Necmettin Erbakan 100 Yaşında-1; Adil Düzen…
Prof. Dr. Necmettin Erbakan 100 yaşında; yani 29 Ekim 1926 yılında doğdu…
Türkiye Cumhuriyeti Devleti 103 yaşında; yani 29 Ekim 1923 yılında kuruldu…
Umran Dergisi Ekim 2026/386. sayısı; Necmettin Erbakan 100 Yaşında şeklinde…
Umran Derginin bu ayki kapağında Erbakan Hocanın fotoğrafı var…
Kapakta ana başlıklar olarak yazılanları okuyalım…
- Necmettin Erbakan 100 Yaşında
- YENİ BİR DÜNYANIN EŞİĞİNDE
- Varoluşsal Riskler, Tarihsel Misyon ve Adİl Düzen Arayışı
Kapakta birkaç yazarın yazı başlıkları var, birinci yazı başlığı şöyle:
-Adİl Bİr Düzen Kurmak Mümkün Müdür?
Dergi editörünün bu sayıda Necmettin Erbakan merkezli yazdıklarını okuyalım…
“İbn Haldun, çığır açıcı eseri Mukaddime’de medeniyetlerin yükselişi, güçlenmesi ve çöküşüne ilişkin en derinlikli yaklaşımlardan birini ortaya koydu. Ona göre bir medeniyet yalnızca servete, ordulara, toprağa veya kurumlara sahip olduğu için güçlü duruma gelmez. Medeniyet hakiki kudretini, mensuplarını birbirine bağlayan münasebetlerin niteliğinden ve devletin adaletli olmasından alır.
İslâm medeniyetinin özünü yansıtan bu anlayış tek kutupluluktan çıkma sürecindeki çok vektörlü dünyamızda, ülkemizde ve İslâm âlemindeki Adİl Düzen arayışı bakımından dikkate değerdir. Nitekim Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Şanghay İş Birliği Teşkilatı Zirvesi’ndeki konuşmasında Adil Düzen arayışının sürdüğünü söyledi. Çünkü neoliberal küreselleşmenin sona erdiği ve yerini ulusal merkantilist liberalizme bıraktığı dünyamız her güne yeni bir hezeyanla uyanıyor. Trump bir gün müttefiklerine hakaret ediyor, ertesi gün İran’a saldırıyor, ardından Putin ile müzakere ediyormuş gibi yapıyor, Çin devlet başkanını uçağının kapısında karşılıyor. Katliamcı İsrail Siyonist rejimi ise fütursuz saldırılarını sürdürürken küstah açıklamalarına yenilerini eklemeye devam ediyor.
Zihnimizin tasavvur dahi edemediği çok daha korkunç olaylara doğru sürükleniyoruz. Bu açıdan siyasi hayatımızda kalıcı iz bırakan rahmetli Necmettin Erbakan’ın Adİl Düzen tasavvurunun sadece bir siyasi slogan olmadığını hatırlamamız gerekir. Onun tarih okuması bir yandan Türkiye’nin tarihsel misyonunu hatırlatırken diğer yandan sadece maddi ilerlemenin tek başına medeniyetin bekasını garanti ettiği varsayımını reddetmiştir.
Erbakan, diğer İslâmcılar gibi medeniyetin ahlaki ve manevi boyutlarını ve sağlıklı bir toplumsal düzende adaletin vazgeçilmez yerini defalarca vurgulamıştır. Çünkü adalet olmaksızın en güçlü medeniyetin bile zamanla kendi çöküşünü hazırlayacağını biliyordu. Ancak Erbakan’ın Adİl Düzen çerçevesindeki medeniyet tasarımı ile ekonomi programının pratiğe aktarılması arasında önemli bir boşluk vardı. Bu sebeple uygulanabilir bir model olmaktan ziyade, bir manifesto hüviyetindeydi. Bütün bunlara rağmen, Erbakan’ın asıl mirası, hazır bir Adil Düzen reçetesi bırakması değil, mevcut düzenin alternatifsiz olmadığı fikrini gündeme taşımasındaydı.
Necmettin Erbakan, Türkiye’nin durumunu değerlendirdiği Millî Görüş (1975) kitabında sol ve liberal görüşlerin çıkmazını anlatırken huzur ve kurtuluşun iman ve ilim, ahlak, kardeşlik ve adaletle mümkün olacağını yazar ve başarıya ulaşmak için şuurun canlandırılarak ahlak temelli bir hareketin başlatılması gerekliliğinden söz eder. Bu vurgular özellikle önemlidir; çünkü adaleti, sağlıklı bir medeniyetin temellerinden biri olarak iman, ilim ve kardeşliğin yanına yerleştirir. Aynı zamanda ilerlemeyi yalnızca teknoloji, sanayi kapasitesi, askerî güç, ekonomik büyüme ve bilimsel başarıyla özdeşleştirmeye yönelik seküler yaklaşıma da meydan okur. Çoklu krizler çağında ise bir millet, varoluşsal belirsizlikleri arttıran yapay zekâya, nükleer teknolojiye, gelişmiş havacılık ve uzay sistemlerine, gelişmiş finans piyasalarına ve muazzam bir askerî güce sahip olabilir, ancak bunların hiçbiri onun ahlaki veya medeni kalıcılığını garanti altına almaz.” (Devamı var)