Türkiye'de Eğitim Fâciası
1103 Okunma, 0 Yorum
Mehmet Şevket Eygi - Milli Gazete
Emine Hocaoğlu

 

 

24 EYLÜL 2011

Bu ülkenin en büyük trajedisi PKK, terör, hukuk ve yargı krizi, kokuşma vs. değildir. En büyük fâcia bozuk eğitim sisteminin çökmüş olmasıdır. Eğitimdeki bozukluk ana sebeptir, diğer bozukluklar neticedir.

Yeni ders yılı başladı, milyonlarca çocuk on binlerce okulda toplandı. Bunlar ne okuyacaklar?

Liseden mezun oldukları zaman doğru dürüst edebî, yazılı kültür Türkçesi öğrenmiş olacaklar mı?

Doğru dürüst tarih bilgisine ve kültürüne sahip olacaklar mı?

Mantık kültürüne sahip olacaklar mı?

Sanat tarihi ve kültürü almış olacaklar mı?

Bilgi ve kültürün yanında ahlak ve karakter terbiyesi almış olacaklar mı?

Tevhid-i Tedrisat devrimi yapılalıdan bu yana gayr-i millî eğitim sistemimiz Atatürkçü nesiller yetiştirmek, Kemalist ideolojiyi hakim kılmak, homo devrimus'lar yetiştirmek için çırpınıp durdu. Sonunda Türkiye bugünkü hale geldi.

Üç yüz kelimelik bir sokak, çarşı pazar, günlük iletişim Türkçesi öğrenmek için okullara, eğitim sistemine ihtiyaç yoktur. Bu kadar Türkçeyi okuma yazma bilmeyenler de öğrenir, konuşur ve ihtiyacını görür.

Türkiye'nin eğitim sisteminin ana gayeleri şunlar olmalıdır:

(1) Vasıflı Türkiyeliler yetiştirmek. Bilgi ve kültür bakımından vasıflı, ahlak ve karakter bakımından vasıflı ve estetik/güzellik bakımından vasıflı vatandaşlar...

(2) Türkiye halkının ezici çoğunluğunun Müslüman olduğu ve millî kimliğin ana faktörü İslam olduğu için eğitim sistemi iyi, vasıflı, kaliteli, güçlü Müslümanlar yetiştirmek zorundadır.

Bizim bugünkü eğitim sistemimiz Batlamyos kozmografyasına benziyor: Ortada resmî Kemalizm ideolojisi... Eğitim ordusu, okullar, milyonlarca öğrenci, ders kitapları bunun etrafında güneş, ay, seyyareler gibi fıldır fıldır dönüyor. Boşa dönüş!..

Kemalizm nasıl bir ideolojidir?

M. Kemal Paşa'nın ölümünden sonra Selanik Dönmeleri ve Benzetilmişler tarafından oluşturulmuş bir ideoloji. Hattâ buna ideoloji bile denilemez.

Dönmeler bu ideolojiyi niçin çıkarttılar?

Hakimiyetlerini ve hegemonyalarını sürdürmek için.

Tevhid-i tedrisat devrimi ile Tevhidî tedrisatı yasakladılar.

Çoğunluğu oluşturan Müslümanlar İslam medreseleri, İslam okulları, İslam maarifi kuramıyor.

Cumhuriyetin ilk yıllarında eski güçlü öğretmenlerin himmetiyle edebî ve zengin Türkçe öğretiliyor, otuz kişilik sınıfta en az beş öğrenci Fuzulî Divanını, manasını anlamak ve kıraatinden zevk ve haz almak suretiyle okuyabiliyordu.

Eski liselerimizde lise bitirme ve bakalorya imtihanları yapılıyordu.

Eski eğitim sistemimizde test imtihanları değil, kompozisyonlu gerçek imtihanlar yapılıyordu.

1940'lı yılların liselilerini hatırlıyorum: Erkek öğrenciler küçük beyefendi, kız öğrenciler küçük hanımefendi idi.

Dönmeler, hedonistler, millî kültür düşmanları, materyalistler öğretmenlik mesleğinin kadr ü kıymetini ayağa düşürdüler.

Eğitimde keyfiyet ve kalite kavramını kaldırdılar, kelle sayısını öne aldılar.

Daha çok okul, daha çok öğretmen, daha çok öğrenci, daha çok kara tahta, daha çok ders kitabı, daha çok büst, daha çok Atatürk portresi, daha çok Atatürk şiiri...

Sonunda bugünkü yozlaşma ortaya çıktı.

Atalarının Türkçe mezar taşlarını okumaktan aciz cahil nesiller.

En büyük klasik şairimiz Fuzulî'nin Divanını okumaktan ve anlamaktan aciz cahiller.

Mantık kültürüne sahip olmayan milyonlarca sözde okumuş.

Peki bugünkü eğitim düzelir mi?

Teoride mümkündür ama pratikte çok zordur.

Hangi irade ve hangi kadrolar düzeltecek?

Benim bir "İslam mektebi" projem var. Dört başı mâmur bir okul. Fen bölümü olmayacak... Türkçe, İngilizce, Arapça, Farsça (bu dillerde yayınlanmış kültür kitaplarını kolayca okuyup anlayacak derecede) öğretilecek.

En az on bin kelimelik edebî Türkçe kültürü...

Bu okulda eğitim hem İslam harfleriyle, hem Latin/Frenk harfleriyle yapılacak.

Kesinlikle test sınavı yapılmayacak, kompozisyon sınavı yapılacak.

Bilgi ve kültürün yanında ahlak ve karakter terbiyesi verilecek. Bu okulun mezunları fütüvvet ve mürüvvet ahlakına sahip olacak.

Okulun bütün Müslüman talebesi beş vakit namazı okul camiinde okul imamının ardında cemaatle kılacak. (Sultan Abdülhamid Han-ı Sanî zamanında Galatasaray lisesinde böyleydi!..)

İslam mektebi dünyanını en kaliteli on lisesi listesinde yer alacak.

Bu okulun mezunlarının hayata atıldıktan sonra rüşvet aldıkları, yolsuzluk yaptıkları, yalan söyledikleri, halkı kandırdıkları, emanetlere hıyanet ettikleri, kara ve kirli servet sahibi oldukları görülmeyecek, duyulmayacak.

Böyle bir okul açılsa acaba öğrenci bulunur mu?

Böyle bir okulu hangi idareciler ve öğretmenlerle yürüteceksin?

Eğitim sistemini düzeltip ıslah edemezse Türkiye'nin geleceği karanlıktır.

Yazının devamı için tıklayınız.

 

Yorum:

Pozitif İlimli “İslam Mektebi”

“İslam mektebi” projesinin içeriğine ben katılmıyorum. Yazarımın söylediğinin tam tersine bütün öğrencilerin mutlaka pozitif ilimleri (fen, matematik, fizik, kimya vb.) öğrenmelerinin şart olduğunu düşünüyorum.

Eskiden lise üç yıl idi. Günümüzde ise dört yıla çıkartıldı. Değişen hiçbir şey yok. Dersleri sıkıştırılmış olarak alanlar şimdi aynı dersleri daha uzun bir zaman da aldıklarını görüyorum.

Bunun yerine pozitif ilimlere yer vereceklerini düşünmüştüm. Bunları düşünmemin sebebinden birisi de meslek lisesinde çalışmam olmuştu. Meslek lisesinde sayısal derslere hemen hemen hiç yer verilmemektedir. Lise dört yıl olunca mutlu olmuştum. Sayısal derslere ağırlık verilir diye düşünmüştüm. Ne yazık ki bu böyle olmadı.

Son dört beş yıldır meslek liselerinde teknik ve anadolu kısımlarımız yer almaktadır. O bölümlerin sayısal dersleri seçmeli olarak seçebiliyoruz.  Böyle olunca da öğrenci başarısı artmış olmaktadır. Üniversiteye daha fazla öğrenci yerleştirmiş oluyoruz.

Teknik, meslek ve Anadolu sınıflarına girdiğimden dolayı sınıflarda algı seviyesi çok güzel fark edebiliyor. Teknik ve Anadolu sınıflarının algılaması meslek lisesindekilere oranla daha yüksek olmaktadır. Bunun sebebini sayısal derslerinin de iyi olmalarına bağlıyorum.

Bütün bu yazdıklarımdan sonuç olarak söylemek istiyorum ki Matematik, fen dersleri alan öğrencilerin algılamaları da yüksek olduğunu ve başka dersleri çabuk kavradıklarını görüyorum. Bana göre pozitif ilimleri tüm öğrencilerin öğrenmelerini diliyorum.

Ayrıca 2011-2012 eğitim öğretim yılının tüm öğrencilere ve öğretmenlere başarılı bir yıl olmasını diliyorum…

 

 

Emine Hocaoğlu






Sayı: 119 | Tarih: 25.09.2011
Ahmet Hakan
Başbakan’ın nutkunu neden çok tuttum?
BM mi D8 mi İnsanlık mı?
1460 Okunma
3 Yorum
Lütfi Hocaoğlu
Nihal Bengisu Karaca
Başbakan'ın Laiklik Vurgusu
Hangi Laiklik?
1241 Okunma
3 Yorum
Hakan Kandal
Mehmet Şevket Eygi
Türkiye'de Eğitim Fâciası
Pozitif İlimli "İslam Mektebi"
1103 Okunma
Emine Hocaoğlu
Zülfü Livaneli
GİRDAP
MEDYA GİRDABI
974 Okunma
Ali Bülent Dilek
Mahir Kaynak
İstihbarat savaşları
Sorun İçerdedir
969 Okunma
7 Yorum
Süleyman Karagülle
Taha Kıvanç
‘Sit-com’ AŞ sorularına cevaplar
'Müslüman'ın reytingi neden yok?
967 Okunma
1 Yorum
Ahmet Kirtekin
Ebubekir Sifil
Postmodern Dindarlık
Benzeşen Hayatlar
943 Okunma
Zafer Kafkas
Ruşen Çakır
TÜBA’yı Prof. Şerif Mardin’e sordum
TÜBA’yı duyan var mı?
915 Okunma
Tayibet Erzen
Ruhat Mengi
Batı medyasının hariçten gazeli!
Yorum yok
848 Okunma
Vahap Alma