Kullanıcı Adı:
Parola:
Üye Kayıt
Üye Aktivasyon
Parolamı Unuttum

Captcha image
Show another code

Giriş
ALTERNATİF FAİZSİZ BANKA-SELEM VE KREDİLEŞME
1993 1.Baskı
881 Okunma
ASPxHyperLink

FİYAT
Süleyman Karagülle

SEKİZİNCİ BÖLÜM

FİYAT

 

MADDE 8

Senetler o esnada hangi değerle alınıyorsa ancak o değerle satılabilir. Cari değer arz ve talep dengesine göre ayarlanır. Senetleri banka malikleri adına alıp satar. Kredileşmede de teminat değerleri vardır. Bunlar da arz ve talebe göre ayarlanır.

 

I. FİYATLARIN TESBİTİ

II. ARZ VE TALEP DENGESİ

III. LİBERALİZİM İŞLEYİŞİ

IV. FAİZSİZ BANKANIN İKSİRLERİ

V. DENGE FİYATININ HESAPLANMASI

 

I. FİYATLARIN TESBİTİ

a.. FİYAT VE ÜCRET İNSANA HAS OLAYLARDIR

Ekonomide değerlerin tespiti en önemli meseledir. Çünkü topluluk içinde bölüşme fiyat ve ücretlerle olmaktadır. Fiyat ve ücret sayesindedir ki, insanlar özel kişiliklerini kaybetmeden topluluklar oluşturabilmektedirler. Hayvanlarda da topluluklar vardır. Ancak hayvanlarda sosyal kuruluş güçlenince ferdin kişiliği kaybolmaktadır. Ferdin kişiliği güçlenince topluluk arasındaki bağlar gevşemektedir. İnsanda ise bunun aksine hem kişiliği bütün hayvanların kişiliklerinden daha güçlü hale gelmiştir, hem de insan topluluğu bütün hayvan topluluklarından daha güçlü hale gelmektedir. İşte bu fiyat ve ücret müessesesinin mevcut olması ile gerçekleşmektedir. Fiyat o kadar güçlü bir şeydir ki, birbirleri ile savaşmış devletleri bile bir potada birleştirebilmektedir. En kanlı savaşlarda bile karşılıklı alış verişler daima süregelmektedir. Fiyat sayesinde yeryüzü tek ekonomik bölge haline gelmiştir.

b. FAİZ, FİYAT VE ÜCRET ANARŞİSİNİ DOĞURUR

Faizli sistemin en çok tıkandığı nokta, ücret ve fiyatların serbest denge sistemi içinde oluşturulamamış olmasıdır. Faizin ortaya çıkardığı tekelleşme dünyanın sosyal ve ekonomik dengesini bozmuştur. Faiz durmadan sömürecek bir yer ister, hep alır, hiç vermez. Faizli müssese, acıkmış, durmadan yiyen, fakat kabız olduğu için dışarıya çıkamayan insana benzer. Sonunda patlamaktan başka hangi çıkar yol bulunabilir. Çarpık rejimler hep bu fiyat anarşisi üzerine doğmuş, birinci ve ikinci cihan savaşları fiyat ve ücret dengesizliği sebebiyle ortaya çıkmıştır. Bugünkü soğuk savaşın yegane kaynağı yine beynelmilel hasıladaki dengesiz dağılıştır Bu dengesizlik yeni patlamalara gebe bulunmaktadır. Bunun yegane sorumlusu, adil ve serbest, kendiliğinden oluşan fiyat ve ücret mekanizmasının ortaya konamamış olmasıdır.

c. KAPİTALİZM VE SOSYALİZM BİRER HASTALIK ARAZIDIR

Büyük sanayinin doğması sonunda ortaya çıkan birtakım yeni değerler artık liberalizmin basit kaideleri ile yürütülemez olmuş, onun yerine büyük sermaye hakimiyeti demek olan kapitalizm doğmuş ve faiz bunun hayatiyeti için savunulmuştur. Başarıya ulaşamayan kapitalizmin karşısına sosyalizm ve komünizm gibi insan tabiatına aykırı rejimler türetilmiş ve insanlık için ızdırap kaynakları olmuşlardır. Bugünkü bu hastalıklı dünyadan kurtulmayı vadeden faizsiz sistem, mutlak surette fiyat ve ücret dengesini kurmak zorundadır.

II. ARZ VE TALEP DENGESİ

a. FAİZSİZ SİSTEM DENGELİ LİBERALİZMDİR

Basit liberalizmin genel dayanağı olan arz ve talep dengesinin çok iyi bir şekilde anlaşılamaması halinde, faizsiz bankanın mahiyetini kavramak mümkün değildir. Fiyat ve ücret mekanizmasının temel kanunu, liberalizmde kendi kendine dengede olması esasına dayanır. Bu esas haddizatında çok basittir . Basit olduğu kadar da anlaşılması her ne dense zor olmakta, üzerinde sık sık fahiş hatalar yapılmaktadır.

b. EKONOMİ, İHTİYAÇLARLA OLUŞAN TALEP, MALİYETLE OLUŞAN ARZ FİYATLARINA DAYANIR

Burada bazı mefhumları kavramaya çalışalım: Bunlardan biri, insanların ihtiyaçları mallarla giderilmektedir. Giderilmeden önce çok kıymetli olan bir mal, ihtiyaç giderildikten sonra değerini tamamen kaybeder. Susamış bir insana bir bardak su bazan dünyalara bedel hale gelir. Çöl ortasında kalan bir susuz insan için bir bardak su hayat demektir. İnsan için ise hayattan daha kıymetli bir şey yoktur. Ama bir nehrin içinde suyun hiçbir kıymeti bulunmaz. Bu liberalizmin birinci. kanununu oluşturur. Mallar çoğalınca değerlerini kaybederler. Yani fiyat ile miktar ters orantılıdır. Diğer taraftan malları elde etmek için de bir gayrete ihtiyaç vardır. Bu gayret ise bir değerin harcanmasıdır. Harcamayı göze aldığımız değer sonunda bize getireceğinden az ise o işi yaparız, çok ise yapmaktan vazgeçeriz. Diyelim ayakkabıcıyız, ayakkabıya yapacağımız masraflar satacağımız ayakkabıdan daha az ise o ayakkabıyı imal ederiz, değilse vazgeçeriz. Bu da ekonominin ikinci kanununu verir. Malın fiyatı ne kadar olursa üreticileri o kadar çok olur ve piyasada satılacak mal o kadar artar.

c. DENGE ARZIN TALEBE EŞİT OLDUĞU YERDE KURULUR

Şimdi bir malın fiyatı yüksekse üretilmeye başlanır ve mal çoğalmaya başlar. Gittikçe mal çoğalır ve dolayısıyla fiyat düşer, öyle bir yere gelir ki üreticilerin maliyet fiyatlarına eşit olur. O zaman üreticiler o malı üretmekten vazgeçerler. Üretme durur. Tüketme ise devam eder. Bu defa piyasa da mal azalmış olur ve fiyat yükselir. Fiyatın yükselmesi üreticileri tekrar harekete geçirir. Böylece arz ve talep bir denge etrafında titreşip durur. Bu da ekonominin üçüncü kanunudur.

d. MÜDAHALE DENGEYİ BOZAR

Liberal ekonominin dördüncü kanunu ise, fiyatların kendi kendine dengeye gelecekleri ve bu denge halinde üretim ve tüketimin, dolayısıyla ekonomik büyüklüğün maksimum olacağıdır. Zorlayarak ister fiyatlan yükseltelim, ister düşürelim mutlaka ya üreticiler ya da tüketiciler azalacağı için genel ekonomik büyüklük küçülecektir. Matematiksel tahliller bize göstermektedir ki, bu küçülme tekel rejimlerinde yarıya kadar inmektedir. Öyleyse kesinlikle fiyatlara müdahale edilmemelidir.

e. SANAYİ İNKILABI EKONOMİK KANUNLARI İŞLEMEZ YAPAR

Liberalistlerin bu çok mantıki ve kesin izahları büyük sanayinin gelişmesinden evvel aynıyla uygulanıyor ve yaşanıyordu. Ne var ki, bu kanunlar 19. ve 20. yüzyıllarda sanayinin gelişmesi karşısında işleyemez olmuşlardır. Öyle bir gün gelmiştir ki, liberalizmin bu değişmez tabiî kanunları tamamen inkar edilmiş ve onun yerine başka sistemler önerilmiştir. Liberalistlerin izah ettikleri bu kanunlar tüm eski devirlerin benimsedikleri ve bütün düzenlerini onun üzerinde kurdukları kanunlardır. Dinlerin bütün felsefesinde bu kanunlar yatmaktadır. Bunu çok basit olarak açıklayalım: Bir hükümet emirname çıkarsa, narh koysa ve bu narhın korkusu ile alış veriş yapılsa, fıkha göre bu alış veriş batıl dır. Çünkü kişinin elinden malının alınabilmesi için rızası şarttır. İradesi yeterli değildir. Rıza ile irade arasındaki farkı kumar örneği ile açıklayabiliriz; kumarda irade var rıza yoktur. Halbuki baskı yapılmadan yapılan alış verişlerde hem irade var hem de rıza vardır. İşte dinler ekonomide bu kadar ileri bir derecede liberalizmi benimsemişlerdir. Hatta faizin yasaklanmasını da bu rıza ve irade ile açıklayabiliriz. Faizde irade vardır; ama rıza yoktur. Kişi istemeye istemeye mecbur kaldığı için faiz ödemek durumundadır. Ama dinler sosyal müsseselerde aynı rıza şartını aramamışlardır. Korktuğu için biat etmiş olsa bile, o biatı geçerli saymışlar ve ondan dönmenin caiz olmayacağını kesin ifadeleri ile ileri sürmüşlerdir. Hatta eşlerden biri diğerini tehdit ederek evlenmeye zorlasa, karşı taraf da korkusundan bunu kabul etse, bu nikah meşru sayılmıştır ve taraflara fesh hakkını tanımamıştır. İşte bu derecede ekonominin liberalizmini benimseyen dinler, değişen yeni dünya şartlarına uyamadıkları için hayat sahnesinden çekilmek ve mabetlere kapanarak inananları bir tür istismar etmek dışında bir şey yapamaz olmuşlardır. İşte faizsiz bankanın halletmesi gereken konu, liberalizmin yukarıda bahsedilen genel kanunları ile yeniden hayat sahnesine çıkmasını sağlamaktır. Bunun için arz ve talep kanunlarına göre yeniden fiyat ve ücret dengesinin sağlanmasını gerçekleştirecek imkânları ortaya koyması gerekir.

f. FAİZSİZ BANKA EKONOMiK DÜZENİ YENİDEN KURACAKTIR

Fiyat ve ücret mekanizmasının çağımızda liberalistlerin istediği bir şekilde işlemez olmasının sebepleri ortaya konmalı ve bu sebeplerin giderilmesi ile yeniden insanlık için ideal olan o sistemin gelip gelemiyeceğini ortaya koymalıyız. Bunu yapabildiğimiz takdirde faizsiz bankamızı kurma imkânını elde etmiş olacağız.

III. LİBERALİZMİN İŞLEYİŞİ

a: DOYMA, ÜRETME, DENGE VE SERBESTLİK KANUNLARININ ENGELLERİ VARDIR

Çok mantıkî ve kesin görünen liberalistlerin doyma, üretme, denge ve serbestlik ile ilgili dört kanunun çağımızda işlemediğini görmüş bulunuyoruz. Bunların nedenlerine çok kısa olarak temas edeceğiz.

h. DEPO EDİLEMİYEN MALLARDA ARZ VE TALEP DENGESİ OLUŞAMAZ

l. Depo edilemeyen mallarda arz ve talep kanunları işlemez. Çünkü arz ve talep kanununun temel dayanağı, piyasada malların artması ve azalması ile fiyatların azalıp çoğalmasıdır. Depo edilemeyen mallar için böyle bir artma ve azalma söz konusu olmayacaktır. Çünkü depo edilememektedir. Dolayısıyla çok açık bir şekilde depo edilmez mallarda liberalistlerin serbest arz ve talep kanunları cereyan etmeyecektir. Eski çağlarda böyle mallar hemen hemen hiç yoktu. Dolayısıyla bu işlemezlik görülmüyordu. Çağımızda ise mal mübadelesinin yanına emek mübadelesi girdi. Emek ise depo edilemeyen bir nesnedir. Sonra yine mal mübadelesinin yanında kira müesseseleri ekonomiye hakim olmaya başladı. Bu da depo edilemez. Bunun yanında elektrik gibi çok kullanılan bir meta da depo edilebilir cinsten değildir. Çağımızda birçok sosyal hizmetler de, ekonominin kanunları ile düzenlenmek istenmektedir. Meselâ doktorluk, avukatlık ve başka tüm sosyal hizmetler para ile yapılmaktadır. Bunlar da depo edilemez. İşte öyle bir gün geldi ki, depo edilebilir değerlerle edilemez değerler arasındaki nispet, edilebilirler aleyhine çoğaldı ve depo edilen mallara uygulanan kanunlar edilemezlere de teşmil edildiği için serbest arz ve talep kanunlan işlemez olmuştur.

c. TAŞINMAZ MALLARDA ARZ VE TALEP DENGESİ OLUŞAMAZ

2. Taşırmıaz mallarda da serbest arz ve tâlep kanunları işlemez. Arz ve talep kanunlarında fiyatı düzenleyen o anda ki ihtiyaç ile o anda mevcut olan mallardır. Halbuki taşınmazlar için durum tersinedir. İhtiyaç günün ihtiyacı olacaktır. Ancak inşaatçılar onu ancak birkaç sene sonra vücuda getireceklerdir. Halbuki o zaman belki de o ihtiyaç ortadan kalkmış olacaktır. Böylece böyle bir ihtiyacın giderilmesi için yükselen fiyatlar arz ve talep dengesini kuracak şekilde harekete geçirmez. Eski çağlarda taşınmazlar ticaret mahiyetinde değil, karşılıklı alınıp satılırdı. Şimdi ise bir inşaat sektörü oluşmuş ve artık taşınmazların ticareti yapılmaktadır. Sonra eskiden kiracılar çok azdı. Herkes kendi evinde oturuyor ve kendi işyerinde çalışıyordu. Şimdi ise hemen hemen herkes başkasının işyerinde çalışmak zorunda kalmaktadır. Bundan dolayı liberalistlerin arz ve talep kanunları işlemez olmuştur.

d. PLANLANACAK YERLERDE ARZ VE TALEP DENGESİ OLUŞAMAZ

3. Planlama gerektiren yerlerde arz ve talep dengesi kendiliğinden oluşamaz. Arz ve talep dengesi o anda mevcut mallar ile o andaki ihtiyaçlara cevap verecektir. Fiyatlar ona göre oluşacaktır. Kendi üretip mallarını depo eden ve pahalılandığı zaman satan kimseler için arz ve talep dengesi kendiliğinden oluşacaktır. Ama ileride doğacak ihtiyaçlar ile ileride meydana gelecek mallar hakkında şimdiden arz ve talep dengesinin kurulmuş olmasını beklemek yanlıştır. Çünkü bu hesaplara ve tahminlere dayanacaktır. Medeniyet geliştikçe planlama kesinlikle zaruret halini almıştır. Artık plansız hiçbir ekonomik faaliyet kendi dengesini kuramaz olmuştur. İşte bugünkü insan o andaki tüketimi için değil, bir yıl sonra ortaya çıkacak tüketim için çalışmaktadır. Hatta inşaatlarda bu, beş on seneyi bulmaktadır. Artık bu şartlar altında serbest arz ve talep kanunlarının işlemesini düşünmek mümkün değildir.

e. FAİZLİ SİSTEMDE SERBEST ARZ VE TALEP KANUNLARI İŞLEMEZ

4. Faizli sistemde serbest arz ve talep kanunları işlemez. Faizli sistem tekele dayanmaktadır. Çünkü tekel oluşturulmadığı takdirde müteşebbisler kazanamaz hal alırlar. Onlar kazanamayınca bankalara faizi değil, anamalı da ödeyemezler. Sonunda bankalar mudilere cevap veremez hale gelirler. Bu da işte o sistemin yıkılması demektir. Bunun çaresi şudur; bankalar tekeli oluştururlar. Alış ve satış fiyatlarını kendileri tespit ederler ve kredi açtıkları teşebbüslere suni olarak kazandırırlar. Bu durum da, artık serbest arz ve talebin olmasını kendiliğinden suni olarak ortadan kaldırır. Bankacıların elinde bunun için kullandıkları bir silah vardır. O da banknottur. Para onların elindedir. Kredi onların elindedir. Artık istediklerini zengin edebilmekte ve istediklerini de istedikleri zaman iflas ettirebilmektedirler. Bunun için arz ve talep kanunları ortadan kalkmış ve denge bozulmuştur. Yani iddia ettikleri gibi denge bozulduğu için faizli müesseselere ihtiyaç duyulmamıştır; aksine faizli müesseseler kurulduğu için denge bozulmuştur. Daha yumuşak bir ifade ile, önce yukarıda sayılan üç sebep fiyat dengesini bozmuş ve faizli düzenin doğmasına sebep olmuştur. Şimdi ise faizli düzen kendi hayatını sürdürebilmek için fiyat dengesini kendisi bozmaktadır.

f. FAİZSİZ BANKA BU İŞLEMEZLERİ İŞLER YAPAR

İşte bu dört sebepten dolayı çağımızda serbest arz ve talep kanunlan işlemez olmuştur. Faizsiz banka kurmak demek, bu maddeleri işler hale getirebilmek demektir. Bunun iksirini bulmak demektir.

IV. FAİZSİZ BANKANIN İKSİRLERİ

a. LİBERALİZMİN CANLANDIRILMASI TEDBİRLERLE MÜMKÜNDÜR

Faizsiz sisitemin tekrar gelip işleyebilmesi için liberalistlerin ortaya koyduğu dört kanuna işlerlik kazandırmalıyız. Bunun için bir dizi tedbirlere ihitiyaç vardır.

b. NAKİT SENETLERİ YERİNE MAL SENETLERİ ORTAYA KONMALIDIR

l. Banknotu devreden çıkarmak gerekir. Fiyat üretici ile tüketici arasında bir haberleşme aracıdır. Fiyatlar yükselince tüketiciler yavaşlar, üreticiler hızlanır. Aksine fiyatlar düşünce üreticiler yavaşlar, tüketiciler hızlanır. Dengeyi bu sağlar. Halbuki enflasyonist sistemde fiyatlar malların azalması veya çoğalmasına göre değişmez, aksine piyasaya sürülen paranın azalması veya çoğalmasına göre değişir. Böylece fiyatlar istikrar kazansa dahi artık fonksiyonlarını icra edemez olurlar. Buna çare olarak, yukarıda teklif ettiğimiz senetleri devreye sokmak gerekir. Toprak, demir, buğday ve altın senetleri ile bunlara dayanan diğer tüm hamiline yazılmış mal senetleri bu meseleyi halletmiş olacaktır.

c. SELEM SENETLERİYLE DEPOLANAMAZ MALLAR DEPOLANIR HALE GELİR

2. Karşılıksız senetler çıkarılmamalıdır. Böylece piyasa da dolaşan senetler mahdut sayıda olacağından ve karşılığı kesin olarak hiç olmazsa taahhüt edilmiş bulunacağından, mallar depo edilemez olsalar da miktarları bilineceği için arz ve talep dengesini kuracaktır. Gelecek sene üretilecek domatesin miktarını planlama ile şimdi tespit edeceğiz, vadeli mal senetleri halinde piyasaya süreceğiz ve bu piyasada mevcut senetlerin sayısı ile gelecek senedeki durumunu şimdiden bilme imkânına ereceğiz. Ancak bu senetleri çıkaracakların istedikleri kadar senedi piyasaya sürememeleri için ipotek sistemi getirilecektir. Taşınmaz mallar kadar senetler çıkabilecektir. Böylece nedret kanununa dayanılarak bir arz ve talep dengesinin gerçekleşmesi sağlanacaktır.

d. SELEM SENETLERİ MİKRODA MÜDAHALE ETMEDEN MAKRODA PLANLAMAYI SAĞLAR

3. Makroda planlama yapılacak ve mikroda tam serbestlik sağlanacaktır. Bu da yine çıkarılacak senetlerle mümkün olacaktır. Diyelim ki gelecek yıl onbin ton buğdaya ihtiyacımız var. On bin tonluk buğday selem senedi piyasaya sürülecek ve bunu kredi olarak alan zürranın kimler olacağını ise kredi alanların kendileri belirleyecektir. Zürra hangi senedi isterse onu kredi olarak alabilecektir. Krediyi de geçmiş senelerde ödediği vergiler nispetinde alacağı için mikro da bir müdahale söz konusu olmayacaktır.

e. TAŞINMAZLAR HİSSE SENETLERİ İLE TAŞINIR HALE GELİR

4. Görülüyor ki, malların yerine senetleri ikame etmekle depo edilemeyen mallar depo edilir gibi olmakta ve şimdi mevcut olmayan mallar da şimdi senetleri ile mevcut olmaktadır. Böylece arz ve talep dengesine mani olan engeller ortadan kalkmaktadır. Şimdi bütün mesele bu senetlerin revaç bulabilmesi için gerekli desteği sağlamaktır. Bu desteğin sağlanması ise fiyatların mevcut stoklara göre hesaplanarak ilan edilmesidir ve senetlerin bu fiyatlarla araya bir fark koymaksızın bankaca satılması ve satın alınmasıdır. Yani banka ilan ediyor ve diyor ki, ben bu hafta mesela arpa senedini şu fiyatla alıyorum ve satıyorum. İsteyenler bu parayı getirsinler ve onlara senedi vereyim; isteyenler senedi getirsinler ben onlara para vereyim. İşte bu garantiyi veren banka piyasada o senetlere likidite kazandınr ve bu sayede arz ve talep kanunları işler hale gelir.

Ne var ki, banka bu alış ve satışta denge noktasını keşfetmek ve ona göre fiyatları ilan etmek zorundadır. Yoksa senetlerin fiyatlarını arz talep dengesinin gerektirdiği yerde ilan etmezse, o zaman ya kasasında olağanüstü paralar yığılır veya senetler geriye iade edilir. Her iki halde de ekonomik denge bozulmuş demektir. Yani kabız olmuş obur adam durumuna farkına varmadan düşülmüş olur.

Bizim yaptığımız keşif işte bu denge fiyatının hatasız bulunmasıdır. Hatalı olarak bulunsa dahi, bir zaman sonra hatanın kendi kendisini tashih etmesidir. Biz bu dengeyi nasıl bulabiliyoruz? Nasıl keşfedebiliyoruz? Hiç şüphe yok ki, burada bize yardım eden muhasebemizdir, muhasebedeki kayıtlarımızdır. Muhasebe bize bugünkü durumun envanter hesapları ile, geleceğin durumunu ise taahhüt hesapları ile vermektedir. Bir başka yardımcımız da genel planlama olacaktır. Geçmiş yıllarda ülkemizde tüketilen mallar bize gelecekteki ihtiyaçlarımızi bildirecektir. Bu yıl kaç kilo süt tüketilmişse, gelecek yıl da o kadar süt tüketileceğini tahmin edebiliriz.

Çok gelişmiş bulunan istatistik ilmi bize gelecek hakkında çok sıhhatli değerler verebilmektedir. Geçmiş on yıl alınır ve tetkik edelirse, üretilip tüketilen malların değişme seyri hakkında bize fıkir verir ve biz buna göre ihtiyaçlarımızı tespit etmiş oluruz. İşte bir taraftan hali hazır durum, diğer taraftan makro için hazırladığımız geleceğin planları bize bilgi olarak gelecektir. Önce piyasaya planlamanın bize haber verdiği gelecek yıl ile ilgili tahminlerine uygun sayıda senetler basacağız ve piyasaya sürmeye başlayacağız. Senetlerin müşterisi çoksa fiyatını yükselteceğiz. Azsa düşüreceğiz ve istediğimiz rakamda durma meydana gelinceye kadar bu değişmeye devam edeceğiz. Böylece piyasaya planladığımız miktarda senetle gireceğiz ve fiyat kendiliğinden oluşacak, yani serbest arz ve talep kanunları işleyecektir.

V. DENGE FİYATININ HESAPLANMASI

a. PARA MAL İLE FİYATIN ÇARPIMIDIR

Devletin piyasaya sürdüğü toplam bir nakit mevcuttur. Bu nakit o devletin içinde mevcut tüm malları satın almak üzere biriktirilmiş bulunmaktadır. Çağımızda kimsenin kendi ürettiğini tükettiği kabul edilmeyeceğine göre, tüm üretilmiş değerler satılıktır demektir ve bu değerler halkın cebinde bulunan nakit ile satın alınacaktır demektir. Bunun anlamı, ülke içindeki tüm mallar ile, onların fiyatları ile çarpımının toplamı, ülke içinde bulunan paraya eşit olacaktır. Buna başka bir deyişle, para mala eşittir denir. Bu eşitlik Newton'un atalet kanunu gibi ekonominin ana kanunudur.

  1. HER MAL CİNSİNE MİLLİ PARADAN BİR PAY DÜŞER

Şimdi belli bir malın toplam miktarı ile fiyatı çarpılırsa, o malın toplam bedelini gösterecektir ve bütün ülke içindeki paranın içinde o mala ait pay belirlenmiş olacaktır. Buna o malın parası tabirini kullanacağız. Yani ülke içinde satılmak üzere hazırlanmış demirin fiyatı ile çarpımı sonucu elde edilen meblağ demir parasıdır. Her malın kendi parasının korunduğu kabul edilebilir. Ekonomik bünyede bir değişiklik olmamışsa, mallara ait paraların miktarlarında da değişiklik meydana gelmez. Ancak ekonomik bünyede veya ikame mallarında bir değişiklik vuku bulursa, bu para bölüşümünde de bir değişiklik söz konusu olabilir. Bu değişiklikler yıl sonu planlamalarında etkisini gösterecektir.

c. FİYAT, MALA AYRILAN PARANIN O MAL MİKTARINA BÖLÜNMESİDİR

Şimdi, mal miktarı ile fiyatın çarpımı sabit kalmaktadır. Bu fizikteki basınç ile hacim arasındaki ilişkiye benzer. Bilindiği gibi bir gazın sıcaklığı sabit kalmak şartı ile hacim ile basıncın çarpımı sabittir. Hacim mal miktarına, basınç da fiyata tekabül etmektedir. İşte bu muhakeme bize talep eğrisinin formülünü verecektir. Bu andaki stok miktarı ile yine bu andaki serbest arz ve taleple oluşmuş fiyat miktarının çarpımı, o mala ait para miktarını verecektir. Buna denge bedeli denilir ve şöyle ifade edilir. Bir malın fiyatı ile stok miktarı çarpılırsa, denge bedeli elde edilir.

d. KREDİ İLE YAPILACAK SÜBVANSİYONLA BU DENGE FİYATI KAYDIRILABİLİR

Denge bedelinin tespiti için geçmiş yıldaki fiyat istatistikleri ile stok istatistiklerini değerlendirmek kafi gelecektir. Bununla beraber planlamadan bu denge bedelleri istenilen miktarda tespit edilerek bankaca gerekli destek yapılarak planlamaya uygun bir ekonominin gerçekleşmesi sağlanır. Yani makroda bu denge bedelinin ayarlanması imkân dahiline sokulabilir. Ancak fiyat bir hiperbol olan talep eğrisine göre serbestçe oluşacağından mikroda asla müdahale edilmeyecektir.

e. FORMÜL, DENGE BEDELİ, DENGE FİYATI VE DENGE STOKU İLE KURULUR

Denge bedeli tesbit edildikten sonra denge stoku ve denge fiyatı da belirlenebilir. Denge bedeli ile oluşmuş bulunan talep eğirisi bu sefer talep eğrisi ile kesiştirilirse denge bedeli ile denge fiyatı ortaya çıkar. Şüphesiz denge fiyatı ile denge miktarının çarpımı da denge bedelini verecektir. İyi bir planlamacı, baştan koyduğu denge bedeli ile hesapladığı denge fiyatı ve denge miktarını isabet ettiren planlamacıdır.

f. NAKİT REZERVİ MİKROYA MÜDAHALE ETMEDEN MAKRODA DENGEYİ SAĞLAR

Denge bedeli yüksek tutulursa talep eğrisi ileriye doğru kayar. Düşük tutulursa geriye doğru kayar. Bunun anlamı, planlama o malın istihlâkini teşvik etmiş veya kısmış olur. Denge eğrisini ileriye kaydırmak için veya geriye çekmek için planlamadan öyle tesbit edilmesi yeterlidir. Şu kadar var ki, bunun böyle gerçekleşebilmesi için tüm senetlerin arz ve talebini bankanın karşılaması gerekir. Yani arz ve talebe göre fiyatları bankanın baştan tespit etmesi ve her gelenin senedini o fiyatla alması, her isteyene de o senedi fiyatı ile satması gerekir. Pek tabiidir ki banka bunu ancak naktî gücü nispetinde gerçekleştirebilir. Bu desteği istediği kadar serbestçe yapamaz. Ancak belli imkânlarını istediği tarafa yönelterek o malın üretilmesini ve tüketilmesini plan içinde gerçekleştirebilir.

g. SATIŞ FİYATLARI TÜKETİMİ, KREDİ DEĞERLERİ ÜRETİMİ PLANLAR

Arz ve talebin denge miktarında ve fiyatında gerçekleşebilmesi için sadece talep eğrisini etkilemek yeterli değildir. Arz eğrisini de yöneltmemiz gerekecektir. Bunun için maliyet fiyatlarını düşürme yollarına gidilmelidir. Maliyet ancak nakit kredi ile faizsiz olarak desteklenirse düşürülmüş olur. Banka o malın senedini teminat olarak kabul edecek ve nakit kredi verecektir. Böylece o senet değerinden daha kıymetli alınıp satılacaktır. Bunun anlamı, kredi rantının o malın fiyatlarını düşürmede kullanılmasıdır. Bir senede tanınan nakit kredi o senedin teminat değerini ifade eder. Bu teminat değerini yüksek veya düşük tutmakla arz eğrisini etkilemiş olur

h. TÜM ARZ VE TALEBİN KARŞILANMASI MİKRODA SERBESTLİĞİ GETİRİR

Görülüyor ki, banka denge bedelini tespit etmekle arzı ayarlayabilmekte ve böylece makroda yapılan planın istenilen fiyat ve miktar içinde gerçekleşmesini sağlamaktadır. Herkesin senedini ilan ettiği fiyatla alması ve aynı fiyatla isteyenlere satması yani bütün arz ve talebi karşılaması mikroda müdahaleyi önler. Aynı şekilde teminat olarak senedi rehin eden herkese istediği nakit krediyi vermesi de yine mikroda müdahaleyi önlemiş olur. İşte bu iki uygulama liberal sistemin uygulanmasında karşılaşılan tüm zorlukları yener ve yeniden faizsiz çalışmasına imkân verir.

i. AZAMİ FİYAT VEYA ASGARİ STOK DA FORMÜLE İTHAL EDİLEBİLİR

Yukarıda anlattığımız talep eğrisinde fiyat sıfır iken miktar sonsuzdur. Aksine miktar sıfır iken fiyat sonsuzdur. Tam ideal bir madde için bu ifade doğrudur. Ancak ikame mallarında veya lüks mallarda bu ifadenin tamamen doğru olduğu iddia edilemez. Biz planlama yaparken de azamî fiyatı veya azamî malı sınırlamak isteyebiliriz. O zaman fiyatla miktarın çarpımı yerine, fiyat ve miktarlara kalan fiyat ve miktarlar ilave edilmek suretiyle yeni formül geliştirilmiş olur ve şu anlamları taşır.

j. SENET VE MUHASEBE İLERİ LİBERALİZMİ DOĞURUR

Denge bedelinin kalan fiyata bölünmesi azamî mal miktarını verir. Yine denge bedelinin kalan mala bölünmesi azamî fiyatı verir. Azamî fiyatta mal sıfır olacağı için alış veriş durur, yine azamî malda fiyat sıfır olacağı için yine alış veriş durur. Böylece faaliyet durdurulmuş olur. Tabiî her zaman ikisinin birden azamî değerlerinin tespiti gerekmez. İlaveyi birine yaptığımızda yalnız diğerinin azamî fiyatını tespit etmiş olabiliriz. İstenirse asgarî miktar ve fiyatlar da tespit edilebilir. Bu takdirde formülde fiyat ve miktarlara kalanları ilave edeceğimize, kalanları çıkarmamız gerekir. Yani pozitif kalan yerine negatif kalanı kullanacağız. Mal miktarı kalan miktara eşit olduğu zaman, çarpanlardan biri sıfır olacağından, diğeri yani fiyat sonsuz olacak ve elimizde satamadığımız bir mal miktarı kalacaktır. Aksine fiyata negatif kalan ilave ettiğimiz zaman fiyat sıfır olmadan çarpan sıfır olacak ve mal miktarı sonsuz olacaktır. Ne var ki, bunu gerçekleştirmek insanlar için mümkün olmadığından bu hal hiç kullanılmayacaktır.

Şimdi denge bedeli, denge fiyatı, denge miktarı ile azamî veya asgarî mal miktarları ve yine azamî veya asgarî fiyatları tesbit etmek banka için mümkün olmakta ve bunu mikrodaki serbestliğe müdahale etmeden gerçekleştirebilmektedir. Bunu da senetlere hem satış ve alış ile hem de onlara kredi tanımakla gerçekleştirmektedir. Bütün bunları yapabilmesi için tek çare olarak senetleri kullanmaktadır. Senetler sayesinde bu düzenlemeler meydana gelmektedir. Fakat sadece senetlerle bu işin düzenlemesi mümkün olmayıp, yerine basit sade ama kuvvetli bir muhasebenin tutulması da zaruri olmaktadır.

k. SENETLERİ SAHİPLERİ ADINA ALIP SATACAK, KENDİSİ KREDİLENDİRECEKTİR

Banka bütün senetlerin satış ve teminat fiyatlarını yukarıda verilen formüllerle hesaplayacak ve ilan edecektir. Senetleri sahiplerinin adına satacak ve satın alacaktır. Bütün arz ve talebi karşılayacaktır. Senetlere plana göre bir kredi tanıyacak ve bu krediyi de bütün talepleri ile karşılayacaktır. Mekanizma budur ve sadedir.

l. MAL SAYIMLARI YERİNE SENET SAYIMLARI LİBERALİZMİ YAŞATACAKTIR

Daha önceleri muhasebe tarafından her an durumun tespit edilmekte olduğunu belirtmiştik. Bu tespitin kolaylaşabilmesi için mal sayımı yerine senet sayımı ikame edilmişti. Bir ambar veya rafa oranın nominal kapasitede senedi konuluyor ve mal geldikçe senet çıkarılıyor, mal gittikçe senet geliyordu. O yerdeki toplam senet miktarı bilindiği için, devre sonunda senedin sayılması ile eksilen senet kadar orada mal mevcut olduğu anlaşılıyordu. Bu sayede uzun mal sayımları yerine bankada olduğu gibi kağıt sayımları geçiriliyordu. Bu basit bir işlemdir. Ancak bunun sayesinde liberalizm kanunları işler hale gelmektedir ve çağımızda faizsiz adil düzen kurulabilmektedir.

m. DENGE FİYATLARI BULDUĞUMUZDA MÜDAHALEYE GEREK KALMAYACAKTIR

Senet envanterleri sayesinde mal envanterleri de gayet kolaylıkla sağlandığına göre, teminat ve satış fiyatlarının tespiti gayet basit olacak ve gerçek denge fiyatlarına uymuş olacaktır. Banka gerçek denge yerlerini bulmuş olacağı için mikroda hiçbir zaman arz ve talep dengesinin bozulmasına imkân vermiyecektir. Ve bütün müteşebbisleri tam serbesti içinde hareket etme imkânına kavuşturacaktır.

n. MERKEZ AMBARLARDAKİ STOKLAR TÜM ÜLKE STOKLARININ MÜŞİRİDİR

Daha önce anlattığımız bir hususa burada yeniden temas etmekte fayda vardır. Bunlardan biri merkez ambarlarıdır. Merkez ambar demek gelen bütün malı kabul eden ve her isteyene de malı veren ambar demektir. Ancak bu ambar malı sadece o malın senedi ile alıp verecektir. Böylece senedin mal cinsinden değeri bütün ülke içinde korunacaktır. Yani herkes kesinlikle bilecek ki, ben bu malımı merkez ambarına teslim edersem karşılığını senet olarak alabilirim. Aksine senedimi merkez ambarına götürürsem karşılığında bu senette yazılı malı alabilirim. İşte bu imkân senedin başka yerlerde de mal ile değiştirilmesi imkânını verir. Yani Ankara'daki kereste senedi ve kereste ambarı arasındaki ilişki, Erzurum'daki kereste tüccarları ile kereste senedi sahipleri arasında benzer ilişkiyi kurar. Nakliye masrafları ve küçük kârlar hariç yaklaşık olarak aynı denkliği korurlar. Merkez ambarlardaki stok miktarları bütün ülkedeki stok miktarına paralel olarak artıp eksileceğinden fiyatların hesaplanmasında sadece merkez ambardaki stok miktarının bilinmesi yeterli hale gelir. Böylece mal senedi fiyatları merkez ambarındaki miktarlar ila ayarlanmış olur. Bütün senetler mal stoklarına göre değil, senet stoklarına göre de fiyatları hesaplanacaktır. Anamal senetlerinin fiyatları mal stoklarına göre, diğer senetler ise senet stoklarına göre değerlenmiş olacaktır.

 

 


ALTERNATİF FAİZSİZ BANKA-SELEM VE KREDİLEŞME
1-faizsiz kredileşme kuruluşları
1451 Okunma
2-KAVRAMLAR
2572 Okunma
3-sermaye ve kuruluş
2708 Okunma
4-TEŞKİLAT
1119 Okunma
5-senetler
1267 Okunma
6-MEVDUAT VE KREDİLEŞME
924 Okunma
7-GENEL HİZMETLER
866 Okunma
8-MUHASEBE
1100 Okunma
9-FİYAT
881 Okunma
10-SENETLERİN TEMİNATLARI
1619 Okunma
11-KARARLAR VE SONUÇ
759 Okunma