabi mümkündür. Doğrusunu Allah bilir

Mete Firidin
28.04.2020
20:20
Zülkarney kitabımı okumalısın. Orada güneşin battığı ve doğduğu zamanın anlamı da açıklanmıştır.
Mete Firidin
28.04.2020
20:20
Zülkarney kitabımı okumalısın. Orada güneşin battığı ve doğduğu zamanın anlamı da açıklanmıştır.
Bahattin Ergezen
20.01.2026
15:52

Reenkarnasyon sistemine göre insanlar yani ilk 400 yıllık süreleri içinde olanlar uyku hali ölümdeyken arzın batı tarafında bekletilirler.

Henüz durumları 'mümin ya da kafir oldukları' netleşmediği için iki olasılıktan bir; ya azap ya ödül!

Reenkarnasyon sisteminde müminler; yani ilk 400 yılın sonunda imanı seçenler, kalan 600 yıllık süreleri içinde uyku hali ölümdeyken arzın doğu tarafında bekletilirler.

Reenkarnasyon sisteminde kafirler; yani ilk 400 yılın sonunda inkarı seçenler, kalan 600 yıllık süreleri içinde uyku hali ölümdeyken iki set arasında bekletilirler.

Sonradan iki set arasına giren kafir topluluk kendinden önceki kafir topluluk olan yecüc ve mecüc ile aralarına set çekilmesini istiyor...

Adem'den sonra helak edilen tüm toplulukların kıyametten önce yeryüzünde olabilmeleri için setin önü açılacak ve her kafir kıyamet saatini bizzat yaşayacaktır...

Enbiya suresi 95/96 Helak ettiğimiz bir kente yaşamak haram edilmiştir. Onlar bir daha geri dönemezler. Yecüc ve Mecüc'ün önü açıldığı vakit onlar her tepeden akın eder...

Bahattin Ergezen
20.01.2026
19:24

Kasas suresi 44- Ve sen Musa'ya o emri kada ettiğimiz vakit batı tarafında değildin ve sen şahitlerden de değildin.

Hz. Muhammet o dönem batı tarafında yani ilk 400 yılındaki insanların uyku hali ölümdeyken bekletildikleri yerde değil, kalan 600 yılını yaşayacak müminlerin uyku hali ölümdeyken bekletildikleri doğu tarafında idi.

Yunus suresi 16- De ki: Allah dileseydi onu size okumazdım ve onu size bildirmezdim de. Ondan önce içinizde bir ömür kalmıştım. Hala aklınızı işletmeyecek misiniz?

Bahattin Ergezen
20.01.2026
21:38

Önceki yaşamlarımızı neden hatırlamıyoruz?

Reenkarnasyon sistemine göre kişi, kıyametten sonra hesap gününden önce yaşadığı tüm hayatlar birleştirilerek tek vücut haline getirilecektir... İşte o zaman hatırlayacaktır!

Tekvir suresi

7-Nefsler çiftleştirildiğinde

14-Her nefs önceden ne hazırladıysa bilecek...

Mete Firidin
22.01.2026
09:01
https://akevler.org/AkevlerMakaleler/389/SonEk/10153/Mete-Firidin/Reenkarnasyon
Mete Firidin
22.01.2026
09:01
https://akevler.org/AkevlerMakaleler/389/SonEk/10153/Mete-Firidin/Reenkarnasyon




Çok Yorumlanan Makaleler
Mete Firidin
Kuran'da Kölelik
27.12.2013 67106 Okunma
86 Yorum 08.01.2014 17:16
Lütfi Hocaoğlu
Fahişe ve Fahşâ
20.08.2015 44140 Okunma
81 Yorum 16.09.2015 00:08
Mete Firidin
Hz. Adem’in Kaburgası
25.04.2012 25676 Okunma
59 Yorum 28.04.2012 13:42
Hüseyin Kayahan
RUH, NEFİS ve DİĞERLERİ
4.05.2012 17463 Okunma
58 Yorum 13.05.2012 06:56
Mete Firidin
Miras ve Kelale Ayetleri
13.02.2014 31716 Okunma
53 Yorum 28.02.2014 13:04
Mete Firidin
Nuh’un Gemisi ve Cudii
12.01.2014 27637 Okunma
45 Yorum 05.02.2016 23:06
Lütfi Hocaoğlu
Bilgisayardan Kuran Öğrenmek. Ruhu-l Kuran Projesi
1.08.2009 18996 Okunma
41 Yorum 18.12.2025 10:46
Cengiz Demirci
Sam Adiyanı hakeme davet ediyorum
10.07.2012 15800 Okunma
34 Yorum 15.01.2013 10:44
Mete Firidin
Adem'in ve Havva'nın Hatası
2.03.2014 33596 Okunma
34 Yorum 10.03.2014 00:48
Hüseyin Kayahan
ALLAH'I TANIMAK
27.07.2012 13802 Okunma
32 Yorum 15.08.2012 10:48
Mete Firidin
Amen ve Senetin
15.11.2012 39367 Okunma
31 Yorum 30.11.2012 13:47
Harun Özdemir
Evlenme hakkı üzerine
11.07.2012 13404 Okunma
30 Yorum 18.07.2012 19:12
Mete Firidin
Nuh’un Üvey Oğlu!
25.10.2015 34941 Okunma
28 Yorum 12.01.2020 17:30
Süleyman Karagülle
ABD Başkanlık Seçimi
19.11.2016 45221 Okunma
28 Yorum 19.12.2016 21:41
Mete Firidin
Homohabilis Havva ve Havvalar
20.04.2012 33214 Okunma
27 Yorum 15.04.2020 09:47
Hüseyin Kayahan
ALLAH'I TANIMAK-2, TANRININ AÇMAZI
2.08.2012 12653 Okunma
25 Yorum 06.08.2012 22:06
Cengiz Demirci
İlk karzı hasen kooperatifi
3.01.2013 23540 Okunma
25 Yorum 06.02.2013 20:31
Mete Firidin
Nutfetin Emşâcin (99)
14.05.2013 31930 Okunma
24 Yorum 17.05.2013 15:16
Hüseyin Kayahan
GECİKMİŞ YORUMLAR: SALSAL VE TUFAN HK.
13.10.2013 14822 Okunma
22 Yorum 18.10.2013 15:10
Mete Firidin
El Tur ve Tur-i Sina?
24.03.2013 43783 Okunma
21 Yorum 23.06.2021 12:46
Cengiz Demirci
Süleyman Akdemir'in Erbakan Vakfına Teklifi
4.02.2015 18628 Okunma
21 Yorum 17.02.2015 09:32
Hüseyin Kayahan
ORUÇ ve RAMAZAN
29.06.2014 11512 Okunma
19 Yorum 20.07.2014 07:59
Mete Firidin
Hınzır
12.11.2018 16418 Okunma
19 Yorum 31.01.2021 23:14
Mete Firidin
Şeriata Göre Kadınların Dövülebilmesi?
16.03.2014 23309 Okunma
18 Yorum 20.03.2019 10:45
Mete Firidin
Kuran’da Tasavvuf ve Lahid Köklü Kelimeler
8.05.2014 16203 Okunma
18 Yorum 10.05.2014 11:22
Süleyman Karagülle
D E R G I !
29.04.2017 11247 Okunma
18 Yorum 16.05.2017 08:11
Harun Özdemir
Adem Tiflis'te insan oldu!
26.06.2012 11798 Okunma
17 Yorum 05.07.2012 21:40
Mete Firidin
Cennetteki Khamr
28.05.2015 24305 Okunma
17 Yorum 29.05.2015 19:00
Reşat Nuri Erol
Türkiye, Adil Düzen ile Endülüsleşmeyi önler-2
1.04.2023 2992 Okunma
17 Yorum 01.04.2023 12:41
Reşat Nuri Erol
Adil Düzen ve “Erbakan’ın mirasçıları” yazısı-8
15.04.2023 2794 Okunma
17 Yorum 15.04.2023 05:37
Reşat Nuri Erol
Adil Düzen ve “Erbakan’ın mirasçıları” yazısı-11
24.04.2023 2810 Okunma
17 Yorum 24.04.2023 16:37
Reşat Nuri Erol
Adil Düzen ve “Erbakan’ın mirasçıları” yazısı-12
28.04.2023 3222 Okunma
17 Yorum 28.04.2023 10:03
Mete Firidin
Adet Görmekteyken Kadın Namaz Kılabilir mi?
14.06.2018 15051 Okunma
16 Yorum 17.04.2020 16:27
Reşat Nuri Erol
Hocaların Hocası Ali Yakup Cenkçiler Hoca - 4
29.05.2021 5635 Okunma
16 Yorum 30.05.2021 17:12
Reşat Nuri Erol
Kur’an Nizamı açısından Millî Görüş Hareketi-5
27.03.2023 2815 Okunma
16 Yorum 28.03.2023 03:38
Reşat Nuri Erol
Kur’an Nizamı açısından Millî Görüş Hareketi-6
29.03.2023 3027 Okunma
16 Yorum 29.03.2023 10:51
Reşat Nuri Erol
Adil Düzen ve “Erbakan’ın mirasçıları” yazısı-6
9.04.2023 2805 Okunma
16 Yorum 09.04.2023 08:38
Reşat Nuri Erol
Adil Düzen ve “Erbakan’ın mirasçıları” yazısı-7
11.04.2023 2952 Okunma
16 Yorum 15.04.2023 05:26
Reşat Nuri Erol
Adil Düzen ve “Erbakan’ın mirasçıları” yazısı-9
17.04.2023 2493 Okunma
16 Yorum 17.04.2023 09:00
Reşat Nuri Erol
Adil Düzen ve “Erbakan’ın mirasçıları” yazısı-13
29.04.2023 2801 Okunma
16 Yorum 29.04.2023 12:44
Reşat Nuri Erol
Adil Düzen ve “Erbakan’ın mirasçıları” yazısı-14
30.04.2023 2577 Okunma
16 Yorum 30.04.2023 09:27
Reşat Nuri Erol
Türkiye yani Anadolu Endülüs’e benziyor mu?-1
1.05.2023 2578 Okunma
16 Yorum 01.05.2023 16:35
Reşat Nuri Erol
Adil Düzen; millî restorasyon, yeni bir düzen - 4
9.05.2023 2254 Okunma
16 Yorum 09.05.2023 11:43
Reşat Nuri Erol
Hemşeri dernekleri kalkınma kooperatifleri olmalı - 4
28.05.2023 2770 Okunma
16 Yorum 28.05.2023 12:59
Mete Firidin
Zülkarneyn
26.08.2011 21217 Okunma
15 Yorum 22.01.2026 09:01
Mete Firidin
Lut Kavmi Homoseksüel Değildi!
3.08.2014 36070 Okunma
15 Yorum 03.12.2017 03:35
Reşat Nuri Erol
Türkiye, Adil Düzen ile Endülüsleşmeyi önler-1
31.03.2023 2668 Okunma
15 Yorum 31.03.2023 07:12
Reşat Nuri Erol
Adil Düzen ve “Erbakan’ın mirasçıları” yazısı-1
2.04.2023 3006 Okunma
15 Yorum 02.04.2023 07:23
Reşat Nuri Erol
Adil Düzen ve “Erbakan’ın mirasçıları” yazısı-3
4.04.2023 2931 Okunma
15 Yorum 04.04.2023 09:59
Reşat Nuri Erol
Adil Düzen ve “Erbakan’ın mirasçıları” yazısı-4
5.04.2023 2868 Okunma
15 Yorum 05.04.2023 09:50


© 2026 - Akevler