Kullanıcı Adı:
Parola:
Üye Kayıt
Üye Aktivasyon
Parolamı Unuttum

Captcha image
Show another code

Giriş
ALTERNATİF FAİZSİZ BANKA-SELEM VE KREDİLEŞME
1993 1.Baskı
1119 Okunma
ASPxHyperLink

TEŞKİLAT
Süleyman Karagülle

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM

TEŞKİLÂT

 

MADDE 3

Kredileşme vakfı şube, merkez şube ve genel merkez olarak teşkilâtlanır. Bunların kuracakları anonim şirketler bankaları kurarlar. Bu vakfı sermaye mukrizi ortakların temsilcileri yönetir.

 

I.İLÇE KREDİLEŞME ŞUBELERİ

II.ŞUBELER

III. BÖLGE DAYANIŞMA ŞUBELERİ

IV. BÖLGE DAYANIŞMA ŞUBELERİNİN HİZMETLERİ

V. KREDİLEŞME MERKEZİ

VI. BANKA MERKEZİNİN KURULUŞU

VII. TEMSİLCİLER

VIII. MERKEZ ŞUBELERİNDE TEMSİLCİLER

IX. BANKA TEMSİLCİLERİ

X. GENEL İSTİŞARE

 

I. İLÇE KREDİLEŞME ŞUBELERİ

a. FAİZSİZ BANKALAR MİLLİDİR

Bankalar millîdir. Her banka kendi ülkesi içinde faaliyet gösterir. Zira banka demek kredi demektir. Kredi ise teminattır. Teminatın kaynağı da Devlettir. Uluslararası savaş dışı bir teminat söz konusu olmadığına göre uluslararası bir bankanın oluşmasına bir dayanak yoktur. Bununla beraber bankaların uluslararası ilişkiler kurmaları ve karşılıklı dayanışma esasına göre tüm dünyanın bir ekonomik çevre halinde oluşması tabiidir.

b. YABANCI BANKALAR ANCAK KREDİ TRANSFERİ YAPABİLİRLER

Bankaların millî olmasının diğer bir sebebi de, bankaların belli bir para birimini esas almak mecburiyetinde olmasıdır. Her ülkenin ayrı parası olduğuna göre, ve bu ayrı para ayrı devleti tanımladığına göre bankaların da o paraya göre kurulmuş olması zaruridir. Yabancı sermaye ile bir bankanın kurulması mümkün olabilir. Ama bu banka da faaliyetini millî banka olarak sürdürmek durumundadır. Faizsiz bankalar kâr esasına göre kurulmayacaklarından, sermaye kârı transferi diye bir şey söz konusu olmayacaktır. Olsa olsa kredi transferi söz konusu olacaktır.

c. BANKALAR YEDİ İLE YİRMİ ARASINDA OLMALIDIR

Hizmetlerde oto kontrolün sağlanabilmesi, makro ve mikro dengelerin kurulabilmesi, hizmette yarışın gerçekleşebilmesi için tek banka yerine çok sayıda bankanın bulunması gerekir. Genel denge kanunlarından bu sayının yediden az olmaması gerekir. Bankaların çoğalıp fonksiyonlarını yitirmemeleri için de sayılarının yirmiden çok olmaması gerekir.

d. FAİZSİZ BANKA FAİZLİ BANKALARLA REKABET İÇİNDE OLMALIDIR

Faizli faaliyete de izin verilen ülkelerde bankaların bir kısmı faiz esasına, bir kısmı da kredileşme esasına dayandırılmış olacaktır. Sistemler meşru yollardan birbirleriyle yarışacaktır. Sonunda bir sistem diğer sistemden daha üstün olacağı için biri diğerini ortadan kaldıracaktır. Bu durum sistemlerin birbirine olan üstünlüklerini ortaya çıkaracaktır. Yalnız bu karşılaşmanın eşit şartlar içinde olması zaruridir.

e. FAİZSİZ SİSTEM ÖZEL HİMAYE İSTEMEMELİDİR

Faizsiz sistemin çalışmadığını ve başarılı olamayacağını ileri sürenler, kanunlarla faizli sistemin korunmasını istemektedirler. Bu durum onların da faizsiz sistemin kendi sistemlerinden üstün olmadığını ve bu sisteme karşı özel bir himayeye muhtaç olmadıklarını ifade etme anlamındadır. Her ne olursa olsun, faizsiz sistemi savunanlar hiç bir özel himayeye mazhar olmadan sistemlerini faizli sisteme galip getirmek durumundadırlar.

f. FAİZSİZ ADI ALTINDAKİ FAİZLİ BANKALARIN BU BAŞARIDA YERİ YOKTUR

Şimdilik ülkede çeşitli faizsiz bankalar kurulmaktadır. Uluslararası sermayeler transfer edilmektedir. Ne var ki bunlar, bu bankaları faizli sistemin statüleri içinde kurmaktadırlar. Bu şartlar altında bu bankaların başarıya ulaşması mümkündür, ancak muhtemel olacağını sanmıyoruz. Bu başarısızlık ilerde faizsiz sistemin başarısızlığı olarak empoze edilecek ve insanlık alemi belki asırlarca yine bu üstün faizsiz sistemden mahrum bırakılacaktır. Hatta diyebiliriz ki, bu maksatla kurulmuş faizsiz bankalar da vardır.

g. FAİZSİZ SİSTEM ENFLASYONDAN DOLAYISIYLA SOSYAL VE EKONOMİK HASTALIKLARDAN KURTARACAKTIR

Beşeriyetin bugün duçar olduğu enflasyonist hastalıkların sonucu doğan ekonomik ve sosyal anarşiden kurtulmanın temel basamaklarından biri de, faizsiz sistemin yeniden yeryüzüne hakim kılınması ile olacaktır. Tarih boyunca Peygamberler ve filozoflar faizi yasaklamışlardır. Faiz lehine fikirlerin doğması ve düşünürlerin faizi savunması, kapitalin yönetime hakim olması ile başlar. Yani yakın çağda ekonomik yapı sosyal yapının üstüne çıkmış ve para her şey olmaya başlamıştır; başlamıştır ama her şey olamamıştır. Yirminci yüzyılın ilk yarısındaki cihan savaşları ile ikinci yarısındaki uluslararası terörizm, hep bu sosyal ve ekonomik yapıların tersyüz olmasından ve dengelerin bozulmasından kaynaklanmaktadır. Yani ekonomik yapı sosyal yapı üzerine oturması gerekirken, sosyal yapı ekonomik yapı üzerine oturtulmuştur.

h. EKONOMİK BASKI İLMÎ VERİLERİ ÇARPITMIŞTIR

Ekonominin ilmi verilere uydurulması gerekirken ilim bazı çevrelerin çıkarlarına göre ayarlanmaya çalışılmıştır. İşte bu ayarlamanın sonucu büyük sermayenin sözcüsü durumunda olan îlim adamları ilmi gerçekleri değil, patronların çıkarlarını savunmuşlardır. Faizin meşruiyeti bunun dışında hiçbir ilmi esasa istinat ettirilmemektedir.

i. FAİZSİZ SİSTEM İLME DAYANMALI VE İLMİN EMRİNE GİRMELİDİR

Faizsiz sistemi kurmak isteyenler, halka dayanmak ve halkın potansiyeli ile kurmak zorundadırlar. Bunun üzerinde çalışacak ilim adamlarını tamamen objektif ilmi verilerin içinde serbest çalışma imkânına kavuşturmak durumundadırlar. Banka bu ilmi verilerin sonuçlarını aynen uygulamalıdır. Yani banka ilmi istismar etmemeli, kendisi ilmin emrine girerek semeresinden yararlanmalıdır.

j. FAİZSİZ SİSTEM HALKA DAYANMALI VE YERİNDEN YÖNETİLMELİDİR

İşte bu mülahazalarla banka millî olarak kullanılmalı ve halkın sermayesiyle kurulmalıdır, diyoruz. Halkın rahatlıkla bu bankaya katılabilmesi için bankalar şubeler halinde oluşmalı ve şubeler adeta ayrı birer bankaymış gibi bağımsız faaliyet göstermelidir. Merkez ve üst şubeler birer bankalar birliği şeklinde fonksiyon icra etmelidir. Yoksa merkezi yönetim ve ülke çapında birleşmiş bir ünite böyle bir bankanın işleyişine engel teşkil eder.

II. ŞUBELER

a. HER İLÇEDE BİR ŞUBE KURULACAKTIR

Elli milyon nüfuslu ülkemizde ortalama on kadar banka tesis edileceğini kabul edersek ve her beş kişilik ailenin bir hesabı bulunduğunu düşünürsek, müşteri sayısı bir milyon olacaktır. Ülke içinde her ilçede bir şubenin açılmış olduğunu kabul edersek, bir şubenin müşteri sayısı bin civarında olacaktır. Zira ülkemizde altı yüze yakın ilçe bulunmakla beraber, bazı büyük ilçeler için birden fazla şube açılması gerekecektir. Bu sayı onluk sistem içinde de uygun yerini alacaktır.

b. BİR İLÇEDE BİR BANKANIN YALNIZ BİR ŞUBESI BULUNACAKTIR

Yeter sermaye temin eden ve ortak sayısı üç yüzü bulan yerlerde şubeler açılacaktır ve elli bin nüfuslu çevre içinde bankanın başka bir şubesi açılmayacaktır. Hizmette yarış ve mikro seviyede denge banka içinde kurulacak sistemler ile sağlanacaktır. Şubenin kurulacağı yerde şubeye önce vakıf bir yer sağlanmalıdır. Bu yerin vakıf mülkiyetinde olması şartı yoktur. Ancak asgari on senelik kirası ödenmiş bir yerin mahallen temin edilmesi gerekir. Bu kira şubelerin hesabına geçirilemez.

c. VAKIF ON YILLIK KİRA VE PERSONEL BEDELLERİNİ TEMİN ETMELİDİR

Şubenin açılabilmesi için en az üç personelin maaşlarını karşılayacak vakıf gelirleri olmalıdır. Bu gelirler de vakfın borçlanması şeklinde temin edilemez. Bu gelirler için mesken olarak kira yerlerinin temini de caiz değildir. Bunun için kira getiren arazi, dükkan veya çalışmakta olan fabrikaların paylan temin edilmiş olacaktır. Bu gelir yerlerinin mülkiyeti vakfa ait olmuş veya on senelik intifa hakkı vakfa bırakılmış olabilir. Bu imkânları vakfı kuracak olan tüzel kişiler temin ederler.

d. HER ŞUBE AYRI BİR VAKIF KURMALIDIR

Bankanın her şubesi için ayrı bir vakıf kurulur. Bu vakfı bankanın şubesini kuracak olan tüzel kişiler kurarlar. Diğer şube vakıflarından müstakildir. Kurulacak banka şubelerinin masraflarını bu vakıf karşılar. Banka şubesi büyüdükçe masrafları artacaktır. Bu artan masraflar ise genel hizmet paylarından karşılanacaktır. Şubeyi kuran tüzel kişiler aldıkları genel hizmet paylarından banka hesabına düşenleri bu vakfa aktaracaklar ve vakıf bu payları banka giderleri olarak harcayacaktır.

e. VAKIF BANKA ŞUBESİNİ KURMALIDIR

Banka şubesi mevzuata uyularak bir anonim ortaklığı veya bir kooperatif şubesi olarak kurulacaktır. Ülkemizde kooperatif bankacılığına izin verilmemektedir. Bize göre bankanın bir anonim veya kooperatif ortaklığından çok, vakıf şeklinde kurulması uygun olur. Bununla beraber bankayı, şubelerin kurduğu vakıflar sermaye koyarak anonim ortaklık şeklinde kurarlar ve bu anonim ortaklık şubeler kurarak mahalli faaliyette bulunur.

f. BÖLGELERDE MERKEZ ŞUBELER, ÜLKELERDE DE BANKALAR KURULMALIDIR

Bin şubenin merkezden yönetilmesi zor olduğundan, bölge merkez şubelerinin de kurulması gerekir. Her yüz şube için bir merkez şube düşünülebilir. Ülke içinde yedi ile yirmi arasında merkez şubenin kurulmasına çalışılır.

III. BÖLGE DAYANIŞMA ŞUBELERİ

a. MERKEZ HAKİM DEĞİL HADİMDİR

Her şubenin müstakil olarak çalışması, adeta ayrı bir banka gibi olması anlamındadır. Birinci kademede şubenin ortaklan, mudileri birbiriyle kredileşmede bulunacaklardır. Müstakil bir tüzel kişi olarak faaliyet göstereceklerdir. Tüzel kişilerde iç içe olmak bir mahzur teşkil etmez . Nitekim devlet içinde iller, iller içinde köyler ve belediyeler ayrı tüzel kişiliklere sahiptir. Şubelerin merkeze bağlılığı, ayrı sözleşmeye sahip olmaları ve şubeler arası birliğin merkezden sağlanması nedeniyledir.

b. Ş UBELERİN TEŞKİLATI VE BÜTÇESİ AYRIDIR

Tüzel kişiliğin oluşması için bir sözleşmenin bulunması, asgari bir başkanın seçilmiş olması, bir bütçeye sahip olması ve üyelerine karşı uygulayacağı bir müeyyidenin mevcut olması gerekir. Her şubenin ayrı başkanı ve ayrı bütçesi olacaktır. Sözleşme ve müeyyide olarak ise, merkezin sözleşmesi ve müeyyidesi geçerli olacaktır.

c. SÖZLEŞME VE KEFALET MERKEZÎDİR

Bu sözleşmenin birliği ve müeyyidenin tekliği, şubeler arasında istenen birliği ve dayanışmayı sağlayacaktır. Devlet içinde kanunların bütün ülkede geçerli olması ve mahkemelerin bağımsızlığı ile bu sağlanmaktadır. Bir tüzel kişiliğin içinde de paralel bir disiplin kurulu teşkilatlanmaları olacaktır.

d. MERKEZLERİ ŞUBELER KURAR, GELİR VE SERMAYELERİN BEŞTE BİRİNİ ORAYA AKTARIRLAR

Merkez şubelerini şubeler kurmuş olacaktır. Şubelerin tüzel kişilerden aldığı genel hizmet paylarının 1/5 ini bu merkez şubelere aktaracaklardır. Yani merkez şubeler, şubelerin ortaklaşa tesis ettikleri bir hizmet kurulmuş olacaktır. Merkez şubelerinin sermayesini şubeler oluşturacaktır. Her şube sermayesinin 1/5 ini bağlı bulunduğu merkez şubesine sermaye olarak koyacaktır. Yeniden hatırlayacak olursak bankanın gerçek kişileri olan ortaklar genel hizmetlerini yaptırdıkları tüzel kişilere birer cumhuriyet altını vadeli karz olarak verecekler ve tüzel kişilerde topladıkları altınları kuracakları banka şubesine sermaye yapacaklardır. Banka şubeleri de topladıkları bu sermayenin 1/5 ini merkez şubesine sermaye olarak koyacaklardır.

e. MERKEZLER KREDİLEŞME İLKESİ İÇİNDE DAYANIŞACAKLARDIR

Şubelerin merkez şubeleriyle ilişkileri kredi bakımından tekarüz esasına dayanacaktır. Her şubenin merkez şubede bir hesabı olacak ve şubeler meblağlarının fazlasını bu merkez şubelere yatıracaklardır. Hasılı bir şube mudiye hangi muameleyi uyguluyorsa, merkez şube de şubelere aynı muameleyi uygulayacaktır.

f. MERKEZLERİN KURUCU TÜZEL KİŞİLER ŞUBELERİDİR

$ubelerin kurucusu olan tüzel kişilerin yerini de merkez şubeleri için şubeler almış olacaktır. Yani şubelerde mudilerle ortaklar ayrı olduğu ve mudileri gerçek kişiler, ortakları tüzel kişiler oluşturdukları halde, merkez şubelerinin mudileri ve ortakları aynı olup tüzel kişilikleri haiz şubeler oluşturmaktadırlar.

IV. BÖLGE DAYANIŞMA ŞUBELERİNİN HİZMETLERİ

a.MERKEZLER HİZMET ORTAKLIKLAR1 KURA.RLAR

Merkez şubeler bir banka olarak çalışmaları dışında, genel hizmet yapan tüzel kişilerin genel hizmetlerini ifa edebilmeleri için kurulacak hizmet teşebbüslerinin de destekleyicisidir. Genel hizmetlerin yapılabilmesi için gerekli merkezleri tesis ederler. Teşebbüsler şubelerle ilişkilidirler ve hasıladan şubelere pay vermektedirler. Halbuki hizmet kuruluşları üretici olmayıp tüketici durumda olduklarından bunlardan bir gelir temin edilmemektedir. Ayn tür teşebbüslerdir.

b. MERKEZLER HİZMET TESİSLERİ KURARLAR

Hastahaneler, laboratuvarlar, kütüphaneler gibi birçok genel hizmet tesislerine ihtiyaç vardır. Bunların her biri şubeler seviyesinde ayrı ayrı tesis edilemez. Bölgelerde merkezlerin bulunması gerekir. Bunların vakıf gelirlerinden finanse edilmesi zorunludur. Banka şubelerinden toplanmış olan gelirle, bu hizmet tesislerinin finanse edilmesi gerekir.

c. HİZMETLER COĞRAFÎ BÖLGELERE GÖRE DEĞİŞİR

Hizmet tesislerinin hizmetleri bölgelere göre farklı olabilir. Üretim coğrafi şartlara tabidir. Ülkenin siyasî bütünlüğünün yanında, coğrafi ayrılıkları vardır. İç Anadolu Bölgesinde uygulanacak bir zirai yöntem dolayısıyla ihtiyaçları, Ege Bölgesinde uygulanacak zirai yöntemin dolayısıyla ihtiyaçlarından farklıdır. Bu sebepledir ki, bu tür hizmet tesislerinin bölgelerde tesis edilmesi gerekir.

d.İHTİSAS HİZMETLERİ MERKEZ ŞUBELERDE OLUR

Genel Hizmetlerin ifasında şubelerin bulunduğu yerlerde ilk hizmetler verilmiş olacaktır ve bunları orta ehliyetliler verecektir. Bunlar ihtisas sahibi olmayan kimselerdir. Halk i1e ilişkileri bunlar kurmuşlardır. Ancak hizmetlerini yapabilmeleri için mütehassıslarla işbirliği yapmak zorundadırlar. Bölge merkezlerinde ihtisas sahibi yüksek ehliyetli hizmetliler bulunurlar. Şubelerde hizmet görenler bunlardan birileriyle işbirliği yaparlar ve ücretlerini 1/5 olarak paylaşırlar.

e. İHTİSAS HİZMETLERİ İHTİSAS TESİSLERİNE DAYANIR

Bölgedeki ihtisas sahiplerinin hizmetlerini yapabilmeleri, yani şubelerdeki hizmetlilere müşavirlik edebilmeleri için, bölge merkezinde hizmetlerini yapabilme imkanlarına sahip olmalıdırlar. Hizmet için gerekli tesisler kurulmuş olmalıdır. Bu tesisler vakıf şeklinde kurulmalı ve yine vakıf olarak işlemelidir.

f. İHTİSAS HİZMETLERİ DE MESULİYETE GÖRE ÜCRETLENDİRİLMELİDİR

Bu hizmet vakıflarında da dengenin temin edilmesi gerekir. Yani, iyi hizmet yapanlar ile hizmetlerinde gevşeklik gösterenler arasında bir fark mevcut olmalıdır. Çalışanla tembelin, bilenle cahilin bir tutulduğu toplulukların hayat hakları yoktur. Mutlak surette insanoğluna çalıştığının karşılığı verilmelidir. Bu hem hakkı olduğu için adalete uygundur, hem de istediğimiz işi yaptırabilmek için böyle bir denge unsuruna ihtiyaç vardır.

g. CEZA SİSTEMİ HİZMETTE DENGEYİ KURAMAZ

Denge unsuru olarak bir çok topluluklar ceza sistemini kabul etmişlerdir. Vazifeyi normal yapan normal ücretini almaktadır. Vazifede gevşeklik veya ihmali görülenler ise tecziye edilmektedir. Bu sistem çalışmaz bir sistemdir. Bunu uygulayan ülkeler katiyen başarıya ulaşamamaktadırlar. Sosyalist rejimlerin ülkelerini cehennem haline sokmuş olmalarının sebebi budur. Karma sistemi uygulayan ülkelerde de Devlet sektörünün başarısız olmasının hikmeti budur.

h. CEZA SADECE YASAKLAR İÇİN GEÇERLİ OLUP GÖREVLER İÇİN ETKİSİZDİR

Menfi sistem yasaklarla uygulanabilir. Yani yapılmamasını istediğimiz bir fıili yapmış olan kimseye ceza vermeliyiz. Yasağı zorla defetmeliyiz. Çünkü menfinin menfi ile çarpımı müsbettir. Menfinin müsbetle, müsbetin menfi ile çarpımı ise menfidir.

Görevlerin ifasında iyi görev yapana fazla ücret, görev yapmayanlara ise asgari ücret sistemi uygulanmalıdır. Yani menfi sistemde olduğu gibi herkese normal ücret, iş yapmayanlara az ücret yerine; herkese normal ücret, iş yapanlara daha fazla ücret sistemi uygulanmalıdır. Böylece müsbetle müsbet çarpılmış ve sonunda müsbete varılmış olur.

i. HİZMETLER ÜCRETSİZ, HİZMETLİ İSE HİZMETİNE GöRE ÜCRET ALACAKTIR

Yapılan hizmetler ücret karşılığı olmayacaktır. Ancak hizmet yapanlara yaptıkları hizmek nisbetinde ücret verilecektir. İyi hizmetler yapana daha fazla ücret verilecektir.

j. HİZMET TESİSLERİNDEN YARARLANMA ÜCRETSİZDİR

Tesis edilen laboratuvar, kütüphane, hastahane gibi hizmet kuruluşlarında da müsbet sistemin getirilmesi zorunludur. Bu müsbet sistem esasına göre bankanın merkez şubeleri, bu tesislerde çalışan personele ücretlerini verecektir.

k. TESİSLERDEN KUPON KARŞILIĞI YARARLANMA HİZMETLİLERE AİTTİR

Tesisler bütün hizmetlilere açık olacaktır. Her hizmetliye bir yararlanma kuponu verilecektir. Bu kuponlan bir ücretmiş gibi hizmet yerinden yararlandıkça vereceklerdir. Buranın çalışmasını sağlayan veya bakımını tekeffül eden kimseler, ücretlerini bu kupon ile almış olacaklardır. Sonra bu kuponları bankaya ibraz ederek nakte çevireceklerdir. Bu kuponlar bir tür iç hizmet senetleridir.

l. HİZMET TESİSLERİNDE BÖLÜŞÜM İSTİHKAK SENETLERİ İLE OLACAKTIR

Gelişmiş bir sistemde sosyal hizmetler de para karşılığı yapılmaktadır. Böylece sosyal hizmetler bir bakıma ekonomik hizmetlere dönüştürülmüş bulunmaktadır. Şu kadar var ki, bizim benimsediğimiz sistemde sosyal ve genel hizmetler kendilerinin ödeyeceği ücretlerle değil, ihtiyaçlarına göre dağıtılacaktır. Bu da istihkak senetleri ile sağlanacaktır. İstihkak senetleri hizmetliler için ücret senetleri olacaktır.

V. KREDİLEŞME MERKEZİ

a. TÜZEL KİŞİLİK SöZLEŞMELER VE ONLARIN YORUMUYLA OLUŞUR

Tüzel kişiliğin esası mukaveledir. İnsanlar mukavele ile anlaşarak biraraya gelir ve tüzel kişiliği oluştururlar. Ne var ki, mukavele bütün olayları içine alamaz. Zaman zaman mukaveleye ek mukavelelerin hazırlanması, mukavelelerin yorumlanması gerekecektir. Mukaveleyi yorumlama bir içtihat konusu olup, tüzel kişilerin içinde hakemlerce yapılır. Devlet içinde de bu kaza kuvvetine verilmiştir.

b. SÖZLEŞME VE YORUM İŞİ MERKEZE AİTTİR

Daha önce izah edildiği gibi başkan ve bütçe bakımından şubeler bağımsız olup sözleşme ve hakemlik bakımından merkeze bağlıdırlar, yani bu hizmetler merkezi hizmetlerdir. Merkezin bu hizmetleri görecek şekilde teşkilatlandırılması gerekmektedir. Demokratik sistemin korunması ve merkezi otoritenin de sağlanması için gerekli dengenin bulunması gerekir.

c. TİP MUKAVELELER BANKA MERKEZİNDE HAZIRLANACAK, MERKEZ ŞUBELERİNDE İMZALANACAK, ŞUBELERDE UYGULANACAKTIR

Banka merkezini, merkez şubeler kuracaktır. Merkez şubelerin ortak bir bankası olacaktır. Halk mevduatını şubelere, şubeler merkez şubelere, merkez şubeler de mevduatlarını bankaya yatırmış olacaktır. Merkez şubeleri bu mevduatlarına karşılık krediyi istihkak edeceklerdir. Bankanın ikinci önemli hizmeti senetlerin çıkarılması şeklindedir. Senetler mukavelelere dayanmaktadır. Mukaveleleri hazırlamak görevi ise merkezindir. Merkez tip mukaveleler hazırlayacak ve bu mukavelelerin inikadında tüm mukaveleler sistemi içinde uyumluluğu sağlanmasını gerçekleştirecektir. Merkez şubeler ise bu mukavelelerin inikadında taraflar arasında imzalamayı sağlayacak ve tip mukaveleleri teşebbüslere uygulayacaktır. Şubeler ise bu şekilde kurulmuş olan teşebbüslerin mukavele esaslarına göre genel hizmetini görecektir.

d. İSTİHKAK VE MAL SENETLERİ BANKA MERKEZLERİNCE ÇIKARILACAKTIR

Mukavelelere dayalı olarak çıkanlacak senetlerin bastırılması ise genel merkeze ait olacaktır. Bunlar tek matbaadan ve özel mürekkeple sayılı olarak çıkarılacak ve merkez şubelerine verilecektir. Merkez şubeleri bunları teşebbüslere verilmek üzere doldurulacak ve şubeler aracılığı ile müstehaklara kredi olarak vereceklerdir. Böylece mal senetleri banka camiası içinde likidite kazanmış olacaktır. Türk lirası toptancılar ve üreticiler arasında mal alıp satmak için değil, senetlerinin alınıp satılmasında kullanılmış olacaktır. Böylece nakit sıkıntısından dolayı mevcut ekonomik durgunluk paranın değerine etki etmeden giderilmiş olacaktır. Paranın değerinin değişmemesi senetle alınan ve satılan malların yerini senetleri alacağından, mal para eşitliği yine korunmuş olacaktır.

e. SENETLER BANKA MERKEZİNDE DÜZENLENECEK MERKEZ ŞUBELERDE BORÇLU BELİRLENECEK ŞUBELERDE KULLANACAKLARA VERİLECEKTİR

Merkezin çıkardığı senetler, merkez şubelerine sayılı olarak verilecektir. Bu senetler muhasebede zimmetli olarak kaydedilmiş olacaktır. Merkez şubelerin de herkese kredi istihkakı belirlenmiş olacak ve mal senetleri borçluların adına yazılarak gönderilecektir. Şubeler bu senetleri mal senedi kredisi alacaklara kredi olarak vereceklerdir.

f. SENETLERİN NAKİT CİNSİNDEN TEMİNAT DEĞERİNİ BANKA MERKEZİ BELİRLEYECEKTİR

Mal senedini kredi olarak alabilmek için işyeri olarak krediyi istihkak etmesi gerektiği gibi krediyi kullanacağı istihkakı ile birleşmesi halinde verilecektir. Bu senetleri kredi olarak alanlar bankanın borsasında satarak nakte çevireceklerdir. Borsanın bu senetleri satın alabilmesi için bankanın bu borsayı kredi halinde nakit olarak desteklemesi gerekir. Bu destekleme bu mal senetlerine teminat değeri biçmekle gerçekleşir. İşte senedin bu teminat değerini merkez belirler

g.TEMİNAT DEĞERLERİYLE ÜRETİM PLANLANIR

Merkez teminat değerini belirlerken elde mevcut nakte göre ayarlama yapacağı gibi genel üretim plânlamasının gerçekleşebilmesi için yapacağı dengelemeyi de bu teminat değeri ile yapar. Hangi maldan daha fazla üretim istiyorsa o mal senedinin teminat değerini yüksek tutar.

h. EHLİYETLERİ BANKA MERKEZİ TEVCİH EDER

Genel merkezin yapacağı hizmetlerin dördüncüsü, ehliyetleri tevdi etmekten ibarettir. Bankada hizmetleri yüklenmiş olanların ehliyet sahibi olmaları gerektiğini daha önce belirtmiştik. Ehliyetler merkezden verilecektir. Böylece birlik ve bütünlük sağlanacaktır. Görevlendirıne ise mahallen yapılacak ve merkez buna hiçbir suretle karışmayacaktır. Böylece yerinden yönetim sistemi ile ferdî mesuliyet ve sürat temin edilmiş olacaktır.

i. HİZMET METİNLERİ TELİF VE TAKDİR SIRALAMALARI İLE BELİRLENİR

Banka merkezi bu ehliyetleri önce merkezde her ihtisas için on kişiye tevdi eder. Bunlar da ihtisasla ilgili genel yönetmeliği hazırlayanlardır. Bu yönetmeliğin hazırlanmasına isteyenler katılırlar. Herkes kendisine göre yönetmeliği hazırlar. Sonra yine bu katılanlar, jüri olurlar ve eserleri sıralarlar. Böyelece bütün eserlere derece verilmiş olur. Yine bunlara bu sıradaki isabetlerine göre sıralama dereceleri verilir. Ehliyet derecesi, eserin derecesi ile sıralama derecesinin toplamı ile belirlenir. İlk on dereceye girenler bu ihtisas da üstün ehliyet almış olurlar. Bunlar bölge merkezlerinde yüksek ehliyet, onlar şubelerde orta ehliyet verirler. Bu yarışmaya katılanların hepsine, bankaca konulan ödülden pay verilmiş olur. Genel merkezin görevleri olarak sözleşme, disiplin, senetlerin teminat fiyatlarının tesbiti ve ehliyet tevdiinden ibaret olacaktır.

VI. BANKA MERKEZİNİN KURULUŞU

a. SÖZLEŞME YAPILIR, KATILMA MAKBUZLARI ÇIKARILIR VE TÜZEL KİŞİLERE VERİLİR

Bankanın kurulması için önce sözleşme hazırlanacak ve bu sözleşmede tesbit edilen şekli ile bir ortaklık pay makbuzu bastınlacaktır. Bu pay makbuzları ile bütün ülke taranarak bankanın kuruluşuna katılmak isteyen tüzel kişilerle anlaşmalar yapılacak ve bu makbuzlar o tüzel kişilere verilecektir.

b. KURUCU TÜZEL KİŞİ VE BANKA TEMSİLCİLERİNİ MUTEMETLER ATAR

Makbuzlar tek tip ve merkezde basılmış olacak, ancak bu makbuzların sahibi tüzel kişiler olacaktı Tüzel kişiler bu makbuzları kendi kaşeleri ile mühürledikten sonra, banka temsilcisi ile birlikte belirledikleri kurucu mutemetlere bu makbuzlar verilecektir. Ortak olmak isteyen kimse bu makbuzdan birini alarak bir cumhuriyet altını verecektir. Kurucu mutemetler banka merkezinin kuruculan adına onların gösterdikleri altın mevduat hesabına yatıracaklardır. Bu hesaptan altının çekilebilmesi için kurucu temsilcilerinden birisi ile mutemetlerden birisinin imzaları gerekecek ve bu hesap tüzel kişiler adına olacaktır. Tüzel kişiliğin yazısı üzerine bunlar çekebilecektir.

c. MUTEMETLER BİR CUMHURİYET ALTINI KARŞILIĞI ORTAK EDERLER Bu şekilde toplanan kredi şeklindeki iştirakler, altı ay önce haber vermek suretiyle geri istenebilir mahiyettedir. Yani, ortak altı ay önce haber vermek suretiyle bankaya koyduğu sermayeyi çekip ayrılma hakkına sahip olacaktır.

d. 200.000 ALTIN DOLUNCA EN ÇOK TOPLAYAN İLÇEDE İLK ŞUBE KURULACAKTIR

Bütün ülkede tüzel kişiler hesabında açılan altın mevduatta toplanan meblağ 200.000 altına ulaştığında, en çok altını toplayan tüzel kişilerden 10 ortak tarafından banka kurulmuş olacaktır. Diğer tüzel kişiler geçici olarak bu kurucu tüzel kişilere altını karz olarak vereceklerdir. Merkezin kurulduğu yerde merkez şube ve şube de kurulmuş olacak tır. Yani başlangıçta banka bir tek merkez şubeye, merkez şube de bir tek şubeye sahip olacaktır.

e. BANKA MERKEZİ DE EN ÇOK ORTAK TOPLAYAN BÖLGEDE OLACAKTIR

İlk olarak bankanın merkezi, en çok altın mevduatı toplayan bölgenin merkezinde kurulacaktır ve bankanın merkezi burada kalacaktır.

f SERMAYELER BÜTÜN ÜLKEDE TOPLANACAK, EN ÇOK TOPLANAN YERDE İLK OLARAK KURULACAKTIR

Yine bütün ülke çapında ortak kaydetmeye devam edilecek, tüm ortakların ilk iştirakleri 400.000 altına baliğ olunca ikinci merkez şube ve onun şubesi kurulmuş olacaktır. Bu ilk şubenin kurulduğu yer de, ikinci olarak en çok sermayeyi

temin eden yer olacaktır. Böylece devam edilerek önce merkez şubeler tamamlanır. Sonra her merkez şube kendi şubelerini kurmaya aynı usulle devam eder. Yani önce bütün ülkede toplanan sermaye kredi şeklinde aktarmalar yapılarak merkez şubeler kuruluyor, sonra bir bölgede toplanan sermayeler o bölgede kredi şeklinde aktarmalar yapılarak şubeler kuruluyor.

VII. TEMSİLCİLER

a. KURULUŞLARI TEMSİLCİLER YÖNETİR

Bankanın şube, merkez şube ve genel merkezini temsilciler yöneteceklerdir. Şubelerde temsilcilerin seçilmesi aşağıdaki şekilde olacaktır.

b. İLÇELERDE TEMSİLCİLİK EHLİYETİNİ KURUCU TÜZEL KİŞİLER VERİR

Şube kuran tüzel kişiler temsilci olacaklara temsilcilik yetkisini vereceklerdir. Bu yetkinin verilmesini, her tüzel kişi kendi sözleşmesine göre yapacaktır. Tüizel kişiler yetki verme sayısını sermayeleri nisbetinde paylaşacaklardır. Bütün temsilcilik yetkisine sahip olan kimselerin sayısı bir şube için 20'den az olamaz ve 40'dan çok olamaz. Böylece temsilcilik yetkisi alan kimseler gerçek kişi oktaklardan temsilciliklerini toplamaya başlarlar, yeter sayıda ortağı temsil eden temsilci olur.

c. TEMSİLCİLİK YETKİSİNİ ORTAKLAR VERİR

Yeter sayının tesbitinde temsil ettiği kimselerin sayısına göre sıralama yapılır ve bir temsilcinin temsilci olabilmesi için orta sayının yarısının üstünde ortakları temsil etmesi gerekir. Bir temsilci bu orta sayının iki katından fazla ortağı temsil edemez. Buna göre temsilcilerin sayısı kendiliğinden belirlenmiş olur.

d. TEMSİLCİLERİN SAYISI BEŞ'TEN AZ, YİRMİDEN FAZLA OLAMAZ

Ortaklar temsilcilerini seçerken bağlı bulundukları tüzel kişinin ehliyet verdiği, temsilcilik yetkisini verdiği kimseyi temsilci olarak seçmek zorunda değildirler. Böylece temsilcilikte de halkın denetimi sağlanmış olacaktır.

e. ORTAKLAR DİLEDİKLERİ TEMSİLCİYE BAĞLANIRLAR

Herkes temsilcisini değiştirme hakkına sahiptir. Temsilcinin ortağın temsilciliğini kabul etmiş olması şarttır. Bir temsilcinin ortak sayısı yeter sayının altına düştüğü zaman temsilcilik dağılmış olur. Temsilcilik yetkisine sahip olan kimse yeter sayıda ortağı toplayabildiği takdirde temsilci olur. Bir kimse azami sayının üstünde temsil etme durumuna düşerse, bunlardan istediği kimseleri istediği temsicilere aktarır ve kendilerine haber verir. İsteyenler bu temsilcide kalırlar, istemeyenler yeni temsilcilerini bulurlar.

f TEMSİLCİLER DEĞİŞTİRİLEBİLİR

Temsilciliklerin belli periyodlar içinde yenilenmeleri yerine devamlı yenilenme sistemi getirilir. Böylece yönetimde süreklilik sağlanmış olur. Bu şekilde oluşan temsilciler bankanın yönetim kurulunu oluşturacaklardır. Her temsilci yönetim kurulunda temsil ettiği ortak sayısı nisbetinde söz sahibi olacaktır. Ona göre oy kullanacak ve yönetime katılacaktır.

g. TEMSİLCİLER TEMSİL ETTİKLERİ ORTAKLARI SAYISINCA OY VE SÖZ HAKKINA SAHİPTİR

Temsilcilerin sayısı 7'den az ve 20'den çok olmayacaktır. Bunlar şubelerin başkanlarını ittifakla seçeceklerdir. Şu kadar var ki, genel merkez şube başkanı olacaklara ehliyet vermiş olacak ve bunlar şube başkanlığına bu ehliyetlilerden birisini seçmiş olacaklardır.

VIIl. MERKEZ ŞUBELERİNDE TEMSİLCİLER

a. MERKEZ ŞUBELERİNDEKİ TEMSİLCİLİK YETKİSİNİ ŞUBE BAŞKANLARI VERECEKTİR

Merkez şubelerinde temsilcilik yetkisini şube başkanları verecektir. O merkez şubenin kurucusu olan şube başkanları birer kişiye temsilcilik yetkisini vereceklerdir. Şu kadar var ki, bu temsilcilik yetkisini alanlar ya yüksek tahsilli olmalıdır, ya da genel merkez tarafından bunlara yüksek ehliyet tevdi edilmiş olmalıdır. Böylece 100'e yakın kimseye bir bölgede merkez temsilciliği yetkisi verilir. Bunlar şubelerde ki temsilcilerden temsilcilik toplamaya çalışırlar. Şubedeki temsilcilerin temsilcilikleri, ancak bu temsilcilerden birisini kendilerine temsilci seçmek şartı ile kesinleşir.

b. TEMSİLCİLİK GÜCÜ TEMSİL ETTİKLERİ SERMAYE GÜCÜ İLE ORTAKLAR GÜCÜ TOPLAMIDIR

Bir merkez temsilci orta sayının yarısının üstünde temsilcinin temsilciliğini almak zorundadır ve bu sayının iki katından fazlasını alamaz. Burada da bu orta sayı tesbit edilirken temsilcilerin sayısından çok temsilcilerin temsil ettiği ortakların sayısı nazarı itibara alınabilir. Diğer taraftan ortak sayısı yerine sermaye de, yani ortakların sermayeye katkısı da temsilcilik gücünde gözönüne alınabilir. Bu yüzden temsilciliğin güçlerini ayırmak için temsilcilerin temsilcilik gücü, ortaklık gücü ve sermaye gücü tabirlerini kullanacağız. Temsilcilik gücü temsilcinin temsil ettiği temsilciler sayısı ile; ortaklık gücü temsilcinin temsil ettiği ortaklar sayısı ile; sermaye gücü temsilcilerin koyduğu sermayenin miktarı ile belirlenecektir.

c. MERKEZ ŞUBESİ BAŞKANINI MERKEZ TEMSİLCİLERİ İTTİFAKLA SEÇERLER

Merkez temsilcilerinin sayısı azami-asgari güç ile sınırlamak suretiyle kendiliğinden belirlenmiş bulunmaktadır. Bunlar merkez şubesinin başkanını ittifakla seçerler. Bu başkanın da genel merkezden ehliyetli olması şarttır. Merkez temsilcilerinin alacakları kararlar sadece merkezin görevleri ile ilgili olup şube yönetimleriyle ilgili kararı ittihaz edemezler. Şubeleri denetleme yetkileri de yoktur. Merkez şubeleri kendi gelirleri ve sermayeleri üzerinde sözleşmeye uygun tasarruflarda bulunurlar.

d. TASFİYE EDİLEN TEMSİCİLİKLERİN TEMSİLCİLERİ AKTARMALAR YAPARLAR

Merkez temsilcilerinin değişmesi de şube temsilcilerinin değişmesi gibi olup, yeter güçlerini kaybedince otomatikman temsilcilikten düşerler ve yeter gücü iktisap edince kendiliğinden temsilci olurlar. Temsilciyi değiştirenler yeni temsilcinin temsilciliği kesinleşinceye kadar eski temsilcilikte kalırlar.

e. TEMSİLCİLİK HER ÜÇ GÜÇ BİRLİKTE KAZANILDIĞINDA İKTİSAP EDİLİR VE ÜÇ GÜCÜN BİRDEN KAYBEDİLMESİ İLE SONA ERER

Temsilciliğin iktisap edilebilmesi için her üç güçten yeter gücü toplamak gerekir. Yani her birinin vasat gücün yarısından fazlasının elde edilmesi gerekir. Temsilciliğin kaybedilmesi için ise her üç temsilciliğin de kaybedilmesi gerekir.

IX. BANKA TEMSİLCİLERİ

a. BANKA TEMSİLCİLERİNİ MERKEZ ŞUBESİ TEMSİLCİLERİ SEÇERLER Yaklaşık 10 merkez şubesi bulunacak ve yine yaklaşık her merkez şubesinde 10 temsilci bulunacaktır. Bu temsilcilerden her biri merkez için birer temsilci adayı göstereceklerdir. Bu adayların akademik kariyer yapmış olmaları veya merkez tarafından kendilerine üstün ehliyet tevdi edilmiş olması gerekir. Bunlar kendilerine temsilcilik verecek merkez şubesi temsilcilerini ararlar. En az 10 ve en çok 20 temsilcinin temsilciliğini alan genel merkez temsilcisi olur. Temsilcinin düşmesi için temsil ettiği şahısların sayısının 7'den aşağıya düşmesi gerekir. Diğer taraftan temsil ettiği ortak sermaye ve şube temsilcileri sayısının da vasatın yarısının altına düşmesi gerekir.

b.BANKA TEMSİLCİLERİ BANKAYI YÖNETİRLER

Merkez temsilcileri bankanın yönetim kurulunu oluştururlar. Bankanın genel kurulunu ise aşağıdaki kimseler meydana getireceklerdir:

c. BANKA GENEL KURULUNU ŞUBE BAŞKANLARI, ŞUBE TEMSİLCİLERİ, BANKA TEMSİLCİLİK ADAYLARI OLUŞTURURLAR

Şubelerin genel kurullarını bütün ortaklar, merkez şubelerin genel kurullarını şube temsilcileri ile şube başkanları oluşturacaktır. Genel merkezin genel kurulunu:

ca. Tüm şube ve merkez şube başkanları,

cb. Merkez şube temsilcileri,

cc. Merkez temsilci adayları oluştururlar.

d. DELEGE SAYISI 1210'A VARIR

Şubelerin sayısı 1000 kadar idi. Merkez şubelerindeki temsilci sayıları 100 kadar idi. Bunların gösterdikleri aday ların sayısı da 100 idi. Merkez şube başkanlarının sayısı da 10 kadar idi. Toplam olarak 1210 civarında delegenin katıldığı bir genel kurul akdedilmiş olacaktır.

e. GENEL KURUL TASDİK VE İBRA EDER

Genel kurul yönetim kurulunun aldığı ve daha çok statü ile ilgili kararları onaylamak ve faaliyetlerini ibra etmek için toplanmış olacaktır. Seçim yapmayacak ve kendisi doğrudan doğruya kararlar almayacaktır.

f. YÖNETİM KURULU KARARLARI İTTİFAKLA ALIR

Yönetim kurulu kararları ittifakla alacaktır. Bu ittifak konu üzerinde olabilir veya konu üzerinde ittifak edilemiyorsa genel başkana bu konu üzerinde karar alma yetkisi ittifakla verilebilir. Bunun dışında yönetim kurulunun aldığı kararlar istişari ve icrai mahiyettedir.

g. DEĞİŞİKLİKLER TEMSİLCİLERİN İTTİFAKIYLA ALINIR VE KONGREYE SUNULUR

Sözleşmelerdeki değişiklikleri muhtevi kararlar ittifakla alınır ve beklenmeden yürürlüğe konulur. Senede bir gün ve belirli bir zaman içinde akdedilen genel idare kurulunun onayına sunulur. Kabul edildiği takdirde yönetim ibra edilir. Edilmediği takdirde yönetimin yeniden teşkiline karar verilir. Bu takdirde genel başkan değişmiş olur ve ibra edilmeyen genel yönetim kurulu üyeleri de bir daha temsilci olamazlar,

X. GENEL İSTİŞARE

a. İNSANLARDA CEMİYETLERİN CEMİYETLERİ VARDIR

Cemiyet hayatı insanlarda olduğu gibi hayvanlarda da vardır. Onların içinde de sosyal düzen oluşmuştur. Ancak insanların meydana getirdiği topluluk ile hayvanların meydana getirdiği topluluk arasındaki bariz fark, insanların kademeli cemiyetleri oluşturmuş olmalarıdır. Aşiretler birer cemiyet olduğu gibi aşiretlerin birleşmesinden kabileler oluşmuştur. Kabilelerin birleşmesinden boylar, boyların birleşmesinden kavimler (uluslar) meydana gelmiştir. Böylece birbirinden uzak yerlerde bulunan topluluk oluşturmaktadırlar. Halbuki hayvanlarda sadece birarada yaşayanların topluluğu vardır.

b. ÇOĞUNLUK SİSTEMİ MAĞDURİYETİ ÖNLEMİYOR

Varlıkların devamı için topluluğun büyümesi ve yekvücut olması zaruridir. Ancak bu yerinden yönetim yerine merkezden yönetimi getirdiği için fert birtakım haksızlıklara uğramakta ve sesini yukarıya duyuramamaktadır. İşte en önemli mesele, büyümeyi önlemeden ferdin ezilmesini de önlemektir. Bunun için Batının geliştirdiği periyodik seçim sistemleri derde deva olmamaktadır. Seçilenler ekseriyet sistemiyle seçildiklerinden halkın asgari yansının mağduriyeti devam etmektedir. Hatta diğer yarısının haklarının korunduğu da söylenemez. Çünkü bir defa seçildikten sonra ikinci seçime kadar daha çok zaman vardır ve son seçime yaklaşıldığı zaman bu iş birtakım politik oyunlarla başka türlü halledilmektedir. Dolayısıyla ferdin büyük çokluklar içindeki mağduriyeti giderilememektedir.

c. İSTİŞARE MEKANİZMASI FERDİN SESİNİ YUKARIYA DUYURUR

Ferdin haklarını koruyabilmemiz için önce ferdin kendi sesini yukarıya duyurma mekanizmasını geliştirmemiz gerekir. Bu mekanizma istişare mekanizmasıdır.

d. ŞUBE BAŞKANLARI ŞUBE TEMSİLCİLERİNE İSTEK LERİNİ GÖTÜRÜRLER

Fert her türlü isteğini önce kendi temsilcisine duyuracaktır. Temsilcisini ikna edemedilğini ve harekete geçiremediğini görürse, temsilcisini değiştirecek ve isteklerini yeni temsilci aracılığı ile duyurmaya çalışacaktır. Temsilci ortağın isteğini önce şube başkanına götürecektir. Şüphesiz bunu götürüp götürmemekte temsilci serbest olacaktır. Ne var ki, temsilcinin söz hakkı gücü ile sınırlıdır. Yani idare kurulunda ancak gücü nisbetinde konuşma zamanına haizdir. Dolayısıyla götüreceği şeyler de sınırlıdır. Buna göre isteklilerden tercihleri yapacak ve onları götürecektir. Götürmediği takdirde de temsilciliğini kaybedecektir. Böylece çıkar paralelliği sağlanmış ve denge kurulmuş olacaktır.

e. İSTİŞARE ALENİDİR

Tüm görüşmeler alenidir. Temsilci ortağın meselesini kurula getirirken görüşmelere katılan dinleyiciler arasında ortak da bulunacaktır. Dolayısıyla kendi meselesinin ne derece kurula getirildiğini müşahede edecek, tatmin olacak veya temsilcisini degiştirmek suretiyle konuyu başka kanaldan kurula getirmiş olacaktır.

f. ŞUBELER MERKEZ ŞUBELERİNE KONUYU GÖTÜRÜRLER

Temsilci meseleyi şube seviyesinde halledebilmişse mesele bitecek ve yukarıya bir şey aksetmiyecektir. Temsilci şubenin meseleyi halletmediğini görürse ve ortağın mağduriyetinin devam ettiğine kani olursa, meselenin merkez şubesine getirilemesi için bağlı bulunduğu merkez şube temsilcisine götürecektir. Merkez şube temsilcisi ortağın mağduriyetini kabul ederse meseleyi merkez şube kuruluna getirecektir. Merkez şube temsilcisi konuyu benimsemezse, temsilci merkez şube temsilcisini değiştirebilecektir.

g. MERKEZ ŞUBE TEMSİLCİLERİ, İSTEKLERİ MERKEZ ŞUBEYE ULAŞTIRIRLAR

Merkez şube temsilcisi konuyu merkez şube kuruluna getirdiği zaman, görüşme aynı şekilde yani şubelerde olduğu gibi devam edecektir. Bu görüşmeler de alenidir. Temsilci veya ortak her zaman bu görüşmelere dinleyici olarak katılabilir ve isteklerinin kurula gelip gelmediğini kontrol edebilir. Gerektiğinde temsilcisini değiştirmek suretiyle konunun ayrı kanaldan gündeme gelmesini sağlayabilir.

h. BANKA TEMSİLCİLERİ İSTEKLERİ BANKAYA GETİRİRLER

Mesele merkez şubesi tarafından da halledilmemişse, bu sefer merkez şube temsilcisi genel merkezdeki temsilcisini bulur ve konunun genel merkeze götürülmesini sağlar. Burada konunun önce mahallinde halledilmesi ve yukarıya aktarılmaması sistemi getirilmiş oluyor. Sonra mahallinde halledilmeyen meseleler filtre edilerek yukarıya götürülüyor. Şöyle ki, temsilcinin götürebileceği şeyler sınırlı oluyor, götürme ancak resmi mecliste ve aleni olarak yapılıyor. Üçüncü husus, bizzat mağdur olan kimse kendi konusunu bu aleni meclislerde takip edebiliyor. Dördüncü husus, temsilcisini değiştirmek suretiyle meselesini halletmek için topluluğu zorlayabiliyor. Böylece kişi sesini yukarıya duyurma imkanına ulaşıyor ve mağduriyet büyümeden gideriliyor.

i. ŞUBE BAŞKANI TEMSİLCİLERLE VEYA ONLAR ARACILIĞI İLE ORTAKLARLA İSTİŞARE EDEBİLİR

Halkın sesini yukarıya duyurma mekanizması olan temsilcilik mekanizması, aynı zamanda istişare mekanizmasıdır. Şube başkanı konularını temsilcileri ile görüşür ve karara bağlayabilir. Bazı konuların ise ortaklarla görüşülmesi gerekir. Şube başkanı konuyu temsilcilere anlatır. Ortakların da görüşmelerini bildirmelerini ister. Temsilciler ortaklarla ayrı bir görüşme yaparak ortakların görüşlerini alırlar ve bu görüşleri özet halinde ikinci görüşmede başkana götürürler. Her iki görüşme aleni olduğu için ortaklar her zaman görüşlerini bildirme imkânına sahip olurlar. Şube başkanı böylece bütün ortaklarla istişare yapmış olur.

j. MERKEZ ŞUBE BAŞKANLARI İSTİŞAREYİ MERKEZ ŞUBE TEMSİLCİLERİ, ŞUBE TEMSİLCİLERİ VEYA TÜM ORTAKLARLA TEMSİLCİLERİ ARACILIĞIYLA YAPAR

Merkez Şube başkanı da istişarelerini kademe kademe yapabilir. Basit meseleleri merkez şube temsilcileri ile istişare eder ve karara bağlar. Orta derecedeki meseleleri ise şube temsilcileri ile istişare eder ve karara bağlar. Büyük meseleleri ise ortaklara kadar indirerek istişareyi genişletmiş olur.

k. TAŞIMA GORÜŞLER BAŞKANLARA TEMSİLCİLER ARACILIĞI İLE İLETİLİR

Merkez şube başkanı istişareyi hangi kademede yapmak istiyorsa onu istişareye arz ederken beyan eder. Bu istişare temsilcilere gidecekse merkez temsilciler şube temsilcilerine, gerekirse şube temsilcileri meseleyi ortaklara götürüp istişare ederler ve toplanan görüşler özetlene özetlene sonunda merkez temsilcileri aracılığı ile merkez şube başkanına ulaşır.

L. GENEL İSTİŞAREDE HER GÖRÜŞ BAŞKANA ULAŞIR

Genel başkan da istişareyi dört kademede yapabilir. Merkez temsilcileri ile istişare, merkez şube temsilcileri ile istişare, şube temsilcileri ile istişare ve bütün ortaklarla istişare. Bu yolla istişare mekanizması bütün ortaklarla yapılmış olur. Bütün görüşler özetlenerek ve tasnif edilerek başkana ulaştırılmış olur.

m. DEMOKRASİ TEMSİLCİYİ DEĞİŞTİRMEKLE SAĞLANACAKTIR

Bu şekilde kurulmuş olan temsilcilik sistemi, gerçek demokrasinin işlemesini sağlar. Bu suretle hem ortaklar mağduriyetten korunmuş, hem de yönetime katılmış olurlar. Bu katılma periyodik seçimler şeklinde değil, devamlı temas ve temsilci değiştirme şeklinde olacaktır. Aynı zamanda katılmanın eksiksiz olması sağlanmış olacaktır.

n. KARAR, İSTİŞARE SONUNDA VE İSTİŞARE YERİNDE HEMEN ALINIR

Başkanlar kararlarını son istişare oturumunda ve temsilcilere son konuşmalarını yaptırdıktan sonra orada alırlar. Böylece başkanın kararı kendi şahsi görüşünden ziyade tüm ortakların görüşlerinin muhassalası şeklinde tezahür eder. Yani son kararı başkan almakla beraber, kollektif etkilerle alınmış olur.

o. HAFTALIK YAYIN ORGANI BAŞKAN KARARINI İHTİVA EDER

Başkanlar aldıkları kararları periyodik yayın organları ile ortaklara duyururlar. Periyodik yayın organı genel merkezde çıkar ve genel başkanın istişaresi sonunda aldığı kararları ihtiva eder. Bunlar merkez şubelere gönderilir. Merkez şubeler de kendi başkanlarının kararlarını buna eklerler ve şubelere gönderirler. Şubeler de kendi başkanlarının aldıkları kararları ekleyerek ortaklara ulaştırırlar. Böyle bir yayın organı ortaklara vakfın genel giderleri ile ücretsiz ulaştırılır. Böylece tüm ortaklar bankanın faaliyetinden en az haftada bir haberdar edilir.

p. HİZMETLER HAKEMLER KONTROLÜNDEDİR

Alınan kararlar ilgili hizmet kuruluşlarına başkanın emri olarak havale edilir ve hizmet kuruluşları bu emri yerine getirirler. Getirmedikleri takdirde, ilgililer hakemlere başvurarak ihmali olanların tecziyesini isterler. Hakemlerin görevlerini yerine getirmemesi halinde şikayetlerini başkanlara götürürler ve başkanlar görevlerini yerine getirmeyen hakemlerin muhakemesini sağlayarak tecziyelerini sağlarlar. Böylece oluşmuş bir kuruluş yek vücut olarak varlığını sürdürür.

 

 


ALTERNATİF FAİZSİZ BANKA-SELEM VE KREDİLEŞME
1-faizsiz kredileşme kuruluşları
1451 Okunma
2-KAVRAMLAR
2572 Okunma
3-sermaye ve kuruluş
2708 Okunma
4-TEŞKİLAT
1119 Okunma
5-senetler
1266 Okunma
6-MEVDUAT VE KREDİLEŞME
924 Okunma
7-GENEL HİZMETLER
866 Okunma
8-MUHASEBE
1099 Okunma
9-FİYAT
880 Okunma
10-SENETLERİN TEMİNATLARI
1619 Okunma
11-KARARLAR VE SONUÇ
759 Okunma