AK PARTİNİN 25. YILI KUTLANDI.
AK SÖMÜRÜNÜN 25. YILI, AK SÖMÜRÜLENLERİN COŞKUSU İLE KUTLANDI
AK Parti bugün, kapitalist sömürü düzenine hizmetinin 25. yılını kutladı. Bu şanlı sömürülerinin 50. yılını da planladıklarını; milletimizi yarım kölelikten mülkiyetsiz, nakitsiz tam kölelikle "ödüllendireceklerinin" haberini de vermiş oldular.
Şaka yapmıyorum.
Milletimizin bilinçaltında AK Parti'den beklentisi neydi? Güya "Adil Düzen"i kurmak için rahmetli Necmettin Erbakan ile Siyonizme strateji geliştirerek Siyonist sermayeye oyun oynadıklarını düşündükleri için milletimiz, umut içinde bugünlere kadar iliklerine kadar sömürülmesine rağmen sesini çıkarmadı.
Şahsen inançlı bir Müslüman olarak hiçbir Müslümanın, küfür ehli karşısındaki acziyetine ve başarısızlığına tahammülüm yoktur.
Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'a, özellikle NATO zirvesi sonrası çok içerledim. Detaylarını burada yazmayacağım; "NATO Zirvesi" başlıklı makalemde detayları kaleme almıştım.
Sözde devlet refleksi gereği yapılmakta olan ve millet olarak hazmedemediğimiz gelişmelerin NATO zirvesi sonrası hız kazandığına hep birlikte şahit oluyoruz. Biraz mürekkep yalamış bir kardeşiniz olarak, tarihe not düşmek adına, bazen de haddimi aşarak uyarılarımı yapıyorum.
Evet; Sayın Cumhurbaşkanı'nın hemşehrisi sayılırım. Rize ile Arhavi arası sadece 45 km'dir. Fıtraten ruh hâlini iyi okuyabilmekteyim. Her ikimiz de vatansever birer İmam Hatipli olarak, kendilerinin kurduğu cümlelerin şifrelerini hissedebiliyorum. Ülkenin zarar gördüğünü hissettiğim an, bazen istemeden de olsa haddimi aşmadan meramımı anlatamıyorum; kusuruma bakmayın. "Ananı da al git" moduna girebiliyorum, affola.
Muhalif olan herkes iktidarı eleştiriyor. Gerçi mecliste muhalif de kalmadı ya... Tiyatrodan da olsa muhalifi oynayanlar Erdoğan'ın açığını arıyor. Benim muhalifliğim ise Erdoğan'ın kendisine değil, sistemedir. Erdoğan'a muhalif olmamın sebebi; sisteme dokunamayışı ve sisteme entegre çalışmak zorunda kalışıdır.
En çok kızdığım konulardan biri de Muhsin Yazıcıoğlu suikastını 17 yıldır sürüncemede bırakması, papaz olayındaki acziyeti, "FETÖ'cü" dediği Mehmet Şimşek'e milletin kaderi olan ekonomiyi teslim ederek millete yapılan zulme sessiz kalmasıdır. Bu da yetmedi; Epsteinci, sapık ve zalim Trump'ın koluna girmesi... O da yetmedi; Trump'ın muhtarı gibi Siyonizmin her dediğini yapmak zorunda kalması... Bunları unutturmak için de Mekke Savunma Anlaşması ile milletin gazını alma refleksine girmesidir.
Adım gibi eminim ki Orta Doğu'da ABD ve Rusya'nın inisiyatiflerinin tek bir virgülüne bile dokunamamaktadırlar.
Siyonizmin tek çekincesi; Selçuklu'dan bu yana gelen kadim Aksaçlılar ve onların emrindeki uyuyan hücrelerimizdir. Bunlar hiçbir zaman, hiçbir şartta ortaya çıkmazlar. Tereyağından kıl çekercesine devlet yıkar, devlet kurarlar.
Aslında Sorun Ne?
Nereye gidiyoruz? Ülke bölünüyor mu? Kürt sorunu hakikaten var mı?
Son 48 PKK'lının ayakkabı numarasını bile bilen İçişleri Bakanı Süleyman Soylu neden görevden alındı?
Bana soracak olursanız ne Kürt sorunu var ne de Türk sorunu var. Ne Alevi ne Sünni sorunu var. PKK sorunu bile yok; o bile bizim kendi sorunumuz değil, ithal ve yapay bir sorundur.
Çok şaşırdınız, değil mi?
Kıymetli okuyucularım; sorunların tamamı, kapitalist vampir sömürü düzenini örtme gayretiyle üretilen ve sömürüyü devam ettirmeyi amaçlayan yapay sorunlardır. Siyasetçilerin tartıştıkları konulara dikkatle odaklanırsanız; faizci sömürü düzenine alternatif bir çözüm sunmadıklarını görürsünüz. Ciddi konuları konuşurlarken bile ciddiyetsizliklerini, samimiyetsizliklerini, danışıklı dövüş ve kayıkçı kavgası yaptıklarını yüz ifadelerinden ve beden dillerinden anlarsınız.
Yahu kardeşlerim, bu milletin en büyük terör sorunu paylaşımdaki adaletsizliktir. Araştırın, göreceksiniz: Teröre harcanan mı çok, yoksa uluslararası finans kuruluşlarına ve faize ödenen mi? Kabaca faizle sömürülmemizin oranı, terörün maliyetine göre 100 kat daha fazladır. Kesin rakamları da ekonomistlerimiz açıklasınlar.
Evetçi Babacan; vatandaş olarak seni bu konuda vekil tayin ettim, bu görevi sana verdim. Araştır ve raporu masama koy!
Evet, asıl sorun ve en büyük terör, milletimizin kapitalist ve faizci sömürü düzeni ile soyulmasıdır. Faizin "f"sine 25. yılında bile dokunamayan sözde dindar, "Adil Düzen" ateşiyle yanan iktidar; "Büyük sorunlar çözüyoruz, bizi faiz ve pahalılık gibi basit işlerle meşgul etmeyin" havasında milleti manipüle etmeye devam etmektedir.
Sebebi ise her seçim öncesi iktidar olabilmek için destek aldıkları kapitalist sermayeye; yüksek faizlerle ve temel ihtiyaç maddelerine yapılan fahiş zamlarla diyet borçlarını ödedikleridir. Bu durum apaçık ortada değil midir?
Sayın Cumhurbaşkanımız aniden, sürpriz bir şekilde; belediye başkanları Serkan Civa, Bünyamin Demir ya da M.Kemal Yazıcıoğlu gibi çarşıya, pazara, esnaf ziyaretine cesaret edebilir mi? Soruyorum size: Edemez.
Evet, Sayın Cumhurbaşkanım; millet perişan, sosyal patlamalar kapıda. Siz böylesine bir krizde inançlı ve sabırlı milletiniz üzerinde korku imparatorluğu kurarak devam ederseniz, ülkeyi felakete sürüklersiniz.
Tüm bunları örtmek adına, teröristler için çıkarılan çerçeve af yasasının mevcut anayasaya bile aykırı olduğunu bile bile "evet" oyu kullanan 467 milletvekilinin Siyonizmin oyununa gelerek kendi ayaklarına sıktıklarını zaman gösterecektir. AK Parti'nin sonunu getirecek olan, milletin vicdanında 9 şiddetinde deprem etkisi yapan bu çerçeve yasanın artçıları olacaktır. Bir puanı da milletin imanından ve sabrından düştüm.
Kısacası AK Parti ve destekçilerinin son hâllerini tahayyül ettiğimde gözümün önüne gelen fotoğrafın
İktidarı ve muhalefeti ile 10 şiddetindeki kapitalist ve faizci sömürü depreminin yıkıntıları altında kalmış durumdalar. Milletimizin bünyesinde kalan 1 derecelik vicdan, sabır izolatörü veya kırılmayan kolon kendilerine siper olduğu için henüz hayatlarını kaybetmemişlerdir ve acil kurtarma ekiplerinin yetişmesini beklemektedirler. Fotoğraf budur.
Gelecek olan kurtarma ekibi Çin menşeili, imansız ve vicdansız olursa şayet; kurtarma esnasında kepçe ile kolonun kırılmasına vesile olacaklardır. Kapitalist göçük altındaki depremzede iktidarın kurtulması için usta bir operatöre ihtiyaç vardır. O operatörler, küllerinden yeniden doğan Anka kuşlarıdır.
Bilmem anlatabildim mi?
Ülkeyi muhalefetsiz bıraktım, Erdoğanlı imparatorluğunu kurmaya az kaldı hezeyanlarından vazgeçin. Bu ülkenin, inanmış Anka kuşları, Alperenleri Milli yolun korkusuz Muhsinleri var. Adil Kur an düzenini de kuracak olan onlardır. Zalime korku, mazluma umut olacak olan da onlardır.
AK Parti'nin kutlayacağı hiçbir şey kalmamıştır. Kutlamaya gelenlerin yüzlerinden düşen bin parçaydı. Oynayanlar da vardı ancak gönülden oynamadıkları yüzlerinden ve enerjilerinin eksikliğinden belliydi. Bugün yapılan kutlama 25. yıl kutlaması değil; Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın —başka bir açıdan bazı AKP'lilerin peygamberinin— iktidara veda hutbesi gibiydi.
Selam ve dua ile.
Hüseyin Bağdatlı
Milli Yol Partisi Artvin İl Sorumlusu. Son Gülle.