Az Demişiz
783 Okunma, 1 Yorum
Oktay Ekşi - Hürriyet
Vahap Alma

Az Demişiz

GEÇENLERDE bir tepkimizi dile getirirken Çevre ve Orman Bakanı Prof. Dr. Veysel Eroğlu'nun “neyin bakanı?” olduğunu sormuştuk. Meğer bu laf tam yerine oturuyormuş. Onu da Çevre Bakanı'nın, “cennet” güzelliğindeki İkizdere Vadisi'nde 22 adet hidroelektrik baraj yapılmasını engelleyen sit kararına gösterdiği tepkiyle anladık.
Konunun bir “hukuki” tarafı da var ama, ona gelmeden değinelim:
Veysel Eroğlu'nun aslında Çevre Bakanı anlayışıyla değil “Çevre Düşmanlığı Bakanı” gibi görev yaptığını gösteren son haberi, arkadaşımız Nuray Babacan dün bildirdi:

İkizdere Vadisi'nde Hidroeldektrik Santrallar (HES) kurmak için baraj inşa edilmesine biliyorsunuz önce yöredeki bilinçli insanlar karşı çıktı.
Çünkü her barajın yöredeki tabiatı mahvedeceği aşikârdı. İkizdereliler belki de Veysel Eroğlu'nun sıfatına bakıp kendilerini destekleyeceğini sanmışlardı.
Oysa Eroğlu kendisini hâlâ Devlet Su İşleri Genel Müdürü koltuğunda oturuyor sandığı için tam tersini yaptı:
Tam bir çevre düşmanı gibi HES yapımında ısrar etti. Ama Trabzon'daki Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu geçen gün İkizdere Vadisi'ni “sit alanı” ilan edip de baraj yapımını durdurunca aynen Başbakan Tayyip Erdoğan gibi o da küplere bindi.

“HES'lere karşı çıkanlar Avrupa'dan finanse ediliyor” diyen Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız gibi (3 Eylül 2010 gazeteler) o da tuttu, “ülkesini seven, enerjide dışa bağımlılığın azalmasını isteyen vatansever çevrecilerin de olduğunu” söyleyerek kendisini eleştirenlerin hareketini “vatan hainliği” ile açıkladı.
Meğer o da yetmemişmiş.
Nuray Babacan'ın haberi işte onu ortaya koyuyor. Çünkü haberde “İkizdere Vadisi”nin “sit alanı” olduğuna karar veren Kurulun elindeki yetkinin oradan alınıp Çevre Bakanlığı'na verilmesini öngören bir yasal değişikliğin Meclis'e sunulduğu bildiriliyor.
Şimdi görürsünüz Türkiye'nin güzelliklerinin ırzına nasıl geçildiğini...
Yukarıda Veysel Eroğlu'nun sıfatı ile yaptığının birbirine zıt olduğundan söz etmiştik. Bunun “hukuki” zeminini de söyleyelim:

Biliyorsunuz devletin her kurumunun varlığı, onunla ilgili yasa hükmüne dayanır. Açın Çevre ve Orman Bakanlığı'nın kuruluş yasasını okuyun. Burada Çevre ve Orman Bakanlığı'nın, “baraj” yapmasına izin veren tek kelimelik bir hüküm yok.
Tam tersine yasa, Çevre Bakanı'na, bu sıfatıyla ilgili tam 13 adet görev vermiş. Onlardan biri olarak da “Çevreye olumsuz etkileri olan her türlü faaliyeti ülke bütününde izlemesini ve denetlemesini” emretmiş.
Ama anlaşılan bir kararla Devlet Su İşleri'ni Çevre Bakanı'na bağlamışlar yani “kümesi tilkiye teslim edip” meseleyi çözmüşler.
Biliyorsunuz “ileri demokrasi” ve yeni “hukuk devleti” anlayışıyla yönetiliyoruz ya...
Bu anlayış, Anadolu'daki 2000'den fazla akarsuyu, o yörenin tabiatına ne zarar vereceğini hesaba katmadan tuttu “Baraj yapıp elektrik üreteceğim, bunu da devlete satacağım” diyen şirketlere 49 yıl için peşkeş çekti.

Şimdi, her şeyi satan işte o zihniyetin marifetlerini görüyoruz.

 

Yorum:

 

Özgür Basın!

Hürriyet Gazetesi Başyazarı ve Gazeteciler Bilmem Ne Başkanı Sayın Oktay Ekşi Beyefendi'nin yukarıdaki yazısının son satırındaki ‘’her şeyi satan’’ ibaresi yerine, gazetelere ‘’analarını da satar’’ diye basılmış.

 

Eski yazılarımdan birinde yine belirtmiştim şimdi yineliyorum. Köşe Yazarlığı sadece saçma sapan cümlelerle, hele hakaretlerle  sayfa doldurmak demek değildir. Yazılmak isteneni konuya hakim olarak, etiğe aykırılık yapmadan ve ahlak kuralları çerçevesinde kaleme almaktır.

 

Özgür Basın safsatalarını hakaretler nezdinde kullanmak ve bu şekilde popülerlik sağlamaya çalışmak, içi hava dolu bir balona benzer.

 

Bakanlar günahsız ve de hatasız değildir. Yaptıklarını ve yapmak istediklerini eleştirmek ve de tasdik elbet olacaktır. Ama bunu meşru sınırlar içerisinde yapmaktır önemli olan. Maalesef hayatını bu işe adayan Sayın Yazarımız, kendisine yakışan fakat yazarlıkla bağdaşmayan bir suç işledi. Bununla yetinmeyip gazetelere, ‘’ben kovulmadım, istifa ettim’’ deme cüretini gösterdi. Samimiyetsizlik ve kinin dışa vurumudur bu.

 

Türkiye gazetecilerine gelince…

İmam Oktay ekşi olunca cemaat ne yapar acaba? Ben tecrübesiz ve amatörce yapmış olduğum yorumlarda bile Oktay Ekşi’yi yeterince dolu görmediğim halde, gazetecilerimiz onu kendilerine nasıl başkan seçer anlamadım. Kısacası Oktay Ekşi bu mesleği bıraksın ve kendisi gibi çağdaşlardan dört kişi toplayıp, emekliler kahvesinde dama oynasın.

 

Sonuç olarak Türkiye gazetecilerinin bu olayı örnek alıp, ciddi ahlaki hasarların önüne geçmesi ve olayları daha objektif, daha gerçekçi, daha ahlaklı ve dürüstçe ele alması gerekir. Şimdiki durumun pek iç açıcı olmadığı aşina. Bari bundan sonra daha etik bir basın için çalışma yapılmalı.

 

Saygılar

 

Vahap Alma


YorumcuYorum
Tayibet Erzen
01.11.2010
04:26

Oktay Ekşi’nin haddi aşması kime ders olur bilemem ama müslümanlar arasındaki siyasi algıyı göstermesi açısından güzel bir örnektir. Olayın saygı ve terbiye boyutu tartışılırken hiç aklınıza

Oktay Ekşi’ye hak verecek olanların da çıkabileceği gelir miydi? Belki kendi zihniyetindeki insanlardan evet ancak müslüman kimliğiyle sırf Ak Parti karşıtlığı adına hükümete her türlü yakıştırmayı reva görenlere ne demeli?

Bu arkadaşlar sadece kendilerine mi müslümanlar yoksa bizim bilmediğimiz ve kendilerinin bildiği başka doğrular mı vardır? Kişinin siyasi görüşü ne olursa olsun namus kavramının çok fazla değişkeni olduğunu düşünmüyorum. Adil olmak, haklıya ’haklı’, haksıza ’haksız’ demekten geçer.

Ekşi’nin yaptığının adı belli, diğerine ad bulamadım!





Sayı: 73 | Tarih: 31.10.2010
Ebubekir Sifil
Başörtüsü(okuyucu soruları)
983 Okunma
Zafer Kafkas
Nihal Bengisu Karaca
Cumhurun apoletsiz renkleri
874 Okunma
Hakan Kandal
Ahmet Hakan
Çok uyanık bir parti: AK Parti
818 Okunma
1 Yorum
Lütfi Hocaoğlu
Mehmet Şevket Eygi
Gerçek ve Asıl Cumhuriyet'e Dönüş
813 Okunma
Emine Hocaoğlu
Oktay Ekşi
Az Demişiz
783 Okunma
1 Yorum
Vahap Alma
Zülfü Livaneli
Cumhurun kültürü
781 Okunma
Ali Bülent Dilek
Ruşen Çakır
AKP’ye yönelik İslamcı bir tehdit mümkün mü?
772 Okunma
2 Yorum
Tayibet Erzen
Fikret Bila
Kılıçtaroğlu: ... Köşk'te olmayacağım.
709 Okunma
Harun Özdemir
Mahir Kaynak
Avrupa’nın Çin’i olmak
684 Okunma
7 Yorum
Süleyman Karagülle