Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşme… - 3
Önceki yazılarla birlikte okunmasını tavsiye ederek kaldığımız yerden devam…
6. Bugüne Kadar Yaşananlar ve Şimdi Hangi Süreçteyiz?
Öncelikle bilinmelidir ki, toplumsal sözleşmeleri ve kuralları tanımayan silahlı gruplar yapılacak sözleşmelere de genelde uymazlar. Bu nedenle teröristlerle yapılacak sözleşme meşru bir dayanak olamaz. (“Sana haram ay ve onda savaşma hakkında soru yöneltiyorlar. De ki: ‘Onda savaş, büyük bir günahtır. Allah yolundan engellemek, O’nu inkâr etmek, Mescid-i Haram’a gidişi engellemek ve halkını oradan çıkarmak ise Allah katında daha büyük bir günahtır. Fitne ise adam öldürmekten daha büyük bir kötülüktür. Onlar güçleri yeterse, sizi dininizden/düzeninizden döndürmek için sizinle savaşı sürdürürler, sizden her kim de dininden/düzeninden döner ve kafir olarak ölürse, bunların yaptığı bütün iyi işler dünya ve ahirette boşa gitmiştir ve artık onlar cehennemliktirler, hep orada sonsuza kadar kalacaklardır.’” Bakara 217) Ancak, devlet yapılacak sözleşme ile kendini bağlamak ister. Çünkü terörist kişi ve gruplar kanunları ve diğer toplumsal sözleşmeleri kabul etmiş olsalardı, haklarını aramak için dağda silah kullanmayı tercih etmezlerdi. Meşru olmayan silahlı güç kullanarak hak arayanlar sadece iki yolla uzlaşma masasına otururlar; ya gücü tükenmiştir veya daha önceki barış süreçlerinden daha kanlı bir plan üzerinde çalışmaktadır.
7. Terörle İlgili Kanunlarının Yenilenmesi
Teröristlere sürecin her safhasında açık ültimatomların verilmesi gerekir. (“Bu, Allah ve Peygamberinden, antlaşma yaptığınız müşriklere bir ültimatomdur.” Tevbe 1) Bu ültimatom kapsamında teklifin yapılmasından son dört ay içerisinde bütün kanunların değişeceği açık olarak yer almalı. (“Bundan böyle yeryüzünde dört ay istediğiniz gibi dolaşın; şunu da bilin ki, siz Allah’ı aciz bırakacak değilsiniz ve Allah, herhalde kafirleri rezil edecek!” Tevbe 2) Bu süre aynı zamanda öldürme olaylarına katılanlara da sadece teslim olmaları konusunda tanınmalı. MGK tavsiyesi ve alınacak Meclis kararlarının geri dönülmez kararlar olacağı, hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağı belirtilmeli. (“Bir de Allah ve Peygamberinden Hacc-ı Ekber gününde insanlara bir bildiridir ki, Allah da Peygamberi de müşriklerden kesinlikle uzaktır. Hemen tevbe ederseniz, hakkınızda hayırlı olur. Eğer aldırmazsanız, bilin ki, Allah’ı aciz bırakacak değilsiniz. Allah’ı ve Peygamberi tanımayanlara acı bir azabı müjdele!” Tevbe 3) Bu çerçevede aleyhine de olsa devlet aldığı kararlardan geri dönmemeli. (“Ancak antlaşma yaptığınız müşriklerden daha sonra antlaşmalarında hiçbir eksiklik yapmamış ve aleyhinizde hiçbir kimseye arka çıkmamış olanlar başka. Bunlarla yaptığınız antlaşmayı süresine kadar tamamen yerine getirin. Allah, her halde sakınanları sever.” Tevbe 4)
Teröristlerin sadece terörden çekilmeleri değil, ülkenin millî birlik ve bütünlüğü aleyhine olacak her türlü eylemlerde çekilmelerini sağlayacak şekilde kanunların içerikleri genişletilmeli. Yurtiçindeki teröristlerin yanında yurt dışında bulunanlar da cezalarını çekmeleri ve diyetlerini ödemeleri şartıyla bu haklardan yararlanmalı.
Dört aylık sürenin sonunda TBMM’ne sunulan kanun teklifinde öngörülen izleme kurul karar ve benzeri unsurlar kalmamalı. Bundan sonraki aşamalarda konunun (mukatele alanında) askeri hukuk düzenine göre işlem göreceği duyurulmalı. Teröristler istedikleri zaman bireysel olarak teslim olabilirler; ancak örgütlü terör olayları varsa bunların önlenmesinde meşru silahlı güçler kullanılacaktır. Bunlar genel olarak: -Her şeyden önce teslim olmak esastır. -Eline silah alan veya silahlı mücadeleye katılanlara durum açık olarak bildirilecek. -Herhangi bir kasıtlı ölüm olayına “ölüm cezası” teklif edilmeli. Ölüm cezası, geçmişteki ve gelecekteki siyasi riskleri azaltabilecektir. (“Ey iman edenler, öldürülenler hakkında üzerinize kısas yazıldı. Hüre hür, köleye köle, dişiye dişi. Bununla birlikte her kim kardeşi tarafından kısmen bağışlanırsa, o vakit görev, birinin geleneğe uyması birinin de ona borcunu güzellikle ödemesidir. Bu, Rabbinizden bir hafifletme ve bir rahmetttir. Her kim, bunun ardından yine tecavüz ederse, artık ona pek elem veren bir azap vardır.” Bakara 178) -Toplumda çocuk katilleri, ana-baba katilleri ve terörden kaynaklanan artan korku hali için ölüm cezası artan gerilim ortamının iyileşmesini sağlayacak. (“Sizin için kısasta bir hayat vardır, ey temiz aklı, temiz özü olanlar! Belki korunursunuz.” Bakara 179) (Devamı var)