Bahaeddin Sağlam
Kur’an’ın Kolaylığı Derin İlmi Bir Gerçekliktir
8.03.2023
2299 Okunma, 0 Yorum

Kur’an’ın Kolaylığı Derin İlmi Bir Gerçekliktir

 

İnsanda iki temel algı mekanizması var. Akıl ve kalb… Başka bir deyimle üst korteks ve bilinçaltı (Jung’un ifadesiyle bilinçdışı. Bilinçaltı bütün evreni kuşattığı için Freud’un aksine Jung ona bilinçdışı dedi.) Toynbee’nin ifadesiyle bilincin bilinçdışıya göre oranı, çok büyük bir çölün dikenlerine karşı bir tek gül ağacı kadardır. Onun için gerçek öğrenme, gerçek sevgi ve hakiki aşk ve asıl beceri insanın bilinçdışına yani kalbine mal olan beceri ve bilgidir. Çünkü aklın algısı soyutlama tarzında olduğundan çabuk uçar, bedene mal olmuyor. Dolayısıyla Bediüzzaman kalbe (bilinçdışına) mal olmayan bilimler karanlık bir aydınlanmadır, diyor.

 

 Dinleri araştıran ve insan ruhiyatını inceleyen bütün bilim adamları bilir ki araştırdıkları bu bilgiler insanın kalbinden (bilinçdışından) doğuyorlar. Kur’an üç yerde, bu bilgileri Cebrail senin kalbine indiriyor, diyor. (2/97) Hatta eskiden bedevi insanlar, üst korteksi fazla çalıştırmadıkları için nerede ise bilgilerinin çok büyük kısmı kalpten geliyordu.

 

Yine bu bilim adamları müttefikan bildiriyorlar ki: Bütün evrensel kanun ve soyut kavramlar insanın bilinçdışında somut olarak oluşuyorlar ve öylece dile geliyorlar. Genellikle de üst korteks durunca yani insan uyuyunca onlar dışarı çıkarlar. Bazen çok basit bir tetikleme ile o bilinçdışı deryasından bir kitap bile fışkırabilir. Peygamberlerin çoğunlukla vahyi uykuda veya yarı uykuda almasının sırrı budur.

 

İşte vahiy, İlahi sonsuz bir tetikleme ile bu bilinçdışı deryasının dış aleme taşmasıdır. Haliyle bu bilinçdışının somut literatürü ile yazılıyorlar. Mesela haram mal, domuz eti olarak o arşivde var. Gıybet çiğ et olarak var. Devlet dağ olarak var. Sevgi çiçek olarak var. Madde feminen ve istifadeye elverişli olduğu için kadın olarak var. İnsanlığın tamamı Âdem olarak var. İsa Vahiy olarak var. Meryem çile çeken ve vahyi doğuran insanlık olarak var. Kemik insanın ebedi tarafı olarak var. Saç insanın bilimleri olarak var. Dünya kocakarı olarak var vesaire, sonsuza kadar çıkabiliriz. Peygamberlerin bu literatürü değiştirme yetkileri yok. Çünkü insanoğlu yüzde doksan dokuz bu bilinçaltından oluşuyor. Aklını kullanan feylesoflar ise, o literatürü bizim bildiğimiz dile çeviriyorlar. Neticede Allah’ın insanlıktan beklediği ideal kalite elde edilmiş olur. Bediüzzaman Allah, Peygamberlerle ve feylesoflarla insanın mukadder gelişmesini gerçekleştiriyor, diyor. Hürriyete Nutuk Makalesinde.

 

Hulasa, Kur’an ve diğer semavi kitaplar bu bilinçdışı literatürü kullandıkları için onu ezberlemek, öğrenmek ve yaşamak çok kolaydır.  Bilinçdışı arşivi dijital bir kayıt ile işler. Bir ayetin başını söylediğinde gerisi dile geliyor. Ve ondandır ki DNA gibi tevafuklar barındırıyor o metinler. İşte vahyin mahiyetini anlatan bir surede Kur’an’ın bu kolaylığı beş sefer tekrar ediliyor. Bilinçdışının tekrar ile çalıştırıldığını bildiriyor. Bu tekrarlarla olağanüstü yönleri gelişen ruhani rahipleri kınayanların kulakları çınlasın.

 

“And olsun!’ (Yani Kur’an’ın bu özelliği kendisiyle yemin edilecek kadar ilmi bir hakikattir.)

Biz (yani benim tetiklememle, bilinçdışı sebebiyle ve kudsiyet gibi bir duygu ile) bu Kur’an’ı zikir (bilinçaltını çalıştırmak) için kolaylaştırdık. Acaba zikir (pratik bir mesaj ve bilgi) alan var mı?’ (KUR’AN; 54)

 

Bu yazıyı meallerin yetersizliğine kızdığımdan ve vahyin mahiyetini öğrenmek isteyen Amerikalı bir bilim adamına bir ders olarak kaleme aldığım gece aynı saatte yayınladım; sabah namazına doğru, iki geri dönüş oldu. Şöyle ki:

 

1) Antep’ten bir Nurcu lider, sen vahyi gökten yere indirmişsin, seni marifetullaha davet ediyorum, diye sloganvari tehditler savurdu. Galiba Vehhabiler gibi Allah’ı gökte sınırlı bir varlık olarak ezberlemiştir. Bütün hayatını sloganlarla geçiren bu zat bilmiyor ki, varlık namına ne varsa Allah’ın varlığıdır. Asıl marifet budur. Ve bilmiyor ki: Gökler uzay demek değildir. Din dilinde soyut ve metafizik ne varsa hepsi gökler ve melekut diye geçer. Ona bu kitabın eklerinden olan Kur’an Varlığın Ruhu mu Yoksa Tarihsel mi yazısını gönderdim, kızgınlığı daha da kızıştı. Bana bir daha yazı gönderme deyip Whatsappını kapattı.                                                                                  

 

2) İkinci zat ehl-i ilim ve meseleyi anlamak için şöyle bir soru gönderdi: Hocam yazıda Peygamberler o bilinçdışı arşivi değiştirmeye yetkili değildir, demişsin. Hz. İsa domuz etini ve içkiyi helal etti. Bu bir çelişki değil mi, diye sordu. Ben de cevaben şu iki notu gönderdim:

 

A) İsa o hükümleri kaldırmadı. Daha iyisini getirdi. Ben Tevrat’ı kaldırmaya gelmedim. Tamamlamaya geldim, diyor, Matta İncilinde. O burada diyor ki: Siz ey Ferîsiler (şekilci şeriatçılar) ağzınıza girene değil de ağzınızdan çıkana bakın.  İnsan sadece ekmek ile doymaz. Vahiy ve ruh ile de doyar.

 

Nitekim Bakara, 106. ayet şöyledir: Biz bir hükmü kaldırsak ya benzerini ve daha iyisini getiririz.” İşte İsa daha güzelini getirdi. Öyle bir şeriat getirdi ki laiklik gerekmiyor artık.

 

B) Bazıları Hristiyanlıkta Şeriat yok diyor. Pavlos o dini bozdu, diye hem İncil’e hem İncili tasdik eden Kur’an’a iftira atıyorlar. Ben de o muhterem Hocama, İslam tasavvufu da tam bir İncil’dir, dedim. Ve hediyelerini gönderdim. Hulasa ehl-i ilimle müzakere bir başka oluyor.

 

Ve sözü Hz. İsa’ya bıraktım. O şekilci ve farkına varmadan tarihselci olan Ferisilere karşı ne yaptı ise tarihselciler de öyle yapmalı. Dini bırakıp modernizme kaçmamalıdır; dedim. Şöyle ki: (Matta İncili 5. Baptan:)

 

17-Sanmayın ki, ben şeriatı yahut peygamberleri yıkmağa geldim; ben yıkmağa değil, fakat tamam etmeğe geldim. 18-Çünkü doğrusu size derim: Gök ve yer geçip gitmeden, her şey vaki oluncaya kadar, şeriatten en küçük bir harf veya bir nokta bile yok olmayacaktır. 19-Bundan dolayı bu en küçük emirlerden birini kim bozar ve insanlara öylece öğretirse, göklerin melekûtunda kendisine en küçük denilecektir ve onları kim yapar ve öğretirse, göklerin melekûtunda kendisine büyük denilecektir. 20-Zira size derim ki, salâhınız yazıcılar ve Ferisilerinkinden ziyade olmazsa, göklerin melekûtuna hiç girmeyeceksiniz.

 

21-İşittiniz ki, eski zaman adamlarına denildi: “Katletmeyeceksin” ve: “Kim katlederse, hükme müstahak olacaktır.”[1]

 

22-Fakat ben size derim: Kardeşine kızan her adam hükme müstahak olacaktır ve kardeşine: Raka (köle), derse, Millet meclisinin hükmüne müstahak olacaktır ve kim: Ahmak, derse, cehennem ateşine müstahak olacaktır.

 

23-İmdi, takdimeni (kurbanını) mezbahta arz ederken, kardeşinin sana karşı bir şeyi olduğu hatırına orada gelirse, 24-takdimeni orada mezbahın önünde bırak ve git, önce kardeşin ile barış ve o vakit gel, takdimeni arzet.

 

25-Hasmınla yolda beraber iken onunla çabuk uyuş da hasmın seni hâkime, hâkim de seni memura vermesin ve zindana atılmayasın. 26-Doğrusu sana derim: Son mangırı ödeyinceye kadar oradan çıkmazsın.

 

27- “Zina etmeyeceksin,”[2] denildiğini işittiniz. 28-Fakat ben size derim: Bir kadına şehvetle bakan her adam zaten yüreğinde onunla zina etmiştir. 29-Ve eğer sağ gözün sürçmene sebep oluyorsa, onu çıkar ve kendinden at; çünkü senin için bir azandan birinin yok olması, bütün bedeninin cehenneme atılmasından iyidir. 30-Ve eğer sağ elin sürçmene sebep oluyorsa, onu kes ve kendinden at; çünkü senin için azandan birinin yok olması, bütün bedeninin cehenneme gitmesinden iyidir. 31-Ve: “Kim karısını boşarsa, ona boş kâğıdını versin,[3] denilmiştir. 32-Fakat ben size derim ki, zinadan başka bir sebeple karısını boşayan adam onu zaniye eder ve kim boşanmış bir kadınla evlenirse, zina eder.

 

33-Ve yine, eski zaman adamlarına: “Yalan yere and etmeyeceksin ve andlarını Rabbe ödeyeceksin,”[4] denildiğini işittiniz. 34-Fakat ben size derim: Hiç and etmeyin; ne gök üzerine, çünkü o Allahın tahtıdır; 35-Ne yer üzerine, çünkü onun ayaklarının basamağıdır; ne de Yeruşalim üzerine, çünkü o, büyük Kıralın şehridir. 36-Başın üzerine de and etmeyeceksin; çünkü sen bir tek saçı ak yahut kara edemezsin. 37-Ancak sözünüz: Evet, evet; Hayır, hayır, olsun; bunlardan ziyadesi şerirdendir.

 

38- “Göz yerine göz, diş yerine diş,[5] denildiğini işittiniz. 39-Fakat ben size derim: Kötüye karşı koma ve senin sağ yanağına kim vurursa, ona ötekini de çevir. 40-Ve eğer biri seninle mahkemeye gidip senin gömleğini almak isterse, ona abanı da bırak. 41-Ve kim seni bir mil gitmeğe zorlarsa, onunla iki mil git. 42-Senden dileyene ver, senden ödünç isteyenden yüz çevirme.

 

43- “Sen komşunu sevecek”[6] ve düşmanından nefret edeceksin, denildiğini işittiniz. 44-Fakat ben size derim: Düşmanlarınızı sevin ve size eza edenler için dua edin ki, 45-siz göklerde olan Babanızın oğulları olasınız; zira o, güneşini kötülerin ve iyilerin üzerine doğdurur ve salih olanlar ile olmayanların üzerine yağmur yağdırır. 46-Çünkü eğer sizi sevenleri severseniz, ne karşılığınız olur? Vergi mültezimleri[7] de öyle yapmıyorlar mı? 47-Ve yalnız kardeşlerinizi selâmlarsanız, fazla ne yapmış olursunuz? Putperestler de öyle yapmıyorlar mı? 48-Bundan dolayı, semavî Babanız kâmil olduğu gibi, siz de kâmil olun. (Baba Kitab-ı Mukaddes dilinde şefkat ve merhamet sahibi ve insanı soyut algıya sahip bir şekilde yaratan demektir. Yani Allah, soyut ve dini değerleri bilen herkesin babasıdır.) (Tekvin, 6/8)

 

Önemli Bir Fark: İncillerde Oğul kelimesi tekrarla geçiyor. Asr-ı Saadetteki Kur’an’ın tasdik ettiği kopyalarda da geçiyordu. İmam Razi’nin beyan ettiği gibi, Asr-Saadetten günümüze İncillerin değişmediği de bir gerçektir. Çünkü Kur’an, bu kelimeyi yasak etmiyor. Evet, oğul Tevrat’ta tekrarla ifade edildiği gibi; insan soyut değerleri, dilleri ve yasaları öğrendiğinde bu makamı alır. (Tekvin, 6) Demek oğul kelimesi, Allah İbrahim’i dost edindi. (Nisa, 125) ayetindeki dost gibi bir manaya geliyor. Evet, Kur’an’ın yasak ettiği oğul kelimesi değildir, veled (maddi olarak doğmuş çocuk) kelimesidir. Çünkü bu kelime, Allah’ın maddi, sınırlı bir varlık olduğunu bildiriyor. Bu ise, ontolojik, fahiş bir hata olur. Zaten bu veled yasağı daha çok müşriklere yönelik idi. Bediüzzaman, bu oğul ve veled farkını nazara almadığından Hristiyanlarda velediyet akidesi var, diyor; 29. Mektupta.

 

Nitekim, Tevbe 30. ayet, oğul kelimesini veled (çocuk) diye anlayan Yahudilerin özellikle avam kesiminin ve Hristiyanların özellikle avam kesiminin ve veled kelimesini bizzat kullanan müşriklerin bu ontolojik fahiş hatasını şöyle anlatıyor:

 

“Yahudiler, Üzeyir Allah’ın Oğludur, dediler. Hristiyanlar, İsa Allah’ın Oğludur, dediler. Bu sözleri, müşriklerin sözüne ne kadar da benziyor. Allah onları kahretsin. Nasıl sapıyorlar.!”

 

 

Bahaeddin Sağlam/ 05.03.2023



[1] Çıkış 20/.13; Tesniye 5/17.

[2] Çıkış, 20/14

[3] Tesniye 24/1, 3.

[4] Levililer 19/12; Sayılar 30/2; Tesniye 23/21.

[5] Çıkış 21/24; Levliler 24/20; Tesniye 19.21.

[6] Levililer 19/18.

[7] Ecnebi hâkimler olan Romalılar için vergi toplayan Yahudiler.

 






Çok Yorumlanan Makaleler
Bahaeddin Sağlam
Hz. Ayşe Sendromu
20.12.2022 2731 Okunma
Bahaeddin Sağlam
Saff Suresi Meal-Tefsiri
20.12.2022 2193 Okunma
Bahaeddin Sağlam
ÂDEM VE EVRİM
24.12.2022 2685 Okunma
Bahaeddin Sağlam
Âdem ve Havva Hakikati
24.12.2022 2348 Okunma
Bahaeddin Sağlam
Âdem ve İsa Mukayesesi
24.12.2022 2282 Okunma
Bahaeddin Sağlam
Mürselat Suresi Meal-Tefsiri
30.12.2022 2645 Okunma
Bahaeddin Sağlam
Hadid Suresi: 57. Sure 29 Ayettir
30.12.2022 2333 Okunma
Bahaeddin Sağlam
Sanat ve Kültür Mahiyetleri ve Etimolojileri
6.01.2023 2145 Okunma
Bahaeddin Sağlam
Deizme Cevap Olarak Şehit ve Şahit Farkı
6.01.2023 2190 Okunma
Bahaeddin Sağlam
Allah'ın Nefsi
13.01.2023 2293 Okunma
Bahaeddin Sağlam
Varlık ve Allah’a Dair
13.01.2023 2270 Okunma
Bahaeddin Sağlam
Allah’ın Sonsuz Varlığı ve İnsan Özgürlüğü
23.01.2023 2753 Okunma
Bahaeddin Sağlam
Kitab-ı Mukaddes’te Hikmet Kavramı 1
1.02.2023 2118 Okunma
Bahaeddin Sağlam
Kitab-ı Mukaddes’te Hikmet Kavramı 2
1.02.2023 2058 Okunma
Bahaeddin Sağlam
Deprem, Kıyamet ve Diriliş
8.03.2023 2026 Okunma
Bahaeddin Sağlam
Kur’an’ın Kolaylığı Derin İlmi Bir Gerçekliktir
8.03.2023 2299 Okunma
Bahaeddin Sağlam
Arketip Ne Demektir?
8.03.2023 2273 Okunma
Bahaeddin Sağlam
İslam Bilim Tarihinden Bir Anekdot
23.03.2023 2023 Okunma
Bahaeddin Sağlam
İSLAMİYETİN TEMELLERİ NASIL ATILDI!?
23.03.2023 2564 Okunma
Bahaeddin Sağlam
İnsanlığın Şerefini Kurtarmak İçin
9.04.2023 2390 Okunma
Bahaeddin Sağlam
Risale-i Nur’un Beş Temel Amacı
22.04.2023 2123 Okunma
Bahaeddin Sağlam
Ahlak Kelimesinin Reel Anlamı ve Etimolojisi
22.04.2023 2744 Okunma
Bahaeddin Sağlam
Ne Kadar Allah’ı Tanıyoruz?
22.04.2023 2345 Okunma
Bahaeddin Sağlam
Bediüzzaman’da Nedensellik Problemi
22.09.2023 2730 Okunma
Bahaeddin Sağlam
İnsan Nedir?
22.09.2023 2390 Okunma
Bahaeddin Sağlam
İnsanlığın Şerefini Kurtarmak İçin
22.09.2023 2516 Okunma
Bahaeddin Sağlam
Karşılaştırmalı Eski Ontoloji ile Çağımızdaki Ontoloji
22.09.2023 2215 Okunma
Bahaeddin Sağlam
Sıdk ve Kizb, Mesih ve Deccal Kavramları
23.09.2023 2734 Okunma
Bahaeddin Sağlam
Varlık, Diyalektik, İmtihan ve Savaşlar
23.09.2023 2034 Okunma
Bahaeddin Sağlam
Dücane Cündioğlu’na Cevap-2 veya Allah’ı Tam Tanımak
23.09.2023 2902 Okunma
Bahaeddin Sağlam
Allah, Ruh ve Bilinçdışı
23.09.2023 2270 Okunma
Bahaeddin Sağlam
Dücane Cündioğlu ve Akıl
23.09.2023 2381 Okunma
Bahaeddin Sağlam
İmtihanı Kazanma veya Kaybetme
23.09.2023 2220 Okunma
Bahaeddin Sağlam
Winning or Losing the Spiritual Test
23.09.2023 2150 Okunma
Bahaeddin Sağlam
AB’ye Üye Olmak veya Olmamak (Türk Kardeşlerime Çağrı)
23.09.2023 2200 Okunma
Bahaeddin Sağlam
Türk Kardeşlerimle Bir Hasbihal (Durum Değerlendirmesi)
23.09.2023 2288 Okunma
Bahaeddin Sağlam
Varlık, Bilinç ve Sorumluluk
7.10.2023 2767 Okunma
Bahaeddin Sağlam
To Join or Not to Join the EU
7.10.2023 2453 Okunma
Bahaeddin Sağlam
Netanyahu Amalek Deyince Neyi Kastetti?
5.11.2023 2181 Okunma
Bahaeddin Sağlam
Çağımızda Şiddet ve Şiddet Felsefesi
14.12.2023 1958 Okunma
Bahaeddin Sağlam
Değişim ve Gerçek İslam Söylemi
14.12.2023 2291 Okunma
Bahaeddin Sağlam
Prof. Dr. Celal Şengör’den Beş Tespit
29.12.2023 2202 Okunma
Bahaeddin Sağlam
Filistin İçin Üç Reçete
29.12.2023 2209 Okunma
Bahaeddin Sağlam
Three Prescriptions for Palestine
29.12.2023 2084 Okunma
Bahaeddin Sağlam
Kibir ve Gurur
29.12.2023 2059 Okunma
Bahaeddin Sağlam
Ateist Kardeşlerime Bir Çağrı
10.01.2024 2012 Okunma
Bahaeddin Sağlam
A Call to My Atheist Brothers and Sisters
14.01.2024 1911 Okunma
Bahaeddin Sağlam
Yahudilerin Özgeçmişi ve İsrail Devleti
26.01.2024 1882 Okunma
Bahaeddin Sağlam
Erken Doğmuş Fakat İnsanlık İçin Gerekli Bir Proje
3.02.2024 2318 Okunma
Bahaeddin Sağlam
Din Kaygısı mı, Siyasi Çıkar Kavgası mı?
5.02.2024 2033 Okunma
Bahaeddin Sağlam
Oruç ile İlgili Beş Kavram
17.03.2024 2057 Okunma
Bahaeddin Sağlam
Yusuf’un Rüyası
19.10.2024 1950 Okunma
Bahaeddin Sağlam
Cevher Kelimesinin Etimolojisi
19.10.2024 2019 Okunma
Bahaeddin Sağlam
Acemi Doktor Prof. Dr. Mustafa Öztürk
19.10.2024 2042 Okunma
Bahaeddin Sağlam
İnsanları Yanıltanlar
29.10.2024 2012 Okunma
Bahaeddin Sağlam
Yol ve Yolsuzluk
3.11.2024 1757 Okunma
Bahaeddin Sağlam
İnsanlık Gerçeği
24.11.2024 1965 Okunma
Bahaeddin Sağlam
Logos (evrendeki mantık ve bilim) ile Diriliş
2.01.2025 2167 Okunma
Bahaeddin Sağlam
Bahane Kelimesinin Etimolojisi
9.02.2025 1658 Okunma
Bahaeddin Sağlam
Safsata ve Hakikat Kelimelerinin Etimolojisi
9.02.2025 1561 Okunma
Bahaeddin Sağlam
İslam Kavramı: Sözlük ve Din Olarak
8.03.2025 1921 Okunma
Bahaeddin Sağlam
Ahmet Akgündüz’ün Muhakemat Çalışmalarının Raporu
11.03.2025 1964 Okunma
Bahaeddin Sağlam
Müsteşriklerin Kur’an Hakkındaki İthamları
30.05.2025 1416 Okunma
Bahaeddin Sağlam
Asıl Beka Sorunumuz Kur'an'ı Anlamamaktır
26.06.2025 1371 Okunma
Bahaeddin Sağlam
Aydınlanma Süreci: Ne idi, Ne oldu, Nereye varacak?
10.08.2025 1358 Okunma
Bahaeddin Sağlam
The Enlightenment Process
27.08.2025 1334 Okunma
Bahaeddin Sağlam
Dinî Alan, Alarm Veriyor
30.09.2025 1387 Okunma
Bahaeddin Sağlam
Şuara Suresi Meal-Tefsiri, 26. Sure, 227 Ayet
28.12.2025 820 Okunma
Bahaeddin Sağlam
Neml (Karınca) Suresi Meal-Tefsiri, 27. Sure, 93 Ayet
30.12.2025 740 Okunma
Bahaeddin Sağlam
Kasas Suresi Meal-Tefsiri, 28. Sure, 88 Ayet
31.12.2025 665 Okunma
Bahaeddin Sağlam
İbn Haldun ve Bilimler
2.01.2026 813 Okunma
Bahaeddin Sağlam
Bir İnce Ayar
4.02.2026 465 Okunma
Bahaeddin Sağlam
İslam Alemi Neden Perişandır?
20.03.2026 359 Okunma


© 2026 - Akevler