Kur’an nizamı, fon vurgunu ve bir çözüm önerisi
Önceki yazılarda yazdığım girizgâhı -önemine binaen- tekrar hatırlamamız gerekiyor…
Bugüne kadar peş peşe “Kur’an Nİzamı” ve/ya “Kur’an’a göre devlet düzenİ ve medenİyet” başlıklı ve içerikli tam 280 (ikiyüzseksen) adet yazı yazdım…
Sebebi her yazımda yazılı:
“Sosyo-ekonomik tufan ülkemizi ve dünyayı sarmış durumda…
Çare ve çözüm önerilerimiz bu yazılarda; uygulanmayı bekliyor…”
-Son ‘FON VURGUNU’ gerekçesi de apaçık gösteriyor ki;
-Yazdığım çare ve çözümler acilen uygulanmaya başlanmalı…
Bu vesileyle yarım yüzyılı aşan genel “Adİl Düzen” ve özel olarak “Adil Ekonomik Düzen” -her derde deva- çare ve çözüm önerilerimizi de bir kere daha hatırlatıyorum…
***
Fon Vurgununa İstanbul Jeoekonomi Enstitüsü’nün Çare ve Çözüm Önerisi
Önerinin ana başlığı şöyle:
“Güven Bir Vaat Değil, Bir Sistemdir: İJE, FonTRust Programını Başlattı”
Öneriyi okumaya başlayalım: “Önemine binaen İstanbul Jeoekonomi Enstitüsü, gerçek değer, adil çıkış, şeffaf hesap verebilirlik ve üretken sermaye ilkeleri üzerine kurulu, Türkiye fon piyasası için kalıcı bir güven ve direnç programı sunuyor.
İstanbul, 28 Eylül 2026 - Sermaye piyasası fonlarındaki son gelişmelerin ardından, İstanbul Jeoekonomi Enstitüsü, Türkiye Fon Piyasası Güven ve Direnç Programı (FonTRust) kapsamında gerçekleştirdiği dördüncü yuvarlak masa toplantısının bulgularını, politika önerilerini ve uygulama araçlarını bir araya getirdi.”
***
“İJE RT4 kapsamında “Sermaye Piyasası Fonları: Finansal Gücü Türkiye İçin Kullanmak” başlığı altında düzenlenen toplantıda, fon piyasasının büyüklüğü değil, bu büyüklüğün yönetişim, şeffaflık, likidite, değerleme, yatırımcı koruması, piyasa bütünlüğü ve Türkiye'nin uzun vadeli sermaye ihtiyaçları açısından ne anlama geldiği tartışıldı. Toplantının başlangıç noktası, fon ekonomisinin "ne kadar" büyüdüğü değil, hangi değerde ve hangi ekonomik kapasitede büyüdüğü sorusuydu.
IJEBrief 004: Türkiye Fon Piyasasında Güven, Likidite ve Hesap Verebilirlik - Krizden Verimli Bir Sermaye Yapısına başlıklı yuvarlak masa toplantısının ardından hazırlanan çalışma, Türkiye fon piyasasındaki sorunu sadece belirli fonları etkileyen bir likidite veya tasfiye sorunu olarak değil, değerleme, yönetişim, yatırımcı adaleti, düzenleyici kapasite ve kamu güveni boyutlarını içeren çok katmanlı bir sermaye piyasası krizi olarak ele almaktadır.
455.000'den fazla yatırımcıyı etkileyen bir süreç
Sermaye Piyasası Kurulu'nun (SPK) 17 Eylül 2026 tarihli kararlarıyla, yedi portföy yönetim şirketine ait 131 fonun tasfiyesine karar verildi. Merkezi Sicil Ajansı (MKK) kayıtlarına göre, bu fonlardaki benzersiz yatırımcı sayısı 455.758 olarak açıklandı. İJE, bu rakamın kesinleşmiş mağdur veya zarar gören kişi sayısı değil, tasfiye halindeki fonları elinde bulunduran benzersiz yatırımcı sayısı olduğunu vurgulamaktadır.
SPK ayrıca, 2025 yılının son çeyreğinden bu yana bazı fonların, ekonomik gerçeklik veya şirketlerin temel göstergeleriyle açıklanamayan, düşük serbest dolaşımdaki hisselerde fiyat hareketlerine neden olduğunun gözlemlendiğini ve ilişkili taraflar arasındaki teminatsız borçlanma ve anormal fiyat hareketlerinin yarattığı sistemik riskleri kontrol altına almak için yeni kurallar geliştirildiğini belirtti.
Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası (TCMB) ise piyasa gelişmelerine yanıt olarak likidite önlemleri açıkladı: haftalık repo fonlamasını artırdı, bankaların borçlanma limitlerini güncelledi ve teminat iskonto oranlarını düşürdü. İJE'nin görüşüne göre, piyasaların işleyişini sürdürmeyi amaçlayan bu tür likidite önlemleri, yatırımcı kayıplarının tazmininden açıkça ayrı tutulmalıdır. (Devamı var)