Bahaeddin Sağlam
Kur’an’a Uyalım Ama Nasıl?
30.10.2026
99 Okunma, 0 Yorum

 

 

Müslümanlar Sürekli Olarak Kur’an’a Uyalım Diyor. Ama Nasıl?

 

Bu sözün içi, eğer dil ve fen bilimleriyle tam doldurulsa, gerçek bir çare ve iyi bir reçete olur; insanlığı değersizlik, dinsizlik ve anarşi (vahşet) çamuruna düşmekten ve çözülmekten kurtarır. Yoksa kuru siyasi bir slogan ötesine geçmez. Nitekim çok değerli bir gazeteci olan Ruşen Çakır, yıllar önce Ayet ve Slogan isminde bir kitap yazdı. Müslümanların bu trajikomik durumunu dünyaya ilan etti.

Evet, Kur’an gerçekten harika, son derece güzel, edebi ve mana katmanlarıyla dolu bir kitaptır. Fakat şu beş şart olmadan Kur’an anlaşılmaz.

A- Yüksek derecede bir gramer ve belagat bilgisi, ilk adımdır Kur’an’ın anlaşılmasında.

B- Yüksek derecede fen bilimlerini bilmek gerekiyor. Çünkü Arapça Kur’an, eşittir bütün kâinat ve bütün varlık sistemi. Kâinat ise, ancak fenlerle anlaşılır.

C- İçtihat melekesinin temeli olan özgür düşünce gerekir Kur’an’ı anlamaya kalkan için. Yoksa ya bir ayetin meal-i zahirisinin veya zayıf bir rivayetin etkisinde kalanlar, ben Hocamdan farklı düşünemem diyenler, zihnini taklit ile kilitleyenler, Kur’an’ı anlamazlar.

D- Kur’an kelimesi, kıraat kökünden gelir. Bu ise bütüncül, holistik bir okuma ve anlayış sahibi olmak demektir. Evet, kıraat, bütün evreni sonra bütün ilimleri sonra bütün kitapları sonra bütün bölümleri birden nazara alıp anlamak demektir. İlk vahyin ilk kelimesi olan İkra bu manadadır. Evet, 96. Sure başında geçen İlahi isimler, fen bilimleri demektir. Yaratma yazılım demektir. Çünkü yaratma (halk etme) sözcük olarak, form ve şekil vermek demektir. Bu ise ancak yazılım ile olur. Kalem ile ilim öğretme ise, başta matematik olmak üzere soyutlama yapmak demektir. Buradaki ayetlerin son cümlesi ise, bilinmeyenleri bilinenlere kıyas ve ölçü yaparak öğrenmeyi tavsiye ediyor.

E- Surenin geri kalanı ise diyalektik, zıt düşünceler ile ancak kafalar ve zihinler açılır. Evet, Müslümanlar başta seküler ehli fen olmak üzere muhaliflerinin ne dediğini bilmeden, şiddetli cevap ihtiyacını hissetmeden Kur’an’ı anlayamazlar. Nitekim Mekke müşriklerinin şiddetli muhalefeti olmasaydı Kur’an böyle mucize olmazdı.

Şimdi bakıyoruz. Müslümanlarda bu beş şart yok. Kur’an adeta mühmel kalan bir kitap gibi duruyor. Böyle bir kitap ise yok hükmündedir. İslam dünyasında 400 meal ve 5000 tefsir var… Fakat hiçbiri Kur’an’a yaklaşamamıştır bile.

Evet, İslam dünyasında kendilerini ilimlere adayan üç çevre var. 1) Türkiye’de Nur Talebeleri. 2) Arap Ülkelerinde İhvan-Müslimin. 3) İran’da Molla Medreseleri.

İran bütün zihnini ve gücünü Orta Çağ Felsefesine harcıyor. Çağdaş fenlerden de sadece fizik ilmini önceliyor. Onunla da sadece füze yapıyor. Yani halk cahil ve aç kalıyor. İhvan ise, bir Hristiyan’ı ve bir Yahudi’yi öldürmeyi en sevap iş diye belliyorlar. Nurcular ise, çağdaş fenleri dışladıkları gibi dil ve belagati ve kendi Cemaat dilleri olan Osmanlıcayı dahi bilmiyorlar. Değil Kur’an ayetlerini Risaleleri bile sloganlaştırıyorlar. Bazen de bu sloganları saptırıyorlar. Mesela onlardan, büyük bir Grubun Başkanı, bana Cuma tebriği olarak şu sözü göndermiştir:

Mariz bir asrın, hasta bir unsurun, alil bir uzvun reçetesi, ittiba'-ı Kur’an’dır: Kur’an’a uymaktır. (Mektubat– 468) Cuma gününüz mübarek ve hayırlara vesile olsun.

Evvela bu sözün aslı böyle değildir. Açıklamalı olarak aslı şöyledir:

Mariz Bir Asrın (Özellikle Arapların), Hasta Bir unsurun (Özellikle Türklerin), Alil Bir Uzvun (Özellikle Kürtlerin) Reçetesi Muhakemat kitabıdır. (Çağa göre bilimsel düşüncedir.)

Not: Bu vecizedeki kelime seçimleri ve kitabın içeriği, bunu bize böyle yorumlattı. Mariz Arapçadır, hasta Türkçedir, alil de kötürüm manasında Kürtçedir. Demek istiyor ki: Bu üç millet bu kitapla yani bilimleri doğru bilirse, şifa bulursa bütün insanlık da şifa bulacaktır.

Buradaki "ittiba-ı Kur’an’dır" değişikliğini Bediüzzaman’ın yeğeni Abdurrahman Nursi yapmıştır. Fakat Bediüzzaman dokunmamıştır. Ayrıca dini şartlar yerine gelmiyor, diye Bediüzzaman Cuma’ya gitmiyordu, gidenlere de karşı idi. Evet, Nurcular çok keyfi değişiklikler yapıyor. Nitekim Nurcular, bu Muhakemat kitabını anlamıyor. Dolayısıyla bilimleri de bilimsel düşünceyi de dışlıyorlar. Onun için kendilerince çareyi geçici siyasette ve tarikatleşmede arıyorlar.

Evet, Bediüzzaman’ın iki temel kitabı var. Biri bu Muhakemat; bilimsel düşünceyi pratize ediyor. Diğeri ise Münazarat. O da demokrasiyi ve hürriyeti ders veriyor. Onun da başında buna benzer bir vecize var. Nurcular onu da anlamıyor. İnsanlara özgürlüğü tanımıyorlar.  Çünkü dil bilmiyorlar. Şöyle ki:

Azametli Bahtsız Bir Kıt’anın, Şanlı Tali’siz Bir Devletin, Değerli Sahipsiz Bir Kavmin Reçetesi Veyahut Bediüzzaman'ın Münâzarat'ı.

Bir şey anlayan yok. Çünkü dil sorunu var olduğu gibi, özgür düşünceyi durdurma hevesleri de son derece acıklı bir sorundur toplumumuzda; özellikle Nurcularda. Evet, eğer 115 sene önce bu veciz söz anlaşılsaydı, bugün Batı yerine Asya kıtası kalkınmış olacaktı, Hristiyanlık yerine dengeli İslam dini olacak idi. Kürt, Ermeni ve Rum sorunları olmayacaktı. Şöyle ki:

“Azametli (maddeten ve imkânlar olarak çok büyük olan) fakat bahtsız bir kıtanın (Asya’nın) Şanlı, fakat tali’siz (şanssız) bir devletin (Osmanlının) Değerli fakat sahipsiz (lidersiz) bir kavmin (Kürtlerin) Reçetesi. Veyahut Bediüzzaman’ın kendi asrıyla Münazaratı: Yani Demokrasi Manifestosu.”

Sakın İslam’da Demokrasi yok, demeyin. Neml Suresinde dünyanın en güçlü lideri olan Hz. Süleyman, idareyi sürekli halkıyla danışan bir kadın kraliçeye bıraktı. Hem fikir özgürlüğü hem kadın liderliği. Süleyman ikisine de yol ve izin verdi. Şura suresi 38. Ayet, “Müslümanların yönetim biçimi (emirleri), aralarında şura (Demokrasi) iledir.” diyor.

Fakat Müslümanlar özellikle Nurcular, ruh, yazılım, vahiy, yönetim, tetikleme; dolayısıyla ölüm, musibet ve kıyamet manasına gelen bu kelimeyi sadece iş diye çevirince onlarca değerli kavram kayboldu.

Evet, bir sözü kim söylemiş, kime söylemiş, ne için söylemiş ve hangi konum ve makamda söylemiş olmasına bakmadan mana anlaşılmaz. Nitekim Bediüzzaman’ın Kürtler için söylediği şu söz, bugün dillerde saçma bir vecize olarak dolaşıyor: Şöyle ki:

"Belimizi kıran düşmanımız cehalet, zaruret, ihtilaftır.  Bu üç düşmana karşı sanat, marifet, ittifak silahıyla cihat edeceğiz.”

İşte bugün için ne Nurcular ne de İlahiyatçılar bu sözü anlamıyor. Nitekim Sorularla Risale-i Nur sitesinde ilahiyatçı Nurcular cevap vermişler. Fakat bunların cevabı, cevaptan başka her şeye benziyor. Yetmezmiş gibi, kıt cevaplarını bir takım ayet ve hadislerle süslemişlerdir. Çünkü cehaleti, dini bilmemek diye göstermişlerdir. Halbuki bu kelime burada, eğitim görmemişlik ve okul okumama demektir. Zaruret, açlık seviyesinde fakirlik demektir. Sanat burada, sinema ve tiyatro gibi şeyler değildir. Bu kelime burada, fabrikalar şeklinde sanayileşme demektir. Ki o öldürücü fakirliğe çare olsun. Marifet ise, ilahi bilgi veya ustalık demek değildi. Marifet o günün Osmanlıcasında, eğitim ve öğrenim demektir ki cehalete ve okulsuzluğa ilaç olsun. İhtilaf ise, bir halkın örgütlenmemesi demektir. Yoksa herkesin farklı bir görüşü olabilir.

Evet, bu sözün tarihi 1908’dir. Maalesef sinsi ve siyasi çevreler, milletimizi yüz yıl önceki dili bilmez yaptı. Demek bu sözün muhatabı, tarihi ve kavramları bilinmeyince ve bugün Türklere ve Araplara söylenince, hem Bediüzzaman boş sloganlar söylemiş dedirtir hem bu söz havada kalır, Said Nursi saçmalamış olur. Çünkü bu söz tam manasıyla sadece Kürtlere hitap ediyor. Diğer Müslümanlara tam hitap etmiyor.

Sakın Said Nursi Kürt milliyetçiliği yapmış; diğer Asya Milletlerine bir şey dememiştir, demeyin. Çünkü bizzat Münazaratta, Asya’nın ve İslam dünyasının bahtının açılması şura (Demokrasi) iledir. Bu da ancak medeniyet-i amm ve marifet-i tam ile yerleşir, diyor. Yani demokrasi ancak yaygın medeniyet ve köklü, tam bir eğitimle olabilir diyor. Demek bu iki elmas Asya’da olmadığı için Demokrasinin kokusunu bile hissedemiyoruz. Bir tek İsrail doğru seçimleri yapıyor. Fakat onlarda çok kutsal ama çok yanlış bir aristokrasi var olduğundan ve sürekli savaş durumunda bulunduklarından, biz Asya Halkları yine o Demokrasi saadetinden mahrumuz.

Bir Hatırlatma: Ben 35 yıl yayıncılık yaptım. Ticari değeri en düşük kitaplar, Kur’an’a Göre Ruh, Kur’an’a Göre Kadın, Kur’an’a Göre Hükumet Etme gibi kitaplardı. Çünkü o kitapların yazarları veya mütercimleri Kur’an’ı anlamış değildi. Nitekim o kitaplar, çok çarpık mealler içeriyordu. Haliyle halk o tür kitaplardan da Kur’an’dan da tiksiniyordu.

İkinci Bir Hatırlatma: Bediüzzaman bu çağımızda şiddetle, silahla cihat etmeyi yasaklıyor. Onun yerine eğitim, sanayileşme ve örgütlenme ile cihadı emrediyor. Demek eğer İslam alemi, özellikle Türkler, Araplar ve Kürtler bu emre uyarsa kurtulurlar. Yoksa çok daha vahim yıkımları yaşayacaklardır.

 

30.10.2026

Bahaeddin Sağlam

 






Çok Yorumlanan Makaleler
Bahaeddin Sağlam
Hz. Ayşe Sendromu
20.12.2022 3543 Okunma
Bahaeddin Sağlam
Saff Suresi Meal-Tefsiri
20.12.2022 2886 Okunma
Bahaeddin Sağlam
ÂDEM VE EVRİM
24.12.2022 3575 Okunma
Bahaeddin Sağlam
Âdem ve Havva Hakikati
24.12.2022 3105 Okunma
Bahaeddin Sağlam
Âdem ve İsa Mukayesesi
24.12.2022 3001 Okunma
Bahaeddin Sağlam
Mürselat Suresi Meal-Tefsiri
30.12.2022 3464 Okunma
Bahaeddin Sağlam
Hadid Suresi: 57. Sure 29 Ayettir
30.12.2022 3073 Okunma
Bahaeddin Sağlam
Sanat ve Kültür Mahiyetleri ve Etimolojileri
6.01.2023 2830 Okunma
Bahaeddin Sağlam
Deizme Cevap Olarak Şehit ve Şahit Farkı
6.01.2023 2919 Okunma
Bahaeddin Sağlam
Allah'ın Nefsi
13.01.2023 3085 Okunma
Bahaeddin Sağlam
Varlık ve Allah’a Dair
13.01.2023 2951 Okunma
Bahaeddin Sağlam
Allah’ın Sonsuz Varlığı ve İnsan Özgürlüğü
23.01.2023 3535 Okunma
Bahaeddin Sağlam
Kitab-ı Mukaddes’te Hikmet Kavramı 1
1.02.2023 2859 Okunma
Bahaeddin Sağlam
Kitab-ı Mukaddes’te Hikmet Kavramı 2
1.02.2023 2735 Okunma
Bahaeddin Sağlam
Deprem, Kıyamet ve Diriliş
8.03.2023 2745 Okunma
Bahaeddin Sağlam
Kur’an’ın Kolaylığı Derin İlmi Bir Gerçekliktir
8.03.2023 3022 Okunma
Bahaeddin Sağlam
Arketip Ne Demektir?
8.03.2023 2957 Okunma
Bahaeddin Sağlam
İslam Bilim Tarihinden Bir Anekdot
23.03.2023 2703 Okunma
Bahaeddin Sağlam
İSLAMİYETİN TEMELLERİ NASIL ATILDI!?
23.03.2023 3203 Okunma
Bahaeddin Sağlam
İnsanlığın Şerefini Kurtarmak İçin
9.04.2023 3140 Okunma
Bahaeddin Sağlam
Risale-i Nur’un Beş Temel Amacı
22.04.2023 2787 Okunma
Bahaeddin Sağlam
Ahlak Kelimesinin Reel Anlamı ve Etimolojisi
22.04.2023 3667 Okunma
Bahaeddin Sağlam
Ne Kadar Allah’ı Tanıyoruz?
22.04.2023 3060 Okunma
Bahaeddin Sağlam
Bediüzzaman’da Nedensellik Problemi
22.09.2023 3701 Okunma
Bahaeddin Sağlam
İnsan Nedir?
22.09.2023 3417 Okunma
Bahaeddin Sağlam
İnsanlığın Şerefini Kurtarmak İçin
22.09.2023 3397 Okunma
Bahaeddin Sağlam
Karşılaştırmalı Eski Ontoloji ile Çağımızdaki Ontoloji
22.09.2023 3093 Okunma
Bahaeddin Sağlam
Sıdk ve Kizb, Mesih ve Deccal Kavramları
23.09.2023 3732 Okunma
Bahaeddin Sağlam
Varlık, Diyalektik, İmtihan ve Savaşlar
23.09.2023 2725 Okunma
Bahaeddin Sağlam
Dücane Cündioğlu’na Cevap-2 veya Allah’ı Tam Tanımak
23.09.2023 3890 Okunma
Bahaeddin Sağlam
Allah, Ruh ve Bilinçdışı
23.09.2023 2959 Okunma
Bahaeddin Sağlam
Dücane Cündioğlu ve Akıl
23.09.2023 3184 Okunma
Bahaeddin Sağlam
İmtihanı Kazanma veya Kaybetme
23.09.2023 3121 Okunma
Bahaeddin Sağlam
Winning or Losing the Spiritual Test
23.09.2023 2897 Okunma
Bahaeddin Sağlam
AB’ye Üye Olmak veya Olmamak (Türk Kardeşlerime Çağrı)
23.09.2023 2971 Okunma
Bahaeddin Sağlam
Türk Kardeşlerimle Bir Hasbihal (Durum Değerlendirmesi)
23.09.2023 2981 Okunma
Bahaeddin Sağlam
Varlık, Bilinç ve Sorumluluk
7.10.2023 3732 Okunma
Bahaeddin Sağlam
To Join or Not to Join the EU
7.10.2023 3422 Okunma
Bahaeddin Sağlam
Netanyahu Amalek Deyince Neyi Kastetti?
5.11.2023 2898 Okunma
Bahaeddin Sağlam
Çağımızda Şiddet ve Şiddet Felsefesi
14.12.2023 2597 Okunma
Bahaeddin Sağlam
Değişim ve Gerçek İslam Söylemi
14.12.2023 3013 Okunma
Bahaeddin Sağlam
Prof. Dr. Celal Şengör’den Beş Tespit
29.12.2023 3198 Okunma
Bahaeddin Sağlam
Filistin İçin Üç Reçete
29.12.2023 3006 Okunma
Bahaeddin Sağlam
Three Prescriptions for Palestine
29.12.2023 2985 Okunma
Bahaeddin Sağlam
Kibir ve Gurur
29.12.2023 2767 Okunma
Bahaeddin Sağlam
Ateist Kardeşlerime Bir Çağrı
10.01.2024 2708 Okunma
Bahaeddin Sağlam
A Call to My Atheist Brothers and Sisters
14.01.2024 2595 Okunma
Bahaeddin Sağlam
Yahudilerin Özgeçmişi ve İsrail Devleti
26.01.2024 2553 Okunma
Bahaeddin Sağlam
Erken Doğmuş Fakat İnsanlık İçin Gerekli Bir Proje
3.02.2024 3115 Okunma
Bahaeddin Sağlam
Din Kaygısı mı, Siyasi Çıkar Kavgası mı?
5.02.2024 2764 Okunma
Bahaeddin Sağlam
Oruç ile İlgili Beş Kavram
17.03.2024 2730 Okunma
Bahaeddin Sağlam
Yusuf’un Rüyası
19.10.2024 2734 Okunma
Bahaeddin Sağlam
Cevher Kelimesinin Etimolojisi
19.10.2024 2941 Okunma
Bahaeddin Sağlam
Acemi Doktor Prof. Dr. Mustafa Öztürk
19.10.2024 2864 Okunma
Bahaeddin Sağlam
İnsanları Yanıltanlar
29.10.2024 2805 Okunma
Bahaeddin Sağlam
Yol ve Yolsuzluk
3.11.2024 2435 Okunma
Bahaeddin Sağlam
İnsanlık Gerçeği
24.11.2024 2662 Okunma
Bahaeddin Sağlam
Logos (evrendeki mantık ve bilim) ile Diriliş
2.01.2025 2891 Okunma
Bahaeddin Sağlam
Bahane Kelimesinin Etimolojisi
9.02.2025 2452 Okunma
Bahaeddin Sağlam
Safsata ve Hakikat Kelimelerinin Etimolojisi
9.02.2025 2311 Okunma
Bahaeddin Sağlam
İslam Kavramı: Sözlük ve Din Olarak
8.03.2025 2775 Okunma
Bahaeddin Sağlam
Ahmet Akgündüz’ün Muhakemat Çalışmalarının Raporu
11.03.2025 2933 Okunma
Bahaeddin Sağlam
Müsteşriklerin Kur’an Hakkındaki İthamları
30.05.2025 2184 Okunma
Bahaeddin Sağlam
Asıl Beka Sorunumuz Kur'an'ı Anlamamaktır
26.06.2025 2136 Okunma
Bahaeddin Sağlam
Aydınlanma Süreci: Ne idi, Ne oldu, Nereye varacak?
10.08.2025 2230 Okunma
Bahaeddin Sağlam
The Enlightenment Process
27.08.2025 2222 Okunma
Bahaeddin Sağlam
Dinî Alan, Alarm Veriyor
30.09.2025 2237 Okunma
Bahaeddin Sağlam
Şuara Suresi Meal-Tefsiri, 26. Sure, 227 Ayet
28.12.2025 1699 Okunma
Bahaeddin Sağlam
Neml (Karınca) Suresi Meal-Tefsiri, 27. Sure, 93 Ayet
30.12.2025 1652 Okunma
Bahaeddin Sağlam
Kasas Suresi Meal-Tefsiri, 28. Sure, 88 Ayet
31.12.2025 1440 Okunma
Bahaeddin Sağlam
İbn Haldun ve Bilimler
2.01.2026 1643 Okunma
Bahaeddin Sağlam
Bir İnce Ayar
4.02.2026 1258 Okunma
Bahaeddin Sağlam
İslam Alemi Neden Perişandır?
20.03.2026 1336 Okunma
Bahaeddin Sağlam
Why Is the Islamic World in Ruins?
18.04.2026 1176 Okunma
Bahaeddin Sağlam
Hz. Muhammed Son Derece Samimiydi: Müminûn Suresi
9.05.2026 824 Okunma
Bahaeddin Sağlam
Hud Peygamber Suresi Meal-Tefsiri
21.07.2026 594 Okunma
Bahaeddin Sağlam
Bilgi ve Bilimlerin Kısa Tarihçesi (Altı Kesit Olarak)
8.08.2026 523 Okunma
Bahaeddin Sağlam
Kutsal Metinleri Yeniden Okumak
8.08.2026 570 Okunma
Bahaeddin Sağlam
A Short History of Knowledge and the Sciences
2.09.2026 517 Okunma
Bahaeddin Sağlam
Rereading the Sacred Texts
2.09.2026 446 Okunma
Bahaeddin Sağlam
İnsanlık Dünyasına Bir Çağrı
4.10.2026 306 Okunma
Bahaeddin Sağlam
Musa’yı Denizden Kurtaran Kimdi?
4.10.2026 330 Okunma
Bahaeddin Sağlam
Kur’an’a Uyalım Ama Nasıl?
30.10.2026 99 Okunma


© 2026 - Akevler