Adil Düzen’in şeffaf uygulama ile görünür olması
“Fon vurgunu” vesilesiyle yazdığım bu yedinci yazımın ve devamında yazacağım yazıların daha iyi anlaşılması için önceki yazılarla birlikte okunmasını tavsiye ediyorum…
“Fon vurgunundan Kur’an Nİzamı Adİl Düzen’e” yazı serimize devam…
- “Kur’an Nizamı ve ‘Fon vurgunu’ sistemin iflası” dedik, ilk yazımızda…
- “Kur’an nizamı, fon vurgunu ve bir çözüm önerisi” başlıklı yazı ile başlayıp 4 yazı daha yazdık ki; meselenin hem önemi hem çare ve çözümlerimiz daha iyi anlaşılsın…
- “Fon vurgunundan Kur’an izamı Adil Düzen’e…” yazı serimizle;
- Hayatımızın ilmî-iktisadî-idarî/siyasî, dinî/ahlâkî 4 ana alanında “sosyal tufan” seviyesinde var olan sorunlara “Kur’an Nizamı Adil Düzen ve Adil Ekonomik Düzen” çözümlerimizi sunmaya devam…
***
Adil Düzen’in ve Adaletin Şeffaf Süreçlerle Görünür Hale Gelmesi
Bir toplum için adalet yalnızca güzel bir söz, iyi niyetli bir temenni veya siyasi bir iddia olamaz. Adaletin kurala dönüşmesi, kuruma dönüşmesi, ekonomik ilişkilere yansıması ve günlük hayatın içinde hissedilmesi gerekir. Fakat bunun da ötesinde daha önemli bir mesele vardır: İnsanlar sistemin gerçekten adil çalışıp çalışmadığını görebilmelidir. Tam burada “Adil Düzen” ile “BüyükAile - Şeffaf Süreç Yönetimi” arasında güçlü bir bağ kurulabilir. Bu iki yaklaşımı birbirinin alternatifi olarak görmek doğru değildir. Aksine farklı sorulara cevap veren, birbirini tamamlayabilecek iki ayrı katman olarak ele almak gerekir. Adil Düzen hak ve adalet merkezli bir toplum düzeninin nasıl olması gerektiğini ortaya koymaya çalışır. Ekonomiden finansa, vergiden eğitime, hukuktan devlet yapısına kadar geniş bir alanda yeni bir sistem arayışı sunar. BüyükAile ise başka bir soruyla ilgilenir: Kurulan sistem günlük hayatta nasıl işleyecek, insan sisteme nasıl katılacak, yönetici nasıl denetlenecek, kaynak nasıl takip edilecek ve karar nasıl görünür olacak? İşte Şeffaf Süreç Yönetimi burada devreye girer.
***
Adalet Bir Hedefse, Şeffaflık Onun İspatıdır
Bir sistemin kendisine “adil” demesi yeterli değildir. Kim karar verdi, karar hangi bilgiye dayanılarak alındı, kaynak nereden geldi, para nereye harcandı, kim faydalandı, kim faydalanamadı, verilen söz tutuldu mu ve ortaya gerçekten bir sonuç çıktı mı? Bunlar görülemiyorsa adalet iddiası toplum tarafından denetlenemez. Bu yüzden mesele yalnızca adaleti istemek değil, adaletin işleyişini görünür hale getirmektir. BüyükAile’nin Şeffaf Süreç Yönetimi anlayışı tam olarak bunu hedefler. Sistem vatandaşa yalnızca sonuç açıklamaz; süreci görünür hale getirir. Böylece yönetim anlayışı “Bize güvenin, biz doğru olanı yapıyoruz” yaklaşımından uzaklaşır ve yerine “Bize güvenmek zorunda değilsiniz; süreci görebilir, takip edebilir ve denetleyebilirsiniz” anlayışı gelir. Geleceğin yönetim anlayışında ihtiyaç duyulan temel değişimlerden biri budur.
***
Faizsiz Ekonomiden Şeffaf Ekonomiye
Adil Ekonomik Düzen anlayışında faiz yerine üretim, ortaklık, emek, risk paylaşımı ve reel ekonomik faaliyetlerin öne çıkması önemli bir yaklaşım ortaya koymaktadır. Ancak burada çok önemli ikinci bir soru vardır: Bu ortaklık nasıl yönetilecektir? Vatandaş veya yatırımcı parasını sisteme koyduğunda ne olduğunu görebilecek midir? Para nereye gitmiştir, projenin maliyeti nedir, satın alma kimden yapılmıştır, üretim ne kadar gerçekleşmiştir, ürün kaça satılmıştır, gerçek kâr ne kadar oluşmuştur, yönetim giderleri ne kadardır ve kâr hangi ölçülere göre dağıtılmıştır? Şeffaf Süreç Yönetimi işte bu alanı doldurur. Böylece faizsiz finans yalnızca bir finans modeli olarak kalmaz, hesap verebilir bir ortaklık düzenine dönüşür. Ortak olan insan yalnızca parasını veren kişi değildir; süreci görür, bilgiye ulaşır, hesabı bilir, gerektiğinde soru sorar, gerektiğinde itiraz eder ve böylece gerçek anlamda ortak olur.
(Devamı var)