Bedri'ye dair
856 Okunma, 0 Yorum
Ahmet Hakan - Hürriyet
Lütfi Hocaoğlu

21.04.2011

ÖNCELERİ acayip kıl olurdum Bedri'ye...
Kendini aşırı ciddiye alması, çocuksu siyasallığı, dinleyeni olmasa da konuşmaya duyduğu devasa iştahı, kampçılığı, süper inadı, saklamaya gerek duymadığı egosu falan...
Hepsi ifrit ederdi beni.
Sonra kendisiyle bir “temas” kurdum: Asmalımescit taraflarında bir akşam yemeği, uzun bir sohbet, gülmeler, gerginlikler, şakalaşmalar, tartışmalar...
“Her temas bir iz bırakır” derler ya...
İşte bu “temas” da, bir hışımla ezdi geçti bendeki bazı önyargıları...
-  Bir kere küçük bir mavra karşısında Bedri'nin aşırı ciddiyetinin hafiften örselendiğini gördüm. Şamataya açıktı yani. Buradan yazdım bir puan.
-  İkincisi ne kadar katı olursa olsun, sonuçta ikna edici bir cümleyle karşılaşınca görüşlerini en azından yumuşatıyordu. Buradan da yazdım bir puan.
-  Son olarak medeni ilişkilerde janti bir adamdı. Buradan da aldı bir puan.
* * *
Bir de şu var:
Eğer Bedri, hırgürün, itiş kakışın içine girmese, her bulduğu eylemin içine kendisini atmasa, her tartışmanın en azılı savunucusu olmasa...
Bu denli karikatürize hale gelmeyecek, bu denli hedef olmayacak, bu denli yıpranmayacak, bu denli yadırganmayacaktı.
Yani bıraksa memleket meselelerini de, kendisini sadece resim sanatına verse, “salonlar / piyasalar / sanat sevicileri” üçgeninden hiç çıkmasa, yurt dışı sanat pazarına oynasa...
Gayet rahat, gayet popüler, gayet “saygın”, gayet “tasasız” bir konumda yaşayıp gidecekti.
Oysa Bedri, benim benimsemediğim bir siyasal çizgide de olsa kendisini davasına “adamış” bir adamdı.
Eh, madem “davaya adanmışlık” ekmek gibi aziz bir şeydir, o halde buradan da yazalım bir puanı.
* * *
Şimdi burada “temas” meselesine yeniden dönmenin tam sırası...
Çünkü “temas” mühimdir, hem de çok mühim.
-  Hayatında bir kez olsun herhangi bir “Yahudi” ile sohbet edip çay içmiş birinin “Yahudi düşmanlığı” yapması çok zordur.
-  Hayatında bir kez olsun herhangi bir “başörtülü” ile yarenlik etmiş birinin “başörtüsü yasaklansın” diye bağırması da çok zordur.
-  Hayatında bir kez olsun bir “Alevi”ye kalbini önyargısız bir şekilde açmış birinin “Alevi düşmanlığı” yapması çok zordur.
* * *
Kıssadan hisse:
Eğer ben Bedri ile kurduğum küçücük bir temas sayesinde “Bedri düşmanı” olmaktan kurtuldu isem...
Başkaları da böylesi temaslar sayesinde başka tür düşmanlıklardan kolaylıkla kurtulabilir.
Haydi temasa... Haydi felaha...

Yazının tamamı için tıklayınız.

 

Yorum:

Tanımadıklarına düşmanlık

Bir insan tanımadığı diğer insanlara niçin düşman olur?

Bu sorunun bir çok cevabı olabilir. Bunlardan en önemli iki tanesi fanatizm ve dogmatizmdir.

Fanatizm bir gruba körü körüne bağlılık iken dogmatizm bir görüşe körü körüne bağlılıktır. İki grup da bilgiye, olguya, gerçekliklere bakmazlar. Fanatikler için kendi grubu dışındaki herkes kötüdür. Dogmatikler için ise kendi görüşü dışındaki bütün görüşler kötüdür.

Fanatikler kendi gruplarının yanlış davranışları olabileceğine, kendi liderlerinin hatalı olabileceğine inanmazlar. Daha da kötüsü kendi grupları dışındaki her grup kötüdür, düşmandır. Dogmatiklerde kendi görüşlerinin, inançlarının yanlış olabileceğine inanmazlar. Daha da kötüsü tek doğrunun kendi görüşleri ve inançları olduğuna kesin olarak inanırlar. Diğer görüşlere sahip olan kimseler düşmandır.

Fanatikler de dogmatikler de karşı tarafla sürekli cidal halindedirler. Doğruyu ve iyiyi bulmak için tartışmazlar. Fanatikler kendi gruplarının en iyi olduğunu, dogmatikler de kendi görüşlerinin tek doğru olduğunu karşı tarafa deklare ederler ve saplantılarından asla ve asla kurtulamazlar.

Peygamberler hiç bir zaman fanatizmi de getirmediler dogmatizmi de. Onlar doğruları getirdiler, karşı tarafa doğruyu anlattılar. Karşı tarafa düşmanlık yapmadılar. Doğru yola gelmeleri için uğraştılar.

Şimdi gelin bir de günümüzdeki gruplara, cemaatleşmiş ve partileşmiş fanatikler ve dogmatiklere bakın. Doğruyu ve iyiyi mi anlatıyorlar, kendilerini üste çıkarıp karşı tarafa düşmanlık mı yapıyorlar? Bunun cevabını herkes artık çok net görüyor ve biliyor. Allah ıslah etsin.

 

 

Lütfi Hocaoğlu






Sayı: 98 | Tarih: 24.04.2011
Mahir Kaynak
Kürt siyasetçiler
1864 Okunma
Süleyman Karagülle
Ruşen Çakır
CHP ve kimlik siyasetleri
…CEĞİZ, …CAĞIZ!
1011 Okunma
Tayibet Erzen
Mehmet Şevket Eygi
Bozuk Düzene Taraftar ve Ona Hizmet Eden İslamcıl
İnsanın dediği mi? Yoksa Kuran’ın dediği mi?
900 Okunma
Emine Hocaoğlu
Zülfü Livaneli
Yılana dokunmamak
861 Okunma
Ali Bülent Dilek
Ahmet Hakan
Bedri'ye dair
Tanımadıklarına düşmanlık
856 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Ruhat Mengi
Tehditler Ülkesinde Vatandaş O
789 Okunma
Vahap Alma
Ebubekir Sifil
Modernitenin Dönüştürücü Karak
762 Okunma
Zafer Kafkas