Tek devletin bayrağı, ay yıldızlı albayrak olacak.
Her birimiz dünya lideriyiz aslında.
Şer zannettiğimiz olaylardan hayır çıkacak.
Küllerimizden doğacağız.
İçimizdeki son kapitalist, son Siyonist, son zalim, son soyguncu da yakalanınca piyasalar coşacak. Türkiye'de tek bir fakir kalmayacak.
Tüm dünya milletleri Türkiye'de, insan olmanın hazzını hissedecek, İslam'ın huzur deryasına sığınacak.
Kutuplarda bile ezan yankılanacak.
İmansız, secdesiz kimse kalmayacak. Herkes kalpten Müslüman olacak.
ABD, Rusya, Çin... Tüm dünya devletleri, Türk'ün adaleti, merhameti, feraseti ve vakarı karşısında el pençe divan duracak.
Havalar soğudu, üstü açık uyumuşsun demeyin.
Cumhurbaşkanı olursam, bunların hepsi olacak.
Herkesin merakı, Erdoğan sonrasında kim cumhurbaşkanı olacak.
Sen ol kardeşim, sen ol. Ne eksiğin var başkalarından?
O yüzden diyorum ki, cumhurbaşkanı ben olacağım.
Ben derken bedenimden bahsetmiyorum; ruhum, inancım, Kur'an olacak diyorum.
Hepiniz böyle düşünün, bu hayallerle neslinizi yetiştirin ki, Siyonizmin kölesi olmayalım inşallah.
Duanın kabulü için;
Ok gibi dosdoğru olun. Şüpheli kazançlardan kaçının. Helal dairesini terk etmeyin.
Hâşâ, Allah, Peygamber ve Kur'an yokmuş gibi, Allah'ın mekânında yaşamayın.
Bugünkü sorunların sebebi, sorumsuz yaşantımızdır.
“Hayır da şer de Allah'tandır.” sözü yanlış anlatılıyor.
Hayır yaparsanız hayır görürsünüz. Şer yaparsanız şer.
Demek ki neymiş? Hayır da şer de bizden kaynaklanıyormuş, değil mi?
Allah CC adildir.
Ne ekersek onu biçeriz.
Her şey hayal ile,
bahar da bir çiçekle başlar.
İhlaslı, şuurlu her mümin Türk, ihtiyaç hâlinde dünya lideridir.
Kaldırın başınızı, üzülmeyin, sıkılmayın, ümitsizliğe düşmeyin. Şeytanı sevindirmeyin.
Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan da, iyisiyle kötüsüyle, milletimiz içinden bizden sadece bir tanesidir.
Milletin kaderini bir kişiye bağlamak, millete hakarettir.
Bu millet, binlerce yıl dünyaya nizam vermiş, zalimlere diz çöktürmüş millettir.
Zalime diz çöktürecek o lider sensin belki.
Belki köyden bir çoban, şehirde bir marangoz, demirci, sıvacı. Belki de bir çöpçü. Ya da bir bakkal, belki bir kasap.
Kim bilir kaç Fatih, kaç Erbakan, kaç Muhsin var aramızda?
Hiçbir şey yapmasa bile milletin hakkını koruyan, çaldırmadan adil dağıtan ne cevherler aramızda, kim bilir?
Hiçbirimiz kendimizi başka milletlerden, diplomalı bazı cahillerden, ekranda boy gösteren takım elbiseli bazı beceriksizlerden, Siyonizmin emrinden çıkamayan kapitalistlerden, sömürüye dur diyemeyen sermayenin, makamın ve şöhretin kölelerinden küçük görmemeliyiz.
Biz Müslümanız.
Biz; Türk'ü, Gürcüsü, Kürdü, Lazı, Çerkezi, Arabı, hep birlikte Türkiye'yiz, Türk milletiyiz.
Neden çaresizsiniz?
Çaresiz değilsiniz.
Aslında çare sizsiniz de siz bundan habersizsiniz.
Değerli dostlar,
Demek istediğim o ki;
Bugün olup biten olumsuzluklardan iktidar kadar, iktidar olma iradesini gösteremeyen bizler de sorumluyuz.
İslam adına, davasının hakkını veremeyen, manevi anlamda gevşeyen Alperenler, Millî Görüş camiası olarak hepimiz sorumluyuz.
Her birimiz bir Erbakan, her birimiz bir Muhsin olmalıydık, değil mi?
İşte o zaman zalim, zalimliğini yapamayacak, mazlumların ahı yerde kalmayacaktı.
Evet...
Bir Erbakan, bir Muhsin olamadık.
Erdoğan'ı da meydanı da Siyonizmin insafına bıraktık.
Her şeyi Erdoğan'dan bekledik. Olmayınca beklentilerimizle veryansın ettik.
Erdoğan'ın iktidarı üzerinden tam 25 yıl geçti. Dile kolay, çeyrek asır. Tam bir Fatih yetiştirme süresi eder 25 yıl.
Soruyorum şimdi:
Bu 25 yılda Erdoğan'ı beğenmeyen bizler, kaç Fatih, kaç Erbakan, kaç Muhsin yetiştirdik?
Bizler, kendimize, aslımıza, hakkıyla Kur'an'a döneceğiz.
Tüm mazlum milletlerin tekrar umudu, dertlerine derman olmakla mükellefiz.
Bu görev, namaz gibi, oruç gibi, Müslüman Türk milletine farz-ı ayındır.
Bunu ben demiyorum. Kur'an diyor. Allah CC diyor.
Selam ve dua ile.
Alperen Hüseyin Bağdatlı