Kullanıcı Adı:
Parola:
Üye Kayıt
Üye Aktivasyon
Parolamı Unuttum

Captcha image
Show another code

Giriş
Cengiz Demirci
Emetün Mümine
15.11.2015
5694 Okunma, 8 Yorum

Kuranda geçen mümini hep iradesi hür kendi başına iş yapıp karar veren kuran düzeni için çalışıp malını canını kayırmayan, cihat eden olarak düşünürüz. Kurandaki emetüm müminetün ve türevlerini bilsek de dikkat etmeyiz.

 

Market ortaklığında önce market rahman ve rahim olsun diye her gelenden bizimle bizim şartlarımızda iş yapmaya gelenleri kabul ettik, onlara ortaklığı salık verdik ama anlamalarını o an için beklemedik. İşlerin yoğunlaştığı bir dönemde birden işçileri aylık düzeninden ayırıp ortak haline getirdik, emek paylarını tecrübe, kıdem ve evli olup olmamasına bakarak bir takım kriterlerle paylaştırmaya başladık. Rahman ve rahim diye kabul edince işçi sayısı artmaya başladı biz de gelip kabul edeni aldık, bu kez emek payları azalmaya başlayınca emek ortakları olan işçiler aylıkla çalışma isteklerini beyan etmeye başladılar. Bizden red cevabı aldıkça da işteki verimlilikleri düşmeye başladı, katkıları azalmaya başladı, kilit işlerdeki (muhasebe, mal girişi, mal kabulu, satışlar, reyon sorumluları vs) ortaklar da aynı şekilde davranmaya aldıkları paylar yetmediği için verimlilik düşmeye, işten çıkmaya başladılar. Herkesin girip çıkması sorun değildi ama kilit yerlere de sorunların aksetmesi bizi tekrar düşündürmeye başladı, çünkü o pozisyonlara alınan elemanların belli bir eğitim aşaması vardı ve en az 6 ay iş tecrübesi gerekiyordu.

 

Sonuçta ayetteki mümin genel teriminin ekonomideki izdüşümü, bizimle tüm vaktini, emeğini markete hasreden ortaklar olarak alma gereği duyduk, bunlardan hür mümin olarak emek ortaklarımızı kabul ettik, eme ve eşdeğeri olarak da bizimle çalışıp emek payı yerine kilit yerde olmaması ve az katkısı olması nedeni ile , kabul ettik. Müslimler ise bizden alışveriş yapan müşteriler ve bizimle mal takasına giren firmalar idi. Kafirler piyasa düzeni içinde bizimle mücadele eden rakip marketler, müşrikler ise piyasa düzeni dışında bizi yok etmeye çalışan rakipler idi.

 

Şu anda bu kabullerle hareket ediyoruz.

 

Emetün müminetün terimi ve bunun eşdeğeri olan terimler bize göre ortaklık düzenine henüz hazır olmayan, ama bizimle birlikte çalışmayı kabul edenleri kapsamaktadır. Emek bütçemizin yarısını işçiliğe göre diğer yarısını da emek ortaklığına göre tahsis ediyoruz. Biz hazır olduğumuzda o kadrolar yavaş yavaş fiziki genişleme ile birlikte hür müminlere dönüşecek ve gelen emek payları onlar için yeterli olacak, onlar da bunu yeterli görecektir.

   

 

 


Yorumcu 
Yorum 
Süleyman Karagülle
15.11.2015
14:57

Ortaklık denemenizi yapmaya başlamanız tebrike şayandır. Allah muvaffak eylesin.  Bu hususta bazı  görüşlerimi arz etmek isterim.

1- Geçiş tedrici olmalıdır. Birden geçiş  olmaz. İsteyenler işçi statüsünde kalmalı, isteyenler ortaklık statüsüne geçmelidir.

2- Ortaklık sistemini kabul eden kimseye işçilikte kazandığı kadar avans verilmeli, geliri işçilikten az olmamalı. Ortaklık Payı işçilik payının üstüne çıktığı zaman verilen avans artan kısmın yarısı ile tahsil edilmeli. Çıkmazsa avans kendisinden istenmemelidir. İşçilikten ayrılsa da istenmemelidir.

3- Gelirin yarısının işçiliğe, yarısının ortaklığa ayrılması uygun bir uygulamadır. Birden yarısı ile başlamak yerine daha az nispetle başlanmalı. Ortağın kazancı işçilikten daha fazlasına ulaşıldığı zaman daha fazla yeni ortak sisteme alınmalıdır.

4- Veresiye sistemi ise işçilik sisteminden daha zararlıdır. Veresiye satış yerine konsinye sistemine gidilmelidir. Satılmayan mallar geri alınmalıdır. Satın alırken de sermaye ortakları bulunmalıdır. Peşin parayla alınmalıdır, senetle alınmamalıdır.

Ortaklık sistemine geçmek isteyenlere bilgi olarak sunulur. 

Reşat Nuri Erol
15.11.2015
15:06


ALLAH KOLAYLIK VERSİN...

DENEMENİZ MÜBAREK OLSUN... 

İNŞAALLAH ÖRNEK ÇALIŞMALAR OLUR...

SELAM VE DUA İLE...

REŞAD



Hüseyin Kayahan
15.11.2015
22:50

Teşebbüsünüzü tebrik ederim. Azminizin ve sabrınızın devamını dilerim. Başarı; tek başına bilgi ve tecrübe değildir; bilgi ile tecrübenin çarpımıdır, toplamı değildir.Elemanlardan her ikisinin de var olması halinde netice var olur, biri yoksa netice sıfır olacaktır. Denemeniz bizim için de yol göstericidir. Gidişatı paylaşırsanız hem bilgilenir hem de belki katkı koyma imkanı doğar.

1989 yılından 2000 yılının sonuna kadar İzmir'deki "sırık imalatımızda"  bazı şeyleri uygulamaya çalışmıştım. Küçük bir imalat olduğu için bazı şeyler kolay olmuştu.

İşçiler hasılanın %10'unu alıyorlardı. Herkes ürettiğini kendisi yazıyor, hafta sonu o günkü satış bedelinden karşılığını alıyordu. Makinaları 5 ortak koymuştu. Müteşebbis ve yönetici olarak ben de hasılanın %10'unu alıyordum. 1994 yılında yönetimi ortaklarımdan ikisine bırakarak Kırgızistan'a gitmiştim.

Sonraki yıllarda işletmede yenilikler yapılamadığı için ciro düşeye başladı. Yöneticiler %10'un kendilerine yetmediği gerekçesi ile paylarını sürekli arttırdılar. Sonunda hasıladan alınan işçilik ve yönetim payları reel kardan fazla olduğu için önceki yıllarda konan ve kazanılan döner sermaye de bu paylara gittiği için işlemede sona gelindi ve tasfiye edildi.

Küçük bir işletmeydi. Sadece emek, mesul ortaklık payı ve kira cirodan pay olarak tarif edilmişti. Diğer girdiler mirastaki "bakiyeciler" gibi düşünülmüştü. İsletme senedi, vs oluşturulamamıştı. 

Sizinki ticari bir işletmedir. Dinamikleri daha farklıdır.

Mesela; emek payı cironun %kaçıdır, sizin işletmenizde?

Bozulan veya iade edilen malların neden olduğu zararlara emek iştirak etmekte midir? Bunlar sermaye tarafından mı sübvanse edilmekte midir, yani sermaye bakiyeci midir? Tesis, emek, genel hizmet mahfuz hisse; sadece sermaye mi bakiyecidir? Yani onun payı değişken midir?

Pay dönemleri günlük müdür, aylık mıdır; yıllık mıdır? Geciçi avansların kati hesaba dönüşmesi hangi periodlarda yapılmaktadır?

Tekrar tebrikler, başarılar.

H.Kayahan

Hüseyin Kayahan
15.11.2015
23:02

Paralel/koşut okumalar makalemde sizin bu yaptığınızı tarif etmeye çalışmıştım.

Kafir, mümin, müşrik vs kelimelere verdiğiniz anlamlar çok güzel.

Kurandaki cümleler matematikteki formüller gibi, kelimeler de soyut değişkenler gibidir, demiştim. Her kelime fizikçi için başka bir anlam, biyolog için ayrı bir anlam, ekonomist için ayrı bir anlam, vs ifade eder. Siz bunu işletmenize indirgemişsiniz, çok sevindim. Demek ki doğru bir şeye delalet etmişim.

Gelecek 1000 yılda Kuranın her ilim için bir meali olacaktır. Geçen dönemde olduğu gibi, bazı ayetler sadece ekonomik, bazı ayetler sadece fizikle ilgili denmeyecek; Kuranın tümü mesela fizik için, biyoloji için, sosyoloji için düşünülecek ve o ilimle ilgili terimlerle çevrilecektir. Kuran üzerindeki çalışmalar hiç bir zaman bitmeyecektir. O kendisi gibi ilmi de sonsuz olan tarafından inzal olmuştur. İlave edeceğimiz her kazanım onun ilmine doğru aldığımız yol demektir. Gittikçe yaklaşırız, sonsuzda ona teğet oluruz ama hiç bir zaman ona yetemeyiz.

Teşekkürler Cengiz, Allah gayretinizi ve ilminizi arttırsın.

H.Kayahan

Tayibet Erzen
16.11.2015
02:09
Kuran'da yer alan statüleri gerçekten çok güzel bir örnekle hayata geçirmişsiniz. Ben de Hüseyin Bey gibi düşünüyorum, işletmenizin gidişatını bizlerle paylaşmanız bizler için de çok öğretici olacaktır. Elinize sağlık, Allah razı olsun.
Reşat Nuri Erol
16.11.2015
07:03


HATIRLADIĞIM KADARIYLA HATIRLATAYIM...

ÖNCE "ÜSTAD" AKEVLER MÜTEŞEBBİSİ/MÜTEAHHİDİ OLARAK...

SONRA BİZ BERABER AKYOL NEŞRİYAT VE MATBAACILIKTA UYGULAMAYA ÇALIŞTIK...

ONUN ÖNCESİNDE AK-YAY MÜHENDİSLİK VE MÜŞAVİRLİK ÇALIŞMASINDA DA KISMEN UYGULANDI...

YİNE O DÖNEMDE YAYIMLADIĞIMIZ TEK YOL DERGİSİ FAALİYETİMİZ DE BENZERE SİSTEMLE YÜRÜTÜLDÜ... 

 HİSSEDAR OLDUĞUM KADARIYLA ZEYTİNYAĞ ÜRETİM TESİSLERİMİZ DE DE BU ŞEKİLDE FAALİYETLERİNİ SÜRDÜRDÜ...

ÜSTAD BUNDAN ÖTESİNİ DAHA İYİ HATIRLAYACAKTIR...

İSTANBUL'DAKİ TEŞEBBÜSLERİMİZİ BİLİYORSUNUZ... 

HÜSEYİN KAYAHAN DA DENEMELER YAPTI... 

VE CENGİZ KARDEŞİMİZİN ÇALIŞMASI... 

*

CENGİZ KARDEŞ;

ORALARA GİTTİĞİNDEN BERİ...

NEDENSE HEP DÜŞÜNÜP DURUYORUM...

CENGİZ'İN ORALARA GİTMESİNİN HİKMETİ NEDİR?.. 

BİR SEBEP VE HİKMETİ VARDIR ELBETTE...

DEMEK "BİRİ DE BUYMUŞ" DİYELİM...

SEN DAHA İYİ BİLİYORSUNDUR...

ALLAH MUVAFFAK EYLESİN...

SELAM VE DUA İLE...

REŞAD




Hüseyin Kayahan
17.11.2015
22:33
  1. Müteşebbisin ayrı bir payı var mıdır?

Karagülle ile ihtilaf ettiğimiz bir konudur. Karagülle’ye göre, müteşebbis emeğin başıdır ve ayrı bir girdi değildir. Erbakan’a göre müteşebbis ayrı bir girdidir. Bana göre de ayrıdır ama Karagülle “kristalde ayrı bir girdiye yer yok” demektedir.

Geleceğin müteşebbisi” makalemde bazı şeylere kısaca değinmiştim. Burada tekrarlamayacağım ama bana göre de ayrı bir paydır ve esas unsur odur. Müteşebbisin değişmesi ile işletme karakter değiştirir. Diğer girdilerin değişmesinden farklıdır. Teşebbüs müteşebbise miras kalmaz. Mirasla değil, vasiyetle el değiştirir. Girdilerin sahipleri tüzel kişilerdir ve koydukları girdiler onlara aittir. Anlaşamayan girdi o teşebbüsten ayrılır o fonksiyon başka portföy tarafından deruhte edilir. Müteşebbis sadece kendine düşen payı harcar ve birikmişse onu miras bırakır.

Kristallerde 6 kutup vardır. Ekonomi kristali de böyledir. Üst ve alt kutuplar “mal ve insan”, yan kutuplar ise “tesis, emek, döner sermaye ve genel hizmettir”. Fakat kristalde bir de merkez vardır, o da “müteşebbistir/işletmedir”. Girdileri kurum olarak yazarsanız merkezde işletme, kişi olarak yazarsanız müteşebbis olur. Bana göre bunun da ayrı bir payı vardır.

Dört girdi de kendi içinde polarize olur ve 8 tane olur.

Emek “yönetim emeği/beyaz yakalılar” ve “üretim emeği/mavi yakalılar” şeklinde ayrılır. Geçmişte bu fark bilinmiyordu, ikisini de aynı kişi/kişiler yapıyordu. Payları bölüşütürülür.

Tesis ise “bina/üretim yerleri ve makineler/üretim araçları” olarak ayrılır. Biri hareketli, diğeri hareketsizdir. Binayı koyan portföy yöneticisi bakımını da üstlenir, gerekli olması halinde ek bina bulur, kullanılmayanları başkasına verir, üretim yapanlar bunlarla uğraşmazlar. Makine koyan portföy yönetimi de bakımı kendi yapar, gerekeni değiştirir, ilave ve çıkarmalar yapar. Zira her makine onun uzmanı tarafından en uygun halde tutulabilir. Diğer girdiler için de bu böyledir. Maksimum (optimum) karı tüccar bilir. Payları bölüştürülür.

Döner sermaye ise “hammadde ve kefalet/garanti” olarak ikiye dallanır. Hammaddeyi tüccarlar, kefaleti ise kuyumcular/bankalar koyarlar.

Genel hizmette böyledir, ikiye ayrılır. Kamu görevi ve hizmet şeklinde ayırabiliriz. Payları bölüştürülür.

  1. Emek payı ne kadardır?

Dünya/devlet ölçeğinde emek payı (ortalama veya orta ortalama olarak/nominal olarak);

Ticarette %2,5

İmalatta %10

Tarımda %20 şeklinde ortaya çıkar.

İşin mahiyetine göre bu yarılanır veya katlanır. Mesela Toptan ticarette bu %1,25; küçük satış yerlerinde ise %5 ve üzerine çıkar. Sanayide ve tarımda da böyledir.

Emek için başka bir tasnif de şöyle olabilir: Ticaret %2,5, İmalat %5, Tarım %10, İnşaat %20 Teknolojinin giderek artması ile bu oranlar değişiklik gösterir.

Diğer girdiler de buna benzer gerçekleşir. Bu rakamlar “nominal/proje” rakamları olup, yere ve iş koluna göre sapmalar olur.

Saygılarımla.

H.Kayahan


Hüseyin Kayahan
21.11.2015
22:55

Türkiyenin2014  GSMH'sı yaklaşık 1,750 trilyon Tl dir. Türkiyenin bütçesi ise 425 milyar TL dir. Yaklaşık %25'i dir. Yani sosyalizme yakınız. %20'yi geçmemesi gerekirdi. Kayıt dışı hasıla da en az bu kadar kabul edersek bütçenin/kamunun payı, yani vergi %12,5 gibi görünüyor. Bana göre her şey kayıt içi olursa %10 civarında teşekkül edecektir. Ticaretin, tarımın, inşaatın ve sanayinin ortalaması %10 gibi olur.

Türkiyede çalışan nüfus kabaca 25 milyondur. Yıllık ortalama 18000 TL kişi başı maliyet dersek, bu da yaklaşık 45 milyar eder ki; bu GSMH'nın %10 kadardır. Aşağı yukarı böyle tecelli eder. Zaten verdiğim rakamlar için, "nominal/proje değeri" şeklinde ifadeler kullanmıştım. Rakamlar kesin değildir artırma ve eksiltmeler keyfi olmamalıdır. %2,5 yerine 2,4; 2,35; 2,375 gibi oynamalar fayda sağlamaz.

Elbette sözleşme serbestliği vardır ama sonunda ülke teamülleri oluşur ve bunlar da yukarıdaki rakamlar çerçevesinde gerçekleşir. Bu oranlar zekat nispetleri ile aynıdır. Emeğin hakı ile kamunun hakkı aynı olur diye düşünüyorum.

Dünya ölçeğinde de benzer olduğunu düşünüyorum. Dünya dünya nüfusu 7,5 milyar; 2014 dünya GSMH'sı da 75 trilyon dolardır. Kişi başına 10000 dolarlık pay düşmektedir. Çalışan nüfusu yine 1/3 olarak alırsak ve GSMH'nın %10 unu da emek payı kabul edersek 7,5 trilyon dolar/2,5 milyar yaptığımız da 3000 dolar meke payı buluruz. Bu da yaklaşık dünya ortalamasıdır.

Kardan pay değil, cirodan pay olmalıdır. Kar izafidir ve yıllık dönemler için bile belirsizdir. Sadece bir rakamın ortaya çıkması için bir kesit alınır ve bazı kalemler ihmal edilir ki bir sonuç çıkabilsin. Bunu ayrı bir yorumda tartışalım. Sadece peşin ticaret, sadece ticaret için değil; sadece bir devlet için, bir sektör için değil, tüm ekonomik hayat için düşünelim.

Tünekten bakınca böyle görünüyor. Malum, tünek yukarıda ve ahır da biraz karanlık oluyor...

Bu konuları gerçekten uygulayarak tartışmamız lazım. Kuran da ücret de vardır. Şuayb, Musayı ücretli olarak isti'car/istihdam etmiştir. Ücret belki "muskal/ağır" bir şeydir ama vardır. Devamlılık ve dinamizm ancak motivasyonla olur. Sosyalizmin 70 yılda havlu atması, çalışan kesimin daha fazla çalışması ile kendine bir artı gelmemesindendir. Çıkar paralelliği kurulamamıştır. Rekabet sağlanamamıştır. Rekabet her şeyde, her seviyede ve herkes için olmalıdır ki durağanlık olmasın. Malum, durağanlığın sonu ölümdür.

Saygılarımla.

H.Kayahan



YorumYap

Son Eklenen Makaleler
Cengiz Demirci
İnsanlık Anayasası değil Ümmül Kitab
19.6.2017 889 Okunma
Cengiz Demirci
Siyasi Cihat Namazı'nın Fıhkı
9.5.2017 1189 Okunma
Cengiz Demirci
Milli Tarım Politikası
2.5.2017 1738 Okunma
Cengiz Demirci
Adil Düzen gümüş motorla başlar
13.4.2017 1646 Okunma
Cengiz Demirci
"İnsanın maymundan türeme imkanı yoktur"
25.3.2017 1749 Okunma
Cengiz Demirci
Ceza Hukukunda Cinayet Suçları
22.10.2016 1637 Okunma
Cengiz Demirci
Ceza Hukuku Maddi ve Mali Suçlar
27.9.2016 2247 Okunma
Cengiz Demirci
Ceza Hukukunda Cinsel Suçlar
23.9.2016 4332 Okunma
Cengiz Demirci
Çoklu Ceza Hukuku
17.9.2016 1128 Okunma
Cengiz Demirci
İşletme hesap düzeni
20.4.2016 3936 Okunma
2 Yorum 22.04.2016 09:03
Cengiz Demirci
Arapça - Türkçe Gelecek Zaman Mukayesesi
2.3.2016 4492 Okunma
Cengiz Demirci
CEZA HUKUKUNDA CEZALARIN EŞDEĞER HALE GETİRİLMESİ
15.2.2016 2374 Okunma
Cengiz Demirci
Sam'ın Hakem Davası
27.1.2016 7216 Okunma
5 Yorum 07.02.2016 11:43
Cengiz Demirci
Emetün Mümine
15.11.2015 5694 Okunma
8 Yorum 21.11.2015 22:55
Cengiz Demirci
Para Vakıfları ve Faiz
8.11.2015 4535 Okunma
Cengiz Demirci
Altın ve Gümüş para
6.11.2015 2489 Okunma
Cengiz Demirci
Mecelle madde 1: Fıkhın tarifi
6.9.2015 4711 Okunma
Cengiz Demirci
Hakem Olayının Tümegelimle Kurandaki Döngüsü
30.8.2015 5113 Okunma
1 Yorum 30.08.2015 19:28
Cengiz Demirci
Mecelle ve İnsanlık Anayasası
15.8.2015 3640 Okunma
Cengiz Demirci
Fatih Kanunnameleri
15.8.2015 5218 Okunma
3 Yorum 18.08.2015 12:15
Cengiz Demirci
Kıyasa kıyas olur mu ?
22.6.2015 3348 Okunma
Cengiz Demirci
Helal Gıda
7.6.2015 8789 Okunma
11 Yorum 15.06.2015 14:07
Cengiz Demirci
Erbakan Vakfı - Şehzade Sancağı
1.3.2015 2710 Okunma
Cengiz Demirci
Süleyman Akdemir'in Erbakan Vakfına Teklifi
4.2.2015 12087 Okunma
21 Yorum 17.02.2015 09:32
Cengiz Demirci
Bağımsız Adaylık
3.2.2015 1979 Okunma
Cengiz Demirci
Bağımsız Adaylık
3.2.2015 2034 Okunma
Cengiz Demirci
Hakem Olayının Tümegelimle kurgusu
18.1.2015 3798 Okunma
Cengiz Demirci
Kutadgu Bilig (Devlet Düzeni)
23.11.2014 3882 Okunma
4 Yorum 24.11.2014 10:31
Cengiz Demirci
Süpermarkete müşteri kredisi faiz ilişkisi
3.7.2014 4044 Okunma
1 Yorum 10.07.2014 17:32
Cengiz Demirci
Girdiler Ortaklıkları
6.2.2014 4700 Okunma
1 Yorum 10.02.2014 20:44
Cengiz Demirci
Başkanın sürme yetkisi
29.12.2013 3700 Okunma
Cengiz Demirci
Vitesli ekonomi
14.12.2013 2240 Okunma
Cengiz Demirci
Adil Düzen Aşireti
7.7.2013 3396 Okunma
Cengiz Demirci
İşletme imamı
2.6.2013 2296 Okunma
Cengiz Demirci
Mal Parası
11.2.2013 3829 Okunma
Cengiz Demirci
İstikbali Pazarın Kuruluşu
8.2.2013 3118 Okunma
Cengiz Demirci
Para kitabı veresiye satış bölümü
2.2.2013 3869 Okunma
2 Yorum 09.02.2013 23:04
Cengiz Demirci
Kul Düzeni ve Köle Düzeni
5.1.2013 4245 Okunma
3 Yorum 30.01.2013 09:33
Cengiz Demirci
İlk karzı hasen kooperatifi
3.1.2013 15088 Okunma
25 Yorum 06.02.2013 20:31
Cengiz Demirci
ilk selem
3.1.2013 3697 Okunma
Cengiz Demirci
Mümini hataen öldürmek
2.1.2013 2208 Okunma
Cengiz Demirci
Müçtehit YETİŞME Merkezi
16.12.2012 2914 Okunma
Cengiz Demirci
Milli Görüş Adil Ekonomik Düzeni: Temel Esaslar
22.11.2012 5556 Okunma
Cengiz Demirci
KARAGÜLLE VE AKDEMİRİN YENİ ANAYASA TEKLİFİNE ELE
4.11.2012 3855 Okunma
1 Yorum 04.11.2012 18:33
Cengiz Demirci
Rahman - Mercan - Reyhan
17.10.2012 4450 Okunma
5 Yorum 18.10.2012 10:05
Cengiz Demirci
Meyve ve Hurma ve Nar
13.10.2012 3929 Okunma
1 Yorum 14.10.2012 13:41
Cengiz Demirci
Fetih Sünneti
12.10.2012 4152 Okunma
1 Yorum 12.10.2012 11:18
Cengiz Demirci
Ayakkabı üstüne mest
17.9.2012 2322 Okunma
Cengiz Demirci
Zina - Mut`a - Nikah
27.7.2012 2611 Okunma
Cengiz Demirci
Sam Adiyanı hakeme davet ediyorum
10.7.2012 9277 Okunma
34 Yorum 15.01.2013 10:44
Prev[1]2Next