100 SORUN VE 100 ÇÖZÜM-ADİL DÜZENE GÖRE
Süleyman Karagülle
1336 Okunma
İKTİDAR SORUNU VE ÇÖZÜMÜ

 

I- İKTİDAR   

 

Açıklama:

Devlet zulüm etmemelidir. Ama güçlü olmalıdır. Zulüm yapacak diye devleti ve kurumları güçsüz hâle getirmek o devleti yıkar, halkını da yok eder. Türkiye’nin bugün en büyük sorunu Türkiye’deki kurumların iktidarlarını kaybetmiş olmasıdır.

Çözüm:

Kurumları muktedir kılmanın sırrı onları demokratlaştırmadır. Halka dayanmayan kurum güçlü olamaz, muktedir olamaz.

 

1) Meclis

Açıklama:

Anayasa Mahkemesi’nin dokunulmazlığı kaldırılmamış ve soruşturması yapılmamış Erbakan ve arkadaşlarını mahkum etmesi; Meclis’in bu karara direnmemesi sonunda Meclis tüm gücünü kaybetmiş ve o tarihten itibaren Meclis oyuncağa dönüşmüştür.

Çözüm:

Yüce Divan Meclis’in kendi içinden seçtiği yirmiye yakın hakemlerden seçilen Hakem Kurulu’ndan oluşmalıdır. Başsavcılık kaldırılmalı, baş savcının görevini siyasi parti başkanlarının atadıkları hakemler yapmalıdır.

 

2) Cumhurbaşkanı

Açıklama:

Cumhurbaşkanı Anayasa Mahkemesi’nin baskısı ile seçilmiştir. Meclis’e dayanmayan, orduya dayanmayan devlet başkanı etkin olamamaktadır. Krizler ona yüklenmiştir. Bir hukukçu siyasete hakim olamaz, orduya komuta edemez.

Çözüm:

Sayın Ahmet Necdet Sezer istifa etmelidir. Meclis bir orgenerali devlet başkanı seçmelidir. Sayın Evren, Sayın Demirel ve Sayın Sezer Çankaya’da oturmalı, Devlet Başkanı’nın resmî müşavirleri olmalıdır.   

 

3) Hükümet

Açıklama:

28 Şubat’tan beri hükümetleri devlet başkanları seçmiyor ve güvenoyu ile desteklenmiyor. Baskı ile oluşturulan hükümetler güçsüz oldukları için ısmarlama vasilerle yönetiyor görünümündedirler. İktidarsız hükümetler görevlilere söz dinletemiyor ve dolayısıyla iktidar boşluğu vardır.

Çözüm:

Millî Mutabakat Hükümeti kurulmalıdır. Meclis’in tam desteğini almalıdır. Ordunun açık desteğini alarak muktedir hâle getirilmelidir.

 

4) Yargı

Açıklama:

Davaların uzun sürmüş olması, avukatların çıkarları doğrultusundaki çabaları, Yargıtay baskısı, siyasete âlet edilmiş olmaları sebebiyle yargı tüm güvenilirliğini yitirmiştir. Kimse yargının adalet dağıttığına inanmıyor. Kimse yargıdan korkmuyor. Mafyadan korkuyor.

Çözüm:

Hakemlik sistemi getirilmelidir. Hukuk davalarında hakemlerin kararları kesin olmalıdır. Yargıtay denetimi kaldırılmalıdır. Üst yargı denetimi getirilmelidir. Haksız kararlarda devlet tazmin etmelidir. Ceza ve kamu davalarında bilirkişi müessesesi çalıştırılmalıdır. Bilirkişileri taraflar seçmelidir. Mahkemeler ne soruşturma yapmalı, ne de karar vermelidir. Sadece yargılamayı yürütmelidir. Gerekirse onaylamalıdır.

 

5) Yöneticiler

Açıklama:

Haksızlık yaparlar diye görevlilerden yetkiler alınmış ve merkeze bağlı hâle getirilmiştir. Mülki amirler sadece sembolik hâle gelmişlerdir. Böylece yönetim etkisiz hâle gelmiştir.

Çözüm:

Görevliler tam yetkili olmalıdır. Kararlar hemen uygulanmalıdır. Üstlere bilgi vermelidirler. Denetim sonradan yapılmalıdır. Uygulama sonra yapılmalıdır. Yargı denetimi olmalıdır. Vali ve kaymakamlar, belediye başkanları, muhtarlar kesin yetkili olmalıdır. Haksızlık veya yanlış yapanlar sonra yargı yoluyla denetlenmelidir.

 

6) Ordu

Açıklama:

Ülkemiz dışa bağlı sermayenin etkisi altındadır. Henüz ekonomik bağımsızlığımızı elde etmiş değiliz. Sermaye orduya baskı yaparak milletine karşı hareketler yaptırmaktadır. Bu da orduyu yıpratmakta, millet ordusundan soğumaktadır. Bu da Türkiye’yi çok tehlikeli uçuruma götürmektedir. On senede bir yapılan askeri müdahaleler hem yönetimi krizlere sokmuştur, hem de orduyu yıpratmıştır.

Çözüm:

Ordunun bütçesi Anayasa ile garanti altına alınmalıdır. Genel Kurmay Başkanlığı doğrudan Devlet Başkanı’na bağlanmalı; sivil yönetim askeri yönetimin, askeri yönetim de sivil yönetimin işine karışmamalıdır. İçte güvenlik sorunu olursa sıkıyönetimle çözülmelidir. Sıkı yönetime de sivil yönetim karışmamalıdır.

 

7) Polis

Açıklama:

Polise görev veriliyor, ama yetkisi yok. Silahı var kullanamıyor. Sokak hareketlerine doğrudan karışması, karakol soruşturması polisi etkisiz hâle getirmiştir. İktidarını kaybetmiştir.

Çözüm:

Polis soruşturtmacı olmalıdır. Olayları uzaktan takip etmelidir. Önce sözlü soruşturma, sonra yazılı soruşturma yapmalıdır. Duruşmalı soruşturma seçilmiş bucak başkanlarının izni ile yapılabilmelidir. Karakol soruşturması mahkeme kararı ile ve jandarma tarafından yapılmalıdır. Jandarma o ilin askerlerinden oluşmalıdır. Polisin hazırladığı tespit dosyasını mahkeme kabul veya reddetmelidir. Kendisi soruşturma yapmamalıdır. Hukuk davaları da polis tarafından soruşturulmalıdır. Bilirkişiler de polis yetkisine sahip olmalıdır. Polis savunma dışında silah kullanmamalı, olaylara müdahale de etmemelidir. Hukuk devletinde olaydan sonra mahkumiyet vardır. Olaya müdahale yoktur.

 

8) Türk Lirası

Açıklama:

Enflasyon sebebiyle Türk lirası değerini kaybetmiştir. Parası olmayan devlet hâline gelmiştir. Bu da devletin tüm iktidarını yok etmiştir. Kimin parasını kullanıyorsak devletimiz o olur.

Çözüm:

Her türlü ödemeler Türk lirası ile yapılmalıdır. Ancak borçlanmalar altın değeri ile hesaplanmalıdır. Mahkemeler borçlanmanın olduğu tarihteki altın değeri ile TL olarak ödeme yapmalarına karar vermelidir. Devlet TL dışında hiçbir ödeme yapmamalıdır, anlaşmalar yapmamalıdır. Türkiye’de Türk lirası geçerli olmalıdır. İhracatta TL istenmelidir. TL Türkiye’de konvertibl olmalıdır. Değiştirme farkı istenmemelidir.

 

9) Mevzuat

Açıklama:

T.C. mevzuatı tercümelerden oluştuğu, eskimiş bulunduğu, çokluğu, çelişkili olması nedeniyle uygulanamıyor. İsteyen istediği gibi yorumluyor. Mahkemeler de dün verdikleri karalara ertesi gün çelişkili kararlar alabiliyor. İlkel topluluk haline gelmişizdir. Kanunlarımız yok gibidir. Yüz sene önce yazılmış bir şiiri okursanız hapislere girebilirsiniz, ebediyen hiçbir kuvvet sizi kurtaramaz duruma düşebilirsiniz.

Çözüm:

Mevcut olan bütün mevzuat tamamlayıcı olmalıdır. Yani aksine bir anlaşma yoksa geçerli olmalıdır. Anayasanın değişir maddeleri dahil bidayet mahkemeleri kanunlara göre değil, hukuk ilmine göre yorumlamalıdırlar. Hakemlerden oluşan yargı zamanla mevzuatı eleyecek, birleştirecek ve ülkemiz yazılı hukuka da ulaşacaktır. Kanunları iptal yerine uygulamada yargı denetimi getirilmelidir. Kanunlar hukuk ilmine göre yorumlanmalıdır. Kur’an’ın hükümleri bile böyledir, müteşabihler vardır.

 

10) Din       

Açıklama:

Dünyada bir asırdan fazla dine karşı cephe alınmış, lâiklik dinsizlik şeklinde anlaşılmıştır. Okullar, basın, yönetim, yargı herkes dine karşı cephe almıştır. Bu durum bir taraftan bu kuruluşların etkinliğinin kaybolmasına sebep olmuş, diğer taraftan din de halka etki edememiştir. Bu da ülkeyi ahlâksız topluluk hâline sokmuş, zulmün ve yolsuzluğun ülkesi haline getirmiştir.

Çözüm:

Lâiklik; “Bir şey suç ise dini olmakla suç olmaktan çıkmaz, suç değilse dini olduğu için suç olmaz. Devlet doğmalarla değil, müsbet ilimle yönetilir. Devlet dini kuruluşlara cemaatleri sayılarınca destek verir, yönetimde etkili yapar.” şeklinde tanımlanmalıdır. Bütün dinler cemaatleri nisbetinde ülke yönetiminde aktif hâle getirilmelidir. Böylece halk nezdindeki etkileri artar. Ahlâkî eğitim yapılmış olur.