Kur’an Nizamı-259; Adil devlet düzeni budur
‘SosYO-EKONOMİK Tufan’ ülkemizi ve dünyayı sarmış durumda…
çare ve çözüm önerilerimiz bu yazılarda; uygulanmayı bekliyor…
Önceki yazılarla birlikte okunmasını da tavsiye ederek devam…
***
“Ve ibtegû ileyi’l-vesiylete / Ve O’na vesile ibtiğa ediniz” (Maide 35)
Vesile insanlık kan damarlarına ve sinir sistemine benzer. Toplar damar var, atar damar vardır. Duyu sinirleri vardır, hareket sinirleri vardır. Sinir sistemi veya kan dolaşımı sistemi vesiledir.
Her fert bir vesileye bağlanacak yani dayanışma sorumlusunu seçecek. Bunu yapmak farzdır. Dayanışma sorumluları da başkanı seçecekler. Bu da onlara farzdır.
O halde on kişi bir araya gelince her biri diğer dokuz kişiyi de kendisine vesile yapmakla yükümlüdür. Sadece tercih hakkı vardır. Sıralanmasını isteriz. Sıraların tersleri toplanırsa vesile olma derecesi bulunu ve başkan böylece seçilmiş olur.
“El-Vesile”nin burada marife olması dayanışma ortaklıklarının ve başkanın seçilmesinin mevzuatla olacağını gösterir. Seçilmek değil seçmek farzdır. Demokrasi budur. Taşra bucaklardan sonra il merkez bucaklarını, ülke merkez bucaklarını halk oluşturur.
Böylece bütün insanlık bu şekilde organize olmuş olur.
“İttika etmek” demek kurallara uymak demektir.
“Vesile ibtiğa etmek” ise örgütlenmedir.
“Ve cahidû fiy sebilihi / Ve O’nun sebilinde cihad ediniz” (Maide 35)
“Cihad etmek” gayret etmek demektir. Cihad mallar ile ve can ile yapılır. Cihadın mutlaka düşmana karşı yapılması gerekmez. Zor işi yapmak cihattır.
Müminler önce kendi aralarında kurallar oluşturur ve o kurallara göre hareket ederler. Sonra örgütlenerek birlikte hareket etme imkanını sağlarlar. Bunu yapmak oluşmak için gereklidir. Bunların görevleri nelerdir? Görev, insanların birbirleri ile buluşmalarını sağlamaktır. İşte bu buluşma araçlarına “sebil” denmektedir.
Benim bugün cep telefonum vardır. Yerimde istediğim insanla buluşabiliyor, konuşabiliyorum. İşte, müminlerin işi bütün insanlara birer cep telefonu temin etmek ve bütün insanların birbirleri ile bedelsiz konuşabilmesini sağlamaktır. Bugün bunu sermaye yapmakta. Kur’an ise bunun bedelsiz yani alınan vergi karşılığı yapılmasını emretmektedir.
Bugün ben uçağa biniyorum ve Türkiye’den Avustralya’ya bile gidebiliyorum. Bunu para ile yapıyorum. Oysa “Adil Düzen”de bu parasız yapılacaktır. İşte bunu sağlamaya çalışmak demek, O’nun sebilinde çalışmak demektir.
Sebİller yanİ yollar nelerdİr?
-Kara, deniz, hava ve demir yolları sebildir; garajları, istasyonları, iskeleleri de sebildir.
-Telefon, internet, basın yayın sebildir.
-Elektrik enerji yolları teller sebildir.
-Su yolları sebildir.
Bunları tesis etmek ve vatandaşların serbestçe birbirlerine ulaşabilmelerini sağlamak O’nun sebilinde cihattır. İşletmelerden paylar alınır, bunlar halka karşılıksız sağlanır. Güvenlik ve yargı da sebildir. Demek ki müminlerin bir tek görevi vardır; insanları birbirlerine ulaştırmak. Bu kişilerin özgürlüğüne katkıda bulunur ve topluluğu da oluşturur.
Burada dikkat edilecek husus şudur: Biz kimin neyi vereceğine, kimin nereye gideceğine karar vermeyiz, sadece onların gitmelerine ve vermelerine imkân sağlarız. Verip vermeme, neyi verme neyi alma hususlarına biz karışmayız.
Adİl devlet düzenİ İşte budur.
Sosyalistler ne verip ne alacaklarına karışırlar, kapitalistler ise gidip gelmeyi sadece parası olanlara sağlarlar. “Adİl Düzen” ise gidip gelmeyi herkese sağlar, gidip gelmelerine ve alıp vermelerine karışmaz. (Devamı var)