Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşme… - 4
Önceki yazılarla birlikte okunmasını tavsiye ederek kaldığımız yerden devam…
8. Süresiz Barış ve Süreli Savaş Esası
Barış düzenine herkes istediği zaman barış için gerekli şartları karşılamak suretiyle katılabilir. Fakat, silah kullanılmaya başlandığı ve barış anlaşması bozulduğunda şartlar değişebilir. (“Yeminlerini bozup peygamberi yurdundan çıkarmayı tasarlayan bir toplulukla savaşmaz mısınız? Hem de ilk önce onlar size saldırmaya başlamışken; yoksa onlardan korkuyor musunuz? Eğer müminseniz, daha önce Allah’tan korkmalısınız!” Tevbe 13) İnsan öldüren öldürülecek, mala zarar verilmesi halinde zarar verenin akılesi (dayanışma ortaklığı) zararı tazmin edecek. (“O haram aylar çıkınca artık müşrikleri nerede bulursanız öldürün, onları yakalayıp hapsedin ve bütün geçit başlarını tutun! Eğer tevbe edip namaz kılar ve zekâtı verirlerse, onları serbest bırakın; çünkü Allah bağışlayan ve merhamet edendir.” Tevbe 5) Terörist grupların verdikleri sözler ve ettikleri yeminler ihtiyatla karşılanmalı, çünkü güvenilir olsalardı terörist ve düzen tanımaz olmazlardı. (“Ve eğer antlaşma yaptıktan sonra yeminlerini bozar ve dininize saldırıya kalkarlarsa, o küfür öncülerini hemen öldürün. Çünkü onların yeminleri yoktur, belki vazgeçerler.” Tevbe 12)
9. Mağdurların Haklarının İadesi - Tazminat Hakkı
Türkiye kırk yıldır silahlı bir ifsat olayıyla karşı karşıyadır. Kamu görevlileri de dahil olmak üzere hayatlarını kaybeden, uzuvlarını yitiren vatandaşlarımız var; mallarını kaybedip zarara uğrayanlar var. Bu vatandaşlarımızın tazminat hakları var ve bu hakların ödenmesi gerekmekte. Günümüz sisteminde bunların akılelerine mağduriyetlerini telafi ettirmek zor olacak, hatta mümkün olmayacaktır. Kamu düzenini sağlama sorumluluğunu üstlenmiş olan devlet bu mağdurlara karşı da sorumludur. Dolayısıyla tazminatın bir kısmının kamu yönetimince karşılanması gerekecek. Kalan kısım mağduriyete sebebiyet veren kişilerin hayat boyu haklarından yapılacak kesintilerle karşılanmalı. Yeni süreci takip eden dönemde ise akıle teminatına bağlanmalıdır.
10. Sonuç: 1. Saadet Partisi her şart altında barış düzenini esas aldığını ön hüküm olarak millete duyurmalı. 2. Mağdurların korunması için devletin mülkiyetindeki hazine arazilerini, barış düzenine teslim olarak katılmak üzere gelenlerin gönüllü olarak çalışacağı, böylece mağdurların zararların tazmin ettirileceği mekanizma(lar) geliştirileceği vaat edilmeli. 3. Daha önce yürürlükten kaldırılan ölüm cezasının tekrar getirilmesiyle şehit ve gazilerimizin yakınları tatmin edilecek, böylece kamuoyu desteği sağlanacak, şimdiye kadar sürekli çıkarılan erteleme/af benzeri uygulamalar nedeniyle cesaret bulan teröristler caydırılmış olacak. 4. Çıkar çatışması esası üzerine kurulu siyaset mekanizması ülkede partiler arası kutuplaşmaya neden olmuştur. Bu nedenle Saadet Partisi teklifini Allah’ın yeryüzündeki halifesi olan millete götürmeli. 5. Bize göre askerlik yapmayan kişilerin siyasi görev üstlenerek milletvekili seçilmeleri mümkün değil. Ancak teklif edilen kanunda erteleme süreleri beklenmeden 2 ve 3 yıl içinde hakların iadesi öngörülmekte. 6. Mecliste sunulmuş olan teklif bu şekli ile terörü teşvik edici unsurlar barındırmakta. Silah zoru ile kazanıldığına dair hükümler ihtiva etmekle terörü bitirmekten ziyade teşvikine, terör destekçileri yoluyla yeni örgütlerin ortaya çıkmasına veya ileri karakollara mesaj göndermesine olanak sağlaması nedeniyle bu şekilde yasalaşmasının kabulü eksik olacak. Bu kanun teklifi bir önceki barış süreçlerinden daha fazla erteleme (şartlı af) içerdiğinden yeni bir yol haritası sunmamakta. 7. PKK gibi silahlı terör örgütleri için askeri kanunların değişerek savaş hukuku şartlarına geçildiği, dağlarda silahlı faaliyet yürütenlerin dört aylık bir süre sonrasında görüldükleri yerde öldürülecekleri kanun teklifinde yer almalı. 8. Dört aylık süre bittikten sonra yapılacak izleme ve benzeri durumlar reddedilmeli. Gönüllü teslim ve hukuka bağlılık dışındaki tüm tutumlar bırakılmalı. 9. Yurt dışında yaşayanların da ilgili ülkelerle yapılacak anlaşmalar yoluyla diyetlerini ödemelerine fırsat tanınmalı. Ülkeleri aleyhinde faaliyette bulunanlar ise kapsam dışı tutulmalıdır. 10. SULH HER ZAMAN HAYIRLIDIR.