İSLAMDA ÖRTÜ
Süleyman Karagülle
2683 Okunma
AİLEDE İŞ BÖLÜMÜ

III. AILEDE ISBÖLÜMÜ

Aile çocuk yetiştirme birliğidir. Aile fertleri arasında mevzuatça düzenlenmiş bir işbölümü vardır. Anne , ruhi ve bedeni yapısının tabiî bir sonucu olarak çocuğu doğuracak, bakacak ve büyütecektir. Baba ise buna karşılık ailenin geçimini sağlayacak ve aileyi saldırılara karsı koruyacaktır. Bu temel prensip aile yapısının esas özelliğini oluşturur. kadın ve erkek ayrı kişiliklere sahiptir. Sadece aile içindeki görevleri dolayısıyla birbirlerine bağlıdırlar. Esasta kadın ile erkek eşittir. Ancak erkek birden fazla evlenebilmektedir. Oysa kadın birden fazla erkekle evlenememektedir.

Çok Evliliğin Sebepleri

Simdi birden fazla evliliğin sebeplerini kısaca belirtelim:

1- Bir kadının birden fazla erkekle cinsi ilişki kurmasının zararlı olduğunu daha önce belirtmiştik. Hastalık, nesebin bilinmemesi, aile müessesesinin çökmesi ve erkeklerin tembelleşmesi gibi sebepler, kadının tek erkekle ilişki kurmasını zaruri kılmaktadır. Oysa erkeklerin çok evliliğinde hiçbir zarar bulunmamaktadır. Zararsız olan şey, zararlı olana kıyas edilerek yasaklanamaz.

2- Bir erkeğin birden fazla evlenmesi kadınları kocasız bırakmamak içindir. Dolayısıyla bu hak erkek hakki olmaktan ziyade kadın hakkidir. Bir erkeğin dört karisi olsa ve bunların her birinin maddi imkânları iyi olsa; her kadın ayrı olarak bir kocalı imiş gibi yasar ve çocuk yetiştirir. Oysa bir kadın dört erkeğe varsa bir çocuk bile yetişmez. O halde bir erkeğin çok kadınla evlenmesi kadınları kocasız bırakmamak içindir. kadın haklarını korumak içindir. Bunun böyle olduğu fıkıh kitaplarında açıkça belirtilmiştir.

3- Bir erkeğin birden fazla kadınla evlenmesine izin verilmesi, savaşa katılma zorunluluğu olmayan ve dolayısıyla bu sebeple birçok hallerde sayıları birden fazla olan kadınların evlenme imkânı bulması ve savasın doğurduğu yaraların bir an önce sarılması içindir. Eğer kadın ile erkek eşitse, serbest cinsi ilişki de olmadığı için herkes evlenir ve zaten herkesin fiilen bir karisi olur. Çok kadın ile evlenme ancak anormal zamanlarda kendisini gösterir ve bu da hem toplum hem de fertler açısından faydalıdır ve gereklidir.

4- Çok kadınla evlenme imkânı topluluklarda kadın kıtlığını doğurur. Evli olmayan kadın kalmaz. Evlenemeyen erkekler ise evlenebilmek için çalışmak ve başarmak zorunda kalırlar. Bu da onları daima aktif hâle getirir ve üretici kılar. Topluluğun gelişmesine ve ilerlemesine sebep olur.

Görülüyor ki, serbest cinsi ilişki yasağı ancak çok evlilik ile ayakta tutulabilir.

Bati dünyası, önce kilisenin etkisiyle çok evliliği yasakladı. Ayrıca boşanmayı da yasakladı. Bu durum Batıda fuhşun dogmasına sebep oldu. Serbest cinsi ilişki yasağı kaldırıldı ve yerine çok evlenme yasağı getirildi. kadın ile erkeğin eşit olduğu iddia edildi. Oysa Bati dünyasında böyle bir eşitlik söz konusu değildir.

İslâmiyet ile Bati Arasındaki Farklar

İslâmiyet ile Bati arasındaki farkları söyle sıralayabiliriz:

a) İslâmiyet’te, zina yapan kadın ve erkek tamamen eşit ceza görmektedir. Aralarında en küçük bir fark bulunmamaktadır. Buna karşılık Batıda evli erkeğin başka kadınlarla cinsi ilişki kurması suç sayılmamış, kadın için ise bu suç sayılmıştır. Evli iken ikinci kez evlenen erkek veya kadına ise eşit ceza verilmiştir.

b) İslâmiyet’te, evde kadın dışarıda erkek söz sahibi iken; Batıda aile reisi olarak erkek kabul edilmiştir. Halbuki İslâmiyet’te evin içinde ve çocuklar üzerindeki 'hidane hakki' kadına; dışarıda çocuklar üzerindeki 'velâyet hakki' erkeğe verilmiş ve böylece eşitlik sağlanmıştır.

c) İslâmiyet’te, kadına çocuğu doğurup büyütme görevi, erkeğe de geçimini sağlama görevi verilmiştir. kadın ailenin masraflarına katılmak zorunda değildir. Bati hukukunda ise kadın da aile masraflarına katılmak zorundadır. Buna mukabil erkek çocuk doğurmak ve çocuğu emzirmekle yükümlü değildir. Bu bir eşitsizliktir.

d) İslâmiyet’te, kadın çalışma konusunda serbest olup kazancı kendisine ait olduğu halde; Batıda kadın kocasının izni ile çalışabilmekte, ayrıca mal ortaklığı ve mal birliği müesseseleri ile kadın kendi mallarını kocasının emrine verme durumunda bulunmaktadır.

Görülüyor ki Bati yalan söylüyor.

Batıda kesinlikle kadın ve erkek eşitliği yoktur.

Aksine erkeğin kadına tahakkümü ve sömürüsü vardır.

Görev Bakımından Farklılıklar

İslâmiyet’te kadın ve erkek arasında görev bakımından farklılıklar vardır. Bu farklılık kari ile koca arasında yani erkek ve kadın arasındadır. Bu görev farklılıklarını söyle sıralayabiliriz:

a) kadın ailede çocuk doğurma ve büyütme yükümlüğünü yüklenmiştir. Bunun için organize olmaya ihtiyacı yoktur. Oysa erkek ailenin geçimini ve güvenini sağlama durumundadır. Bunu tek basına yapamamaktadır. Bu sebeple bucak, il ve devlet seklinde organize olmaktadır. Askerlik hizmetini yapmaktadır. kadın ise böyle bir hizmet yapmakla yükümlü değildir. Bununla beraber bucak, il ve devlet yönetiminde kadının da erkek kadar söz hakki vardır. Çünkü bu örgütlenme aile içindir, dolayısıyla kadına hizmet içindir. Kadının siyasi hakları vardır, siyasi sorumluluğu yoktur.

b) Meçhul cinayetlerde , hata ile islenmiş cinayetlerde; af halinde dayanışma ortaklıkları diyet öderler. Bu diyeti ödemekle erkekler yükümlüdür. Çünkü güvenliği sağlama onların isidir. Kadınlar dayanışma ortaklıklarından yararlanırlar, ancak kadınlar diyeti yani tazminatı ödeme yükümlülüğüne katılmazlar.

c) Kurân’a göre, şahitlik yapmakta kadın ile erkek müsavidir. Ancak kadınlar şahitlik yapmakla yükümlü değildirler. Bu sebeple bastan şahit tutarken, iki kadın bir erkek yerine şahit tutulmalıdır. Dinlenirken ise kadın ile erkek arasında bir ayırımı Kurdân emretmiyor.

d) Fitne çıkaran erkekler bucaklarından sürülerek kendilerinin fitnelerinden emin olunur. Ayrılıp gitmezlerse, öldürülürler. kadın ise bucağın dışına sürülmez, kendisi erkeklerden bir veli seçer ve o velinin gözetimi altında o bucakta yasamaya devam eder. Veli gerekli görürse kadını ev hapsine alabilir. Buna da kendisi değil mahkeme karar verir.

e) Yeni yuva kurmada erkeklerin mali yükü vardır. Kızların ise böyle bir yükü yoktur. Bu sebeple baba mirası niş paylaşırken, erkekler kızların iki mislini alırlar. Bu farklılık kadın ve erkek olmalarından değil, is bölümündeki zorunluluktandır. Yoksa anne ve baba, altıda bir olmak üzere mirastan eşit pay alırlar. Anadan kardeşler de, kız-erkek farkı gözetilmeksizin eşit olarak paylaşırlar.

f) Evlenme gibi boşanma da serbesttir. Birbirlerini istemeyenlerin zorla kari-koca olarak bırakılması insan haklarına aykırı olduğu gibi evlenme müessesesini de bozar. O zaman kimse evlenmez ve evlenme yerine serbest ilişkiyi tercih eder. Ancak evlenmeler arasında bir bağ oluşturulmazsa evlilik oyuncağa dönüşür. Bunun için kocanın karısına boşanma tazminatı vermesi ilkesi getirilmiştir. Koca kusursuz olan karisini boşarsa, boşanma tazminatını tam olarak öder. kadın kocasını kusursuz olarak boşarsa, aldığı boşanma tazminatını iade eder; almamışsa almaktan vazgeçer. Eğer kusuru varsa, kusur nispetinde yine kadına boşanma tazminatı ödenir. Böylece ev isleri yaparken çalisamiyan kadın, boşandığında sıkıntılı duruma düşmemiş olur. Ölüm halinde ise kadın mirası iade etmez, buna karşılık altıda bir miras payını sekizde bire indirir. Koca da boşanma tazminatını geri almaz, altıda bir olan (boşanma tazminatını?)/(miras payını) dörtte bire çıkarır.

g) Savaşta esir alınan insanlar köleleştirilir. Erkekler aile içine alınır ve akraba yapılır. Kadınlar da aile içine alınıp akraba yapılır. Evlilik olmaz. İstenirse cariye yapılır. Sahibi cinsi ilişki kurma hakkına sahip olur. Çocuk doğarsa artık onu satamaz. Sahibi ölürse hür hâle gelir. Erkek köleler için böyle bir imkân yoktur.

h) Zinanın cezası erkek ve kadın için eşittir. Yüz sopadır. Fuhşun cezası yani cinsi ilişkiyi alışkanlık hâline getirenlere uygulanacak cezalar erkek ve kadında farklıdır. Erkek bucaktan sürülür. Gitmezse hadim yapılarak köleleştirilir. kadın ise sürülmez. Evine kapatılır ve köleleştirilir. Sahip çıkmak isteyen erkeğe verilir. Erkek bu sahiplenmesi karşılığında hem onu istihdam eder hem de cinsi arzularını tatmin eder.

Meselenin daha iyi ve daha kolay anlaşılması için bir örnek verelim:

Bir zengin insan düşünelim. Karadeniz'de kadınların çalışacağı bir fabrika kurmuştur. Ayrıca bunlara bir yurt tahsis etmiş, herkese bir banyolu ve tuvaletli oda vermiştir. Eski SSCB'den gelen kadınları ise almakta ve bu is yerinde çalıştırmaktadır. Diğer taraftan bu kadınları Karadeniz Bölgesi'nin erkekleri ile de muta nikâhı yaptırmaktadır. Böylece kötü durumda olan kadınlar hem is bulmakta ve fuhuş yapmaktan kurtulmakta hem de erkeklerini bulmuş olduklarından tatmin olmakta ve en önemlisi anne de olabilmektedirler.

Simdi söyle bir düşünüp mukayese yapalım: Bu sistem mi daha iyidir; yoksa, karınlarını doyurabilmek için ta Sibirya'dan kalkıp Türkiye'ye gelen ve burada evli erkeklerle gizli olarak yatıp onları hasta ettikten sonra tekrar aç olarak ülkelerine dönmek zorunda kalanlar mi daha iyidir?

İslâmiyet sükse olsun, moda olsun, lâf olsun, gösteriş olsun diye bir düzen getirmez. İslâmiyet öylesine bir düzen getirir ki, hayatin kendisini tabii olarak düzenler.

Bati Düzeninde Kadının Yeri

Bati düzenindeki kadının yeri ile İslâm düzenindeki kadının yeri burada son derece belirgin hâle gelmiştir.

Bati düzeninde kadın ile erkek evlenmektedir. kadın eğer her hangi bir sebeple kocasını tatmin edemezse koca karisinin izni olmadan istediği kadınla geçici ilişki kurabilmektedir. Bu suç teşkil etmediği gibi boşanma sebebi de olmamaktadır. Eğer koca karisini tatmin edemezse, centilmen bir koca ise, karısına izin verip başka erkeklerle ilişki kurdurabilmektedir. Bu bir suç oluşturmamaktadır.

Batıda bir erkek, arkadaşının karisi hakkında; "Ne güzel karin var!" dese, arkadaşı bu sözden memnuniyet duymakta, arkadaşım benim karimi beğendi diye sevinmektedir. İleri ve modern anlayışlı bir erkekse, karisini arkadaşına ikram edebilmektedir.

Bütün bunlar, Bati dünyasının hukuk mantığında böyledir. Yoksa Bati halkının böyle olduğunu söylemiyorum. Elbette onların içinde Hıristiyanlar vardır ve onlar da bazı Müslümanlardan daha namusludur. H. Isa diyor ki: "Sana zina etmeyeceksin dediler. Ben de sana derim ki; eğer gözün zinaya kaçıyorsa onu oy, bu dünyada gözsüz kalırsın ama âhrette gözlerin olur."

Simdi Karadeniz'de bir kimseye; "Senin ne güzel karin var!" deseniz, derhal tabancasını çıkarır ve sizi öldürür. İste iki mantık arasındaki fark budur.

Bunları Niçin Anlattık?

Biz buraya kadar bunları niçin anlattık? Bunların örtü ve örtünme ile ilişkisi nedir? Veya bunların örtünme ile bir ilişkisi var midir?

İste örtünenler ile açılanlar arasında bu anlattığımız anlayış farkı vardır.

Bati dünyası nine tanrısız ve kuvvetin üstünlüğünü kabul eden medeniyetini ve düzenini benimseyenler, kadını sadece bir zevk ve sömürü aracı görenler, elbette örtünmeye karsıdırlar. Kadının açılması taraftarıdırlar.

Buna karşılık, İslâm 'in Hakki üstün tutan düzeni ve kadına insan olarak erkek gibi toplulukta -hem de erkeklerden üstün bir yer- veren İslâm Medeniyeti ise örtünmeyi emreder. Müslümanlar da bu düzeni ve medeniyeti benimsemekte ve istemektedirler.

Batıdaki örtünmemenin veya açılmanın mânâsı budur.

Türkiye'de ise kadınların basları bu mânâlara dayanılarak açılmamıştır.

Türk kadınları nine kahir ekseriyeti iffetlidir. Namusludur. İslâm tipi bir aile anlayışı içindedir. Ancak Bati medeniyetinin esintisi ve etkisi ile kadınlarımız baslarını açmaktadır. Buna rağmen Türk kadını toplumdaki saygınlığını yitirmemiştir. Hiç bir erkek arkadaşına: "Karin çok hoşuma gitti, ben de onun hoşuna gittim. İzin ver de bu gece beraber olalım!" diyememektedir.

Evet, Türk insani nine diş görünüşü Batılılaştı ama zihniyeti hâlâ Islâma zihniyettedir.

Siz eğer bir mali satmak istiyorsanız onu vitrinlersiniz ki müşterisi bulunsun. Ama eğer o mala hiç kimseyi ortak etmek istemiyorsanız, o zaman onu kapatırsınız ve göstermemeye çalışırsınız.

Batıda kadın sömürü aracıdır. Onun cazibesinden yararlanarak çıkar sağlanmak istenmektedir ve sağlanmaktadır. Bu çıkardan kadından çok ona sahip olan erkekler yararlanır. Onun için Bati dünyasında kadın açıktır. Daha iyi ve daha kolay sömürülebilmek için açıktır.

Oysa İslâm âleminde kadın son derece kıymetli ve hürmet edilen bir konumdadır. Kocası onun hizmetçisidir. Güzelliğini de sadece erkeğine saklamakta ve bu sayede kocasını istismar etmektedir. Kimsenin göremediği güzelliğini sadece kocasına göstererek onu kendisine âsık etmekte ve bağlamaktadır.